İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/776 E. 2018/194 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2017/776
Karar No
2018/194
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş. VEKİLİ : Av. DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/06/2017 KARAR TARİHİ : 13/02/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/03/2018 Mahkememize tevzi edilen İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı dava dilekçesinde özetle: Davalı Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin Isparta şubesine ait olan 31/01/2010 tarihli,.......... numaralı, 10.000 TL bedelli çekinin 600 TL miktarındaki teminat bedelinin tahsili amacıyla 21/04/2017 tarihinde davalı banka aleyhine Bursa 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı bankanın 02/05/2017 tarihinde icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, işbu çek ilk olarak 01/02/2010 tarihinde tahsil için takas odası aracılığı ile davalı bankaya ibraz edildiğini ancak çekin karşılıksız çıktığını, bu hususun çekin arkasına şerh edildiğini, akabinde çek keşidecisinin ve cirantaları aleyhine Bursa 5. İcra Müdürlüğünün .................... esas sayılı dosyası ile 27/04/2010 tarihinde takibe konulduğunu ancak çekin bugüne kadar borçlulardan tahsil edilemediğini, çekin halen icra dairesinin kasasında olduğunu, karşılıksız çıkan bu çekin hiç olmazsa garanti bedelinin alınabilmesi için çekin bankaya ibraz edildiğini, ibrazdan sonra davalının banka icra müdürlüğüne yazılı beyanda bulunarak davalı banka aleyhine çek garanti bedeli için Bursa 20.icra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile takibe alındığını, keşideci tarafından çekle ilgili olarak ayrıca imza itirazında bulunulmadığını, menfi tespit, çek iptali veya istirdat davası da açılmadığını, borçlunun çekteki imzaya ve borca itirazı yokken davalı bankanın mülga kanunun 10. Maddesini bahane ederek çek garanti bedelini ödememesi ve itirazının hukuka aykırı olduğunu, davalının dosyaya sunduğu içtihatları ise hadiseye uygun olmadığını, bu nedenlerle Bursa 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takip dosyasında yapılan itirazın iptaline, itirazında kötü niyetli olduğundan ve keyfi davrandığından %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Bankanın yasal yükümlülük tutarını ödeme yükümlülüğü hamil tarafından çek aslının şubeye teslimi halinde doğduğunu, yasanın açık hükmüne rağmen çekin taraflarına ibraz edilmeden yasal yükümlülük tutarının talep edildiğini, bu nedenle takibe itiraz edildiğini, banka açısından temerrüt oluşmadığından ve icra takibine sebebiyet vermediklerinden takipte talep edilen faiz, icra inkar tazminatı, vekalet ücreti, icra giderleri ve diğer ferilerinden sorumluluklarının bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, tarafların beyanı, Bursa 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası, Bursa 5. İcra Müdürlüğünün ............................... Esas sayılı dosyası, banka kayıtları, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı tarafından çek garanti bedeli alacağına dayalı olarak 21/04/2017 tarihinde ilamsız takip talebinde bulunmuştur. İcra Dairesi tarafından davalı borçluya ilamsız takiplerde ödeme emri 26/04/2017 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından yasal süre içinde 02/05/2017 tarihinde borca itiraz etmiştir. Uyuşmazlık, İş Bankası Isparta Sanayi Şubesine ait 31/01/2010 tarihli ................ numaralı 10.000 TL bedelli çek sebebiyle davalı bankanın sorumlu olduğu miktarın ödenmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için yapılan düzenlemelerin ve Yargıtay uygulamalarının açıklanmasında fayda bulunmaktadır. Bilindiği üzere 5941 sayılı Çek Kanununun geçici 1/3. maddesi uyarınca; “bankaların müşterilerine verdikleri eski çek defterleriyle ilgili olarak, 3167 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” Dava konusu edilen çek yapraklarının eski çek defterleriyle ilgili olduğu anlaşılmakla 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 4/3. maddesinde; “çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün, 10. maddede belirlenen sorumluluk miktarı saklı kalmak üzere, çek hesabında bulunan miktarla sınırlı olduğu, 10. maddede belirlenen miktar dahil olmak üzere kısmi ödeme halinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisinin ücretsiz olarak hamile