Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/60 E. 2026/360 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/60
- Karar No
- 2026/360
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:26/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:13/11/2025 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:26/03/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Davalının malik işleteni olduğu ... plakalı araç müvekkili şirket tarafından zorunlu trafik poliçesi ile sigorta güvencesi altına alındığını, Müvekkili şirkete sigortalı olan ... plakalı araç, 14.05.2021 Tarihinde trafik kazasına karıştığını, bu kaza sebebi ile ... bedensel zarara uğradığını, müvekkili şirket tarafından ...'ın bedensel zararları sebebi ile toplam 305.000,00 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, davaya konu kaza sırasında , sigortalı araç sürücüsü olan dava dışı ... alkollü olduğunu, dava dışı ...'ın alkollü olduğu kaza tespit tutanağında da görüldüğünü, Zorunlu Trafik Poliçesi Genel Şartları gereğince , kaza anında sigortalı araç sürücüsünün alkollü olması sebebi ile müvekkili şirketin zarar görenler için ödediği tazminatın rücusu için sigortalısına başvuru hakkı doğduğunu, davalı, müvekkili şirketin sigortalısı olması sebebi ile kendisine iş bu dava açılmak zorunda kalındığını, davalı tarafça , icra dosyasına sundukları itirazları sırasında , kaza tarihinde aracın işleteni olmadıkları bu sebeple meydana gelen kaza sebebi ile sorumlulukları olmadığı belirtilerek husumet itirazında bulunulmuş ise de bu beyan ve itirazları da yerinde olmadığını, davalı tarafça , icra takibine itiraz dilekçelerinde , aracın başkasına kiralandığını bu sebeple işleten sıfatının kalmadığı belirtilerek takibe itiraz edildiğini, davalının uzun süreli aracı kiralamış olmasının ve işleten değişikliği olmasının davamıza etkisi bulunmadığını, zira iş bu dava davalının müvekkili şirketin akidi- sigortalısı olması sebebi ile açılan bir rücu davası olduğunu, davalı hakkında Finike İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile , ödenen 305.000,00 TL ana para ve ferilerinin ödenmesi için takip yapıldığını ancak borçlu tarafından takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmesi sebebi ile takip durduğunu, müvekkili şirketçe takip talebinde ana para olarak ödenen 305.000,00 TL ye , ödeme tarihinden , takip tarihine kadar işleyen dönem için yasal faiz talep edildiğini, davalı tarafça , haksız ve kötü niyetli olarak takipten önce işleyen faize de itiraz edildiğini, davalı taraf bu itirazları da yerinde olmadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile davalının , Finike İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan tüm itirazlarının iptali ile itirazın ana para, takipten önce işlemiş faiz, faiz oranı ve tüm ferilerini kapsar şekilde iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, davacı sigorta şirketi öncelikle Davalı sıfatı ile aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olması gereken aracın kiralandığı kişi ... ile kaza sırasında alkollü olduğu iddia edilen ve aracı kullanan ...'ın davaya Davalı sıfatıyla dahil edilmesi gerektiğini, her ne kadar Davacı taraf bu husustaki talebimize aracı kiraya veren olarak davayı müvekkiline yöneltmek suretiyle diğer tarafları davaya dahil etmek zorunda olmadığını ileri sürecekse de, kazanın oluş biçimi kusur yönünde yapılacak incelemeler ve varsa başka itirazların bu kişiler tarafından davada ileri sürülmesi söz konusu olacağını, kaza sırasında ve öncesinde bu kişiler arasındaki hukuki ilişkinin ve alkollü olarak kazaya sebebiyet veren kişinin kazadaki hukuki durumunu ve onun tarafından ileri sürülecek itirazların müvekkili tarafından bilinmesi mümkün olmadığını, müvekkili tarafından takip dosyasına yapılan itirazda geçen hususları aynen tekrarladıklarını, müvekkiline ait ... plakalı araç müvekkili tarafından ... adlı kişiye kiralanmış ve kiralama sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye aykırı olarak ..., ...'a aracı kullandırmış ve kazaya sebebiyet verdiğini, haliyle bu iki