Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/86 E. 2026/270 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/86
- Karar No
- 2026/270
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/86
KARAR NO: 2026/270
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 12/11/2025
NUMARASI: 2024/322 E. - 2025/949 K.
DAVANIN KONUSU: Ayıplı satım nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/02/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 11/02/2026
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/11/2025 tarih ve 2024/322 E - 2025/949 K kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkili adına ... şirketinden dava konusu faturalar içerisinde, ...m40, ... m40 lv ve 761.8 silindir temizleyici tutkal ve malzeme satın alındığını, ilgili tutkallar müvekkili firmadan mdf/ahşap ile işlenerek pervaz, süpürgelik kasa, kanat, vs. Halinde getirildiğini bu ürünler müvekkili firmaca ...Ltd. Şti.'ye satıldığını, satışın akabinde şirket tarafından işbu ürünlere binaen taraflarınca ayıp bildiriminde bulunulduğunu, ... Şirketi ilgili ihtarnamelerde, davalı ... şirketinden alınmış olunan bahse konu tutkallar ile yapmış oldukları " pervaz, kasa, süpürgelik, v.s." gibi MDF ve ürünlerin bir süre sonra kabarma yaptığını ve daha sonra soyularak bırakma yaptığı taraflarınca ihbar edildiğini, davalı ... şirketinden almış oldukları ilk ürünler ile alakalı ayıpların gerilmesi konusunda Kayseri 13. Noterliği ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile talep edilmeşse de davalı ... şirketi tarafından zararın giderilmesi konusunda herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı ... şirketinden alınan 04/04/2022 tarih ve 01/06/2022 tarihli faturalara konu tutkalların ayıplı olması nedeniyle taraflarınca çekilen ihtarnamenin sonuçsuz kalması sebebiyle sonradan alınan 14/06/2023 tarihli faturaya ilişkin doğrudan işbu dava ile bütün faturalara konu ayıplardan dolayı talepte bulunma zorunluluğu hasıl olduğunu, ilgili faturalardaki tutkalların gizli ayıplı olması nedeniyle tutkalların işlenmesi sonucu oluşan işçilik nakliye malzeme bedeli olan şimdilik 100,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, şimdilik 100,00 TL uyarlama bedellerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalarının kabulünü, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, ... A.ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; Arabuluculuk tutanağının ıslak imzalı aslı dosyaya sunulmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, işbu davanın belirsiz alacak davası kısmi dava olarak açılabilmesi mümkün olmadığını, davanın öncelikle usulden reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanca konu edilen alacak kalemleri zamanaşımına uğramış olup davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, öncelikle taraflar tacir olup ttk hükümlerine tabi olacakları açık olduğunu, bu bağlamda ürünlerin ayıplı olduğunu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla ifade etmek istediklerini, davacı yanca ticari satışlardaki muayene ve ihbar sürelerine riayet edilmediğini, bu nedenle davacı yan ürünleri mevcut haliyle kabul etmiş sayılacağını, davacı yanca ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlere ilişkin dosyaya hiçbir somut veri sunulmadığını, ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin davacı yanca sunulmuş hiçbir tespit, rapor yer almadığını, davacının ürünleri hangi şartlarda muhafaza ettiği, ürünlerin kullanım talimatlarına uygun kullanılıp kullanılmadığı, üretimin nasıl ve hangi koşullarda yapıldığı, pres makinasında hangi derece kullanıldığı hususlarına yönelik hiçbir verinin olmaması kabul edilemeyeceğini, davacı yan iddia ettiği ayıpları ve uğradığı zararı ispat etmekle mükelleftir. soyut iddiadan öteye gitmeyen işbu davanın reddi gerekmektedir. tüm bu açıklamalarımızın ardından ifade etmek isteriz ki, ürünlerin şantiyelerde muhafaza edilme şekline ilişkin tarafımızca dosyaya video kaydı sunulacak olup videoda ürünlerin sıcakta güneş altında bekletildiği bu nedenle özellikle üstte kalan ürünlerde aşınma oluştuğu hususu görülmektedir. davacı yan tamamen kendi özensizliği ve dava dışı firma özensizliği nedeniyle kullanım hatalarından uğradıkları zararı haksız ve kötüniyetli olarak müvekkil şirketten tazmin etmeye çalıştığını, kaldı ki, davacı tarafça dayanılan faturalarda yer alan ürünlerin