İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/978 E. 2024/1198 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/978
- Karar No
- 2024/1198
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/ KARAR NO : 2024/ HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/10/2023 KARAR TARİHİ : 21/11/2024 Mahkememizde açılan davanın açık muhakemesi sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile müvekkili arasında 2021 yılı Şubat ayından itibaren kumaş- iplik alım satımı ticaretinin yapıldığını, davalı taraf ile 5.11.2021 tarihinde Mal Satış Sözleşmesi yapıldığını, davalı tarafın bu sözleşmeye uymamasına rağmen müvekkilinin edimlerini eksiksiz ve tam ifa ettiğini, piyasa şartları gereği bir süre sonra fiyatın belirli bir KURA sabitlenmesi konusunda tarafların mutabık kaldığını, faturaların USD üzerinden kesildiği ve davalının USD faturalarına itiraz etmeyerek ticarete devam ettiğini, 2022 yılının son aylarında USD kurunun son derece yükseldiğini, davalının bu tarihten sonra cari hesapta olan bakiyeleri ödemediğini, ... 5. Noterliğinin 23.11.2022 tarihli yevmiye no'lu ihtarnamesinin keşide edilerek açık faturalara ve neticeten cari hesaba dayalı bakiyenin ödemesinin yapılmasının ihtar edildiğini, USD üzerinden 15.04.2022-01.10.2022 arasında aylarca devam eden ticaret yazılı deliller ile sabit olduğunu, müvekkilin teslim etmiş olduğu mallardan bakiye alacağının bulunduğunu, bu nedenle 2.000 USD'ye tekabül eden kısmının ihtarname tarihinden itibaren, kamu bankalarınca o yabancı para için açılmış 1 yıl vadeli mevcudat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmek sureti ile davalı şirketten tahsilini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE KARŞI DAVA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı ile davacı şirket arasında 05.11.2021 tarihli yazılı Mal Satış Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye göre 12.11.2021 tarihinden başlamak üzere 07/01/2022 tarihine kadar her hafta 40.000,00mt Terry Cotton (optik-renkli) 10Sgr kalitesinde ürünün davalı şirkete teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, yine Terry Cotton optik 10Sgr kalitesinde ürün metresi 10,50 TL *KDV, Terry Cotton renkli 105gr kalitesinde ürün için 160.000 metre ürünün en geç 07.01.2022 tarihine kadar teslim edileceği davacı şirket tarafından müvekkil şirkete taahhüt edildiğini, ancak söz konusu taahhütlerin bir çoğuna davacı şirket tarafından uyulmadığını, ürünlerin süresinde teslim edilmediği, ürünlerin önemli bir kısmı da süresinden sonra teslim edildiği ve halen de teslim edilmeyen ürünler mevcut olduğu, bu kapsamda yaklaşık 6.336 metre teslim edilmeyen ürün mevcut olduğunu, teslim edilen ürünler sözleşmede taahhüt edilen olmadığı, sözleşmede taahhüt edilen ürünler 105 gr kalitesinde olmalıyken teslimler yaklaşık olarak 92-99gr kalitesinde olduğu, taahhüt edilen kalitenin 965-10 arasında eksik kalitede teslim edildiği, buna ilişkin numunelerin ellerinde olduğunu, ürünler teslim edilirken 05.11.2021 tarihli “Mal Satış Sözleşmesi” akdedilen sözleşmeye aykırı bir şekilde ürünler Terry Cotton optik 10S gr kalitesinde ürün metresi 10,5S0TL*KDV, Terry Cotton renkli 105 gr kalitesinde ürün metresi 11,00TL4KDV fiyatının dışına çıkılarak güncel dolar kuru üzerinden fiyatlandırma yapılmaya çalışıldığı, 05.11.2021 tarihli “Mal Satış Sözleşmesi” gereğince toplamda teslim edilmesi gereken 360.000MT ürünün KDV dahil bedeli 4.112.588,27TL olduğunu, bugüne kadar sözleşmeye konu ürünler için