Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/669 E. 2026/670 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/669
- Karar No
- 2026/670
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/669
KARAR NO : 2026/670
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/02/2026 ARA KARAR
ESAS NO: 2025/1195
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 31/03/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 31/03/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
İhtiyati haciz talep eden DAVACI vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;
"...AÇIKLAMALAR :
1. TİCARİ İLİŞKİ VE FATURA SÜRECİ
Müvekkil tacir olup bir şahıs firmasıdır. Davalı şirket ile aralarında ticari alım-satım ilişkisi kurulmuştur. Bu kapsamda "..." satışı gerçekleştirilmiş ve müvekkil tarafından 11.03.2025 düzenleme tarihli, ... numaralı, 100.000,00 USD bedelli e-fatura tanzim edilmiştir. Fatura içeriği "... ... Model Kullanılmış" şeklindedir.
Fatura açıklaması makinenin nevini açıkça ortaya koymakta olup makinenin montajı ile teslimine kadar her türlü sürece ilişkin tanıklarımız da mevcuttur.
2.FATURANIN KESİNLEŞMESİ (TTK m. 21/2)
Davalı taraf, Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesinde öngörülen yasal 8 günlük süre içerisinde faturanın içeriğine, bedeline veya malın teslimine dair herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Yasal süresinde itiraz edilmeyen fatura içeriği kesinleşmiş olup, davalı yan bu faturayı ticari defterlerine kaydetmekle yükümlüdür. Fatura, itiraz edilmediği durumda artık yazılı-kesin delil hükmündedir .
3.BORCUN KISMEN ÖDENMEMESİ VE İCRA TAKİBİ
Davalı şirket, 100.000,00 USD tutarındaki fatura bedelinin cüzi bir kısmını ödemiş, ancak bakiye 95.457,09 USD’lik kısmı ödememiştir. Alacağın tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı taraf, "borcumuz yoktur" şeklinde haksız ve soyut bir beyanla itiraz etmiştir.
4.WHATSAPP KAYITLARI İLE SABİT OLAN TESLİM VE BORÇ İKRARI
Davalının "borcum yoktur" itirazının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olduğu, şirket yetkilileri (..., ...) ve çalışanları ile yapılan WhatsApp yazışmalarıyla sabittir.
Konu yazışmaların bir kısmı ekte olup gerektiği takdirde müvekkilin telefonunun incelenmesi de mümkündür.
• Teslim ve Kurulum: Davalı şirket çalışanı ... ile yapılan yazışmalarda makinenin teknik detayları, gümrük işlemleri ve kurulumun yapıldığı açıkça görülmektedir.
• Ödeme Vaatleri: Şirket yetkilisi ..., müvekkilin ödeme taleplerine karşılık "Hallederiz rahat ol", "Çeki bitirir bitirmez hallederim" beyanlarında bulunarak borcu defalarca ikrar etmiştir .
• Ayıp İddiasının Yokluğu: Yazışmalarda malın ayıplı olduğuna dair tek bir ifade bulunmamakta, aksine ödemenin finansal nedenlerle geciktirildiği anlaşılmaktadır.
Nihayeti yazışmaların tümü incelendiğinde de müvekkil firmanın, alacağına kavuşamamasına rağmen edimini eksiksiz şekilde yerine getirdiği ve karşı yanın da hiçbir şekilde bunu inkar edemeyeceği gibi ikrar da ettiği net bir şekilde anlaşılmaktadır.
Satılan makine ikinci el olup her türlü ihtimalden ari olarak davalı tarafından muayenesi yapılarak teslim alınmış ve aktif olarak kullanılmaktadır. Kaldı ki belirttiğimiz üzere müvekkile yapılan TTK ve TBK mucibinde hiçbir ayıp bildirimi de bulunmamaktadır. Bu nedenle karşı yanın sağladığı iktisap an itibariyle haksız ve kötü niyetlidir.
