Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/116 E. 2026/228 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/116
Karar No
2026/228
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2026/116

KARAR NO : 2026/228

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 27/11/2025

NUMARASI : 2025/981 Esas (Derdest)

DAVA: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/02/2026

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

TALEP:İhtiyati tedbir talep eden vekili davacı talep dilekçesinde özetle; 02/08/2025 tarihli genel kurulda alınan kararlar yönünden kararların uygulanması halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğma ihtimaline binaen yürütmenin geri bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 27.11.2025 tarihli ara karar ile "...Somut uyuşmazlıkta genel kurul toplantısında alınan kararın yürütmenin durdurulmasına yönelik talepler yönünden dosyada toplanan deliller ve yargılamanın geldiği aşama dikkate alınarak tedbir taleplerinin yargılamayı gerektirir olması ve yaklaşık ispat koşulları oluşmadığından ihtiyati tedbir talebin reddine " karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette 2.970 adet pay sahibi hissedar olduğunu, şirketin diğer hissedarlarının ..., kardeşi ...ve kurucu ortak ...'nin evvelce vefatı üzerine veraseten ortak olan... ... ile kurucu ortak ...'ın oğlu ... olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısından hemen sonra, davalı şirketin diğer pay sahipleri arasında, toplantıda alınan bazı kararların hayata geçirilmesini teminen hisse devri gerçekleştirildiğini, müvekkilinin davalı şirket içerisinde gerçekleştirilen bu hisse devrilerinden habersiz olduğunu, ... varisleri olan müvekkili davacı ve ... dışındaki diğer üç ortağının, davalı şirketin Yönetim kurulunu oluşturduğunu, şirketin kurucu ortaklarından olan eşi ...'ın 26.05.2024 tarihinde vefatı üzerine davalı şirkete Bakırköy 3. Noterliği'nin 08.07.2024 tarih, ... yevmiye sayılı ihbarnamesi keşide edilerek ...’a ait ortaklık paylarından, miras hissesine nazaran 2.970 adet payın müvekkili adına ortaklık pay defterine kayıt edilmesinin talep edildiğini, bu talebin şirket tarafından karşılanarak 09.07.2024 tarihli Yönetim Kurulu Kararı çerçevesinde müvekkilinin 2.970 adet pay sahibi olarak davacı şirket ortaklık pay defterine "14" üye kayıt numarası ile kayıt edildiğini, şirket yetkilileri tarafından Vergi Makamlarına inceleme aşamasında sunulduğu anlaşılan bilgi ve belgelerin şirket kayıtlarının gerçeğe uygunluğu konusunda ciddi endişe uyandırması, şirketin Vergi Makamlarına beyan edilen kayıtlara nazaran ortaya çıkan değeri ile Vergi İncelemesi neticesinde tespit edilen reel değeri arasındaki farklılığın da bu endişeyi desteklemesi üzerine uzun yıllardır Genel Kurul Toplantısı da gerçekleştirmediği bu suretle anlaşılan şirket Yönetim Kurulu üyelerine bu kez; Aynı Vergi İnceleme Raporunun muhatabı olan diğer şirket ortağı ... ile birlikte Beyoğlu 57. Noterliği'nin 12.06.2025 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi keşide olunarak olağanüstü genel kurul toplantısına çağrılmasının ihtar ve ihbar edildiğini, bu ihtarnameye Üsküdar 11. Noterliği'nin 18.06.2025 tarih, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile cevap veren davalı şirket Yönetim Kurulu üyelerinin, ihtarname / ihbarnamenin kendilerine 14.06.2025 tarihinde tebliğ edildiğini ve davalı şirketin talep olunan Genel Kurul Toplantısının yasal 45 (kırkbeş) günlük sürede gerçekleştirileceğini ihbar ettiklerini, müvekkilinin, 09.07.2025 tarih, 58 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile davalı şirketin 2021, 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait Olağan Genel Kurul Toplantısının 02.08.2025 tarihinde saat 13:00'den itibaren gerçekleştirilmesine karar verildiğine ve keyfiyetin tescil ve ilan edilmek üzere Ticaret Sicil Memurluğuna da sunulmuş olduğuna dair davet mektubunun varlığından haberdar olduğunu, dava konusu genel kurul toplantısı müvekkilinin çağrısı üzerine gerçekleştirildiğini, müvekkilinin ayrı bir odada toplantıya hazırlık halinde olduğu bildirilen Yönetim Kuruluna ibraz olunarak şirket Genel Kurul Toplantısına katılma iradesinin iletildiğini ancak davalı şirket Yönetim Kurulu tarafından oluşturulan 02.08.2025 tarihli ve “Tutanak” başlıklı Yönetim Kurulu Karar / Tutanağında müvekkili ile aynı şekilde ayrı ve kişisel payı oranında kayıt ettiği diğer şirket ortağı ...'