İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1535 E. 2019/141 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1535
- Karar No
- 2019/141
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017 KARAR NO : 2019 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 06/12/2017 KARAR TARİHİ : 29/01/2019 KARAR YAZIM TARİHİ : 29/01/2019 Mahkememize tevzi edilen Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 07/07/2011 tarihinde Türk Ekonomi Bankasından kredi kullandığını, müvekkili ile davalı banka arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine göre müvekkiline 500,00 Tl kredi limiti açıldığını, müvekkilinin 240.000 Tl kredi kullandığını, krediye ilişkin yalnızca bankadan alınan genel kredi sözleşmesi bulunmakta olup, ödeme planı ve yapılandırmalara ilişkin belgeler ile dekontların bankadan talep edilmesine rağmen verilmediğini, öncelikli olarak davaya konu krediye ilişkin diğer belgelerin ve ödeme dekontlarının bankadan istenmesini talep ettiklerini, müvekkilinin krediyi tarım kredisi olarak kullandığını, kullandığı tarihte 12.500,00 TL taksitli olarak çekildiğini, müvekkilinin 3 taksit ödemesinden sonra banka tarafından kredinin yapılandırılabileceği ara ödeme gerektiğinin belirtildiğini, ve yapılan faiz arttırımı ile birlikte yıllık taksit 69.080,45 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin 3 taksit ödedikten sonra ise tekrar yapılandırmaya gidilerek hem faiz oranları hem de yıllık taksit arttırılarak yeni ödeme planı yapıldığını ve yapılandırma için 9.000,00 TL ücret alındığını, davalı banka ile söz konusu yapılandırmaları yapmaya mecbur olduğunu, taksidin aksamaması sebebiyle davalı ile müvekkilinin arasında yapılan görüşmelerde yapılandırma için fahiş miktarlar talep edildiğini, aksi halde ipoteğin paraya çevrileceği belirtildiğini, bununla birlikte müvekkilinin kredi hesabının bulunduğu Teb Hürriyet Şubesi müdürü ...'ün krediyi yeniden yapılandırmayacağını, ipotek olarak verilen gayrimenkulün paraya çevrileceğini, fakat buna gerek kalmadan anlaşabileceklerini, ipotekli gayrimenkulü uygun fiyattan alabileceğini, kendisinin durumunda olan kişilerle bu anlaşmaları yaptığını ancak alacak kişinin kendisini olamayacağı içinbaşkası adına geçeceğini sözlü olarak ikili görüşmelerinde söylediğini ve kendi el yazısıyla yazdığı isim ve telefon numarasını müvekkiline verdiğini, söz konusu belirtilen konuşma nedeniyle ilgili mercilere yapılacak şikayet hakkı saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin kendisi adına yapılan bankacılık işlemleri kanun tarafından öngörülen menfaatler dışında fazladan menfaat sağlama amacıyla yapıldığının anlaşıldığını, müvekkilinin aldığı kredi tarım kredisi olduğunu, hayvancılıkla uğraşması sebebiyle verilen bir kredi olduğunu, ancak müvekkiilnin kredi çekmesinden sonra Bursa il çapında İnegöl, Yenişehir, Osmangazi ve Nilüfer de büyükbaş hayvanlarda rastlanan şap hastalığı sebebiyle hayvan pazarları kapatılıp karantinaya alındığını ve hayvanların çoğunluğunun telef olduğunu ya da zarara uğradığını, konuya ilişkin Bursa Tarım İl Müdürlüğünden sorulabileceğini, müvekkilinin de hayvanların da söz konusu hastalığa rastlanmamasına rağmen hayvan pazarlarının kapatılması ve satışının engellenmesi sebepleriyle zarara uğradığını, banka ödemeleri de belirtilen sebeple aksattığını, söz konusu hastalığın il bazında yaşanması ve getirilen sebeple aksadığını, söz konusu hastalığın il bazında yaşanması ve getirilen sınırlamalar sebebiyle müvekkilinin elinde olmayan sebeplerle uğranılan zararın mücbir sebep olarak kabulünün gerektiğini, müvekkilinin hem 07/07/2011 tarihinde ilk kredi çekerken hem de daha sonraki yapılandırmalarda kendisinden masraf adı altında alınan ücretler bulunduğunu, ara ödeme olarak alınan miktarlarında krediye yansıtılıp yansıtılmadığını belirlemek amacıyla ödeme planı ve dekontların bankadan istenmesini talep ettiğini, miktarın bankadan gelecek kayıtlar ve bilirkişi raporuyla tespiti gerektiğinden fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL'sinin yasal faiziyle birlikte davalı bankadan alınarak davacıya iadesini talep ettiğini, bu nedenlerle öncelikli olarak ipotekli gayrimenkulün satışının ve işlemlerin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verildiğini, kredinin ertelenmesine ya da yeniden yapılandırılmasına karar verilmesini, dosya masrafı ve yeniden yapılandırmalar nedeniyle haksız alınan masrafların yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı ... ile müvekkili banka arasında 07/07/2011 tarihinde 500.