kişi arasında sözleşmeye aykırı şekilde oluşmuş bir fiili durum söz konusu olduğunu, araç, kiralama sözleşmesiyle ...'na kiralandığını, bu kişi, kazayı gerçekleştiren diğer kişiye sözleşmeye aykırı bir şekilde aracı kullandırdığını, haliyle uyuşmazlık konusu ticari bir uyuşmazlık olmadığına, genel mahkemeler tarafından yargılamanın gerçekleşmesi ve yazılı yargılama usulüne tabii olması gerektiğini, davalı müvekkili tarafından icra takibine yapılan itiraz ile birlikte ... ile aralarındaki sözleşme sureti de dosyaya konulduğunu, sözleşme gereğince yasal zorunluluk olan gerekli bildirimler ilgili mercilere yapıldığını, bu sözleşme ile kiracının aracı bir başka 3. Kişiye zilyetliğinin devrini, kullanılması ya da kullandırması mümkün olmadığını, aksi taktirde bu tür işleri yapan kişilerin ekonomik faaliyetleri risk altında olduğunu, usule yönelik taleplerimizin kabulü halinde davaya kiracı ve 3. Kişinin de dahil edilmesiyle ödenen tazminata neden olan kazanın oluşumuna ilişkin yeniden kusur raporu alınması zorunluluğu olduğunu, alkollü olmak başlı başına kusur kabul edilemeyeceğini, yine kaza neticesindeki Davacı şirket tarafından ödeme yapılan kişilerin bedensel zaafiyetlerini ve ödenen tutarın karşılaştırmaları yapılmalı ve poliçe kapsamında yapılan her ödemenin bu şekilde rücu davaları ile diğer taraftan istenmesinin önü alınması gerektiğini, yani sigorta şirketleri ile sigortalı arasında düzenlenen sözleşmede her halükarda ödenmesi kabul edilen miktarların belirtilerek tazminat ödemelerini, bu ödemeye kusuru ile sebep olan 3. Kişilerden tam olarak istenmesi yasal olmadığını, çünkü sigorta şirketleri, sigortalıların, kendileriyle sözleşme yapması için risk halinde gerçekleşen zararın üzerinde ödeme yapmayı sözleşme ile taahhüt ettiğini, bu husus sözleşme serbestisi içerisinde değerlendirilebilir ancak sözleşme serbestisi içerisinde düzenlenen sözleşmeler 3. Kişilere karşı aynı şekilde sözleşmedeki kapsam itibarıyla ileri sürülemeyeceğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan cevap dilekçesinde özetle; Karayolları Trafik Kanunu Madde 86 – (Değişik: 17/10/1996-4199/29 md.)" İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulacağını, sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir. " demek suretiyle illiyet bağına atıfta bulunduğunu, illiyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebileceğini, haksız fiil kaynaklı sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olduğunu, müvekkilinin maruz kaldığı üçüncü kişinin ağır nitelikteki kusuru, illiyet bağını keseceğini, olayımızda da kazaya etken tek sebep müvekkilin içinde bulunduğu aracın, müvekkilinin tanımadığı kişilerce silahla ateş edilerek kovalanması olup, ceza kanunu kapsamında suç teşkil eden bu eylem sebebi ile illiyet bağı kesildiğini, ilgili soruşturma dosyası kapsamında şüphelilerin tespiti ile davanın bu kişilere de ihbarı gerektiğini, müvekkili tarafından kiralanan aracın olay anında kullanan sürücünün alkollü olmasının- ki alkol oranı kazaya sebebiyet verecek oranda olmadığını, müvekkillin ve araç sürücüsünün canlarını kurtarmak için kendilerine ateş edilen diğer araçtan kaçmaya çalışmaları olduğunu, Bursa Mustafa Kemal Paşa Cumhuriyet Başsavcılığı ... soruşturma numaralı dosya kapsamında olay yeri inceleme tutanağı ile yapılan tespitte müvekkilin içinde bulunduğu ... plakalı aracın sağ arka çamurluk ve bagaj kapısı üzerinde ateşli silah izleri tespit edildiğini, dosyada şüpheliler hakkında soruşturma devam ettiğini, buna rağmen kaza anından sonra düzenlenen ve müvekkilinin imzası bulunmayan trafik kaza tespit tutanağında bu hususa hiç değinilmediği için kaza tespit tutanağı eksik ve hatalı olduğunu, bu sebeple Kaza tespit Tutanağını da kabul etmediğini, bu nedenlerle müvekkilinin kusuru oluşmayacağından zarardan sorumluluğu da bulunmadığını, müvekkilinin kendilerine yönelik saldırıdan kurtulmaya çalışırken yaşanan trafik kazası neticesinde, mücbir sebep ve 3.kişinin kast ve kusuru ile illiyet bağı kesildiğinden takibe konu bedensel zararlardan da sorumlu tutulamayacağından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Üçlü bilirkişi heyeti tarafından tanzim edilen 05/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda; “... plakalı otomobil sürücüsü ...’ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda yer alan 56/1-a (Şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymamak) maddesini ihlal ettiği. Diğer ... plakalı otomobil sürücüsü ...’ın ise aynı kanunda yer alan kaide ve kurallardan herhangi bir maddesini ihlal etmediği, görüş ve kanaatini belirttikleri” kusur dağılımına iştirak ettiklerini, dosyada mevcut belgeler incelenerek ve kazaya neden olabilecek faktörler birlikte değerlendirilerek ... plakalı otomobil sürücüsü ...’ın kaza anında 1.46 promil alkollü olduğu, trafikte doğru düşünme ve karar verme süreçlerinin etkilendiği, dikkatini yola veremediği, alkolün verdiği özgüven ile kontrolsüzce araç kullanması sonucu bu kazayı salt (münhasıran) alkol etkisi altında yaptığı, sürücünün alkollü oluşu dışında kazaya neden olabilecek başka bir etken bulunmadığını, kusur indirimi konusunda takdirin Mahkeme’ye ait bulunduğu, Finike İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyasında takip tarihi 21.07.2022 itibari ile alacağın; 305.000,00-TL.Asıl Alacak(Taleple bağlı kalınarak) ve 6.918,00-TL.İşlemiş Faiz(Taleple bağlı kalınarak) olmak üzere toplam 311.918,00-TL" olduğunu belirttikleri anlaşılmıştır. Böylece davalının takibe itirazının haksız olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile Finike İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın asıl alacak yönünden iptaline, takibin talebi aşmamak üzere aynen devamına ..." şeklinde karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dahil edilen davalılardan ...'nun kazaya neden olan aracı müvekkilinden kiralayan kişi olduğunu, diğer dahili davalı ...'ın ise kazada aracı kullanan kişi olduğunu, davacı sigorta şirketinin ödeme yapmak zorunda kaldığını iddia ettiği araç ile meydana gelen kazanın, kaza öncesi müvekkile ait kiralık aracın seyir halindeyken Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılama konusu yapılan ... esas sayılı dosyasına konu olan silahlı eylem neticesinde meydana geldiğinin sabit olduğunu, gerekçeli kararda kazanın oluşumunda araç sürücüsünün alkollü olması, trafikte doğru düşünme ve karar verme süreçlerinin etkilendiği, dikkatini yola vermediği, alkolün verdiği öz güven ile hareket ettiği gibi nedenlerle kazanın alkolün etkisiyle oluştuğunun kabul edildiğini, oysa Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yansıyan olayda aracın seyir halinde iken, bir başka araçtan açılan silahlı ateş sebebiyle sürücünün hareket kabiliyetinin bozulduğunun, silahlı ateş yaralanmasından kaçmak için kontrolsüz hareket ettiğinin sabit olduğunu, kazanın meydana gelmesi ile araç dışından ateşli silah ile yapılan saldırının etkili olup olmadığının tartışılmadığını, gerekçeli karardaki değerlendirmenin eksik ve hatalı olduğunu, kazanın oluşumunda Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne yansıyan haksız ve etkili eylemin birinci derecede etkisi olduğunu, sigorta ve kasko poliçelerinde terör ve üçüncü kişilerin haksız eylemlerinin neticesinde meydana gelen hasarlardan da sorumluluk öngörülmesine rağmen poliçenin dahi değerlendirilmediğini, bu hususta bilirkişi raporuna yapılan itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini, aynı kazaya dayalı davacı Sigorta şirketinin diğer alacaklarını da talep ettiğini, Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen davada ise Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davanın akıbetinin beklenmesine karar verildiğini, aynı alacak için iki farklı mahkeme uygulamasının söz konusu olduğunu, kazanın oluşumunda üçüncü kişilerin haksız eylemlerinin birinci derecede etkili olduğunu, bu husus değerlendirilmeden doğrudan alkol esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Yargıtay kararları ile sabit olduğu üzere alkollü olmanın tek başına kusur atfı için yeterli olmadığını, somut olayın alkolün etkisi ile değil, silahlı saldırı etkisiyle