neredeyse tamamı müvekkil şirkete iade edildiğini, buna rağmen davacı tarafça faturaların tamamına binaen talepte bulunulması kabul edilemeyeceğini, bu husus davacının açıkça kötüniyetli olduğunu da ortaya koyduğunu, iade edilmeyen ürünlere ilişkin de süresi içerisinde ihbarda bulunulmadığı gibi ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin somut hiçbir veri sunulmadığı hususunun da gözetilmesi gerekmektedir. davacı tarafça hangi saklama koşullarında ürünlerin muhafaza edildiği, ürünlerin nasıl kullanıldığı tarafımızca bilinmemektedir. davacı tarafça ürünlerin hangilerinin nerede ve nasıl kullanıldığı hususu da ispat edilemediğini, ayrıca daha önce de davacı yana ürün satılmış olup herhangi bir sıkıntı yaşanmadığını, davacı yanın uyarlama taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, müvekkil şirket tarafından satılan ürünlerde ayıp bulunmadığını, ayıp bulunduğunun kabulü halinde dahi davacı yan yasal süre içerisinde gerekli incelemeyi yapmamış olup yine yasal süre içerisinde ihbarda da bulunmadığını, ürünü mevcut hali ile kabul etmiş sayılacağını, bu bağlamda talepte bulunması dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı yanca munzam zarar ve denkleştirme talebinde bulunulmuş olup bu hususun da kabulü mümkün olmadığını, davanın usulden ve zaman aşımından reddini, mahkememiz aksi kanaatteyse davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddiaları müvekkili şirket açısından haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu ayıplı ürünler müvekkili tarafından üretilen ürünler olmayıp, müvekkili tarafından üretilen ürünlerde herhangi bir kusur tespit edilmediğini, dileçeleri ekinde sunulan detaylı rapordan açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, müvekkili tarafından üretilen ürünlerde herhangi bir kusur bulunmadığını, dilekçeleri ekinde sunulan faturalardan da açık bir şekilde anlaşılacağı üzere, ...'ya defalarca tutkal satışı yapılmış olup, tarafımıza herhangi bir olumsuz geri dönüş yapılmadığını, izah edilen nedenlerle ve re'sen göz önüne alınacak gerekçelerle davacının davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Şti. Vekilinin cevap dilekçesinde özetle;Davacının, diğer davalı ... Ltd Şti'den satın aldığı ve ayıplı olduğunu iddia ettiği ... M40 adlı yapışkan tutkal ürün, Portekiz ülkesindeki ana üretici firma ... tarafından üretildiğini, İlgili üreticinin mallarını ülkemizde satışını yapan onlarca ithalatçı firma ve bu ithalatçılara bağlı yüzlerce satıcı bayii bulunduğunu, Müvekkili firma, ilgili üreticinin ülkemiz nezdinde muhatap olduğu, üreticinin mallarını sattığı yüzlerce şirketten biri olduğunu, Kayseri'de bulunan diğer davalı ... Ltd Şti, yine Kayseri'de bulunan davacıya satılan ... M40 tutkal ürünü, İzmir'de bulunan müvekkil şirketten mi satın aldığı; yoksa Kayseri, Konya, Ankara yahut yakın iller gibi ülkemiz nezdinde aynı ürünü satan yüzlerce satıcıdan birinden mi satın aldığı hiçbir şekilde bilinmediğini, diğer davalı ... Ltd Şti, ... M40 tutkal ürünü müvekkili şirket gibi aynı anda fiyat verip satın alabileceği ülkemiz nezdinde yüzlerce firma bulunduğunu, Keza davacı şirket de aynı şekilde bu ürünü ülkemiz nezdinde yüzlerce firmadan alabilecek durumda olduğunu, davacının dava konusu ürünü davalı ... Ltd Şti'den mi yoksa başkaca bir satıcıdan mı aldığına dair hiçbir kayıt bulunmadığını, Davacı ve müvekkili arasında kurulmuş bir akit, alış-veriş vb. hiçbir hukuksal münasebet yahut kesilmiş bir fatura dahi bulunması söz konusu olmadığını, Zamanaşımı Defi İtirazlarının bulunduğunu, Müvekkili ve davacı arasında hiçbir hukuksal, ticari münasebet bulunmaması, tüm sürecin davacı ile diğer davalı ... Ltd Şti. arasında vuku bulması gerekçesiyle müvekkiline husumet yöneltilmesi mümkün olmadığından Pasif Husumet İtirazımız doğrultusunda davanın müvekkil yönünden usulden reddini, Dava Türü Ve Harç İkmali Yönünden İtirazlarımız, Zamanaşımı Defi İtirazımız, Dava Şartı İhbar Yükümlülüğünün Yerine Getirilmemesi Yönünden İtirazımız doğrultusunda davanın usulden reddini, Somut olayda davacı, ... M40 ürünün kimlik bilgisinde sınırlı ve sayılı olarak sadece pp, pe, pvc ile sert, panel ve mdf yüzeyler ile yapılabilecek yapıştırma işlemlerinde kullanılabileceği açıkça belirtilmesine rağmen ürünü dava konusu olayda olduğu gibi laminat kaplama yapıştırmaya çalışması zaten uygulamayı bilmediğini göstermektedir. Ayrıca davacının satın aldığı laminatlarda korona + primer uygulaması eksikliği olduğu için ürünün ayıplı olması sebebiyle hiçbir tutkalı tutmayacağı da uluslararası firma tarafından bildirilmiştir. Bu gerçeklikler doğrultusunda hiçbir sorumluluğu bulunmayan müvekkil yönünden davanın esastan reddini,Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...Dava, davalı ... Ltd. Şti.'den satın alınmış olduğu ürünlerden kaynaklı ayıp iddiası ile davalılardan munzam zarar ve oluşan işçilik nakli ve malzeme bedeli zararlarından kaynaklı alacak hakkı olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
