Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/587 E. 2026/54 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/587
Karar No
2026/54
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

71.HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

ESAS NO : 2026/587

KARAR NO : 2026/54

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/02/2024

NUMARASI : 2016/1228 Esas - 2024/127 Karar

DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat

KARAR TARİHİ: 30/09/2026

Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA : Davacı vekili; müvekkilinin 06.07.2016 tarihinde eşi olan sürücünün idaresindeki tescilsiz ve sigortasız motosiklet ile seyahat halinde iken meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını, müvekkilinde geçici ve sürekli iş göremezlik durumu oluştuğunu belirterek müvekkili lehine 4.000-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davacı vekili 20/11/2023 tarihli bedel artırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik talebini 2.160,48-TL, sürekli iş göremezlik talebini 127.333,77-TL olmak üzere talebini 129.494,25-TL'ye yükseltmiştir.

CEVAP : Davalı vekili; davalının sorumluluğunun bulunmadığını, davacının sağlık raporunda maluliyet oranının belirlenmediğini, maluliyet tazminatının davacı için zenginleşme olacağını, kaza sebebiyle uğranılan gerçek sakatlık oranının belirlenmesi gerektiğini, aracın tescilsiz olması nedeniyle ... yapılamayacağından müvekkilinin de sorumluluğunun bulunmadığını, davacının taleplerinin haksız olduğunu, maluliyet oranı konusunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, olayın trafik kazası ile gerçekleştiğinin davacının ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen tescilsiz ve plakasız motosiklet sürücüsü dava dışı ...'in % 25 oranında tali kusurlu olduğu, sürücü belgesi bulunmayan eşinin idaresindeki tescilsiz ve plakasız motosiklette yolcu olarak ve koruyucu tertibat olarak kask kullanmadan seyahat etmekte iken kazada yaralanan davacı ...'in kazada etkisi olmadığı, alabileceği bir tedbir bulunmadığı ve "tamamen kusursuz" olduğu, ancak kendi güvenliği için tedbir almadığı ve kendisinin yaralanmasında "... Kusurlu" olduğu tespit edilmekle ve yine alınan bilirkişi raporu uyarınca söz konusu motosikletin 107 cc olduğu tespiti ile kaza tarihinde davacı...' in yolcu olarak seyahat ettiği plakasız vc tescilsiz motosikletin ... bulunmadığından davalı ... Hesabı'nın araç sürücüsü dava dışı ...'in kusuru oranında sorumlu olduğu, güncel değerler üzerinden yapılan hesaplama uyarınca davalının kusuru oranında talep edebileceği geçici iş göremezlik tazminatının 2.160,48-TL, Sürekli iş göremezlik tazminatının 127.333,27-TL, toplam iş göremezlik tazminatı 129.494,25-TL'nin ... hesabı teminat limitlerinin dahilinde olduğu, davalıya yapılan başvurusu üzerine temerrütün 07/12/2016 tarihinde gerçekleştiği gerekçesiyle maddi tazminat davasının kabulüne, 2.160,48-TL geçici, 127.333,77-TL sürekli iş göremezlik bedeli olmak üzere toplam 129.494,25-TL'nin 07/12/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili; yabancı uyruklu davacı için mahkemece belirlenen yabancılık teminatının kesin süre içerisinde yatırılmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının eşinin tam kusurlu olduğunu, davacı ile sürücü eşi arasında menfaat birlikteliği bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aracın motor ve şase numarasının kazandığını, tescilsiz araç olduğunu, aracın hurda nitelikte olması nedeniyle ... poliçesi ile sigortalanamayacağını, bu nedenle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, ... poliçesi ile teminat altına alınması mümkün olmayan araçlar nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, maluliyet raporunun fiziki muayene yapılmadan hazırlandığını, hesap raporunun teknik faiz uygulanarak hazırlanmadığını, davacının fiilen çalışıp çalışmadığı belirlenmeden geçici iş göremezliğe hükmedildiğini, ayrıca geçici iş göremezliğe dayalı tazminat taleplerinin ... kapsamında olmaması nedeniyle müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının gelir getiren bir işte çalışmaması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağını,olay sırasında davacının, sürücü olan eşinin ehliyetsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, ayrıca güvenlik kurullarına uyulmadığından davacının da ... kusurunun bulunduğunu, davacının herhangi bir koruyucu tertibat kullanmadığını, temerrütün gerçekleşmediğini, buna rağmen 07/12/2016 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE : Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Somut olayda; 06.07.2016 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı sürücü eşinin sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklet ile dava dışı sürücü sevk ve idaresindeki ... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası nedeniyle davacının yaralandığı, bu yaralanma nedeniyle davalı ... Hesabından maddi tazminat talep ettiği, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, hükme karşı istinaf kanun yoluna davalı tarafça başvurulduğu anlaşılmaktadır.

