Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1282 E. 2026/1587 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1282
- Karar No
- 2026/1587
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1282 KARAR NO : 2026/1587
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16.04.2026 NUMARASI : 2025/1327 E. - 2026/243 K. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Maddi-Manevi Tazminat) KARAR TARİHİ : 09.10.2026 KARAR YAZIM TARİHİ: 09.10.2026
Muğla 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.04.2026 tarih 2025/1327 E. - 2026/243 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacılar vekili, 31.08.2019 tarihinde davacı ...'nin sürücüsü olduğu, diğer davacı ... ve kızları ...'nin yolcu olarak bulunduğu .... plakalı araç ile seyir halindeyken, davalı .... A.Ş.'nin ZMMS sigortacısı, davalı ...A.Ş.'nin işleteni, davalı ...'in sürücüsü olduğu .... plakalı aracın davacıların aracına çarptığını, çarpmanın etkisiyle davacı ...'nin direksiyon hakimiyetini kaybederek ağaca çarptığını, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/38 Esas sayılı dosyasında davalı .... A.Ş.'nin saha sorumlusu dava dışı ... ile davalı sürücü ... hakkında mahkumiyet kararı verildiğini, davalı sigorta şirketine ve davalı ... A.Ş'ye başvuru yaptıklarını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacı ... ve davacı ... için 2.000,00'er TL sürekli ve geçiçi iş göremezlik tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte kaydıyla tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, araçta oluşan değer kaybı bedeli olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsili ile davalı ...'ye verilmesine; ayrıca davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı zorunlu maluliyet sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 28.04.2022 tarihli dilekçesi ile davacılar için ayrı ayrı talep edilen 2.000,00 TL maddi tazminatın 500,00 TL’sinin geçici iş görmezlik tazminatı, 1.500,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Davacı vekili, 14.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat dava değerini davacı ... yönünden 924.565,08 TL'ye, davacı ... yönünden 217.565,65 TL'ye yükseltmiştir. CEVAP: Davalı .... A.Ş, vekili, söz konusu güzergahtaki tüm bakım ve onarım çalışmalarının müvekkili şirket tarafından değil, yüklenici firma olan ....İş Ortaklığı tarafından yapıldığını, müvekkili şirketin olay sebebiyle sorumluluğunun bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 177 sayılı ek protokol gereği Erişim Şebekeleri Yapım Sözleşmesinin 36. maddesine göre, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/38 E. 2021/285 K. sayılı dosyası içerisindeki 23.01.2020 tarihli ATK rapor ile de sabit olduğunu, diğer davalı ...’in tüm sorumluluğu müvekkili şirkete yükletme çabasıyla rögar kapağının açık olduğunu beyan ettiğini, davalı ...’in sigorta şirketi olan davalı ... A.Ş ile müvekkili şirket arasında Muğla 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/197 E. sayılı dosyasında derdest durumda rücuen tazminat davası bulunduğunu, müvekkili şirkette arıza bildirimi yapılmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir ihmali davranışının söz konusu olmadığını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili, müvekkili şirkete ait araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacının paniklemesi nedeniyle kazaya kendisinin sebep olduğunu, ceza dosyasında alınan ilk rapora göre de davalı sürücüsü olan ...'in kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, davalı .... A.Ş.'nin açık bırakılan rögar kapağının kazaya neden olduğunu, davacıların kalıcı maluliyet oranının ve geçici iş göremezlik sürelerinin tespiti açısından ATK ya da üniversite hastanesinden rapor alınması gerektiğini, davacı tarafın değer kaybı talebinin reddi gerektiğini, aracın çok eski ve kilometresi yüksek bir araç olması nedeniyle değer kaybı taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafa SGK veya özel sigortalardan yapılan ödemelerin mahsubu gerektiğini, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin seyir halinde iken, yol üzerinde açık şekilde duran logar kapağına aracın tekerinin çarpması ile savrulduğunu ve davacının aracına çarptığını, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nca aldırılan bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz olduğunun tespit edildiğini, ancak daha sonra tali kusurlu olduğuna dair rapor alındığını, ceza dosyasında davalı hakkında HAGB kararı verildiğini, asli kusurlu tarafın .... A.Ş. olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Muğla Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün cevabi yazısına göre davacı ... için 3.458,38 TL geçici iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 1.705,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı ödemesi yapılmış olduğu; Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/38 E. sayılı dosyasında alınan kusur raporunda davalı .... A.