Mimarsinan Vergi Dairesine, Yenikapı Vergi Dairesine, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörlüğüne, Kayseri Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Müdürlüğüne yazılan müzekkerelere cevap verildiği ilgili evrakların dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davacı tarafça davacının, davalı ... Ltd. Şti.'den satın alınmış olduğu ürünlerin ayıplı olması nedeni davacının munzam zararı ile oluşan işçilik nakli ve malzeme bedeli zararlarının oluştuğu belirtilerek davalılar hakkında Mahkememizde tazminat davası açılmış ise de, davalıların kabulünde olmayan söz konusu iddialar yönünden davacının haklı olup olmadığının tespiti için delillerin toplanmasından sonra bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ise de, davacı tarafça süresi içerisinde bilirkişi ücretlerinin yatırılmadığı ve defterlerin sunulmadığı görülmekle davacının bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması sonucu davasını ispat edemediği görülmüş ve böylece, davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davanın reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı tarafça yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekilince sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket hissedarının ölmesi nedeniyle huzurdaki davada taraflarınca bilirkişi ücretleri yatırılamadığını ve ticari defterler sunulamadığını, anılan nedenle müvekkili şirket hissedarının ölmesi neticesinde Yerel Mahkemenin ilgili kişilere re'sen ulaşması gerekliyken bu durumun davanın reddi sebebi sayılmasının yerinde olmadığını, davanın reddini gerektirecek herhangi bir husus olmadığını, müvekkili şirketçe Davalı ... şirketinden alınan ilk ürünler ile alakalı ayıpların giderilmesi için ihtarname çekilmişse de zarar davalı ... şirketi tarafından hiçbir şekilde ödenmediğini, yine davalı ... şirketi ... Üniversitesi ... Bölümü Prof. ...'ndan rapor aldırdığını beyan ettiğini, söz konusu rapordaki bilgilere göre malın ayıplı olduğunun da açıkça belli olduğunu, müvekkili şirket hissedarının ölmesi sebebiyle bilirkişi ücretleri yatırılamadığını ve ticari defterler sunulamadığını, ancak Mahkemece müvekkili şirket hissedarının ölmesi neticesinde ilgili kişilere re'sen ulaşılması gerekirken bu hususun davanın reddi sebebi yapılması hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek istinaf taleplerinin kabulü ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/322 Es. 2025/949K. Sayılı 12.11.2025 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde müvekkili yararına ortadan kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Limited Şirketi vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf başvurusunun hukuka uygun ve gerekçeli yerel mahkeme kararını hedef alan soyut iddialardan ibaret olduğunu, davacının iddialarını ispat yükünün kendisine ait olduğunu, bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini, “hissedarın ölümü” iddiasının, ispat yükümlülüğünü ortadan kaldırmayacağını, re’sen araştırma iddiasının, kamu düzeniyle ilgiki olmadığı tadirde ticari davalarda geçerli olmadığını, ayıp iddiasının soyut olup hükme esas alınabilecek nitelikte delil bulunmadığını, müvekkili ... şirketi yönünden pasif husumet bulunmadığını, yerel mahkeme kararının HMK353/1-b-1 kapsamında onanması gerektiğini beyan ederek davacı tarafın istinaf başvurusunun reddine, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2024/322 Esas 2025/949 Karar sayılı, 12.11.2025 tarihli kararının HMK 353/1-b-1 uyarınca onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Anonim Şirketi vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Raporun kusurun müvekkilinin ürününde olmadığını ispatladığını, müvekkili şirket tarafından ... şirketine defalarca tutkal satışının yapılmış