Davalı tarafça davacının yabancılık teminatını mahkemece verilen kesin süre içerisinde yatırılmamasını istinaf nedeni olarak ileri sürmüş ise de davacı vekiline yabancılık teminatının yatırılması için 23/05/2017 tarihli oturumda verilen kesin süreye riayet edilmemesinin sonuçları ara kararda izah edilmediği gibi davacı tarafça teminat bir sonraki celseden önce tamamlanarak celse talikine neden olunmadığı da nazara alındığında davalının teminata yönelik itirazı yerinde görülmemiştir.

Davalı tarafça davacının yolcu olarak bulunduğu tescilsiz aracın hurda niteliğinde olması nedeniyle ... kapsamında olmadığından müvekkilinin sorumlu olmadığı ileri sürülmüştür. Bu kapsamda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91. maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yatırmalarının zorunlu olduğu, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9. maddesinde trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabı'na başvurulabileceği öngörülmüştür. Aynı mahiyetteki düzenleme, ... Hesabı Yönetmeliği'nin 9/1-b maddesinde de yer almıştır. Bu düzenlemelere göre; trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle ... Hesabı'na husumet yöneltilebilmesi için bedensel zarara yol açan aracın kaza tarihi itibariyle zorunlu sigortasının yapılmamış olması gerekmektedir. ... Genel Şartları'nın A.6-ı maddesi gereğince "Motorlu bisikletlerin kullanılmasından ileri gelen zararlar" teminat dışı haller arasında sayılmıştır.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesine göre, motosiklet: azami tasarım hızı 45 km/saatten ve/veya silindir kapasitesi 50 santimetreküpten fazla olan sepetli veya sepetsiz iki veya üç tekerlekli motorlu taşıtlar ve net motor gücü 15 kilovatı, net ağırlığı 400 kilogramı, yük taşımacılığında kullanılanlar için ise net ağırlığı 550 kilogramı aşmayan dört tekerlekli motorlu taşıtlardır. Aynı Kanun'un 103. maddesinde motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde; motosikletin silindir hacmi 107 cc olup, silindir hacminin 50 cm küpün üzerinde/trafik sigortası yapılması zorunlu araçlardan olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, davalı tarafça kaza tarihinde davaya konu aracın hurda olduğuna ve kaza tarihinden önce trafikten çekildiğine ilişkin bir belgenin de ibraz edilmediği, aracın şasi ve motor numarasının silinmiş olmasının sonucu değiştirmeyeceği (Yarg. 4.HD 13.05.2026 T. 2024/14524 E. 2026/5820 K.) dikkate alınarak davalı ... Hesabı'nın sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.

Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir.

Somut olayda hükme esas alınan ATK. 2. İhtisas Kurulunun 27.03.2023 tarihli maluliyet raporu, kaza tarihinde (06/07/2016) yürürlükte bulunan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre, davacıda dava konusu edilen trafik kazasına bağlı olarak oluşan yaralanmasının maluliyet oluşturup oluşturmadığı konusunda illiyet bağını da ortaya şekilde değerlendirme yapılarak düzenlenmiştir. Bu doğrultuda maluliyet tespitine ilişkin ATK raporunun denetime elverişli olduğu görülmekle bu hususa değinen davalı vekilinin istinaf talebi yerinde değildir.

Bahsi geçen rapora göre davacının %7 oranında sürekli iş göremez hale geldiği, geçici iş göremezlik süresinin ise 9 aya kadar uzayabileceği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, davacının gelir getiren bir işte çalışmadığından bahisle geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanamayacağı ileri sürülmüş ise de davacının on sekiz yaşını geçmiş olmakla kaza tarihi itibariyle bir işi ya da kazancı olmasa da asgari ücret düzeyinde geçici iş göremezlik kaybı olduğunun kabulü gerekir.

Davalı kusur raporları arasında çelişkinin giderilmediğini ileri sürmekte ise de davacının araçta yolcu konumunda olması nedeniyle kazanın meydana gelmesinde kusurundan söz edilemeyeceğine göre davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde ... tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın ... Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre 1,65 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinaf yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E.- 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K. sayılı kararları).

Dava tarihi itibariyle, 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacılar vekilinin dava tarihinden önce davalı ... Hesabı'na başvuru yaptıktan sonra verilen eksik belge temini talebi üzerine dava açıldığına göre KTK'nın 97.madddesindeki başvuru koşulu yerine getirildiğinin kabul edilmesinde ve başvuru tarihinden itibaren 8 gün sonrasının faize başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinde usul ve Yasaya bir aykırılık yoktur.

Diğer taraftandavacının, yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün eşi olduğu, davacının sürücü olan eşinin ehliyetsiz olduğunu bilerek aracına binmesi ve kask takmaması nedeni ile belirlenen tazminattan %20 oranında ... kusur indirimi yapılması gerektiği ileri sürülmüş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplanan tazminattan % 20 oranında ... kusur indirimi yapıldığı anlaşıldığından davalının bu istinaf nedeninde de isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 8.845,75-TL harçtan peşin alınan 2.211,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.634,30-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,

İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,

Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,

İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/587, K. 2026/54, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-587-e-2026-54-k-c82fa2ce7806