İlk Derece Mahkemesi · Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/827 E. 2018/296 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2015/827
Karar No
2018/296
Karar Tarihi

TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. : 2- 3- VEKİLİ : Av. DAVA İHBAR OLUNAN : SGK İL MÜDÜRLÜĞÜ - DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 26/06/2015 KARAR TARİHİ : 01/03/2018 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/03/2018 Mahkememize tevzi edilen Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: 15.08.2011 günü Esenevler Mahallesi Ankara Caddesi Milli Pazar Market önünde kaldırım hizasında yürürken, davalı sürücü ... yönelimindeki, diğer davalı ...’e ait ... plaka sayılı aracın çarpmasına maruz kaldığını, Bu çarpmanın etkisi ile savrulan müvekkilinin sol kolunun üzerine düşmüş ve kolu feci şekilde kırıldığını, kazadan sonra Şevket Yılmaz Devlet Hastanesine kaldırıldığını, gerek burada gerekse de Özel ... Hastanesinde süre uzun bir tedavi sürecinden sonra, kazanın etkileri kısmen giderilebildiğini, müvekkilinin kazadan sonra, bir yılı aşkın süre çalışamadığını, Sol kolundaki güçsüzlük nedeniyle halen tam olarak çalışamamakta, eşya kaldıramadığını, Söz konusu kaza dolayısıyla davalı sürücü hakkında Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesinde dava açılmış olup, yargılama sonucunda davalının 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilerek, CMK/nun 231. Maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında yapılan bilirkişi incelemesinde, müvekkilinin asli, davalı sürücü ise tali kusurlu kabul edilmiş ise de, tespit olayın oluşuna ve maddi gerçeğe uygun olmadığını, Zira kaldırımın bittiği yerde, kaldırımın hizasında yürürken kaza meydana geldiğini, müvekkilinin kazadan Önce günlük 50,00 TL net ücret ile inşaat işçiliği yaptığını, Gerek geçici iş göremezliği, gerekse de iş gücü kaybı nedeniyle sürekli iş göremezliği mevcut olduğunu, Geçici ve sürekli iş gücü kaybı nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat talepleri mevcu olduğunu, Diğer yandan müvekkilinin tedavi için hastanelerde yapmak zorunda kaldığı tedavi ve İlaç masraflan nedeniyle de, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 1.000,00 TL maiddi tazminat talebimiz mevcu olduğunu, 20.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere, şimdilik toplam 22.000,00 TL tazminatın, kaza tarihi olan 15.08.2011 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte, davalılardan (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limitler dahilinde olmak Özere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili sürücü ..., müvekkil ... in maliki olduğu ... plakalı araç ile Esenevler Mahallesi, Ankara Caddesi, Millipazar Market önündeki araç yolunda seyir halindeyken dava konusu kaza meydana geldiğini, müvekkili sürücünün zaten tali yol olan ileride (yaklaşık 50 metre) sağa dönüşü mecburi olan yol üzerinde 40 km ile seyir ettiğini, Davacının yola birden bire girerek seyir halindeki aracın aynasına kendisinin çarptıığnı, Bu hususları Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin ............................... Sayılı dava dosyasının 04/04/2013 tarihli keşif sırasında dinlenen tanık ... beyanında, "Kazanın meydana geldiği yer cep yol diye tarif etmiş olduğumuz şekilde yan yoldu. Müşteki olan kişi kaldırımın üzerinde değildi. Kaldırımın solundaydı.(Davacının çarpma sırasında yolda olduğunu doğrular niteliktedir.) Çarpar çarpmaz müşteki orada kaldı. Sürüklenmedi. Müşteki dalgın halde ileri doğru ilerliyordu. Araç da sürükleyecek şekilde süratli gelmiyordu. Tahminen 35-40-45 km hızla geliyordu." beyanıyla ortaya koyduğunu,Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesi’nin ..........................K. Sayılı dava dosyasında müvekkili ... her ne kadar tali kusurlu bulunsa da müvekkilinin kusursuz olup, bu hususta tekrar bilirkişi incelemesi yapılması zorunluluk arz ettiğini, davacının bu yöndeki tazminat talepleri de fahiş olup, kabulü mümkün olmadığını, davacı tarafından açılmış olan iş bu davayı kabul etmemekle beraber, davacının yaralanması nedeni ile tedavi ve hastane giderlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanıp karşılanmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, davacının tazminat talepleri fahiş nitelikte olmakla birlikte kabulü mümkün olmadığını, zira günümüz şartlarında davacıların talep etmiş olduğu miktarın zenginleşme amacı taşıdığını, davacının taleplerini kabul etmemekle birlikte, mahkemenizce