5.DAVALININ KÖTÜ NİYETİ VE CEZAİ EYLEMLER
Davalı yan, borcu ödememek adına suç teşkil eden yöntemlere başvurmuştur. 05.05.2025 tarihinde müvekkil, ödeme almak amacıyla davalının işyerine gittiğinde; tehdit ve baskı ile kendisine geriye dönük tarihli (05.03.2025), ağır cezai şartlar içeren ve gerçeğe aykırı bir sözleşme zorla imzalatılmıştır. Müvekkile "Buradan bir kuruş alamazsın" denilerek tehditlerde bulunulmuştur. Bu hususta Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunulmuş olup davalının itirazının tamamen alacağı sürüncemede bırakma amaçlı olduğu açıktır.
6.ARABULUCULUK SÜRECİ
Taraflar arasında Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... - ... dosyası ile yürütülen arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlanmıştır.
7.İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZİN GEREKÇESİ
Alacak faturaya dayalı, tutarı belirli (likit) bir para alacağıdır. İtiraz edilmeyen fatura ve WhatsApp ikrarları alacağın varlığını kanıtlamaktadır. Davalı yetkililerinin müvekkili tehdit etmesi, sahte ve geriye dönük evrak düzenlemeye çalışması ve/veya düzenlemesi ve "ödeme yapmayacağız" yönündeki beyanları; mal kaçırma ve borçtan kurtulma kastını açıkça ortaya koymaktadır. Müvekkilin telafisi güç zararlara uğramaması adına İİK m. 257 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi elzemdir.
Sonuç olarak haklı alacağımızın ödenmemesi nedeniyle ikâme olunan icra takibine karşı yapılan haksız itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar verilmesi yolunda işbu dava dilekçemizin arzı zaruri hale gelmektedir.
HUKUKİ SEBEPLER: İİK, TTK, TBK, HMK ve ilgili mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER:
1. Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası.
2. 11.03.2025 tarihli ... Fatura
3. Kayseri Arabuluculuk Bürosu ... - ... dosyası.
4. WhatsApp Yazışma Kayıtları ve Ekran Görüntüleri (Borç ikrarını ve teslimi içerir).
5. Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı Suç Duyurusu ve Soruşturma Dosyası.
6. Tarafların ticari defterleri, BA-BS formları, vergi dairesi kayıtları.
7. Faturaya konu malların teslimine ilişkin sevk irsaliyesi ve belgeler.
8. Tanık, keşif, yemin, bilirkişi incelemesi, isticvap ve sair yasal deliller.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle
1. Öncelikle, dava süresince doğabilecek hak kayıplarını önlemek ve alacağı güvence altına almak adına İHTİYATİ HACİZ TALEBİMİZİN KABULÜNE,
2. Davalının Kayseri Genel İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasına yaptığı haksız İTİRAZIN İPTALİNE ve takibin devamına,
3. Likit alacağa haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı aleyhine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere İCRA İNKAR TAZMİNATINA hükmedilmesine,
4. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline,..." karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İstenen ihtiyati haciz yönünden İlk derece mahkemesince verilen 06/02/2026 tarihli gerekçeli ara kararıyla:
"...Talep, İİK 257 vd maddeleri uyarınca ihtiyati haciz istemine ilişkindir.
İİK 257. maddesi; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz isteyebileceği gibi borçlunun belirli yerleşim yeri yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa da alacaklı vadesi gelmemiş borçtan dolayı ihtiyati haciz isteyebilir.” hükmünü amirdir.
İİK'nın 258/1. Maddesinin 2. cümlesine göre: "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Bu madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. Maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.