olup, taraflarına herhangi bir olumsuz geri dönüş yapılmadığını beyan ederek davacı tarafça yasal süresi içinde yapılmış usulüne uygun bir ayıp ihbarının da bulunmadığını, zamanaşımı itirazının geçerliliğini koruduğunu, maddi vakıalar ve mevcut deliller karşısında davacının iddialarının esastan da reddi gerektiğini, istinaf başvurusunun hiçbir haklı yönünün bulunmadığını davacının istinaf kanun yolu başvurusunun reddine, yerel mahkeme kararının onanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Davalı ... vekilince sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı yanın istinaf sebeplerinin, kendi kusuruyla neden olduğu usuli eksiklikleri gidermeye yönelik olup, hukuken korunmaya değer olmadığını, HMK hükümleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca yerel mahkemece tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olup davalının istinaf taleplerinin reddi gerektiğini savunmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
H.M.K 355. Maddesi gereğince inceleme Kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davacı davalı ... şirketinden “... m40, ... m40 İv” ve “761.8 silindir temizleyici” tutkal satın aldığını ilgili tutkalların kendileri tarafından mdf/ahşap ile işlenerek “pervaz, süpürgelik, kasa, kanat vs..” haline getirilerek “... Ltd. Sti” ye satıldığını, ürünlerin satıldığı ... Yapı tarafından kendilerine tutkallar ile yapılan “pervaz, kasa, süpürgelik, kanat vs..” gibi MDF ve ürünlerin bir süre sonra kabarma yaptığını ve daha sonra soyularak bırakma yaptığının ihbar edildiği dava dışı ... yapı tarafından kendileri tarafından satılan ayıplı ürünlerin değiştirilmesi amacıyla yapılan işçilik ve nakliye bedeli karşılığı ödenen “1.733.770,00 TL” zararın kendilerinden talep edildiğini, kendilerince bu zararın giderildiğini belirterek ödenen bu meblağların davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsili amacıyla eldeki davayı açmıştır.
Davalı ... A.Ş öncelikle Zaman aşımı definde bulunmuş ürünlerin ayıplı olmadığını, davacı yanca ticari satışlardaki muayene ve ihbar sürelerine riayet edilmediğini, davacı yanca ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlere ilişkin dosyaya hiçbir somut veri sunulmadığını, akredite laboratuvarlarda davacı tarafından yaptırılmış bir test bulunmadığını, ... isimli firmaya satılan bahse konu ürünlerde kullanılan malzemelerin şirket tarafından satılan ürünler olup olmadığı hususu belli olmadığını, davacı tarafça 04/04/2022 tarihli ... fatura numaralı 475.668,09 TL bedelli ve 01/06/2022 tarihli ... fatura numaralı 143,155,19 TL bedelli faturalarla alınan ve ayıplı olduğu belirtilen "... m40, ... m40 lv ve 761.8 silindir temizleyici" ürünlerin büyük çoğunluğunun zaten kendilerine daha öncesinde iade edilmiş olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi 2022 yılından itibaren ...'ya da tutkal sattığını, şirket tarafından üretilmekte olan "... ve ... yapıştırıcıların" ...'ya 2022 yılından itibaren satıldığını, ...nın şirketten aldığı bu yapıştırıcıları "..." ismi ile diğer firmalara sattığını, Davacı tarafın iddiası aksine kendileri tarafından üretimi yapılan ve ... tarafından davacıya satılan ... tutkal ürününde herhangi bir kusur bulunmadığını, kendileri tarafından ... Üniversitesi ... Bölümü Prof. Dr. ...'ndan alınan raporda kendileri tarafından üretilen ve ... tarafından ... adı ile satılan tutkal ürününde herhangi bir kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Limited Şirketi Husumet itirazında bulunmuş olup davanın zaman aşımına uğradığını, davacı ile aralarında kurulmuş bir akit, alış-veriş vb. hiçbir hukuksal münasebet bulunmadığını, davacının, ayıplı olduğunu iddia ettiği tutkalları kimden aldığının belirsiz olduğunu, davacının, ayıplı olduğunu iddia ettiği tutkalların markasının belirsiz olduğunu bununla birlikte davacı tarafça kendilerine yapılmış bir ayıp ihbarı bulunmadığını, davacının kimden aldığı belli olmayan tutkalların ayıplı olduğuna dair delil tespiti yaptırmadığını sadece laminat fotoğraflarıyla eldeki davayı açtığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davacının dosyaya sunduğu ... Limited Şirketi tarafından imzalı ... tarihli "..." isimli belge incelendiğinde:"... Ayıplı ürünler değiştirerek ayıpsız ürünler tedarik edilerek gecikmeli de olsa işlem tamamlanmış zararımız karşılanmıştır." şeklinde ibarelerin olduğu görülmüştür.
