Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2026/280 E. 2026/303 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/280
- Karar No
- 2026/303
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/280
KARAR NO : 2026/303
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/11/2025
NUMARASI : 2025/526 Esas - 2025/858 Karar
DAVA: Şirketin İhyası
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ihyası istenen Tasfiye Halinde ... ... Limited Şirketi aleyhine İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2021/777 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını; yargılamaya devam edilirken davalı şirketin kendi tasfiyesi sonunda ticaret sicilinden terkin edildiğinin öğrenildiğini; davaya devam edebilmek ve verilecek kararın infazı için davalı şirketin yeniden tüzel kişiliğini kazanması gerektiğini; İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi tarafından da bu yönde davacı müvekkiline yetki ve mehil verildiğini bildirerek; şirketin ek tasfiye yoluyla ticaret siciline bu dosya ile ilgili olarak yeniden kaydına; ihya yoluyla bu şirkete sınırlı olarak tüzel kişilik kazandırılmasına karara verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını; ihya için hukuki bir menfaatinin bulunmadığını; şirketin hiçbir mal varlığı bulunmadığından dolayı iş davası sonunda elde edeceği bir menfaatinde söz konusu olmadığını; şirketin tasfiyesinin usulünce yapıldığını; şirket alacaklılarına tasfiye masasına başvurmak üzere çağrı yapıldığını; davacı yada bir başka alacaklı için herhangi bir başvuruda da bulunulmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesince özetle; ihyası istenen şirketin genel kurulunda alınan tasfiye kararıyla tasfiye memuru atandığını; tasfiye memuru tarafından bu tasfiye sürecinin yürütülüp sonuçlandırılarak terkin için sicile başvurulduğunu; tasfiye halinde sona ermede, sicil müdürlüğünün denetim yetkisinin çok sınırlı olduğunu; tasfiye kararının mevcudiyeti ve tasfiye sürecinin bu kararda atanan tasfiye memuru ile sürdürülüp sürdürülmediği konusunda inceleme yapabildiklerini; dava yada icra takibi gibi tasfiyeye engel hususların kendilerince bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini; mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi halinde aleyhlerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti takdir edilmemesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
Davanın Kabulüne; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde ...sicil numarası ile kayıtlıyken ticaret sicil tarafından 08/05/2023 tarihinde sicilden terkin edilen Tasfiye Halinde ... Limited Şirketi'nin; İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesinin 2021/777 Esas sayılı dosyasının yargılama süreci ve verilecek kararın infazı süreci ile ilgili ve sınırlı olmak üzere ihyasına, Şirkete tasfiye memuru olarak şirketin tasfiye memuru olarak zaten göreve atanmış ...(TC:...)'ın atanmasına,.." karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararında, şirketin ihyasına ve terkin kararının kaldırılmasına hükmedildiğini, ancak söz konusu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece yeterli değerlendirme yapılmaksızın karar verildiğini, davalının, tasfiye işlemlerini hukuka uygun şekilde yerine getirdiğini, şirketin ihyasına neden olacak zorunlu ve hukuken geçerli bir sebep bulunmadığını, davacı tarafça sunulan delillerin soyut nitelikte olduğunu, şirketin yeniden faaliyete geçirilmesini gerektirir mahiyette ciddi bir gerekçe ve menfaat ortaya konulamadığını, kararın tasfiye memurunun sorumluluğunu doğrudan etkileyecek nitelikte olduğunu, bu bağlamda davalının hukuki menfaatini ihlal eder nitelikte olduğunu, hükmedilen vekâlet ücretinden tasfiye memuru sıfatıyla davalının sorumlu tutulmasının da açıkça hukuka aykırı olduğunu, davalının, yargılamaya konu davada asli veya fer’i bir taraf olmadığını, yalnızca terkin edilen şirketin tasfiye işlemlerini yürüten tasfiye memuru sıfatıyla davaya dâhil edildiğini, tasfiye memurunun yargılamanın tarafı olmaması nedeniyle aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, TTK'nın 547. Maddesi uyarınca tasfiye sonucu ticaret sicilinden terkin edilen şirketin derdest dava nedeniyle tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı tasfiye memuru tarafından, istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.TTK'nın 547. maddesi gereğince " (1) Tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. (2) Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir". Alacaklıların çağrılması ve korunması başlıklı 541/3 maddesinde " şirketin, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçlarını karşılayacak tutarda para notere depo edilir" hükümleri düzenlenmiştir.Şirketlerin tüzel kişiliği ticaret sicilinden terkin ile sona ermektedir. şirketin tasfiye işlemlerinin eksiksiz ve tam olarak yapılması halinde tüzel kişiliğin sona ermesinden söz edilecektir. Tüzel kişiliğin son bulması sonucunu doğuran fesih ve tasfiye işleminin hatalı veya eksik olması halinde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmayıp bu durumda bundan zarar görenler veya o işlemi gerçekleştirenler tasfiyenin kaldırılmasını ve şirketin ihyasını talep etme hakkına olacaktır.Ek tasfiye niteliği gereği yeni bir hukuki durum yaratmayıp, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına imkan sağlayarak tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbir niteliğindedir.TTK 547. Maddesi uyarınca şirketin TTK hükümleri uyarınca genel kurulunun tasfiye kararı alması, atanan tasfiye memurları tarafından yapılan işlemler sonucu tasfiye sonu bilançosu açıklanarak sicilden şirketin terkin edilmesine yönelik davalarda ise, husumet ticaret sicil memurluğu ile son tasfiye memurlarına yöneltilir.TTK 547 maddesi uyarınca açılan ihya (ek tasfiye) davaları için kanunda herhangi bir zaman aşımı ve hakdüşürücü süre düzenlenmemiştir.(Yargıtay 11. H.D'nin 28/04/2022 tarih ve E: 2022/2520 -K: 2022/3557)Somut olayda ihyası talep edilen İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kayıtlı Tasfiye halinde Tasfiye Halinde ... ... Limited Şirketi'nin nin tasfiyeye girdiği, tasfiye memurunun 08/05/2023 tarihinde şirketin tasfiye kapanışı yapılarak ticaret sicilden kaydının terkin edildiği, davacı tarafından ihyası istenen şirket aleyhine açılan İstanbul Anadolu 10. İş Mahkemesi'nin 2021/777 Esas sayılı dosyanın derdest olduğu görülmüştür.Bu hale göre davacının anılan dava dosyası nedeniyle şirketin ihyasını istemekte haklı ve hukuki hukuki yararı bulunduğundan terkin edilen şirket yönünden ek tasfiye koşulları oluştuğu anlaşılmakla, davalı tasfiye memuru vekilinin tasfiyenin usulüne uygun yapıldığı ve şirketin ihyasını gerektiren koşulların oluşmadığı yönünde ileri sürülen istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Tasfiyenin gereği gibi yapılmaması nedeniyle açılan eldeki davada tasfiye sürecinden sorumlu olan tasfiye memurunun HMK 326 maddesi uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olup, yasal hasım konumunda olan davalı sicil müdürlüğünün, tasfiyenin usulsüz kapatılmasından dolayı kusur ve sorumluluğu bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumluluğu bulunmamaktadır.Buna göre mahkemece davanın kabulüne ve şirketin ticaret sicil kaydının ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı tasfiye memurunun yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Tasfiye memuru vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN RE DDİNE,
2-Tasfiye memuru tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının tasfiye memurundan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Tasfiye memuru tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)ç maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/02/2026