gerçekleştiğini, silahlı saldırı karşısında insanların doğru düşünme, dikkatini trafik kurallarına uygun şekilde yönlendirme kabiliyetinin olamayacağını, cevap dilekçesinde araç kiralama işi ile iştigal eden müvekkilinin bu tür ticari işlemlerde uyulması gereken dikkat ve özeni gösterdiğinin sabit olduğunu, araç kiralama işinde kiralanan aracın sigorta poliçeleri düzenlenirken KABİS uygulamasına tabi olduğu, haliyle sigorta poliçesinde bu uygulama nedeniyle ödenen primin yüksek olduğu, sigorta şirketlerinin bu tür riskler için yüksek miktarda prim talep ettiğini, bu tür araçlardaki sigorta primlerinin yüksek talep edilmesinin, benzer zararlardan dolayı risk gözetilerek bu poliçe tutarlarının olması gerekenden yüksek olduğunu, risk gerçekleştiğinde bu kez farklı sebepler gösterilerek yapılan ödemeden dolayı rücu talebinde bulunmasının sözleşme içeriğine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin 13/11/2025 tarihli duruşmasındaki kararının hüküm kısmının 1 numaralı bendinde ve 14/11/2025 tarihli gerekçeli kararının hüküm kısmının 1 numaralı bendinde, davanın kabulü ile Finike İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın iptaline ve takibin talebi aşmamak üzere asıl alacak 305.000,00-TL üzerinden aynen devamına karar verildiğini, ancak kararda takipten önce işlemiş faiz talepleri yönünden hüküm kurulmadığını, ... E- ... K. sayılı dava dosyasındaki harca esas değerlerinin 311.918,00 TL olduğunu, bu değere takipten önce işlemiş faiz taleplerinin de dahil olduğunu ve harcın bu doğrultuda yatırıldığını, davalarının itirazın iptali davası olduğunu ve itirazın iptali istenen icra dosyasında takipten önce işlemiş faiz de bulunduğunu, davanın kabulüne karar verilmiş olması sebebiyle takipten önce işlemiş faiz yönünden de davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dolayısıyla 305.000 TL asıl alacak ve 6.918,00 TL takipten önce işlemiş faiz olmak üzere 311.918,00 TL üzerinden takibin devamına ve borçlunun itirazının iptaline karar verilmesi gerektiğini, mahkemenin hüküm kurarken alacaklının takip talebinde belirttiği ve haklı bulunan her bir alacak kalemi için bunlara uygulanması gereken temerrüt faiz oranlarının ne olduğunun ve takibin ne kadar miktar üzerinden devam edeceğinin kararda ayrı ayrı belirtilmesi gerektiğini, davalı tarafın takip öncesi işlemiş faizden sorumlu olduğunu, rücuen tazminat talebinin, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olduğunu, davacının mal varlığındaki eksilmenin ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faiz talep edilebileceğini ve karşı tarafı ayrıca ihtar ile temerrüde düşürmenin gerekmediğini, dosya sundukları ödeme dekontundan 305.000,00 TL'lik ödemenin 20/04/2022 tarihinde yapıldığını ve takip tarihinin 22.07.2022 olduğunu, Türkiye Barolar Birliği Web Sitesi - Hesaplama Aracı'na göre 305.000 TL için 20.04.2022 tarihinden başlayan %9 Faiz Oranı ile 22.07.2022 tarihine kadar 93 gün için faiz tutarının 6994,11 TL olduğunu, davalarına konu icra dosyasında takipten önce talep edilen işlemiş faizin ise 6.918,00 TL olduğunu belirterek, yerel mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmındaki 1. bendindeki hatanın müvekkil şirket yararına kaldırılarak, davalarının tam kabulüne, takipten önce işlemiş faiz talepleri yönünden de davanın kabulü ile davalının bu kısım için de itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, sigortacının sigortalısına rücu amacıyla başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 48. Maddesinin birinci fıkrasında; alkollü içki alması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Aynı yasanın ikinci fıkrasında ; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılacağı belirtildikten sonra, son fıkrada; bu tespit için kullanılacak teknik cihazların sahip olacağı asgari koşullar ile diğer usul ve esasların yönetmelikte gösterileceği ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan “b-2” bendinde alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır. Poliçenin tanzim tarihinde ve kaza tarihinde yürürlükte bulunan 