Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1420 E. 2026/2317 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1420
- Karar No
- 2026/2317
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1420
KARAR NO : 2026/2317
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/02/2026
NUMARASI : 2026/147 Esas - 2026/180 Karar
DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket "oyuncuevi" isimli menajerlik ajansının sahibi olduğunun ve ayrıca dizi film ve sinena filmi yapımcılığı yaptığının, Şüpheli şirkete ait ... isimli televizyon kanalının 10.12.2025 tarihli Ana Haber yayınında davalı muhabir...'ın hazırladığı "..." başlıklı bir haber yayınlanmış olup bu haberde müvekkili şirketin sahibi olduğu oyuncuevi'nin afişine ve ilanına çok açık ve net olarak uzunca bir süre yer verilerek dolandırıcı olduğu iddia edilmiş, Sektörde iddia edildiği gibi ajansların bulunduğunun ancak müvekkil şirket bu dolandırıcı ajanslardan biri olmadığının, ama müvekkil şirketin afişine uzunca bir süre bu haberde yer verilerek (ekranda tutularak) müvekkil ajansın bu dolandırıcı ajanslardan birisi olduğu izlenimi tüm Türkiye'ye verildiğinin, üstelik bu haber primetime olarak tabir edilen en çok izleyicinin televizyon izlediği bir saatte yayınlanarak tüm Türkiye'nin bu haberi izlemesine ve görmesine sebep olunduğunun, davalılar bununla da yetinmeyip davalı...'ın instagram hesabından da bu haberi yayınladığının ve yayınlanmaya devam ettiğinin, söz konusu haberde ajans adı altında dolandırıcılık yapan firmalarla ilgili haber yapılırken müvekkil şirketin afişine ve ismine neredeyse 1 dakika kesintisiz ekranda yer verildiğinden o akşam o haberi izleyen tüm izleyiciler nezdinde müvekkil şirketin bu dolandırıcı firmalardan birisi olduğu yönünde telafisi imkansız bir izlenim yaratılmış ve hatta tüm izleyicilerin kafasına kazındığının, sonuç olarak söz konusu haberle birlikte müvekkil ajansın afişine yer verilmesiyle birlikte kaçınılmaz olarak müvekkil ajansın ticari itibarı yerle bir edildiğinin, bu sebeple davalılar ... isimli televizyon kanalının 10.12.2025 tarihli ana haber yayınında "..." başlıklı haberde müvekkili şirketin ilanına ve afişine yer vererek müvekkili şirkete basın yoluyla hakaret ve iftira ettiklerinden ve ticari itibarına telafisi imkansız zarar verdiklerinden - maddi zararın bilirkişi incelemesi yoluyla tespiti sonrası dava değerini artırmak kaydıyla şimdilik (belirsiz alacak davası) 1.000.0000 TL maddi ve 5.000.000 TL manevi tazminatın (mustafa serdar korucu'dan ve...'dan maddi tazminat talebi 500.000 TL ve manevi tazminat talebinin de 500.000 TL ile sınırlıdır) haberin yayınlandığı 10.12.2025 tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Dosya üzerinde yapılan inceleme sırasında arabuluculuk son tutanak aslının dosya içeriğinde olmadığı gibi arabuluculuğa da hiç başvurulmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nın 114 maddesinde, dava şartları açıkça sayılmış olup, mahkeme tarafından resen gözetilir.
HUAK m. 18/A (2) hükmünde dava şartı arabuluculuğa mutlaka dava açmadan önce başvurulması zorunlu tutulmuştur.
HMK 114/2 ye göre (2) Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır. denilerek özel kanunlarla da özel dava şartı getirildiğinden resen inceleme yapılacağı sabittir.
Bu konuda Yargıtay'ın kararı da açıktır. Davacı tarafından yukarıda anılan mevzuat gereğince dava tarihi itibariyle arabuluculuğa başvurduğundan bahsettiği ancak buna ilişkin tutanağın sunulmadığı da görülmüştür. Uyuşmazlığın giderilmesinde uyuşmazlık, davacı vekiline arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağının aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dosyaya ibraz edilmemesi halinde bu belgelere UYAP sisteminden ulaşılabilmesi sebebiyle suretinin yeterli olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.''Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi taktirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir'' hükmüyle davacının arabulucuk faaliyetine ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dosyasına sunulmasını ''dava şartı'' olarak kabul etmiş, bu şartın gerçekleşmemesi halinde de müeyyidesinin ne olacağını açıkça kural altına almıştır. Bu yönüyle emredici nitelikte olan norm, hakime taktir yetkisi tanımamıştır. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 17/06/2020 gün, 2020/932 Esas sayılı, 2020/5773 Karar numaralı Kararı)
5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini Düzenleyen Kanun'un 35 inci maddesine dayalı olarak; taraf veya vekillerinin arabuluculuk son tutanak fotokopisinin dosyaya sunmasının yeterli olmadığı, dosyada sureti bulunduğu iddia edilse de suretinin dahi bulunmadığı, 7036 sayılı Kanun'un 3/2. Maddesi mucibince aşağıdaki gerekçeler karara sebebiyet vermiştir.
Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; 01 eylül 2023 tarihinde yürürlüğe giren 7445 sayılı kanun hükümleri ile 05 Nisan 2023 tarih ve 32154 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7445 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 31, 34, 36, 37, 38 ve 41. maddeleri 01 Eylül 2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kapsamda; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren dava şartıdır.
Yine 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 17/B maddesi ile taşınmazın devrine veya taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin uyuşmazlıklar 01 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuğa elverişli hâle getirilmiştir. Dava tarihi itibariyle davacının taleplerinin zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu ve dava açılmadan önce dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurduklarına dair belge olmadığı dikkate alındığında arabulucuğun işbu davada dava şartı olmadığını konusu ticari nitelikteki menfi tespit davalarının zorunlu arabuluculuğa tâbi olduğu gibi özel dava şartı olarak kabul edildiği, davacı tarafın mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde de bahsi geçtiği gibi arabuluculuğa başvurmadığı sabit olan işbu davanın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi 28/03/2023 tarihli ve 7445 Sayılı Kanunun 31.inci maddesiyle değişik , (6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 17/B maddesi ile) 1.fıkrası gereğince özel dava şartı yokluğundan HMK 115.madde gereğince usûlden reddine,..." karar verilmiştir.
Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İşbu dava açılırken 10.02.2026 tarihli Büro Dosya Numarası 2026/504 olan arabuluculuk dosya numarası 2026/16609 olan arabuluculuk anlaşmazlık tutanağı uyap sistemine sehven yüklenemediğini, tarafına bir ihtar gönderilip arabuluculuk anlaşmazlık tutanağının aslının sunulması için bir haftalık kesin süre verilmeksizin, doğrundan davanın usulden reddedilmiş olması hatalı olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; Basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
19/12/2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarih 7155 sayılı Kanunun Madde 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir.
“Dava şartı olarak arabuluculuk Madde 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir.
İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.
Somut uyuşmazlıkta; Yukarıda belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde davacıya bir haftalık süre içinde arabuluculuk anlaşmazlık son tutanağını ibraz etmesi aksi halde davanın usulden reddedileceğine dair ihtar gönderilip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. Bu sebeple davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/147 Esas 2026/180 Karar sayılı, 17/02/2026 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/4. ve 362/1/g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/05/2026