Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/243 E. 2026/356 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/243
- Karar No
- 2026/356
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (İ S T İ N A F B A Ş V U R U S U N U N E S A S T A N R E D D İ) ESAS NO : 2026/243 KARAR NO : 2026/356
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 25/09/2025 ESAS-KARAR NUMARASI : 2025/470E., 2025/653K.
DAVA : Genel Kurul Kararının İptali ( KARAR TARİHİ : 18/02/2026 YAZIM TARİHİ : 18/02/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Müvekkilinin davalı kooperatifin 53 nolu üyesi olduğunu, 14.04.2019 tarihli genel kurul toplantısında 14.04.2022 tarihine kadar yönetim kuruluna seçildiğini, davalı kooperatifin 2019-2020 hesap yılları olağan genel kurul toplantısının 19.12.2021 tarihinde yapıldığını, 4 nolu karar ile yönetim kurulunun ibra edilmediğini, davacının karara itiraz ederek muhalefet şerhi koyduğunu, kararın kanuna, ana sözleşmeye ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğundan iptali gerektiğini, raporlar hakkında söz alan beş genel kurul üyesinden dördünün yönetim kurulu faaliyet raporu hakkında konuşmadığını, sadece eski yönetici olan ...'ın yazılı-sözlü olarak yönetim kurulunun faaliyet raporları hakkında somut verilere ve belgelere, incelemeye dayanmayan, dedikodulardan ibaret beyanda bulunduğunu, dayanaksız, gerçek dışı suçlamalarda bulunduğunu, davacının ibra edilmemesi için hiçbir geçerli neden bulunmamasına karşın genel kurul üyelerinin oy çokluğu ile gerçeğe aykırı iddialarla iyiniyet kurallarına aykırı şekilde ibra etmeme yönünde oy kullandıklarını, ortada somut nedenler yokken ibradan kaçınılmasının TMK m 2 dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, ibra edilmeme kararı ile birlikte sorumluluk davası açılması yönünde bir karar alınmamış ve makul bir süre geçmesine rağmen böyle bir dava açılmamış ise, hukuki durumu askıda olan yöneticilerin, ibra edilmeme kararının kanun, anasözleşme hükümleri ve iyiniyet esaslarına aykırı bulunduğu iddiasıyla dava açmalarının mümkün olduğunu, davacının kooperatif başkanlığı süresince, görevini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirdiğini ileri sürerek, 19.12.2021 tarihli genel kurul toplantısının (4) no’lu kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili: Öncelikle zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazları olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, 1163 Sayılı Kanun 53. maddesine göre böyle bir davayı yönetim kurulu açabilecek iken tek başına yöneticinin açtığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, davacı tarafın müvekkili kooperatifin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, genel kurulda alınan ibra edilmeme kararının hukuka uygun olduğunu, davacıya karşı sorumluluk davası açma ve savcılığa şikayette bulunma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkilinin 2 yıllık süre içerisinde davacı ile birlikte görev yapan yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası açma hakkı bulunduğunu, kooperatifin menfaatlerinin korunmadığını, yönetim hakkında sorumluluk davası açılması yönünde alınan bir karar olmadığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, 14.04.2022 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda yönetim kurulu tekrar ibra edilmeyerek hesap tetkik komisyonu kurulduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince; "...Davacı vekili 09/12/2021 tarihli Genel Kurul Toplantısının 2019-2020 yıllarına dair yönetim kurulu faaliyet raporları ile bilanço ve gelir-gider tablolarının ibra edilmemesine ilişkin (4) no’lu kararının iptalini talep etmiş olup 19.12.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde; 4 no.lu gündem maddesi görüşüldükten sonra yapılan oylamada;"2019 yılı Yönetim Kurulu raporu ibraya sunuldu, 2019 yılı faaliyet raporu 29 kabul oyuna karşılık 35 ret oyuyla oy çokluğuyla ibra edilmedi. 2019 yılı Bilanço ve gelir-gider tabloları ayrı ayrı oylamaya sunuldu, 28 kabul oyuna karşılık 34 ret oyu ile oyçokluğu ile kabul edilmemiştir. 2019 yılı denetim kurulu raporu oylamaya sunuldu. 29 kabul oyuna karşılık 35 ret oyuyla ibra edilmemiştir. 2020 yılı Yönetim Kurulu raporu ibraya sunuldu,2020 yılı faaliyet raporu 23 kabul oyuna karşılık 39 ret oyuyla oy çokluğuyla ibra edilmedi. 2020 yılı Bilanço ve gelir-gider tabloları ayrı ayrı ortakların oyuna sunuldu, 23 kabul oyuna karşılık 42 ret oyu ve oyçokluğu ile kabul edilmemiştir. 2020 yılı denetim kurulu raporu oylamaya sunuldu. 24 kabul oyuna karşılık 32 ret oyuyla ibra edilmemiştir. Kurullar kendi ibralarında oy kullanmadılar,..." şeklinde karar alındığı ancak yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin bir karar alınmadığı, davacının bu nedenle dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davacı yönetim kurulu üyesinin genel kurulda ibra edilmemesiyle, çevresine karşı kooperatifi şaibeli şekilde yönettiği konumuna düşürüldüğünü, hakkında sorumluluk davasınn da açılmadığını, istinaf mahkemesi kararının hatalı olduğunu, davacının şaibeli olarak kalmasına sebep olacağını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararında; kararın oyçokluğu ile verildiğinin belirtilmesine karşın, gerekçeli kararda muhalif hakimin kim olduğu belli olmadığını, ilamda gerekçesi ile birlikte karşı oya da yer verilmediğini, kaldırma kararının bu yönüyle de usul ve hukuka aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, kooperatif genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine, 2-) Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından 615,40 TL'nin mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına. 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 18/02/2026
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...