verileceği, çek hamilinin, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi; Cumhuriyet savcılığına şikayette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebileceği ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabileceği, Mahkeme veya icra dairesinin istemi halinde çekin aslının bu mercilere gönderileceği” hükme bağlanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ESAS NO: 2012/19-353 KARAR NO: 2012/703 vurgulandığı üzere "Madde içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere, bankadan 10.madde gereğince sorumlu olduğu miktarın çek hamili tarafından talep edilebilmesi için öncelikle çek yapraklarının asıllarının muhatap bankaya teslim edilmesi, oradan alınacak onaylı fotokopi ile hamilin diğer yapacağı işlemleri yapması gerekmektedir." muhatap bankanın sorumlu olduğu bedeli ödemesi için çek aslının bankaya teslim edilmesini zorunlu olarak kabul etmiştir. YHGK. 02/06/2010 T., 2010/19-251 E., 2010/301 K. sayılı kararında da" Bu durumda çek asıllarının bankaya bırakılarak kısmi ödemenin talep edilmesi halinde bankanın ödeme yükümlülüğünün bulunduğu, çek asıllarının bankada bırakılmayıp geri alınması halinde ise bu yükümlülüğün olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. " çek asıllarının bankada bırakılmayıp geri alınması halinde mutababın bu yükümlülüğün doğmayacağı belirtilmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2013/10104 Esas ve 2013/13371 Karar sayılı ilamı, 2014/16591 Esas ve 2015/3724 Karar sayılı ilamı ile de "Davalı bankanın ödeme yükümlülüğünün doğması için çek asıllarının davacı yanca bankaya bırakılması zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/06/2010 gün ve 2010/19-251 Esas, 2010/301 Karar) Dava dosyasında çek asıllarının bankaya bırakıldığına dair bir delil bulunmadığından, davacının çek asıllarını, onaylı fotokopisi verilmek üzere davalı bankaya ibraz etmesi gerekliliğine dair kanunda belirtilen usule uymadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir." çek asıllarının bankaya bırakılması zorunludur. Burada çek asıllarının muhatap bankaya (davalıya) teslim edilip edilmediği olgusunun kimin tarafından ispatlanması gerektiği, öteki deyişle ispat yükünün kime ait olduğu üzerinde durulmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın ‘İspat Yükü’ başlıklı 190.maddesinde; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükmüne yer verilmiştir. Çek asıllarının muhatap bankaya teslim edilmesi vakıasının davacı lehine hak doğuracağı açıktır. Bu durumda, davacının 10. madde kapsamında sorumluluk bedelinin kayıt ve kabulünü talep edebilmesi için çek asıllarının hamiller tarafından muhatap bankaya (davalıya) teslim edildiğini kanıtlaması gerekir. O halde yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu Bursa 20. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına konu çekin aslının icra müdürlüğünde olduğu, davalı bankaya aslının teslim edilmediği, ancak haciz sırasında aslının davalı bankaya gösterilerek geri alındığı ve fotokopisinin bırakılmış ise de muhatap davalı bankanın sorumlu olması için aslının geri alınmayıp 3167 sayılı Kanunun 10. Maddesi uyarınca bankaya bırakılması gerektiğinden davalı bankanın yükümlülüğün doğmadığı anlaşılmakla ispat edilemeyen davanın reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin, davacının icra takibinde kötüniyetli olarak takipte bulunuduğunun ispat edilemediğinden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın subut bulmadığından reddine, 2-Kötü niyet tazminatının koşulları oluşmadığından reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 35,90 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 4,50 TL nispi karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kararın niteliği gereği üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT' nin 13/2. Maddesine göre belirlenen 600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, dava konusu uyuşmazlığın miktarı dikkate alınarak, HMKnun 341 maddesi gereğince 2018 yılı itibariyle 3.560,00 Tl kesinlik sınırının altında olduğundan kesin olmak üzere karar verildi,verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 13/02/2018 Katip ¸e-imzalıdır. Hakim ¸e-imzalıdır.

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2017/776, K. 2018/194, T. 13.02.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2017-776-e-2018-194-k-0bc281e234aa