Davacı tarafça sunulan deliler incelendiğinde dava dışı ... Limited Şirketi avukatı tarafından davacı şirkete mail yoluyla 29.05.2023, 28.09.2023 tarihlerinde ihtarnameler gönderildiği görülmüştür.
Davacı tarafça ...Üniversitesi ... Bölümü Öğretim görevlisi Prof.Dr ... tarafından düzenlenen analiz raporu sunulduğu görülmüştür.
Davacı tarafından davalıya gönderilen Kayseri 13 noterliğinin ... tarihli ihtarnamesi incelendiğinde; davalıdan ... numara 04-04-2022 tarih 475.668,09 TL meblağlı ve ... numara 01-06-2022 tarih 143.155,19 TL meblağlı faturalar ile satın alınan tutkalların ayıplı olduğunun ... Ltd. Şti tarafından kendilerine 29.05.2023 tarihinde ihtar edildiğini bunun üzerine davalı firmaya ayıp ihbarında bulunduklarının belirtildiği görülmüştür.
6100 sayılı HMK 266. Maddesi; "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." şeklindedir. Bilirkişi delili bakımından HMK' nın 266. maddesindeki özel düzenleme gereğince, bilirkişi delilline münhasır olmak üzere mahkemenin, uyuşmazlığın çözümü bakımından gerekli görmesi halinde talep olmaksızın kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına da karar verebileceğinden, bu kısma ilişkin masrafların ileride haksız çıkan taraftan alınmak üzere suç üstü ödeneğinden karşılanması yoluna gidilebilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2020/2906 Esas 2020/4781 Karar)
Somut olayda davalı ... Şirketi davacı tarafça 04/04/2022 tarihli ... fatura numaralı 475.668,09 TL bedelli ve 01/06/2022 tarihli ... fatura numaralı 143,155,19 TL bedelli faturalarla alınan ve ayıplı olduğu belirtilen "... m40, ... m40 lv ve 761.8 silindir temizleyici" ürünlerin büyük çoğunluğunun zaten kendilerine daha öncesinde iade edilmiş olduğunu kabul etmiş diğer davalılar ise ticari ilişkilerinin bulunmadığını beyan etmişlerdir.
Davalılar ... Şirketi ve ... şirketi cevap dilekçelerinde bilirkişi keşif, ticari defter ve fatura delillerine dayanmışlardır.
“Delil ikamesi için avans” başlıklı HMK’nin 324. maddesinin birinci fıkrasında; “taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler” hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemeleri halinde talep ettikleri delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. Aynı hükümler ... tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 45. maddesinin dördüncü fıkrasında da yerini bulmuştur. Buna göre; taraflara delil avansının yatırılması için yapılacak ihtaratın taraflarca tereddütsüz şekilde anlaşılması gerekmektedir. Bunun için delil ikamesi için yapılacak ihtaratta; verilen makul sürenin kesin olduğunun belirtilmesinin yanında toplanacak delil için gereken masrafların kalem kalem miktarı da belirtilmek suretiyle gösterilmesi, masrafın yatırılmaması halinde o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ve dosyadaki diğer delillere göre karar verileceğinin açıklanması gerekir.
Mahkemece 6100 sayılı HMK 266. Maddesi uyarınca resen bilirkişi kararı alınabileceği gibi tarafların aynı delile dayanmış oldukları gözetilerek gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler hükmü gereği davacıya süre verilmesiyine davacı tarafça dosyada delil avansı için ara karar tarihi itibariyle yatırılan tutar olup olmadığı belirlenip buna göre ara karar kurulması gerekirken usul ve yasaya aykırı şekilde kesin süre verilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür.
Açıklamalar ışığında davacının istinaf talebinin HMK 353/1-a-6 md uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir .
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 12/11/2025 tarih ve 2024/322 E - 2025/949 K sayılı kararın KALDIRILMASINA,
3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talepleri halinde kendilerine iadesine ,
5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
7-H.M.K. 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, H.M.K. 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi.11/02/2026