Ş.'nin asli kusurlu olduğu, davalı sürücü ... ile davacı ...'nin kusurunun bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, ceza dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'ndan alınan 23.01.2020 tarihli raporda, davalılardan .... A.Ş.'nin asli kusurlu olduğu, davacı ...'nin kusursuz olduğu, davalı ...'in tali kusurlu olduğu yönünde rapor tanzim edildiği, davalı ... ve .... yetkilisi dava dışı ...hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan ceza verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 13.04.2021 tarihinde kesinleştiği; Muğla 2. Asliye Hukuk mahkemesinin 2020/197 Esas sayılı dosyasında kasko sigortacısı ... A.Ş. tarafından .... A.Ş. aleyhine açılan alacak davasında alınan kusur raporunda ... .. A.Ş. 'nin kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğunun tespit edildiği; eldeki dosyada mahallinde yapılan keşif üzerine kusur bilirkişisinden alınan raporda davalı .. A.Ş.'nin 2918 Sayılı KTK'nın 14/a bendi gereğince %70 oranında asli kusurlu, davalı sürücü ...'in 2918 Sayılı KTK'nın 47/1-d maddesi gereğince %30 oranında tali kusurlu olduğunun tespit edildiği; makine bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda davacıya ait araçta meydana gelen hasar miktarının 13.000,00 TL, değer kaybının 273,60 TL olduğunun tespit edildiği; davalıların itirazı üzerine Karayolları Fen Heyetinde görevli bilirkişi heyetinden rapor alınmasına karar verildiği, ancak davalılarca masraf yatırılmaması nedeniyle yeni bir kusur raporu alınmadığı; Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığının 23.05.2022 tarihli raporuna göre davacı ...'nin kaza nedeniyle %26 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, iyileşme süresinin 180 gün olduğu, 60 gün süreyle bakıcı yardımına muhtaç olduğu, davacı ...'nin %4 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğu, iyileşme süresinin 90 gün olduğu, 30 gün süreyle bakıcı yardımına muhtaç olduğu yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle, davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 915.729,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 8.335,16 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 924.565,08 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı .... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, 273,60 TL araç değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; Davacı ... tarafından açılan davanın kısmen kabulü ile 213.208,55 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 4.357,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 217.565,65 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur. DAİREMİZCE VERİLEN KALDIRMA KARARININ ÖZETİ : Dairemizin 31.10.2025 tarihli 2023/1724 E. 2025/1533 K. sayılı ilamı ile, kaza tespit tutanağında davacı ...'nin kaza sırasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olarak işaretlenmiş ise de, davacı ...'nin polis merkezinde verdiği 05.09.2019 tarihli ifadesinde, kaza sırasında sağ ön yolcu kapısının açılması sonucunda yola savrulduğunu beyan ettiği dikkate alınarak, emniyet kemerinin takılı olmadığının kabulü ile, davacı ...'nin yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı hususunda adli tıp uzmanının görüşüne de başvurularak, olayın oluşumunda davacı ...'ye atfı kabil müterafik kusur bulunup bulunmadığının araştırılmak suretiyle müterafik kusur indiriminin uygulama yeri bulup bulamayacağının kararda tartışılması gerekirken karar gerekçesinde bu hususa yer verilmemesinin hatalı olduğu, ilk derece mahkemesince 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince ıslah dilekçesinin sunulması sırasında davacılardan (1/20 yerine 1/4 oranına göre) fazla tahsil edilen harcın davacılara iadesine, hükmedilen tazminat üzerinden bakiye karar ve ilam harcının davacılardan fazladan tahsil edilen harç hariç tutularak hesaplanıp davalılardan tahsiline karar verilmesi, davacıların yaptıkları harç ve diğer yargılama giderlerinin ise fazla tahsil edilen harcın düşülmesinden sonra davanın kabul/red oranına göre taraflara paylaştırılması gerektiği; davacı ... tarafından açılan sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatının sadece davalı .... A.Ş.'ye yöneltildiği dikkate alınarak, bu talepler bakımından hesaplanan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğu gerekçesiyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Dairemizin kaldırma ilamı doğrultusunda, ATK Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığından alınan 02.02.2026 tarihli raporda, dava konusu kazanın meydana gelmesinde, yol üzerinde bulunan rögar kapağının bakım ve onarımından sorumlu davalı .... A.