İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/52 E. 2019/152 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/52
- Karar No
- 2019/152
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2019 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/01/2017 KARAR TARİHİ : 29/01/2019 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/02/2019 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 02/01/2015 tarihinde 2015 yılı için Tam Tasdik Sözleşmesi düzenlendiğini, düzenlenen sözleşme gereği müvekili firma tarafından verilen DMO üretim reçeteleri tasdik hizmeti karşılığı olarak davalı firmaya 02/03/2016 tarih, ... sayı ve 11.800,00-TL bedelli fatura kesilerek iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini ve 10/03/2016 tarihinde davalı firma tarafından teslim alındıktan sonra herhangi bir itirazda bulunulmadığını, müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, ihtarnameye borçlarının bulunmadığından bahisle cevap verdiklerini, davalı firma tarafından müvekkili firmaya ödeme yapılmaması üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı firmanın itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek takibe yapılan itirazın iptali ile, davalı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibine dayanak faturanın müvekkili firmaya tebliğ edimediğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 1 yıl süre ile geçerli olduğunu, yine sözleşmede açıklanan işlerden dolayı davalı tarafından ödenmesi yıllık ücretin 29.000,00-TL olduğu ve bu ücretin her ay eşit taksitler halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, kararlaştırılan bu ücretin müvekkili şirket tarafından zamanında ve eksiksiz olarak davacı şirketin hesabına ödendiğini, VUK'un 213/5 maddesinde faturanın, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami yedi gün içinde düzenleneceği bu süre içinde düzenlenmeyen faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağının açıklandığını, dolayısıyla davacı tarafın 2015 yılında verdiği hizmet için 2016 yılında düzenlediği ve başlattığı takibe dayanak yaptığı faturanın yok hükmünde olacağını tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. KANITLAR: İcra dosyası, fatura, ticari defter ve bağlı kayıtlar, bilirkişi raporu, vs. KANITLARIN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME : Davacı vekili tarafından davalı aleyhine alacağın tahsili talebi ile Bursa 6. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında, 12.042,35-TL toplam alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerin takip durmuştur. Takibe itirazın iptali ile devamını sağlamak amacıyla eldeki dava açılmıştır. Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. Maddesine göre açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı tarafın ticari defterleri talep edilmiş davalı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bir mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi için bağlı bulunduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır. Mahkememizce alınan 08/03/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalının 2015, 2016 ve 2017 yıllarında e defter mükellefi olduğunu e defter beratlarının bulunduğunu, taraflar arasında 02/01/2015 tarihinde 2015 yılı için tam tasdik sözleşmesi düzenlendiğini, sözleşmeye göre ücretin yıllık 29.000,00-TL + KDV olduğunu ve 12 aylık eşit taksitlerle ödeneceğini, davalı defterleri incelendiğine aylık KDV dahil 2.852,06-TL tutarında faturaların kesildiği ve defterleri işlendiğinin görüldüğünü, sözleşmenin 2016 senesine devam etmediğini, 31.12/2015'te bittiğini, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde sözleşmenin 1 yıl olsa da ilişkinin 1,5 yıl devam ettiğini ifade ettiğini, burada sözleşmenin bir yıldık ve ilişki de bir yıl sonunda iş görme ve faturalaşma biter. Devam eden iş Nisan ayında kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi ve 2 ay sonrasına kadar da tam tasdik raporunun vergi dairesine verilmesidir. Mevzuat gereği bunun böyle olması gerektiğini, bu sırada firma başka bir ymm ile anlaştığını, davacının 2016 senesinde 2015 senesine ait işini tamamladığını, ilişkinin yıl sonunda sona erdiğini, zaten davacının 2015 yılında kesmesi gerektiği 12 ade faturayı da kestiğini 2016 yılına fatura geçirmediğini, dava konusu işin faturasının Mart 2016 olsa da işin 2015'te yapıldığı tarafların ifadelerinden anlaşıldığını, davacı vekilinin yapılan bu işin taraflar arasında düzenlenen tam tasdik sözleşmesi gereği yapılan bir iş ise o zaman tam tasdik sözleşmesinin ücretinin de sözleşmede yazıl olacağını ve bu ücretin davacıya fatura edilmiş ve tahsil edildiğini, bir başka konu 2015 senesinde yapılan bir işin faturasının 2016 yılında kesilemeyeceği olduğunu, davacının