Davacı vekilince dava dilekçesi ile ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de, dava dosyası ekleri incelendiğinde mevcut hali ile davacı tarafın alacağının varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada ihtiyati haciz için gerekli olan yaklaşık ispat koşullarının sağlanamadığı anlaşılmakla davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR :Yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacı vekilinin İHYATİ HACİZ TALEBİNİN REDDİNE,
2-İşbu müteferrik karardan bir suretinin taraflara tebliğine, ..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu ara karara karşı ihtiyati haciz talep eden DAVACI vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
İhtiyati haciz talep eden DAVACI vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle;
"...AÇIKLAMALAR :
Yerel mahkemece 06/02/2026 tarihinde, alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve ihtiyati haciz için gerekli olan "yaklaşık ispat" koşullarının sağlanamadığı gerekçesiyle ihtiyati haciz talebimizin reddine karar verilmiştir. Ancak, Sayın Mahkeme dosyaya mübrez somut ve yazılı delilleri eksik değerlendirmiştir. Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde, İİK m. 257 ve 258 anlamında yaklaşık ispat kuralının çok ötesinde, tam ispata yakın kesin bir durum söz konusudur. Şöyle ki
1. ALACAK LİKİTTİR, FATURA KESİNLEŞMİŞ VE BORÇ KABUL EDİLMİŞTİR
Müvekkil tarafından davalı şirkete satılıp teslim edilen "..." karşılığında 11.03.2025 düzenleme tarihli, ... numaralı ve 100.000,00 USD bedelli e-fatura tanzim edilmiştir. Davalı taraf, Türk Ticaret Kanunu m. 21/2 uyarınca yasal 8 günlük süre içinde faturanın içeriğine, bedeline veya malın teslimine dair hiçbir itirazda bulunmamış ve fatura münderecatı hukuken kesinleşmiştir.
Daha da önemlisi, 100.000,00 USD tutarındaki bu kesinleşmiş fatura bedelinin bir kısmı davalı tarafından halihazırda ödenmiş olup geriye 95.457,09 USD bakiye borç kalmıştır. Hukuk sistemimizde kısmi ödeme yapılması, temel borç ilişkisinin, hizmet/mal tesliminin ve borcun tamamının davalı tarafça zımnen kabul edildiğinin en somut, tartışmasız delilidir.
2. WHATSAPP YAZIŞMALARI İLE SABİT OLAN KESİN BORÇ İKRARI
Yerel mahkemenin "yaklaşık ispat yoktur" tespiti, dosyaya sunduğumuz yazılı delillerle açıkça çelişmektedir. Davalı şirket yetkilisi ... ile müvekkil arasında yapılan ve dosyaya sunulan WhatsApp yazışmaları incelendiğinde; müvekkilin bakiye alacağına ilişkin ödeme taleplerine karşı karşı tarafça hiçbir şekilde faturaya, borca veya malın ayıplı olduğuna dair bir itiraz öne sürülmemiştir.
Aksine, davalı şirket yetkilisi bizzat;
• "Hallederiz rahat ol"
• "Çeki bitirir bitirmez hallederim"
şeklindeki açık beyanlarıyla borcu hukuken geçerli bir şekilde ikrar etmiştir. HMK anlamında mahkeme dışı yazılı ikrar niteliği taşıyan bu mesajlar, faturaya itiraz edilmemesi ve kısmi ödeme yapılmış olmasıyla birleştiğinde, alacağımızın varlığını yargılamaya yer bırakmayacak ölçüde somutlaştırmaktadır. Ortada malın ayıplı olduğuna dair süresinde yapılmış bir ihbar dahi yoktur.
3. KAYSERİ CCUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ 2025/26549 SOR. NUMARALI DOSYASINA YANSIYAN EYLEMLER VE İİK 257/1 UYARINCA MAL KAÇIRMA KASTI
Davalı tarafın niyeti borcu yasal argümanlarla inkar etmek değil, fiili zorbalık ve hileli eylemlerle ödemekten kaçınmaktır. Bu durum, müvekkilin şikayetçi olduğu Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/26549 Soruşturma numaralı dosyası münderecatı ile sabittir.
Müvekkil, 05.05.2025 tarihinde bakiye alacağını tahsil etmek umuduyla davalının işyerine gittiğinde; kendisine “Buradan bir kuruş alamazsın” denilerek alenen tehdit edilmiştir. Bu sözler, bizzat davalının ağzından dökülen bir "negatif borç ikrarıdır"; zira borcun varlığı bilinmekte ancak kasıtlı ve kötü niyetli olarak ödenmeyeceği beyan edilmektedir.
Aynı gün müvekkile tehdit ve baskı altında, 05.03.2025 gibi geriye dönük bir tarih atılarak, ağır cezai şartlar içeren gerçeğe aykırı bir sözleşme zorla imzalattırılmıştır. Mantık kuralları gereği, gerçekte var olmayan bir borç için geriye dönük sahte evrak düzenleme ve zorla imzalattırma gereksinimi duyulmaz. Davalının bu ağır cezada yargılanacak eylemi, alacağımızın varlığının ispatı olduğu gibi İİK m. 257/1'de açıkça düzenlenen "borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla... alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunması" yasal şartının da birebir vücut bulmuş halidir.