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, akabinde de davacı müvekkili bankadan 07/07/2011 tarihinde 150.000,00 TL tutarlı ticari kredi kullandığını, kredi teminatı olarak da taşınmazı müvekkili bankaya ipotek verdiğini, ancak davacının daha sonra kredi taksitlerini ödemekte güçlük çekmeye başlayınca hakkında başlatılacak icra takibinden kurtulma ve ipoteğin paraya çevrilmesini engelleme amacıyla kötü niyetle hareket ederek huzurdaki davayı açtığını, yapılandırma işlemi, kredi kullanan müşterinin talebi üzerine ve bankanın uygunluğu ile gerçekleşebildiğini, herkes tarafından bilindiği üzere kredi kullananın kendi iradesiyle yaptığı başvuruyla başlayan bir süreç olup, bankanın sunduğu koşulların müşteri tarafından kabulü üzerine yapılandırma işlemi gerçekleştirilebileceğini, davada davacının talebiyle başlayan yapılandırma süreci için kendisinden tahsil edilen bedellerin yasalara aykırı olduğu iddia edilmekte ve yeni bir yapılandırma veya kredi ödemelerinin ertelenmesinin talep edildiğini, davacı tarafından bir çok menfaat elde edilmiş olmasına rağmen başta kabul edilip ödenen bedellerin sonradan yasaya aykırı bulunup huzurdaki davanın açılmış olması davacının iyi niyetli olmadığının açık bir göstergesi olduğunu, davacının kullandığı kredinin yapılandırmadan önceki ödeme planına göre aylık taksit tutarı, faiz oranı ve toplam taksit sayısı ve ödenecek toplam borç miktarları incelendiğinde davacının yeniden yapılandırma işlemleri ile kazanç sağladığının açıkça görüleceğini, her ne kadar davacı taraf dava konusu ettiği ücretlerin sanki tüketici kredisi kapsamında alınmış gibi huzurdaki davayı açmış olsa da, karşı tarafın 4077 sayılı kanun kapsamında bir tüketici olmadığını, dava konusu bedellerin de ticari krediler nedeniyle kredi sözleşmelerine dayanılarak tahsil edildiğini, zira davacının tacir olmadığını, tacirlerin de basiretli tacir gibi hareket etme yükümlülükleri ve imzaladıkları sözleşmeye uygun davranma zorunlulukları bulunduğunu, ancak huzurdaki dava bu açık gerçeğin de davacı tarafça gözden kaçırıldığını gösterdiğini, davacı tarafın bu sözleşmeyi imzalayarak iadesini istediği meblağları baştan ödemeyi kabul ettiğini, sözleşmede açıkça belirtilen bir hükmün imzalandıktan sonra aksini iddia ederek menfaat sağlanmasına çalışılmasının hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa ilkesine de açıkça aykırı olduğunu, davalının imzası bulunan bilgi formunda şikayet konusu ücretlerin banka tarafından tahsil edileceğinin bildirilmesine ve davacının da bu hususu kabul ederek kredi kullanmasına rağmen davacının bu davayı açmasının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, tarafların karşılıklı beyan dilekçeleri, genel kredi sözleşmesi, ödeme planı ve dekontlar, yapılandırma sözleşmeleri, bilirkişi raporu, yazılan müzekkere cevapları. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava, genel kredi sözleşmeli ile kullandırılan ticari nitelikli tarım kredisinin yüksek faiz oranları ve davacının mücbir sebepler nedeni ile ödemede zorlandığı kredininyeniden yapılandırılması ile haksız alınan dosya masrafının iadesi istemine ilişkindir. Dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilerek, davacı ile banka arasında düzenlenen Genel Kredi Sözleşmeleri kapsamında tahsil edilen masrafların taraflar arasıdaki sözleşmeye, bankacılık mevzuat ve teamüllerine sözleşme tarihi olan 07/07/2011 tarihi itibariyle Borçlar Kanunu ve yasal mevzuat hükümleri dikkate alınarak, davalıdan tasil edilen haksız masrafların tespiti hususunda rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bankacı bilirkişi tarafından sunulan 28/01/2019 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle: Davacı ...'ın masrafların geri iade talebi, hesaplanan masraf ve komisyon tutarlarının altında kalması itibariyle talep edilebilir tutarın davalı vekilinin itiraz dilekçesinde belirttiği üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL talebinin davalı ...'a iadesi gerektiği mütalaa edilmiştir. Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 22/01/2019 tarihli dilekçesi ile; Davadan ve tüm taleplerinden vazgeçtiklerini, açılan davadan tüm sonuçları ile beraber feragat ettiklerini beyan etmiştir. 6100 sayılı HMK' nın 307, 309, 310, 311. Maddelerine göre " Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Feragat ve kabul, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılır. Feragat ve kabulün hüküm ifade etmesi, karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı değildir. Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir. Feragat ve kabul, kayıtsız ve şartsız olmalıdır. Feragat ve kabul, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir. Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir." davacının dilekçesinin yasaya uygun olarak feragat beyanı olduğu ve tek taraflı davayı sona erdiren taraf işlemi niteliğinde bulunduğundan mahkemeye ulaştığında hukuki sonuç doğurmaktadır. Feragat hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceğinden tahkikat aşamasında beyanda bulunduğu anlaşılmakla davanın feragat nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE, 2-Kararın niteliği gereği yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 44,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 68,31 TL harçtan mahsubu ile bakiye 23,91 TL fazla harcın istek halinde davacıya iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalının vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-HMK'nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avanslarının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair tarafların yokluğunda HMK' nın 341 ve 345. Maddeleri gereği kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak üzere, Türk Milleti adına dosya üzerinden karar verildi. 29/01/2019 Katip ¸e-imzalıdır. Hakim ¸e-imzalıdır.