Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1719 E. 2026/52 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1719
- Karar No
- 2026/52
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
71.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
ESAS NO : 2026/1719
KARAR NO : 2026/52
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/02/2025
NUMARASI : 2023/632 Esas - 2025/131 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat
KARAR TARİHİ: 30/09/2026
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda, dosya incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA : Davacı vekili; davalı sigorta şirketi tarafından müvekkiline ait ... plaka sayılı araç için ... poliçe numarası ile genişletilmiş kasko sigortası poliçesi düzenlendiğini, iş bu poliçe gereğince aracın ve kasasının çalınması nedeniyle meydana gelecek zararın poliçe teminatı altına alındığını, müvekkiline ait aracın üzerindeki kasası ile birlikte 15.12.2015 tarihinde park edildiği yerden çalındığını, aracın şoförü olan ... tarafından Küçükyalı Polis Merkez Amirliğinde şikayetçi olduğunu, ayrıca hasar bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, ancak davalı sigorta şirketinin hiçbir gerekçe göstermeksizin 23.03.2016 tarihinde verilen cevabi yazıda hasarı ödemeyeceğini bildirdiğini, müvekkili şirkete ait olan ve nakliye işinde kullanılan araç ve kasası sigorta kapsamında olduğu halde zararın ödenmemesinin müvekkili mağdur ettiğini belirterek sigorta teminatı altında bulunan araç ve kasasının rayiç bedeli olanı 70.000-TL'nin sigorta şirketine ihbar tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili; aracın ruhsatında ...'ın rehni bulunması nedeniyle öncelikle davanın açılabilmesi için dain'i mürtehinin davaya muvafakatının alınmasının gerektiğini, dava konusu aracın ... numaralı kasko sigorta poliçesinin 08.12.2015 tarihinde düzenlendiğini, sigortalı aracın çalındığının ihbarının ise 15.12.2015 tarihinde yapıldığını, 2004 model olan aracın, 08.12.2015 tarihi öncesinde yapılmış herhangi bir kasko poliçesine rastlanılmadığını, ayrıca talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, aracın geçmiş dönemde 5 adet hasar kaydı bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; ... plakalı aracın ve kasasının 15/12/2015 tarihinde park edilen yerde bulunamadığı iddiası ile ... tarafından Küçükyalı Polis Merkez Amirliğine şikayetçi olunduğu, davacının aracın çalındığı iddiası ile piyasa rayiç bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, davalı sigorta şirketinin olaydaki hasar ile olayın beyanı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle davacıya tazminat ödemekten kaçındığı, tahkikat evrakları incelendiğinde; hırsızlık olayını gören tanık bulunmadığı, olay yerinde tespit edilen bir delil iz, emare vs. de bulunmadığı, yine kamera kaydı da bulunmadığı, hırsızlık suçu için yapılan soruşturma dosyasında aracın çalındığına dair müşteki beyanı dışında hiç bir delil bulunmadığından daima kararı kararı verildiği, aracın 05.12.2015 tarihinde park edildiği yerden hırsızlık tarihine kadar kullanılmadığının beyan edilmesine rağmen 10/12/2015 ile 11/12/2015 tarihinde kullanıldığına dair yakıt fişi ile nakliye işi yaptığına dair tutanak bulunduğu, bu durumda aktarılan mevcut delillere göre davacı doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden ispat külfetinin davacı sigortalıya geçtiği, ispat külfeti üzerine geçen davacı tarafından bildirilen rizikonun gerçekleştiği, aracın çalındığı belirtilen yere park edildiği ve buradan çalındığının şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle kanıtlanamadığından ve davacı tarafın sunduğu başka bir delil de bulunmadığından aracın ihbar edildiği şekilde çalınmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; aracın sürücüsü olan ...'ın karakoldaki ifadesinde aracı 05.12.2015 tarihinde aracını park ettiğini, park ettiği yere ara ara baktığında aracını gördüğünü, ancak 15.12.2015 tarihinde aracını yerinde göremediğini ve çalındığını anladığını karakola gelerek şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, bahsi geçen kişinin beyanlarında aracını park ettikten sonra aracını bir daha oradan kaldırmadığına dair hiçbir beyanı bulunmadığını, üstelik dava dışı olan aracın sürücüsü olan ...'ın dosyada mübrez olan soruşturma dosyası incelendiğinde 2016 yılında ek şikayet beyanında bulunduğunu, kendisine İzmir'de çalışan arkadaşlarından telefon geldiğini, aracın kasasının başka bir kamyonette takılı vaziyette görüldüğünü, aracının kasasını kullanan bu kişiden şikayetçi olduğunu beyan ettiğini, olay açık olduğu halde davalı sigorta şirketinin meydana gelen zararı ödememek maksadı ile müvekkilinden araç ile en son ne zaman benzin aldığını gösteren benzin fişini talep ettiğini, araç sürücüsünün ise hiçbir beis görmeyerek bu benzin fişini sigorta şirketine ibraz ettiğini, sonuç olarak sürücünün hiç bir beyanında aracı bir daha yerinden oynatmadığına dair ifade vermediğini, zira aracı çalınan dava dışı araç sürücüsünün giderek aleyhine olabilecek bir beyan vermesinin düşünülemeyeceğini, ispat külfetinin yer değiştirmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava, davalıya kasko sigortalı aracın çalınmasından ötürü maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen Kasko Sigortası Genel Şartları 'nınA/1 maddesine göre; gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamındadır.