davacı şirkete yapılan ödemeler toplamı ise 4.103.930,72TL olduğu, ürünlerin 6.336 mt eksik teslim edildiği de düşünüldüğünde davacı şirketin iddia ettiği üzere 31.036,57USD alacağı bulunmadığını aksine müvekkili şirkete 6.336 metre ürün borcu bulunduğu, bununla birlikte ürünlerin 10Sgr kalitesinde değil de daha düşük kalitede gönderildiği (ayıplı-hatalı ifa) düşünüldüğünde müvekkili şirketin piyasa koşullarında maddi ve manevi olarak ciddi bir zarara uğradığını, davacı tarafın sözleşmeye, sadece faturalar yani alacak iddiası üzerinden aykırı davranmadığını, taahhüt ettiği hiçbir ürünü zamanında teslim etmediği, teslim ettiği ürünleri de kalite olarak sözleşmede taahhüt ettiği kaliteden daha düşük bir kalitede teslim ettiğini, tek taraflı olarak fiyat artışı yapmaya çalıştığı, bunu USD kuru üzerinden yapmaya çalıştığını, Davacının teslim ettiği ürünlerden müvekkil şirkete örnek olarak saklanan ürünler bulunduğunu, yapılacak incelemede bu ürünlerin kalitesinin sözleşmede belirtilen kalitede olmadığını, sözleşmede belirtilen kalitede değilse sözleşme bedeli üzerinden yapılacak oranlamada sözleşmeye göre değerinin ne olması gerektiğine yönelik keşif yapılmasını talep ettiğini, 05.11.2021 tarihli sözleşmede davacı tüm mal davacı tarafından teslim edilmediğinden sözleşmenin halen ifa edilmediği, bu nedenle devam eden bir sözleşme mevcut olduğu, ürünlerin 6.336mt eksik teslim edildiğinden öncelikle bu ürünlerin sözleşmedeki bedel karşılığında aynen tesliminini, mahkemenin aksi kanaate varması veya aynen teslimin mümkün olmaması durumunda ise bu ürünlere karşılık gelen sözleşmedeki bedel ile bu ürünlerin güncel bedeli arasındaki miktarın müvekkilin zararı olması nedeniyle bu zararın sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı taraftan alınarak davalı ve karşı davacı müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ettiği, tüm bu sebeplerle Davacının davasının reddine, eksik teslim edilen ürünlerin sözleşmedeki bedel karşılığında aynen teslimine, mahkemenin aksi kanaate varması veya aynen teslimin mümkün olmaması durumunda ise bu ürünlere karşılık gelen sözleşmede belirtilen bedel ile bu ürünlerin güncel bedeli arasındaki miktarın müvekkilin zararı olması nedeniyle bu zararın sözleşmeye göre teslim edilmesi gereken tarihten itibaren işleyecek ticari/temerrüt faiziyle birlikte davacı taraftan alınarak davalı ve karşı davacı müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tahmiline karar verilmesini cevap ve KARŞI DAVA yoluyla talep ve dava etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesine istinaden ödenmediği iddia olunan faturalar kaynaklı 2000 USD'nin kısmen davalıdan tahsiline ilişkindir. İlgili vergi dairesinden BA/BS formları celp edilerek dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya mahallinde keşif yapılarak bir adet tekstil mühendisi ve bir adet SMMM bilirkişisine tevdi edilerek rapor düzenletilmiştir. Bilirkişi heyetinin 31/08/2027 raporunda özetle;"I- TARAFLAR ARASI YAPILMIŞ OLAN FİYATIN DEĞİŞMEYECEĞİ KOŞULU BULUNAN YAZILI SÖZLEŞMENİN GEÇERLİ OLDUĞU KANAATİNE VARIR İSE:A. Sayın Mahkemeniz tarafından Taraflar arasındaki 5.11.2021 tarihli sözleşmedeki TL birim fiyatları baz alınacak ise: davacı tarafın dava tarihi itibari ile 9.565,62 TL alacaklı olacağı, II FİİLEN UYGULANAN VE İTİRAZ EDİLMEYEN FATURALARIN GEÇERLİ OLDUĞU KANAATİNE VARIR İSE:- USD CİNSİNDEN BORCUN HESAPLANMASI DURUMUNDA:B. Sayın Mahkemeniz tarafından faturalara itiraz edilmediği için ve 18 Nisan 2022 