ın, miras bırakanları ...'dan intikal eden hisselere el birliği ile malik olduklarından, Genel Kurul Toplantısına yönelik yetkilendirmenin de mevzuatın öngördüğü şekle uygun olmadığından bahisle genel kurul toplantısına katılmalarının, hazirun cetvelini imzalamalarının ve oy kullanmalarının mümkün olamayacağına kanaat getirdiklerini, dakikalar içerisinde tamamlanan Genel Kurul Toplantısının ardından hangi kararların hangi şekli ile ve hangi katılım ve çoğunlukla alındığı bilinmeksizin toplantının gerçekleştirildiğini, davacı ve diğer ortağın katılımı engellenmek suretiyle "kendi aralarında" gerçekleştirilen Genel Kurul toplantısından birkaç gün sonra, davalı şirket Yönetim Kurulu üyesi ...tarafından, Genel Kurul Toplantısından 1 (bir) gün önce ve 01.08.2025 tarihinde Kartal 16 Noterliği vasıtası ile keşide edildiği öğrenilen ... yevmiye numaralı İhtarname ve ekinde yer alan Pay Defteri görüntüsünden davalı şirket yönetim kurulunun, 09.07.2024 tarihli yönetim kurulu kararı ile şirket pay defterinde müvekkili adına oluşturduğu ortaklık kaydına ilişkin şerhi genel kurul toplantısından 2 (iki) gün önce ve 31.07.2025 tarihinde aldığı ikinci bir yönetim kurulu kararı ile değiştirerek kendilerine müvekkili ve ...'ın diğer hissedarı olan ... arasında Miras Paylaşımına ilişkin bir belge sunulmadığı gerekçesi ile ...'a ait payların mirasçıları adına el birliği mülkiyeti olarak kaydettiklerini, müvekkilinin genel kurul toplantısına katılmasının ve oy kullanmasının engellenmesi ile birlikte aynı zamanda "bilgi almak" hakkı ve "inceleme hakkı"ndan da mahrum bırakıldığını, müvekkilinin 02.08.2025 tarihli hukuksuz genel kurul toplantısında alındığı anlaşılan sembolik kar payı dağıtım kararının gereklerine uygun hareket etmemekle suçlayan davalı şirketin yarattığı bu hukuksuz ortamda sermaye artırımı konulu olağanüstü bir genel kurul toplantısı gerçekleştirmeyi planladığını, istenilmesi halinde ortaklık haklarının bu müstakbel genel kurul toplantısında kullanılabileceğini de söyleyerek bir sonraki hedefini oluşturan ve müvekkilinin hisselerini tamamen değersizleştirmek ve kendisini amacına matuf olduğu anlaşılan programını da müvekkili ile paylaştığını, dava konusu genel kurul toplantısı tutanağı ile bu toplantıda alınan kararların birer örneğini dava hakkı kapsamında müvekkiline tebliğ, keza bu toplantıda alınan kararları Ticaret Sicil Memurluğu nezdinde tescil ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan da etmeyen şirket aleyhine, 02.08.2025 tarihinde müvekkilinin katılım, oy kullanma, bilgi alma ve inceleme hakları engellenmek suretiyle gerçekleşen hukuksuz Genel Kurulda alınan ve T.T.K md. 447 maddesi hükmü gereğince açıkça batıl olan tüm kararların iptaline karar verilmesi talebi ile işbu dava ikame edildiğini, şirketin üçte bir hissesine sahip ortakları yan odada bekletilmekte iken şirket genel kurul toplantısını bu ortakların katılımını üstelik şirket pay defterinde tahrifat yapmayı da göze alarak engellemek suretiyle gerçekleştirilmekte ısrar eden irade ve saikin hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, davalı şirketin noterlikçe onaylı pay defteri, gerek şirket pay defterinde gerekleştirilen değişikliklerin müvekkiline bildirildiği noter ihtarnameleri ve nihayet bizzat davalı şirket yönetim kurulu tarafından düzenlenen ve müvekkilinin toplantıya alınmadığını ikrar ettiği 02.08.2025 tarihli Tutanak ile sabit somut olayda halen "yaklaşık ispat" koşulunun gerçekleşmemiş olduğundan söz edilmesinin dosya kapsamına uygun, dolayısı ile usul ve yasaya uygun olmadığını, dava konusu genel kurul kararlarının 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 447. maddesi hükmüne aykırılığını ortaya koyan diğer tüm olgu ve vakıalardan ayrı ve bağısız olarak bir ortağın genel kurula katılmasının engellenmesinin TTK md. 447/1-A uyarınca alınan kararları batıl kılacağını, müvekkiline toplantıda alınan genel kurul kararları konusunda bu kararları doğrudan tebliğ yahut ticaret sicil gazetesinde ilan etmek suretiyle haberdar etmek imkanına sahip iken sırf genel kurul toplantısında alınan kararları yönetim kurulu üyesi olmayan ortakların inceleme ve denetim hakkından mahrum etmek adına bundan imtina etmesinin iyi niyetle bağdaştırılamayacağını, Bidayet Mahkemesinin 27.11.2025 tarihli kararı dosyaya özgü bir "gerekçe" içermemesi nedeni ile dahi usule ve yasaya hatta Anayasaya aykırı olduğunu, hukuken objektif ve tatminkar bir gerekçe içermeyen gerekçesiz kararların Anayasa'nın 141. ve HMK'nın 297. maddesine aykırılık teşkil ettiği ve tek başına kaldırma / bozma sebebi olduğunun birçok Yüksek Mahkeme kararında yer verilmiş olan "müstekar" bir uygulama olup, Bidayet Mahkemesinin 27.11.2025 tarihli Ara