Diğer taraftan, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nun 1409. maddesinin 1. fıkrası uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. İlkeler yukarıda anlatılan şekilde olmakla birlikte sigortalı Kasko Poliçesi Genel Şartlarının 1.5. maddesi ve TTK 1446/2 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar ederse ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya geçer.
... Kasko Sigortası Genel Şartları 'nın A.4. Ek Sözleşme ile Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Zararlar maddesi "Aşağıda belirtilen haller ancak ek sözleşmeyle teminat altına alınabilir: ... 4.11.Araç anahtarının ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar, 4.12.Ek sözleşmede belirtilen haller sonucunda kaybolan ve çalınan anahtarlar dolayısıyla aracın kilit mekanizmasının değiştirilmesi nedeniyle uğranılan zararlar... " şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Taraflar arasında ... plakalı araç için düzenlenen 05/12/2015 - 05/12/2016 vade tarihli kasko poliçesinin "araç anahtarının ele geçirilmesi nedeniyle aracın çalınması" klozu başlıklı maddesi altında ek sözleşme ile teminat altına alınan hususlar açıklanmış, son fıkrasında "Anahtarla çalışan araçlarda, anahtarın kontak üzerinde veya araç içerisinde bırakıldığı sırada gerçekleşen araç çalınmaları teminat kapsamı dışında" olduğunun belirtildiği görülmüştür.
Somut olayda kasko poliçesi ile sigortalanan aracın ... plakalı Mitsubishi kapalı kasa kamyonet olduğu, aracın 15/12/2015 tarihinde park edilen yerde bulunamadığı iddiası ile Küçükyalı Polis Merkez Amirliğine aracın çalındığından bahisle şikayetçi olunduğu, kolluk kuvvetlerince yapılan tahkikatta aracın bulunamadığı, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18/12/2015 tarihli kararı ile ... plakalı araçla ilgili olarak ... tarafından hırsızlık şikayeti ile ilgili olarak Başsavcılığın uhdesinde bulunan 2015/174630 soruşturma sayılı dosyasında daimi arama kararı verildiği, polis olay yeri incelemesi yapıldığı, ancak hırsızlık olayı aydınlatılamadığı, davacının aracın çalındığı iddiası ile piyasa rayiç bedelinin ödenmesi için davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduğu, davalı sigorta şirketinin olaydaki hasar ile olayın beyanı arasındaki uyumsuzluk nedeniyle davacıya tazminat ödemekten kaçındığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda uyuşmazlık, davacının doğru beyan yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediği hususunda toplanmaktadır.
Araç maliki davacının, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunarak tazminat talep ettiği, başvuru üzerine 11/570995 numaralı hasar dosyası açıldığı, sigorta şirketinin araştırmacıları tarafından düzenlenen araştırma raporunda; "......'ın ifade tutanağında belirtiği şekilde aracın park halinde olmadığı ve seyir halinde olduğü tespit edilmiştir. Sigortalının yazılı beyanları çelişmektedir. Acente, aracı görmeden sigortalamışlar. Araç üzerinde rehin ve haciz bulunmaktadır. Aracın, poliçe düzenlenmeden önce çalındığı kanaatine varılmış olup, reddi onayınıza sunulur..." şeklinde tespitte bulunulmuştur. Tahkikat evrakları incelendiğinde; hırsızlık olayını gören tanık bulunmadığı, olay yerinde tespit edilen bir delil iz, emare vs. de bulunmadığı, yine kamera kaydı da bulunmadığı, hırsızlık suçu için yapılan soruşturma dosyasında aracın çalındığına dair müşteki beyanı dışında hiç bir delil bulunmadığından daimi arama kararı verildiği, aracın 05.12.2015 tarihinde park edildiği yerden hırsızlık tarihine kadar kullanılmadığının beyan edilmesine rağmen 10/12/2015 ile 11/12/2015 tarihinde kullanıldığına dair yakıt fişi ile nakliye işi yaptığına dair tutanak bulunduğu anlaşılmakla dosyadaki mevcut delillere göre davacının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinin, ispat külfetinin davacı sigortalıya geçtiğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosyadaki delillere göre aracın belirtilen yere park edildiği ve buradan çalındığının şüpheye yer vermeyecek şekilde somut delillerle kanıtlanamadığı, ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından bu hususu doğrulayan başka bir delil de ibraz edilmediği nazara alındığında mahkemece davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.195-TL harçtan, Harçlar Yasası gereğince alınması gereken 732-TL harcın düşümü ile bakiye 463-TL'nin talep halinde davacıya iadesine,
3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/09/2026