Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/413 E. 2026/375 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/413
Karar No
2026/375
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/413 Esas 2026/375 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/413 KARAR NO : 2026/375

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 20/01/2026 NUMARASI : 2026/53 Esas (Ara Karar)

TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 19/01/2026 KARAR TARİHİ : 27/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026

Taraflar arasındaki 09/01/2026 tarihli TSG'de yayınlanan atama kararının iptali ile özel denetçi atanması davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karana karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı İstanbul CBS Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nun 2025/185256 S. sayılı soruşturması kapsamında, İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği’nin 27/08/2025 tarihli ve 2025/8823 D.İş sayılı kararı ile yönetim yetkileri kısıtlanmış bir %57 hakim ortak olduğunu, TMSF Fon Kurulu’nun 28/08/2025 tarih ve 2025/443 sayılı kararı ile kayyım olarak atanması sonrası, şirket tamamen dış dünyaya ve asıl sahibine kapatıldığını, davacının husumeti sadece kağıt üzerindeki bir ortaklık sıfatından değil, bizzat kayyum idaresinin yarattığı muhakkak zarar olgusundan kaynaklandığını, davacının hakim ortak olmasına rağmen yönetimden uzaklaştırıldığı için şirketin güncel mali tablolarına, banka hesap hareketlerine ve ticari defterlerine erişemediğini, bu nedenlerle davacının mülkiyet hakkının özünün korunması ve telafisi imkansız zararların önlenmesi adına, davacıya ait %57 oranındaki şirket paylarının üçüncü kişilere her ne nam altında olursa olsun devrinin, bu paylara ilişkin satış ihalesi açılmasının, ilan edilmesinin ve muhtemel devirlerin ticaret siciline tescilinin teminatsız olarak davanın sonuna kadar durdurulmasını ve şirketin mal varlığını eksilten, özkaynak yapısını bozan olağan dışı her türlü yeni borçlanma, kredi kullanımı, taşınmaz rehni/ipoteği ve varlık devri işlemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacıya ait hisselerin dava konusu olmadığı gibi dava konusu olan özel denetçi atanması ve yönetim kayyımı atanmasının iptali istemine ilişkin olarak hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesini gerektirir nedenlerin bulunduğuna ilişkin olarak yaklaşık ispat ölçüsünde herhangi bir delilin sunulmamış olduğu, ileri sürülen iddiaların mahiyeti gereği yargılamayı gerektirdiği, talep ve ara karar tarihi itibariyle henüz delillerin toplanmadığı, dava dilekçesi ekindeki delillere göre de yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir kararı verilmesi için gerekli koşulların bu aşamada oluşmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbirin reddi ara kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, uyuşmazlığın çerçevesi ve ihtiyati tedbirin davanın merkezinde olduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, telafisi imkansız zarar tehdinin somut olayda mevcut olduğunu, yerel mahkemenin soyut zarar kabulünün hukuki gerekçelerle bağdaşmadığını, tedbirin kapsamını ölçülü ve kademeli şekilde değerlendirmeden mahkemece toptan ret yoluna gidildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nun 390/1 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilecektir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İstinaf incelemesinin yapılabilmesi için usulüne uygun olarak görevli ve yetkili mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararı bulunması gerekir.

HMK'nun 390. madde hükmü kesin ve emredici niteliktedir. Bu nedenle mahkeme tarafından re'sen dikkate alınmalıdır. İhtiyati tedbir talep edildiğinde öncelikle uyuşmazlıkta mahkemenin görevli ve yetkili olup olmadığı hususu (yargı yolu yönünden de) incelenmelidir. Görevli olmayan ya da kesin yetkinin söz konusu olduğu hallerde yetkisiz mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilmiş olması halinde mahkemece bu talep re'sen usulden reddedilecektir (Adem Albayrak, 6100 Sayılı HMK'ya göre Hazırlanmış Açıklamalı, Örnekli, İçtihatlı, Uygulamaya Yönelik İhtiyati Tedbir, Ankara 2017, s.16). Yargılamanın herhangi bir safhasında ihtiyati tedbir kararı veren mahkemenin daha sonra görevsiz ya da yetkisiz olduğunun anlaşılması üzerine görevsizlik ya da yetkisizlik nedeniyle usulden ret kararı verilmesi halinde mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekir. Görevsiz veya yetkisiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararı kaldırıldıktan sonra görevli ve yetkili mahkemece bu konudaki talebin yeniden değerlendirilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 22/01/2013 tarih ve 2012/13597 Esas 2012/688 Karar sayılı ilamında "... HMK 390. maddesine göre ihtiyati tedbirin, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edileceği gözetildiğinde tedbir kararının görevsiz mahkemeden talep edildiği ve verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin bu yoldaki belirlemesi doğrudur. Ancak ihtiyati tedbir görevsiz mahkemeden istenmiş ve verilmiş bulunduğuna göre yine itiraz üzerine mahkemece görevsiz olduğu anlaşıldığına göre görevsizlik kararı verilmekle birlikte, görevsiz olarak verdiği ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına da karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir." ifadelerine yer verilerek bu hususa işaret edilmiştir (Mehmet Özdemir, Yargıtay ve İstinaf Uygulamasında Geçici Hukuki Korumalar, İhtiyati Tedbir, İhtiyati Haciz, Delil Tespiti, Ankara 2018, s.71 vd.). Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde; somut uyuşmazlıkta davacının %57 davalı şirket hissesine sahip olduğu ancak İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği tarafından kısıtlanarak şirkete kayyım atandığı, atanan bu kayyımın özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek şirketi olağandışı borçlanmaya sürüklediği ve şirketin devri çalışmalarının söz konusu olduğu iddialarına dayanarak dava açılmıştır. Dava konusu ... Grup Makine Savunma Sanayi A.Ş'nin merkezinin "... " olduğu görülmüştür. 6100 sayılı HMK'nun 14/(2) maddesi uyarınca, Özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu durumda istinaf incelemesinin yapılabilmesi için usulüne uygun olarak yetkili ve görevli mahkemece verilen bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen karar, anılan iddia karşısında usulüne uygun olarak yetkili ve görevli mahkemece verilen bir ara karar niteliği taşımadığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf talebininin usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yatırılan 732,00 TL maktu istinaf karar harcı ve 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 2.734,00 TL'nin talep halinde ihtiyati tedbir talep eden davacıya iadesine, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılama sırasında dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/f. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.27/03/2026

Başkan- Üye - Üye Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/413, K. 2026/375, T. 27.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-413-e-2026-375-k-d3a7c06c8155