Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1790 E. 2026/22 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1790
Karar No
2026/22
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 42. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/1790 - 2026/22 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 42. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1790 KARAR NO : 2026/22

TÜR K MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2026 ESAS-KARAR NUMARASI : 2026/105 E., 2026/448 K. DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : DAVA : Alacak KARAR TARİHİ : 16/09/2026 YAZIM TARİHİ : 16/09/2026

Yukarıdaki karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Taraflar arasında düzenlenen "Süresiz Yüklenici Sözleşmesi" kapsamında müvekkili tarafından davalı şirket yetkilisi ...'un kullanımına bir aracın tahsis edildiğini, bu tahsisin bir kullanım ödüncü veya hizmet ilişkisi kapsamında olduğunu ve aracın mülkiyetinin devri amacı taşımadığını, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine hizmet sözleşmesinin sona erdiğini, buna rağmen davalı şirket yetkilisinin aracı iade etmeyeceğini beyan ederek haksız yere uhdesinde tutmaya devam ettiğini, müvekkilinin 14.01.2026 tarihli e-posta ve 27.01.2026 tarihli noter ihtarnamesi ile iade taleplerinde bulunmasına rağmen davalının aracı iade etmeyerek temerrüde düştüğünü belirterek, ... plakalı aracın davalıdan alınarak müvekkiline aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Aracın teslim ve tescil tarihinden itibaren mülkiyeti, ekonomik malikliği ve zilyetliğinin firmalarına ait olduğunu, söz konusu aracın davacı tarafından krediye erişim ve taksitli ödeme maksadıyla davacının davalıya olan borcunun ifası amacıyla alındığını, mülkiyetin ispatı için açılan davaların derdest olduğunu, davacının bu davalara herhangi bir katılım göstermediğini, aracı alacakları karşılığı kendilerine verdiğini, ancak hizmetlerin ifası tamamlandıktan sonra emanet olduğu iddiasını ileri sürerek trafik sicil devrinden kaçındığını ve haklarını gasp etmeye yönelik girişimlerde bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince ".....Eldeki dava, davacı şirkete ait olan aracın davalı tarafından haksız yere alıkonulması iddiasına dayalı aracın davacıya teslimi olan istirdat talebini içeren ticari davadır. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. Davacı vekili ön incelme duruşmasında alınan beyanında, dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadıklarını, bu sebeple sunamayacaklarını beyan etmiştir. Hal böyle olunca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ...." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davanın arabuluculuğa tabii olmadığı, davada söz konusu ... plakalı aracın aynen iadesinin, fiili zilyetliğinin geri alınmasının talep edildiği, iş bu dava için Arabuluculuğun dava şartı olmadığı, taleplerinin esastan incelenmesi gerektiği, delillerin değerlendirilmediği ve usulden ret kararın hukuka aykırı olduğu nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, haksız yere alıkonulduğu iddia olunan aracın davacıya teslimi taleplidir. Davacının adına kayıtlı aracın sözleşme kapsamında davalıya teslim edildiği, sözleşmenin haklı olarak fesih edilmesine rağmen aracın haksız olarak alıkonulduğu ve aracın aynen teslimi talepli eldeki davayı açmıştır. Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın da ticari bir uyuşmazlık olduğu fakat zorunlu arabuluculuk hususunu düzenleyen 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesinde yalnızca konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat davalarının zorunlu arabuluculuk kapsamında kaldığı ve söz konusu davanın aracın aynen iadesine talep edildiğinden zorunlu arabuluculuk kapsamında kalmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere dava şartlarının bulunduğu kabul edilerek yerel mahkemece işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı şekilde davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle davacı vekilinin kısım istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/(1).a.6 madde uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile: HMK 353/1.a. 6 madde gereğince, Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2026 tarih, 2026/105 E., 2026/448 K. sayılı kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-)Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-)Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-)HMK 359/4 madde gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile 302/5 madde gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 362/1.a madde gereğince miktar itibari ile kesin olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.16/09/2026

Başkan

Üye

Üye

Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1790, K. 2026/22, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1790-e-2026-22-k-250c47102ffa