tarihinden sonra USD bazlı faturalarda yer alan birim fiyatlandırmaları baz alınarak ve davacı tarafından bu faturaların USD bakiyesi üzerinden ödenmesi talebi doğrultusunda davacı tarafın davalı taraftan 32.027,65 USD alacaklı olacağı,- BELİRLENEN USD ÜZERİNDEN KESİLEN TL BORCUN HESAPLANMASI DURUMUNDA:C. Sayın Mahkemeniz tarafından faturalara itiraz edilmediği için ve 18 Nisan 2022 tarihinden sonra USD bazlı faturalarda yer alan birim fiyatlandırmaları baz alınarak ,Türk Lirası olarak ödenmesinin kabulü halinde davacı tarafın davalı taraftan 442.934,13 TL alacaklı olacağını," bildirmiştir.Hukukumuzda borç doğuran olaylar sözleşme, sebepsiz zenginleşme, haksız fiil ve vekaletsiz işgörme olarak sınırlı sayıdadır. Fatura tek başına borç doğuran bir olay olmadığı gibi, bir borç doğuran olaydan bağımsız olarak fatura düzenlenmesi durumunda bunun bir icap olarak kabulü gerekecektir. Fatura tek başına bir borç doğuran olayın şart ve koşullarını değiştirebilecek nitelikte bir belge değildir. Faturanın deftere işlenmesi ise yalnızca bir karine doğurur ve ispat yükünün yer değiştirilmesi anlamına gelir. ... Hukuk Genel Kurulunun 06/03/2024 tarih, 2023/ Esas ve 2024/ Karar sayılı kararında bu husus;"1. Uyuşmazlığın çözümü için “fatura” kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. ...Buna göre fatura, ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını ölçüsünü fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası niteliğinde olup sözleşmenin yapılmasından sonra düzenlenen ve sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili bir belgedir.....Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa öneri mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez.. ...7. Görüldüğü üzere 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriği ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabilir. Sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların sonradan faturaya konulması durumunda -ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi- bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşecektir.8. Dolayısıyla faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi durumunda faturanın olağan içeriği dışında kalan konular bakımından 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesinde öngörüldüğü şekilde ispat yükü yer değiştirmiş olmaz. Örneğin "vade farkı kaydı" olarak nitelendirilen kayıtlar, başka bir deyişle fatura bedelinin vadesinde ödenmemesi durumunda bu bedele oransal olarak hesaplanıp eklenecek meblağa ilişkin kayıtlar, sözleşmenin ifası aşaması ile ilgili olmadığından faturanın olağan içeriğine dahil değildir (... İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/ Esas, 2003/ Karar sayılı kararı)...12. Bu itibarla kâr marjı paylaşımının taraflar arasındaki protokole uygun olarak yapılmadığı hususunun sabit olması karşısında faturanın sözleşmenin ifasına ilişkin bir belge olduğu da gözetildiğinde kâr marjının nasıl hesaplandığına ilişkin verilerin faturada gösterilmemesi nedeniyle davacının sözleşme süresince bu faturaları itiraz etmeden ve ihtirazî kayıt ileri sürmeden ticari defterlerine kaydetmesi davacı tarafından anılan protokolün tadili ya da fatura içeriğinin benimsendiği anlamına gelmez. Zira fatura, yukarıda da belirtildiği üzere ifa anına ilişkin belge olup taraflar arasındaki sözleşmeyi değiştirecek nitelikte değildir." şeklinde açık olarak izah edilmiştir.Tüm bu açıklamalar ışığında; taraflar arasında yazılı kumaş satım sözleşmesi mevcuttur. Sözleşmenin "Sipariş Detayı" başlıklı bölümünde optik kumaşlardan 160.000 metre alınacağı ve bu miktarda kumaşın 10,50 TL/MT + KDV şeklinde fiyatlandırılacağı, renkli kumaşların ise 200.000 metre satın alınacağı ve bu miktarda kumaşın 11,00 TL/MT+KDV olarak fiyatlandırılacağı açıkça yazılmıştır.Davacı bu fiyatlandırmanın ve anlaşmanın aksine olacak şekilde fatura kestiği ve fiyatlandırmayı USD üzerinden yaptığı, davalının da bu faturaların bir kısmını defterlerine işlediği görülmektedir. Tartışılması gereken, faturanın sözleşmeye aykırı olarak kesilip kesilemeyeceği, sözleşmeye aykırı fatura kesilmesi durumunda bu faturaya mı yoksa sözleşmeye mi itibar edileceği hususudur. Yukarıda da izah edildiği üzere, davacı tarafından kesilen faturaların, itiraz edilmeksizin davalı tarafından defterlerine işlenmiş olması ispat yükünün yer değiştirmesi anlamına gelir. Fakat faturada yer alan kayıtların sözleşmeye aykırı olduğu görüldüğünden, faturaların tek başına sözleşmeyi tadil ettiğinin kabulü mümkün değildir. Davalı yazılı sözleşme sunmuş ve sözleşmede fiyatlandırmanın nasıl yapılacağının açıkça yazılı olduğu görülmüştür. Davacı tarafça kesilen faturalar sözleşmeye aykırı olup, buna itiraz edilmeksizin deftere işlenmesi sözleşmenin tadil edildiği anlamına gelmeyeceğinden, davacının sözleşmede yazılı bedelin şifahi olarak döviz bazlı revize edildiği iddiasını yazılı olarak ispatlaması gerekmektedir. Dosyada bu yönde bir ispat vasıtası da bulunmadığından ve bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının yalnızca TL alacağı bulunduğu gözetildiğinde, döviz olarak talep edebileceği bir alacağının olmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Davalının , cevap dilekçesinde karşı dava açtığı fakat harcı yatırmayacağını beyan ettiği gözetildiğinde, ortada usulünce açılmış bir karşı dava bulunmadığından karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı vermek gerekmiştir. ... 19. Hukuk Dairesi'nin 05.03.2015 Tarih, 2014/ Esas ve 2015/ Karar sayılı kararında bu husus "davalı tarafın süresinde harç yatırmadığı, bu durumda usulünce açılmış bir karşı dava bulunmadığı gerekçesiyle de bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmiştir.... davacı-karşı davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA...." şeklinde değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle davanın reddine, ortada usulüne uygun olarak açılmış bir karşı dava bulunmadığından karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Asıl davanın REDDİNE, Ortada usulüne uygun açılmış bir karşı dava bulunmadığından karşı dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 427,60-TL harç ile 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti gideri toplamı olan 3.547,60-TL'nin peşin alınan 269,85-TL peşin harç, 1.100,00-TL tamamlama harcı, 17.600,00-TL ıslah harcı toplamı olan 18.969,85-TL'den mahsubu ile bakiye 15.422,25-TL'nin karar kesinleştikten sonra istemi halinde davacıya iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 136.830,86-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 5.049,25-TL yargılama gideri, 3.030,30-TL keşif harcı toplamı olan 8.079,55-TL muhakeme masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca taktir ve tayin olunan 100,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 sayılı HMK'nun 333. Maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemeleri Nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okundu, usulen anlatıldı. 21/11/2024 Katip ✍e-imzalı Hakim ✍e-imzalı