Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1489 E. 2026/1787 K. – Tanıma Ve Tenfiz

Konu: Tanıma Ve Tenfiz

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1489
Karar No
2026/1787
Karar Tarihi
Konu
Tanıma Ve Tenfiz

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/1489

KARAR NO : 2026/1787

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/12/2024

NUMARASI : 2023/125 Esas - 2024/1028 Karar

DAVA: Tanıma Ve Tenfiz

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Taraflar arasındaki Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., Romanya ...'de mukim gemi acenteliği ve gümrükleme hizmetleri veren bir şirket olduğunu, davalı ... A.Ş. tarafından, 17.08.2018 tarihinde müvekkilinden ... gemisinin tahliye, depolama, tekrar yükleme işleri için acentelik ve gümrükleme hizmetleri talep edildiğini, devamında da müvekkili tarafından bu hizmetlerin sağlandığını, verilen hizmetlere karşılık müvekkili tarafından 27.08.2018 tarihli 1280 numaralı 11.742,92 Euro bedelli (ödendi), 30.09.2018 tarihli ... numaralı 5.686,17 Euro/26.518,59 Rumen Leyi bedelli, 31.10.2018 tarihli 1397 numaralı 5.596,73 Euro/26.117,14 Rumen Leyi bedelli, 13.11.2018 tarihli ... numaralı 14.192,64 Euro/66.117,83 Rumen Leyi bedelli faturalar tanzim edildiğini, bu faturalardan yalnızca 27.08.2018 tarihli 1280 numaralı 11.742,92 Euro bedelli fatura bedeli ödenmiş olup, tamamı 118.753,56 Rumen Leyi'ne tekabül eden kalan 3 faturanın hiçbirinin ödenmediğini, müvekkili tarafından alacaklarının tahsilini sağlamak üzere ... Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde alacak davası ikame edildiğini, Mahkememizce yapılan inceleme sonunda taraflar aralarındaki ilişkinin yazılı olarak ispatlanamadığı, davalı adına müvekkilince talimat veren Katerina Pisarenko isimli şahıs ile davalı arasında bir yetki anlaşması olduğunun anlaşılamadığı gerekçeleri ile 6934/10.06.2021 sayılı karar doğrultusunda davanın reddine karar verildiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, İstinaf Mahkemesi tarafından dava yeniden ele alınmış ve ilk derece mahkemesinin kararının yanlış olduğuna kanaat getirildiğini, İstinaf Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonunda davalı tarafın ilk fatura ödemesini gerçekleştirdiğini, bu ödeme ile ilgili hiçbir itirazda bulunmadığını, herhangi bir sözleşmenin olması şartını aramadığı ve Katerina Pisarenko isimli şahsın aracı olmasını geçerli saydığına dikkat çekerek daha önce ileri sürülmemiş olan bu hususların dava sırasında ileri sürülmesinin formalite olduğuna, davalının dava konusu borçtan sorumlu olduğuna kanaat getirdiğini, İstinaf Mahkemesi tarafından verilen 28.02.2022 tarihli 21475/212/2020 sayılı ilam ile davalının ödenmemiş 3 fatura bedeli toplamı olan 118.753,56 Rumen Leyi ve 7.886 Rumen Leyi değerindeki yargılama masraflarını ödemesine hükmettiğini ve verilen bu kararın kesinleştiğini belirterek özetle Romanya ... İstinaf Mahkemesi 2. Asliye Hukuk Dairesi'nin 28.02.2022 tarihli 21475/212/2020 sayılı ilamının tenfizine, yargılama giderleri ve ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, Romanya ... İstinaf Mahkemesi 2.Asliye Hukuk Dairesinin 21475/212/2020 sayılı ilamının Tenfizi talebi ile dava açtığını, MÖHUK madde 51 deki düzenlemeye göre Görevli Mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup bu nedenle GÖREV yönünden itiraz ettiklerini, MÖHUK 52. Maddesinde tenfiz dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardan bahsedildiğini, MADDE 52: " (1) Kararın tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz istemi dilekçe ile olur. Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenir. Dilekçede aşağıdaki hususlar yer alır: a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri, b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti. c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu." şeklinde olduğunu, MÖHUK kanun maddesinde dava dilekçesinde davalı ve vekillerinin bilgilerinin yer alması gerektiğinin belirtilmekte olduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasına vekaletleri sunulmuş olmasına rağmen ne dosya içeriğindeki tebligatların kendilerine yapılmış ne de dava dilekçesindeki usuli eksiklik giderilmediğini, iş bu mahkememizde yargılaması yapılan davada da müvekkili asile tebligat çıkarılmışsa da ilgili madde gereğince tebligatın usulsüz olduğu izahtan vareste olduğunu, öte yandan yapılan yargılama sırasında esas dosyaya vekalet sunulmuş ve gerekli cevaplar verilmiş olup ilk derece Mahkemesinde yapılan bu yargılama neticesinde