Ş.’nin %70 oranında, davacı sürücü ...’in %30 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...’nin kusurunun bulunmadığı, kaza tutanağında emniyet kemeri hususunda bir tespit bulunmasa da, sağ ön koltukta bulunan yolcu ...’nin ve sürücüsünün beyanından araçtan yola savrulduğu, dolayısıyla da emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılmakta olduğu yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile; 915.729,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 8.335,16 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 924.565,08 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ....A.Ş. 'den alınarak davacıya verilmesine, 273,60 TL araç değer kaybı tazminatının davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi hariç, diğer tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ... yönünden davanın kısmen kabulü ile 170.566,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 3.485,60 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 174.052,44 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) temerrüt tarihi olan 24.10.2020 tarihinden, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte diğer tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi hariç diğer tüm davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı .... A.Ş. vekili, ilk derece mahkemesince verilen kararın Muğla 2. İcra Dairesi'nin 2023/8637 Esas sayılı dosyasında icraya konu edildiğini, ancak davacıların icra dosyasındaki alacaklarını dava dışı ... isimli 3. bir kişiye adi yazılı sözleşme ile temlik ettiklerini tespit ettiklerini, yapılan temlikin geçersiz olduğunu, Sigortacılık Kanunu'nda sigorta alacaklarının temlikinin yasaklandığını, aksi kanaate varılması halinde ise davacıların dava ve talep haklarının temlik ile sona erdiğini, davada taraf ehliyetlerinin bulunmadığını, mahkemece harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer ferilerden davalıların "müştereken ve müteselsilen" sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, istinaf kaldırma kararında davacı ... tarafından açılan sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı davasının sadece davalı ... A.Ş.'ye yöneltildiği dikkate alınarak, bu talepler bakımından hesaplanan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunun belirtildiğini, ancak ilk derece mahkemesince harç, yargılama gideri, vekalet ücreti ve diğer ferilerden yine tüm davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulduğunu, müvekkili şirketin ancak sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, ilk derece mahkemesince ilk derece mahkemesi tarafından kusur raporuna ilişkin itirazlarının dikkate alınmadığını, hükme esas alınan raporun eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu düzenlendiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı .... A.Ş. sorumluluğunda bulunan kapağın dikey vaziyette açık bırakılmasının etkili olduğunu, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsüne %30 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, sigortalı araç seyir halindeyken herhangi bir trafik kuralını ihlal etmediğini, çelişkili ve hukuka aykırı değerlendirmeler içeren raporun hükme esas alınmaya elverişli olmadığını, ATK Genel Kurulundan çelişkiyi giderecek nitelikte rapor alınması gerektiğini, davacının maluliyet iddiaları hususunda ATK'dan rapor alınması gerektiğini, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı raporu ile davacı ...'nin tedavi kayıtları arasında çelişki bulunduğunu, aktüerya raporunda hatalı kusur ve maluliyet raporlarının esas alındığını, dava konusu kaza sebebiyle davacı ... ile ihtiyari arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlandığını ve ödeme yapıldığını, yapılan ödemenin yeterli olduğunu, kanunun açık hükmü uyarınca da davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; hesaplamanın ZMMS Sigortası Genel Şartlarına göre, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, yol gideri ve her türlü tedavi giderinin SGK’nın sorumluluğunda olduğunu, davacı ...'nin araçta yolcu olarak bulunduğunu, tazminatlardan hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, Davalı ..... A.Ş. vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, hükme esas alınan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'nin emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurunun bulunduğu değerlendirmesinin hukuka uygun olduğunu, ancak tazminatta indirim oranının az uygulandığını, müvekkili şirkete ait aracın sürücüsü olan davalı ...'in davacı ...'nin sevk ve idaresindeki araca hiçbir temasının bulunmadığını, kaza tespit tutanağında bilakis çıkan sesten panikleyerek davacı ...'nin önce davalı ...'in sürücüsü olduğu araca çarptığının, sonrasında ise duramayarak ağaca çarptığının tespit edilmiş olduğunu, buna rağmen ATK raporunda, sanki davalı ... tarafından kullanılan aracın, davacı ...'nin kullandığı araca çarparak kazaya sebebiyet vermiş gibi rapor düzenlendiğini, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun ve %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporunda hasar miktarına ilişkin görüşün soyut nitelikte olduğunu, davacıya ait aracın çok eski