01/06/2015 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın sigortacının sigortalısına rücu hakkını düzenleyen B-4 maddesinin c bendine göre; aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar için sigortacının ödediği bedeli sigortalısından rücuen tahsil edebileceği düzenlenmiştir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun kaza tarihinde yürürlükte bulunan 48. maddesinin ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin kaza tarihi itibariyle yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bu nedenle geçersiz olan yönetmelik hükümlerinin yürürlük tarihindeki yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas - ... Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair İlamında da 01/06/2015 tarihli değişiklikten sonra ZMMS Genel Şartları'nın B.4.c bendine dayalı olarak sigorta şirketleri tarafından sigortalı akidi aleyhine açılan rücuen tazminat davalarında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşmesinin gerektiği kararına varılarak bu husustaki Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlık giderilmiştir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi ve sigortacının sigorta ettirene rücu edebilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını ve sigortacının sigorta ettirene rücusunu gerektirmez. Somut olay yukardaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; davalıya ait aracın davacı nezdinde trafik sigorta poliçesiyle sigortalı olduğu,dava dışı alkollü sürücünün kullanımında kazaya karıştığı,bu kazada zarar gören üçüncü kişilere davacının tazminat ödediği hususları uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasındaki çekişme,kazanın münhasıran sürücünün aldığı alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği,davacının genel şartların B.4.c bendine uyarınca rücu hakkı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan rapor, içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu uzman bilirkişi kurulundan alınmış , raporda kazanın münhasıran alkol etkisi altında meydana gelip gelmediği değerlendirilmiş ve kazanın münhasıra alkol altında gerçekleştiği kanaatine varıldığı rapor edilmiş ise de raporda ceza dosyasının değerlendirilmemesi hatalı olmuştur. Dava dışı sürücünün mağduru olduğu Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ... E. Sayılı dosyasına yansıyan suçlamalar kapsamında, aracın seyir halinde iken, bir başka araçtan açılan silahlı ateş sebebiyle sürücünün hareket kabiliyetinin bozulup bozulmadığı , kazanın meydana gelmesi ile araç dışından ateşli silah ile yapılan saldırının etkili olup olmadığı raporda değerlendirilmemiştir. Belirtilen bu hususlar iş bu davanın sonucunu etkileyebilecek niteliktedir.Her ne kadar kusurun takdiri ve zararın tayini bakımından hukuk mahkemesi ceza mahkemesi kararı ile bağlı değilse de somut olayda kazanın meydana geliş şekli,uyuşmazlığın çözümünde önem arz ettiğinden dava dışı sürücünün mağduru olduğu ceza davasının sonucunun beklenmesi gerekmektedir.Bu durum karşısında, ceza davasının iş bu davanın sonucunu etkileme ihtimali bulunduğundan bekletici mesele olarak kabul edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve davalı vekilinin istinafının kabulü gerekmiştir (Aynı yönde emsal karar için bakınız: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2008/49 E. 2009/1715 K. sayılı ilamı). 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddeleri hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağını etraflıca düzenlemiştir. HMK'nın 297/2. maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğunu açıklamıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Kabule göre Mahkemece, davacının harçlandırdığı işlemiş faiz talebi hakkında değerlendirme yapılıp karar verilmesi gerekirken, buna ilişkin hüküm kurulmaması hatalı olmuş, davacı vekilinin buna ilişen istinafının kabulü gerekmiştir. Sonuç olarak, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/11/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde taraflara İADESİNE, 5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...