davanın reddi kararı verilerek dava lehimize sonuçlandığını ancak davanın daha sonra İstinaf Mahkemesine gönderildiği anlaşılmakta olup bu süreçte ne vekil olarak kendilerine ne de müvekkiline herhangi bir bildirim tebligat söz konusu olmadığını, herhangi bir bildirim söz konusu olmadığı gibi Romanya İstinaf mahkemesinin vermiş olduğu karar gerekçesinin kendilerince anlaşılamamış olduğu gibi karar gerekçesi tebliğ edilmeden dosyanın kesinleştirilmesi yapıldığını, ... Mahkemesi'nin, görülen davanın yargılamasını Romanya Medeni kanuna göre yaptığını, yerel mahkemenin reddi kararı üzerine tarafımızca bilinmeyen ve bilinmesi beklenmeyen usule göre işlem yapılmış ve istinaf incelemesinin tarafımızca takibi yapılamadan hüküm verildiğini lakin dosya icra boyutuna geldiği zaman işlemlere Romanyada devam etmek yerine davacı, ülkemizde bulunan icra müdürlükleri aracılığıyla tahsilatın daha kolay olacağı düşüncesiyle iş bu tenfiz davasını ikame ettiklerini, yine MÖHUK madde 54 'te açıkça düzenlendiği üzere bu şekilde savunma hakkımızın kısıtlanması hem işbu maddeye hem de Kamu düzenine aykırılık teşkil eder ki bu durumdaki bir kararın Türk Mahkemelerince tanınması da usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların ortak mutabakat neticesinde yapmış oldukları ıslak imzalı bir sözleşmede bulunmamakta olduğunu, Romanyadaki ilk derece Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında da defaatle belirttikleri üzere müvekkili şirket lehinde veyahut aleyhinde herhangi bir sözleşme mevcut olmadığından "Şirketimizi temsil ettiği" ileri sürülen kişinin firmaları ile hiç bir bağı bulunmayıp bu kişinin işlemlerinden firmamızın sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, aksi yöndeki İstinaf Mahkemesi kararına esas olan yargılama ile ilgili ne müvekkili ne de vekil olarak biz bilgi sahibi olmadıkları için herhangi bir savunma yapmalarının söz konusu olmadığını, bu nedenle usule, yasaya ve kamu düzenine aykırı işbu taleplerin reddi ile neticeten davanın reddinine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ... kesinleştirme usulünde, o ülke adli makamlarınca uygulanan yabancı usul hukuku uyarınca usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesi yeterli ise de; burada tenfiz engeli kabul edilmesi gereken husus istinaf mahkemesince esasa girilip yapılan yargılamada davalıya savunma imkanının verilmemesidir. Zira, vekille takip edilen davada, asile yapılan tebligat Türk mevzuatına göre emredici düzenlemelere aykırıdır. Bu noktada artık istinaf mahkemesinde savunma hakkının kullandırılmamış olduğu ve bunun kamu düzenine aykırılık oluşturacağı kabul edilerek tenfiz şartları oluşmadığını kabul etmek gerekir. Aksi yorum ülkemizin sözleşmeye koyduğu çekinceyi anlamsız kılacaktır. Açıklanan sebeplerle davanın reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin, Möhuk m. 54/ç hükmünü yanlış uygulayarak yabancı usul işlemini Türk Hukukuna göre denetlediğini, ilgili işlem ile sınırlı denetim yetkisinin aşıldığını, 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi'ne konulan çekince, tenfiz engeli olarak değerlendirilemeyeceğini, Möhuk m. 50 kapsamında kesinleşme şartının gerçekleştiğini, Romanya ... İstinaf Mahkemesi'nin 28.02.2022 tarihli ve 21475/212/2020 sayılı ilamı, verildiği ülke hukukuna göre kesinleştiğini, taraf teşkilinin sağlandığını ve MÖHUK m. 50-54 kapsamında aranan şartların haiz olduğunu, tenfize konu yargılamanın ilk derece mahkemesi aşamasında da davalıya aynı yöntemle, yani iadeli taahhütlü mektup aracılığıyla tebligat yapılmış olmasına rağmen, davalı tarafın bu tebligat usulüne ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığını, bu sessizliğin tek makul açıklaması, ilk derece mahkemesi kararının davalı lehine sonuçlanmış olması olduğunu, davalının ilk derece mahkemesi kararını da aynı yöntemle yapılan tebligat neticesinde öğrendiğini ve bu aşamada tebligatın usulsüzlüğüne dair bir iddia ileri sürmediğini, ilk derece mahkemesinin sınırlı denetim ilkesini aşarak yabancı yargılamayı Türk usul hukukuna göre yeniden değerlendirdiğini ve bu suretle hukuka aykırı biçimde davanın reddine karar verdiğini, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/125 E. 2024/1028 K. haksız ve hukuka aykırı ilamının kaldırılmasına, Romanya ... İstinaf Mahkemesi'nin 28.02.2022 tarihli ilamının tenfizine, yargılama gideri, masraf ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE:Dava, Yabancı Mahkeme Kararının Tanınması ve Tenfizi talebine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur

Dosya kapsamından; davacı tarafça Romanya ... İstinaf Mahkemesi 2. Asliye Hukuk Dairesi'nin 28.02.2022 tarihli 21475/212/2020 sayılı ilamının tenfizine karar verilmesinin talep edildiği, bu ilamda ... İlk Yargı Mahkemesinin 21475/212/2020 sayılı dava dosyasında 6934/10.06.2021 sayılı tarihli Asliye Hukuk kararı ile verilen davanın reddi kararının bozulmasına, davalının ödenmemiş faturaların bedelini fade eden 118.753,56 Rumen Leyi değerindeki meblağı davacıya ödemesine, 7.886 Rumen leyi değerindeki meblağın davacıya mahkeme masrafları olarak ödenmesine karar verildiği, kararın davalı asile iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edildiği, verilen kararın kesinleştiğine ilişkin ilamın onaylı tercümesi ve apostil şerhinin dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır.

Yabancı mahkeme ilamının kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi için, 5718 sayılı MÖHUK'un 58. maddesi gereğince yabancı ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı olduğu, tanımada aynı yasanın 54. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinin uygulanmayacağı, yine aynı yasanın 50. maddesinin 1. fıkrasında; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlı olacağı, yine aynı yasanın 54. maddesinin (a) bendinde; Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunmasını, (b) bendinde; ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olmasını, (c) bendinde; hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmamasını ve (ç) bendinde; o yer kanunları uyarınca kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması gerektiği belirtilmiştir.

MÖHUK’nın 54/ç maddesi gereğince, o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmaması, mahkemede temsil edilmemesi ve bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında karar verilmiş olması hâllerinde, ilgilinin tenfize karşı Türk mahkemesinde itiraz etmesi üzerine yabancı mahkeme kararının tenfizi mümkün olmayacaktır. Bu maddede belirtilen hususların ihlal edilip edilmediği, tenfizi istenilen kararın verildiği yer kanunlarına göre belirlenecektir.

Tenfiz istemine konu mahkeme kararının verildiği ülke olan Romanya ile Ülkemiz arasında imzalanan Adli Yardım Anlaşması'nda tebligata dair herhangi bir düzenleme bulunmadığından tebligata ilişkin her iki ülkenin de taraf olduğu Lahey Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.

1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair Lahey Sözleşmesinde sözleşmeye taraf olan ülkeler arasında yapılacak tebligatların hangi makam tarafından ve hangi usul çerçevesinde yerine getirileceği belirlenmiş olup, hem Türkiye Cumhuriyeti hem de Romanya anılan sözleşmeye taraftır. 1965 tarihli Lahey Sözleşmesi ile kabul edilen istisnai tebligat yöntemlerinden biri de doğrudan posta yolu ile tebligattır. Bu yönteme, sadece sözleşmenin 10. maddesine çekince koymayan ülkeler açısından başvurmak mümkündür. Türkiye 10. maddedeki tebligat yöntemini kabul etmeyeceğini bu maddeye koyduğu çekince ile belirtmiştir. O halde, yabancı bir mahkeme ilamının kesinleşmesi, ilamın yukarıda anılan Sözleşme hükümlerine uygun biçimde tebliğ edilmiş olmasına bağlıdır. Bu durumda, 1965 tarihli Adli Yardımlaşmaya ilişkin Lahey Sözleşmesi hükümleri gereğince tebligatların diplomatik yolla yapılması gerekmekte olup, bu yolla tebliğ edilmeyen, yani bir başka deyişle adi posta yoluyla yapılan tebligat sonucu bir yabancı mahkeme ilamının kesinleşmesi mümkün bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD'nin 2016/13566 Esas - 2018/4748 Karar sayılı emsal ilamı)

Somut olayda ... İstinaf Mahkemesince yapılan yargılamada davalının yokluğunda yeniden bir karar verilmiş olup, tenfiz istemine konu bu kararın gerek yargılama sırasında gerekse kararın tebliği sırasında doğrudan posta yoluyla davalıya tebligat yapılmıştır. Bu durum davalının savunma hakkını kısıtladığı gibi esasen MÖHUK'nın 54/c. maddesi gereğince kamu düzenine de aykırılık oluşturur. 10.02.2012 tarih 2010/1 Esas 2012/1 Karar sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere savunma hakkının kısıtlanması,MÖHUK 54/c. maddesi gereğince tenfiz şartlarının oluşmasına engeldir. Bu nedenle ortada kesin ve icra edilebilir bir kararın varlığından söz edilemeyeceği (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin2020/1533 Esas ve 2020/5095 Karar sayılı kararı) anlaşılmakla mahkemece koşulları oluşmayan tenfiz isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur

HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1489, K. 2026/1787, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1489-e-2026-1787-k-859b036037fc