ve kilometresi yüksek bir araç olduğunu, değer kaybına uğramasının söz konusu olmadığını, davacılar lehine manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf kaldırma kararının gereklerinin yerine getirilmediğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal edildiğini, ilk derece mahkemesince verilen 17.06.2026 tarihli tashih şerhinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece bu şerh ile, kararın 8 numaralı bendinde davacı ... lehine hükmedilen 27.848,39 TL vekalet ücretinin 45.000,00 TL'ye yükseltildiğini, ayrıca yargılama giderlerine ilişkin 13, 14, 15 ve 16 numaralı bentlerin içeriklerinin değiştirildiğini, vekalet ücretinin belirlenmesinin tarafların hak ve yükümlülüklerini doğrudan etkileyen, hukuki takdir ve değerlendirme gerektiren esasa ilişkin bir yargısal faaliyet olduğunu, bu hususun tashih yoluyla değiştirilemeyeceğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'in tam kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren ve tali kusurlu bulunan davalı ...'in ifadelerinin hepsinde rögar kapağına çarpmamak ve rögarın içine düşmekten kurtulmak adına aracının direksiyonunu bir anda hafifçe sağ tarafa kırdığını belirttiğini, kazanın meydana geldiği yolun ışıklandırmanın rögar kapağını görmeye yetecek düzeyde olduğunu, kazanın meydana gelmesinde asıl sorumlunun davalı ... olduğunu, rögar kapaklarının bakımının yüklenici firma tarafından düzenli olarak yapıldığını, davalı ...’in fiili ile kaza arasında uygun illiyet bağı bulunduğunu, rögar kapağının yol güzergahında dik konumda kalmasının tek başına asli kusurlu hal olarak değerlendirilemeyeceğini, müvekkili şirket ile arasında mevcut sözleşme gereği kazaya sebebiyet verildiği tespit edilen rögar kapağının bakım ve onarımında yüklenici firma olan dava dışı... –... İş Ortaklığının sorumlu olduğunu, rögar kapağının yol güzergahında dik konumda kalmasının tek başına asli kusurlu hal olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı ...'in Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/38 E. sayılı dosyasında ile sanık olarak yargılandığını, ceza dosyasında yer alan ATK raporunda kusurlu bulunduğunu, sağ ön koltukta bulunan yolcu davacı ...’nin ve sürücüsünün beyanından araçtan yola savrulduğunun, dolayısıyla da emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşıldığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ... vekili, Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'nca aldırılan bilirkişi raporunda müvekkilinin kusursuz olduğunun belirtildiğini, yeniden aldırılan raporda ise tali kusurlu olduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 03.12.2020 tarih ve 2020/329 Esas ve 2020/492 Karar dosyası ile yargılandığını, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/38 Esas sayılı dosyası ile davalı hakkında HAGB kararı verildiğini, HAGB kararı ile sanığın suçluluğu sübuta ermediği için bu karar esas alınarak hukuk davalarının sonuçlandırılmasının masumiyet karinesi açısından sorun teşkil edeceğini, kazanın meydana gelmesinde davalı .... A.Ş.'nin asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dik vaziyette olan logar kapağının görünmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin tedbir almasına imkan kalmadığını, dosyada mevcut bilirkişi raporlarından bir kısmında müvekkilinin kusursuz olduğu, bir kısım bilirkişi raporlarında ise tali kusurlu olduğu yönünde görüşler bulunmasına rağmen gerek manevi tazminat ve gerekse maddi tazminat talepleri yönünden kusur durumu dikkate alınmaksızın diğer davalılar ile birlikte müştereken ve müteselsilen ödenmesine karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu, davacı ... yönünden rapor aldırıldığı tarihteki kazanç üzerinden hesaplama yapılmasına ve rapor doğrultusunda rapor tarihindeki kazanç üzerinden karar verilmesine rağmen, kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı yönünden reddedilen kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, sağlık hizmet bedellerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu, davacılar lehine, ayrı ayrı maddi ve manevi tazminat yönünden vekalet ücretine hükmedilmesinin ve davalı vekilleri lehine avukatlık asgari ücret tarifesi yönünden karar verilmemesinin hatalı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ve araç değer kaybı tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. İlk derece mahkemesince alınan 07.01.2022 tarihli kusur bilirkişi raporu ve ATK Trafik İhtisas Dairesinin 02.02.2026 tarihli kusur raporlarına göre, dava konusu kazanın oluşumunda, yol üzerinde açık konumda bulunan rögar kapağının bakım ve onarımından sorumlu davalı .... A.Ş.’nin Karayolları Trafik Kanununun 14/a bendi gereğince %70 oranında, davalı sürücüsü ...’in aynı yasanın 47/1-d maddesine aykırı şekilde gece vakti meskûn mahalde seyrini far ışığı altındaki görüş mesafesine göre sürdürmediği, yol üzerinde dikey konumda açık bulunan rögar kapağına karşı zamanında etkili fren tedbiri almadığı, bu nedenle %30 oranında kusurlu olduğu, belirlenen kusur oranlarının dava dosyası içeriğini uygun olduğu tespit edilmiş olmakla, davalı ....A.