bir manevi tazminat belirlenecek ise, hakkaniyete uygun bir orantı kurulması gerektiğini, açılan davanın reddine ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı HDI Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: Dava öncesinde davacının müvekkili şirkete başvurusu bulunmadığını, bu nedenle müvekkili şirket temerrüde düşmediği gibi dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kazaya karışan ... plaka sayılı araç müvekkil şirket nezdinde 12.08.2011-20.04.2012 başlangıç ve bitiş tarihli 260261010101-2 no’lu Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, bu nedenle kusur durumunun belirlenmesi gerektiğini, Adli Tıp Kurumundan kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun Adli Tıp Kurumu tarafından yerine getirilmesi gerektiğini, tedavi giderlerine ilişkin taleplerin teminat dışı olduğunu, manevi tazminat taleplerinin sigorta teminatı dışında olduğunu, davacının söz konusu olaydan dolayı Sosyal Güvenlik Kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, yazılı beyanları, tarafların beyanı, Bursa 6. Sulh Ceza Mahkemesinin ...E. sayılı dosyası, ibraname ve feragatname, bilirkişi raporu, adli tıp raporu, yazılan müzekkere cevapları. Mahkememizce 09/06/2016 tarihli celsede dosyanın bir trafikçi bilirkişiye tevdi ile tarafların kusur oranları konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olmakla; bilirkişi trafik Emniyet Amiri ..............................'ın mahkememize ibraz ettiği 17/08/2016 havale tarihli bilirkişi raporunda " A) ... plakalı otomobil sürücüsü davalı ...; %30 (yüzde otuz) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılan davalı otomobil sürücüsünün davranışı,2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 47. maddesinin d) bendinde düzenlenen ” Trafik güvenliği ve dizeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar." (Dikkatsiz - tedbirsiz şekilde araç kullanmak) şeklindeki hükmünün ihlali niteliğindedir. Karayolları Trafik Kanunun 73, Maddesinde düzenlenen Tedbirsiz ve saygısız araç sürme: Karayolunda araçların kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde saygısızca sürülmesi, araçlardan bir şey atılması veya dökülmesi, seyir halinde sürücülerin cep ve araç telefonu ile benzer haberleşme cihazlarını kullanması yasaktır. " şeklindeki hükmünün ihlali niteliğindedir, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 145. Maddesinin e) bendinde düzenlenen ‘‘Karayollarında, kamunun rahat ve huzurunu bozacak veya kişilere zarar verecek şekilde; özel amaçlarla keyfi veya kasıtlı davranışlarda bulunmak suretiyle yaya veya araç trafiğinin seyir emniyetini ihlal etmek veva tehlikeye düşürmek suretiyle tedbirsiz ve saygısız davranışlarda bulunmaları ve araç sürmeleri yasaktır, şeklindeki hükmün ihlali niteliğindedir. B)Davacı mağdur yaya ...; gelmesinde %70 ( yüzde yetmiş ) oranında kusurlu olduğu kanaatine varılan davacı mağdur yayanın davranışı, Karayolları Trafik Kanunun 68. Maddesinin b) bendinde düzenlenen “ Taşıt yolunun karşı tarafına geçmek İsteyen yayalar; taşıt trafiği İçin bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sakladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler” şeklindeki hükmün ihlali niteliğindedir. Karayolları Trafik Kanunun 68. Maddesinin c) bendinde düzenlen 14 Yaya yollarında, geçitlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları yasaktır" şeklindeki hükmün ihlali niteliğindedir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138. maddesinin b) bendin 3) şıkkında düzenlenen Yayalar, taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartıyla ve yoldan gelen taşıtların uzaklık ve hızını kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler. Yollarda güvenli geçiş, önce sola sonra sağa bakılarak sakınca yoksa taşıt yoluna girmek, geçiş sırasında sola ve sağa bakılarak yürüyüşe devam etmek, taşıt yoluna girmeden güvenle duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar varsa ilk geçiş hakkını onlara verip geçişlerini beklemek suretiyle yapılır” şeklindeki hükmün İhlali niteliğindedir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138. maddesinin d) bendinde düzenlenen; " yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmalırı, dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları veya bu yerleri saygısızca kullanmaları yasaktır.” şeklindeki hükmünün İhlali niteliğinde olduğu görüş ve kanaatine varıldığı" belirtilmiştir. Mahkememizce yine 09/06/2016 tarihli celsede dosyanın Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına gönderilerek, davacının meydana gelen kaza nedeniyle geçici ve kati iş göremezlik raporu alınmasına karar verilmiş olmakla; Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 22/12/2016 tarihli mahkememize ibraz ettiği raporunda " Şahısta 15/08/2011 tarihinde araç dışı trafik kazası sonrası meydana gelen sol ön kolda ( dirsek seviyesinin altı ) sağ ön kola göre 2 cm lik atrofi arzının 11 Ekim 2008 tarihinde yayınlanan 27021 sayılı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre değerlendirilmesinde ...'un Meslekte Kazanma Gücünü % 6.2 oranında kaybetmiş olduğu, şahısta kırığın iyileşme süresinin 15/08/2011 tarihinden itibarne 120 güne kadar uzayabileceği kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. Mahkememizce 21/02/2017 tarihli celsede dosyanın ATK Trafik İhtisas Dairesine tevdi ile tarafların kusur oranları konusunda rapor alınmasına karar verilmiş olmakla; ATK Trafik İhtisas Dairesinin mahkememize ibraz ettiği 08/11/2017 havale tarihli raporunda "A)Davalı sürücü ...'in %20 (Yüzde Yirmi) oranında kusurlu olduğu, B)Davacı yaya ...'un %80 (Yüzde Seksen) oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ SONUÇ: Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekilinin yargılama sırasındaki beyanlarında, maddi tazminat talebinin davalı sigorta şirketi tarafından karşılandığından maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığını, ancak yargılama giderleri yönünden ve manevi tazminat yönünden davaya devam edilmesini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından 27/03/2017 tarihli ibraname ve feragatname sunumuna yönelik dilekçede, asıl alacak, faiz, vekalet ücreti, yargılama gideri vesair kalemler için 10.830,00 TL ödendiğini, ödeme yapılması ve ibra edilmiş olması nedeniyle davanın reddine yargılama masrafı ve vekalet ücreti olmadığını beyan etmiştir. Dilekçe ekindeki ibraname de, 7000 TL asıl alacak, 1000 TL işlemiş faiz, 250 TL yargılama gideri, 1980 TL vekalet ücreti 600 TL icra vekalet ücreti olmak üzere toplam 10.830 TL ödenerek karşılıklı sulh oldukları belirtilmiş ve ödendiğine dair dekontun sunulduğu anlaşılmaktadır. Davacının maddi tazminat talebi yönünden ödenmesi sebebiyle konusuz kalmasına dair dosya incelendiğinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2013/10-1350 Esas ve 2013/1740 Karar sayılı Kararı, yine 2013/10-1860 Esas ve 2015/1451 Karar sayılı Kararında "Dava açıldıktan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık dava konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada davanın konusuz kalmasından söz edilebilir. Böyle bir durum söz konusu olduğunda mahkemenin yargılamaya devam etmesine gerek yoktur. Bu durumda mahkemenin bir tespit hükmü niteliğinde olmak üzere esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerekir. Dava konusu hakkın davacıya ödenmesi, verilmesi ya da müdahalenin kaldırılması, davacı ve davalı sıfatının birleşmesi, yeni çıkan bir kanun ya da Anayasa Mahkemesi kararı ile ya da kişiye sıkı sıkıya bağlı ve mirasçılara geçmeyen bir hakka ilişkin davalarda taraflardan birinin ölümü gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. " konusuz kalma hallerinin sayıldığı ve dava konusu hakkın davacıya ödenmesi ile davanın konusuz kalabileceği vurgulanmıştır. 6100 sayılı HMK' nın 331. Maddesine göre: Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder. O halde somut olayda, davacının trafik kazası sebebiyle uğramış olduğu maddi zararın davalı sigorta şirketi tarafından ödendiğinin tarafların ikrarı, beyanı ve ödeme belgeleri ile sabit olduğundan maddi tazminat yönünden davanın konusuz kaldığı anlaşılmakla esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maddi tazminat yönünden yapılan yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi yönünden davacının dava açılırken haklı olduğu anlaşılmakla haklılık durumu gereği davacı lehine karar verilmesi ancak mükerrer ödemenin yapılmaması amacıyla davalı sigorta şirketi tarafından ödenen 250 TL yargılama masrafı ve 1.980 TL vekalet ücretinin yargılama giderine hükmedilirken dikkate alınarak bakiye kısmı yönünden aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden toplanan delillere göre somut olayda , davalı sürücü ...' in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile Ankara istikametinden Bursa istikametine seyir halinde iken milli pazar önlerine gelindiği esnade aracının sağ ayna kısmıyla seyir istikametine göre sağ taraftan geçiş yapmak isteyen davacı yaya ...' a çarpma