4.DAVALININ DAVAYA CEVAP DAHİ VERMEMESİ İDDİALARIMIZI DOĞRULAMAKTA VE KÖTÜ NİYETİ GÖSTERMEKTEDİR
Tüm bu maddi vakıalar, kesinleşmiş faturalar, WhatsApp ikrarları ve savcılık şikayetleri karşısında; davalı taraf işbu davaya yasal süresi içinde herhangi bir cevap dilekçesi dahi sunmamış, iddialarımıza karşı tamamen sessiz kalmıştır. Karşı tarafın, sunduğumuz bu kadar somut ve sarsıcı delile karşı hiçbir hukuki savunma geliştirememesi; alacağın varlığını zımnen kabul ettiklerini ve tek amaçlarının yargılamayı sürüncemede bırakarak zaman kazanmak ve bu süreçte mal kaçırmak olduğunu teyit etmektedir.
Sonuç olarak; ortada faturaya dayalı, bir kısmı ödenmiş, kalanı yazılı mesajlarla ikrar edilmiş, ödenmemesi için tehditle sahte evrak imzalattırılacak kadar hukuka aykırı yollara başvurulmuş 95.457,09 USD tutarında likit bir alacak bulunmaktadır. İİK 258. maddesi ihtiyati haciz için "tam ispat" değil "yaklaşık ispat" arar. Olayımızda yaklaşık ispat kuralı fazlasıyla ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde gerçekleşmiştir. Mahkemenin bu tablo karşısında ihtiyati haciz talebini "yargılamayı gerektirir" diyerek reddetmesi, kanunun ruhuna aykırı olduğu gibi müvekkilin alacağına kavuşmasını imkansız hale getirecek ve mal kaçırma hazırlığındaki davalının haksız gayesine hizmet edecektir.
SONUÇ VE İSTEM: İzah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle
1.Haklı istinaf başvurumuzun KABULÜ ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/02/2026 tarihli 2025/1195 Esas sayılı ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararının KALDIRILMASINA, ileride telafisi imkansız zararların doğmasını ve davalının mal kaçırmasını önlemek amacıyla takdiren teminatsız veya Mahkemenizce belirlenecek uygun bir teminat mukabilinde davalının menkul, gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline.." ileri sürmüş ve talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre "İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından, davacı vekilince sunulan istinaf dilekçelerinde ileri sürülen istinaf sebepleri yönünden esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilen ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açıklamalar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Derdest davanın konusunun "Davalının haksız ve kötü niyetli itirazının iptali, takibin devamı, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı" talebine ilişkin olduğu, davacının takip ve davaya konu para alacağının ileride tahsilinin güvence altına alınması amacıyla davalının taşınır ve taşınmaz malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının üzerine ihtiyati haciz konulmasını istediği anlaşılmıştır.
İstinaf dilekçesine ileri sürülen istinaf sebepleri, mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan gerekçeli ara kararda yazılı açıklamalar ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde ; Davaya ve ilamsız icra takibine konu bir miktar para alacağı yönünden İİK 257 vd. Maddeleri gereğince ihtiyati haczin kabulü için alacağın varlığı ve miktarına dair hususlar yönünden olmak üzere yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların , bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmadığı , dayanılan beyanların bu aşama itibariyle İİK 257 vd maddeleri gereğince ihtiyati haczin kabulü için yaklaşık ispata yeterli olmadıkları, bu nedenlerle söz konusu ihtiyati haciz talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacı vekilinin işbu talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı, ara kararının hukuka uygun olduğu , bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1195 Esas sayılı, 06/02/2026 tarihli ARA KARARININ hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar harcı istinaf eden davacıdan peşin olarak alındığından hakkında yeniden harçla ilgili bir karar verilmesine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
4-İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
5-HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile İİK 258/son bendi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 31/03/2026