Ş. vekili, davalı ... vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili ve davalı .... A.Ş. vekili, tazminat hesaplamalarında bilinmeyen dönemdeki gelire ilişkin olarak %1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini istinaf sebebi olarak bildirmişler ise de, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden artık uygulanamaz. (Yargıtay 4. HD 22.06.2021 tarih 2021/3089 E., 2021/3441 K). Davalıların bu istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili ve davalı ..... A.Ş. vekili, geçici iş göremezlik ve bakım giderlerinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüşlerdir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59. maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98. maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. Açıklanan maddi ve hukuki vakıalar karşısında; Anayasa Mahkemesi'nin KTK 90/İ maddesinin iptali de göz önüne alınıp TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan geçici iş göremezlik zararından sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. (Yargıtay 4. H.D 10.03.2022 tarih 2021/12001 E, 2022/4532 K ve 24.03.2022 tarih 2021/22793 E, 2022/5790 K sayılı kararları). Davalıların bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalı .... A.Ş. vekili, müşterek ve müteselsil sorumluluğun söz konusu olmadığını, müvekkilinin kusurunun %30 olduğundan bu oran üzerinden hüküm kurulması gerektiğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Dava ve olay tarihinde yürürlükte olan Türk Borçlar Kanununun 61 ve 62. maddelerinde düzenlenen müteselsil sorumluluk esaslarına göre; birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, Türk Borçlar Kanunu'nun 162 ve 163. maddelerine göre, borcun tamamından sorumludur. Türk Borçlar Kanunu'nun 167. maddesi uyarınca, sorumluların iç ilişkide kusur oranına göre, birbirlerine rücu hakları da mevcuttur. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği zarar gören zararın tamamını isterse sorumluların tamamından, isterse bir kısmından isteyebilir. Davacı açıkça davalıların kusur oranında sorumlu tutulmasını istemediğine göre, müteselsil sorumluluğu bulunan davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekir. (Yargıtay 4. HD 22.06.2023 tarihli 2023/2782 E. 2023/8400 K. Sayılı ilamı) Somut olayda, davacı ...'nin maddi tazminat yönünden davasını sadece davalı ... A.Ş.'ye yönelttiği, bu nedenle mahkemece davalı ...A.Ş.'nin %70 kusuru üzerinden hüküm kurulmasının yerinde olduğu, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmaması nedeniyle az yukarıda açıklandığı üzere tazminatın tamamını sorumluların tamamından isteyebileceği kanaatine varılmakla, davalı vekilinin bu istinaf sebebinin reddi gerekmiştir. Manevi tazminat, ne bir ceza ne de gerçek anlamda bir tazminattır. Zarara uğrayan kişinin çektiği acıyı, duyduğu elem ve üzüntüyü bir nebze olsa da dindiren, zarara uğratan olay nedeniyle oluşan ruhsal tahribatı onarmaya yarayan bir araçtır. Manevi tazminatın kapsam ve miktarını takdir hakkı kural olarak hakime aittir. Hakim, manevi tazminatı hak ve nesafete uygun olarak belirlemeli, bu belirlemede hukuk kurallarının yanında tarafların sosyal, ekonomik ve sosyal yapısı ile özellikle de somut olayın koşullarını gözetmelidir. Manevi tazminat olarak takdir edilecek tutar manevi acıları kısmen de olsa gidermesinin yanında kamuoyu ve sosyal vicdanda da kabul görmeli ve zarar gören açısından da bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Somut olayda hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kusur durumu, olay tarihi, sosyal ve ekonomik koşullar, zararın ağırlığı ve hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında makul ve ılımlı bulunmuş olmakla davalı ... A.Ş. vekili ve davalı ... A.Ş. vekilinin manevi tazminat miktarına ilişkin istinaf itirazleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalıların istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden istinaf karar harcı olan 14.640,61 TL'nin peşin alınan 19.450,00 TL'den mahsubu ile fazla yatan 4.809,39 TL harcın istek halinde bu davalıya iadesine, 3-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 11.908,21 TL'den peşin alınan 2.977,07 TL'nin mahsubu ile bakiye 8.931,14 TL harcın davalı... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davalı .... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 77.797,65 TL'den peşin alınan 14.999,58 TL'nin mahsubu ile bakiye 62.798,07 TL harcın davalı .... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf karar harcı olan 14.460,61 TL'nin peşin alınan 19.449,41 TL'den mahsubu ile fazla yatan 4.988,80 TL harcın istek halinde bu davalıya iadesine, 6-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 09.10.2026