olayında, davacının kontrolsüz bir şekilde geçiş yaparak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiği, ilk geçiş hakkını gelen araca vermediğine yönelik İstanbul Trafik İhtisas Dairesinin 08/11/2017 tarihli raporunun gerekçeli denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu ve olaya uygun bulunduğundan itibar edilerek davacının %20, davalının ise %80 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının dava konusu trafik kazasında yaralanması sebebiyle maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne uygun şekilde Uludağ Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığına sevk edilerek 22/12/2016 tarihli raporda, davacının maluliyetinin % 6.2 oranında kaybetmiş olduğu, şahısta kırığın iyileşme süresinin 15/08/2011 tarihinden itibarne 120 güne kadar uzayabileceği belirtilmiş olup alınana raporun usulune uygun hüküm kurmaya elverişli olduğundan itibar etmek gerekmiştir. Diğer yandan bilindiği üzere Borçlar Kanunu’nun 56.maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önüne alarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Bu para tutarı asıl olarak ne tazminat ne de bir cezadır. Amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu doğurmak ve ruhi ızdırabını dindirmek olması nedeniyle tazminata benzer bir fonksiyonu vardır. O halde tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. O halde yukarıdaki açıklamalar ışığında, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının maluliyeti ile sonuçlanan olayda, tarafların kusur oranları, olayın meydana geldiği tarih, olayın meydana geliş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, olay tarihindeki paranın alım gücü, maluliyet varlığı ve oranı değerlendirilerek davacıda oluşan acı ve elemin kısmende olsa giderilmesi amacıyla 2.500 TL manevi tazminat' ın hak ve nesafet kuralları çerçevesinde takdir edilerek manevi tazminat talebinin davalılar sürücü ve işleten yönünden kısmen kabulune karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlere, 1-Davacının maddi tazminat talebi yönünden konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 2.500,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve Bahri Üstemden kaza tarihi olan 15.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 206,65TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 75,15 TL'nin mahsubu ile bakiye 131,5 TL nispi karar ve ilam harcının davalılardan müşterek ve müteselsilen (davalı HDI Sigorta A.Ş' nin sorumluluğunun 35,90 TL kısmı ile sınırlı olmak üzere) alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacı tarafından maddi tazminat yönünden yapılan bilirkişi gideri 713 TL, posta, talimat ve tebligat gideri 156 TL olmak üzere toplam 869 TL yargılama giderinden davalı sigorta şirketi tarafından ibraname ile ödenen 250 TL' nin mahsubu ile bakiye 619 TL yargılama gideri ile 75,15 TL peşin harç olmak üzere toplam 694,15 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ...' den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından manevi tazminat sebebiyle yapılan posta, tebligat gideri olmak üzere toplam 156 TL yargılama giderinin manevi tazminatın kabul ve red oranına göre 17,72 TL' nin davalılar ... ve ...' den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Maddi tazminat yönünden davacı vekil ile temsil edildiğinden maddi tazminatın ödendiği tarih dikkate alınarak AAÜT'ye göre belirlenen 1980 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinin ibraname ile ödendiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Manevi tazminat yönünden davacı vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye göre belirlenen 2.180 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...' den müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Manevi tazminatın reddedilen kısım yönünden davalılar ... ve ... vekil ile temsil edildiğinden AAÜT'ye 10. maddesine göre belirlenen 2.180 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak bu davalılara verilmesine, 9-HMK' nın 333. Maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının hükmün kesinleşmesinden sonra ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMKnın 341. Ve 345. Maddeleri gereğince 2 haftalık yasal süre içinde Bursa Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.01/03/2018 Katip ¸e-imzalıdır Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2015/827, K. 2018/296, T. 01.03.2018, www.arakarar.com/karar/bursa-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2015-827-e-2018-296-k-38332a78e8fe