Kararı sadece "gerekçesiz" olması nedeni ile dahi kaldırılmaya mahkum olduğunu, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 27.11.2025 tarihli ara kararının, aynı zamanda müvekkilinin hukuki dinlenilme hakkını da ihlal etmekle kaldırılması gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı'nın 2025/981 Esas sayılı dosyası kapsamında, dava konusu genel kurul kararlarının yürütmelerinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebi hakkında tesis etmiş olduğu 27.11.2025 tarihli ara kararının gerek dosyaya özgü / somut / maddi objektif ve hukuki bir gerekçe içermemesi, gerek dosya kapsamının ortaya koyduğu maddi teknik ve hukuki gerçekliği reddetmek suretiyle yaklaşık ispat olgusunu yok sayması, taleplerinin dayanağını teşkil eden T.T.K. md. 449 hükmünün ruh ve amacına açıkça aykırı olacak şekilde talebin "Muhtacı Muhakeme" olduğuna olduğundan söz edilmiş olması temel sebepleri ile kaldırılmasına, davalı şirketin 02.08.2025 tarihli Genel Kurul Toplantısında alınan dava konusu tüm kararların yürütmesinin, bu kararların iptal hukuki yaptırımından önce (icrasının) dava sonuna kadar geri bırakılmasına, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Talep, davalı şirketin 02.08.2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğu iddiasıyla açılan derdest iptal davasında, genel kurul kararlarının yürütmesinin durdurulması istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince 27.11.2025 tarihli ara kararı ile davaya konu genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa konu uyuşmazlık, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır.Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 449.maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Anılan maddede mahkemeye tanınan takdir hakkı tamamlayıcı hukuk kuralı HMK 389 vd.maddelerinde yapılan düzenleme kapsamında ve buna uygun olarak kullanılması gerekir.6100 Sayılı HMK 389/2. Maddesi uyarınca " Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanını 390 Maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." düzenlemelerine yer verilmiştir.HMK’nun 389. Maddesi ile davanın açılmasıyla, hüküm arasında geçen zaman içinde müddeabihin çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması olasılığı ve bu değişiklikler nedeniyle dava sonunda elde edilecek hükmün icrasının olanaksızlaşması veya güçleşmesini önlemek amacıyla, geçici hukuki koruma işlemleri kapsamında geliştirilen ihtiyati tedbir yöntemini düzenlemekte olup; ihtiyati tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyati tedbir nedeninin ortaya çıkması da tedbir kararı verilebilmesinin temel koşullarındandır. Buna göre maddede sayılan bu iki husus hem ihtiyati tedbir verilmesi için varlığı gereken şartlardandır hem de bu kararın gerekçesidir. Bu şartların varlığı halinde ihtiyati tedbir kararı talep edilebilecek ve ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Hâkim, ispat kuralları çerçevesinde gerekli incelemeleri yaparak kanunda belirtilen olumsuz, sakıncalı, zararlı ihtimalin var olduğu kanaatine varırsa ihtiyati tedbir kararı verebilecektir. 13.01.2022 tarihli 10494 sayılı Ticaret sicil gazetesi kaydına göre davalı şirketin 900.000,00 TL sermayeli şirketin dört ortaklı olduğu, davacının murisi ...'ın sermayenin 297.000,00 TL'sine karşılık gelen 11.880 adet hissenin sahibi olduğu, 26.05.2024 tarihinde vefatı üzerine geriye mirasçı olarak davacı ve dava dışı ...'ın kaldığı anlaşılmaktadır.Davacı tarafça 02.08.2025 tarihli genel kurul toplantısından haberdar edilmediği ve toplantıya katılımının engellendiği ileri sürülerek genel kurul kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Somut olayda davaya konu genel kurul kararlarının, iptal yaptırımına tabi olup olmadığı veya batıl olup olmadığı başka bir deyişle TTK 445,446/1-b ve 447. madde koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, yapılacak yargılama ve değerlendirme ile tespit edilecek olup, bu aşamada sunulan deliller ile mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağına ya da tamamen imkânsız hâle geleceğine veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağına ilişkin yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı da gözetildiğinde Mahkemece dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların yürütmenin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,

3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.12/02/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2026/116, K. 2026/228, T. 12.02.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-116-e-2026-228-k-0789bb2b9481