bu işi 10.000,00-TL'ye yapmak için davalı ile anlaştığını ifade ettiğini, bu takdirde bu işe ait sözleşmenin düzenlenmesi gerektiğini, böyle bir sözleşme yapılmadığını, eğer 10.000,00-TL fatura tam tasdik sözleşmesi gereği yapılan bir iş ise ayrı bir ücret talep edilemeyeceğini, sözleşme bedeli 29.000,00-TL + KDV olup bu tutarın davalı tarafından ödendiğini, yanıi sözleşmeye göre ödenecek borcun bulunmadığını, 2015 yılı sonunda davalının 5.255,58-TL borcu bulunduğunu, bu borcu 07/01/2016 tarihinde 2.500,00-TL, 09/02/2016 tarihinde de 2.755,58-TL tutarındaki ödemelerle sıfırladığını, davalı defterlerinde 2015 senesine ait tam tasdik sözleşmesinden kalan bir borç rakamı 2016 senesi sonunda ve dava tarihinde bulunmadığını, davacı tarafından kesilen 02/03/2016 tarihli dava konusu 11.800,00-TL tutarındaki faturanın davalı defterlerinde işlenmiş olarak görülmediğini, davalı vekili davacı tarafın söz konusu faturayı kendilerine tebliğ edmediğini iddia ettiğini, davacı ise faturayı iadeli taahhütlü posta ile gönderdiğini firma çalışanı tarafından 10/03/2016 tarihinde teslim alındığını belirttiğini, bu konu ile ilgili dosyada herhangi bir belge bulunmadığını, davalı defterlerinde bu faturanın görülmediğini bildirmiştir. Talimat mahkemesince alınan 27/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ile davacı arasında ticari hizmet sözleşmesine dayalı ve cari hesaptan kaynaklanan bir ticari ilişkinin olduğunu, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterlerinnin usulüne uygun tutulduğu, defterlerin zamanında tasdik edildiği, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığını, davacının 2016 yılı yasal defterlerinde, davalıya ilişkin cari hesap bakiyesinin 11.800,00-TL olduğu ve ödenmemesinden dolayı "Şüpheli Alacak Hesabı"'nda takip ettiğini, bildirmiştir. Davacı ve davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi yönünden dosya bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan 01/10/2018 tarihli bilirkişi ek raporunda; kök raporda ifade edildiği gibi dava konusu işin 2015'te yapılmış faturasının 2016 yılında kesildiğini, davacı vekili yapılan bu işin taraflar arasında düzenlenen tam tasdik sözleşmesi gereği yapıldığını ifade ettiğini, 2015 senesinde yapılan bir işin faturasının 2016 yılında kesilemeyeceğini, kesilirse usulsüz olacağını, davacı vekilinin dava dilekçesinde bu işin tam tasdik sözleşmesi gereği olduğunu belirtirken cevaba cevap dilekçesinde ayrı bir olduğundan bahsettiğini, aslında doğru olanın da bu olduğunu, tam tasdik sözleşmesinin ayrı bu sözleşmenin ayrı düzenlenmesi gerektiğini, ancak bu iş ile ilgili bir sözleşmenin olmadığını, ayrıca davalının bu faturayı kabul etmediğini belirttiğini davalı defterleri incelendiğinde bu faturanın defterlerde işlenmemiş olduğunun görüldüğünü, davacı vekil her ne kadar iadeli taahhütlü postayla faturanın firma çalışanına tebliğ edildiğini iddia etmiş ve belgeyi dosyaya ibraz etmişse de tebligatın üstünde imzası olan kişinin firma çalışanı olduğuna dair bir bilginin olmadığını, kim olduğunun belli olmadığını, tebligatla ilgili yargıtay kararında, eğer tüzel kişinin yetkili temsilcisi yoksa veya evrakı bizzat alamayacak bir halde ise, görev itibariyle temsilciden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi bu işle görevlendirilmiş kişiye, oda yoksa tüzel kişinin o yerdeki memur ve müstahdemlerinden birine yapılması gerektiğini, tebligat tüzel kişinin yetkili temsilcisine yapılmadığını ve sıralı kişilere yapımışsa bunun nedenlerinin açıkça ve ayrıntılı olarak tebligat mazbatasına yazılması gerektiğini, bunların hiçbirinin yapılmadığını, dolayısıyla tebligatın geçerli olup olmadığı hususundaki son kanaatin mahkemede olduğunu, sonuç olarak davalının defterlerinde davacıya dava konusu faturadan dolayı borç görünmediğini bildirmiştir. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). O halde yapılan yargılama ve toplanan delillerden, taraflar arasında 02.01.2015 tarihinde 2015 yılı için tam tasdik sözleşmesi düzenlendiği, sözleşme gereği kesilmesi gereken faturaların tamamının 2015 yılı içerisinde kesildiği ve bedellerinin ödendiği, davaya konu 11.800,00 TL"lik faturaya ilişkin herhangi bir sözleşme sunulmadığı, 02.01.2015 tarihinde düzenlenen tam tasdik sözleşmesi gereğince de ödenecek bir borç bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı gerekçeye göre; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar yasası gereği alınması gereken 44,40-TL harçtan peşin alınan 205,66-TL harcın mahsubu ile arta kalan bakiye 161,26-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı yararına ölçümlenen 2.725,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 29/01/2019 Katip ... ¸E-imzalıdır. Hakim ... ¸E-imzalıdır.