Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1052 E. 2026/1109 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1052
- Karar No
- 2026/1109
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/1052 - Karar No:2026/1109 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/1052 KARAR NO : 2026/1109 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/08/2026 NUMARASI : 2026/179 D.İş-2026/179 K İHTİYATİ HACİZ TALEP EDEN/DAVACI : VEKİLİ : Av.
KARŞI TARAF DAVALI : TALEP KONUSU : İhtiyati Haciz (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2026 İhtiyati haciz talep eden vekili tarafından karşı taraf aleyhine ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş olup mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı süresi içinde ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İhtiyati haciz talep eden vekili: Taraflar arasında, iş makinesiyle kazı, temel açma, havuz açma, kazı-dolgu ve bağlantılı hafriyat işlerini kapsayan ticari bir hizmet ilişkisi mevcut olduğunu, müvekkili tarafından söz konusu hizmetler eksiksiz olarak ifa edilmiş olup, bu hizmetlerin karşılığı olarak borçlu şirket adına e-faturalar düzenlendiğini, borçlu tarafça gerçekleştirilen kısmi ödemelere rağmen bakiye borcun ödenmediğini ve alacaklarının muaccel hale geldiğini, ihtiyati haciz şartlarının tümüyle mevcut bulduğunu, müvekkili tarafından borçlu şirkete verilen hizmetler karşılığında, borçlunun ...Vergi Dairesi ve VKN bilgileri kullanılarak ticari fatura senaryosunda iki adet e-fatura düzenlendiğini ve borçluya iletildiğini, 12.03.2026 tarihli faturanın "İş makinesi çalışma bedeli (temel açma bedeli)" açıklamasıyla düzenlendiğini, faturanın mal/hizmet tutarı 300.000,00 TL olup, %20 KDV ve KDV tevkifatı hesaplamaları sonucunda ödenecek tutarın 348.000,00 TL olduğunu, 09.04.2026 tarihli faturanın "Havuz açma kazı dolgu" açıklamasıyla düzenlendiğini, faturanın mal/hizmet tutarı 500.000,00 TL olup, %20 KDV eklenmesiyle ödenecek tutarın 600.000,00 TL olup, her iki faturanın ödenecek tutarları toplamının 948.000,00 TL olduğunu, borçlu şirketin Türk Ticaret Kanunu 21/2.madde uyarınca yasal sekiz günlük süre içerisinde bu faturaların içeriğine herhangi bir itirazda bulunmadığını, borçlu şirketin aradaki ticari iş ilişkisi kapsamında müvekkilin ... Bankası nezdindeki hesabına farklı tarihlerde kısmi ödemeler gerçekleştirildiğini, yapılan bu ödemelerin toplamı 225.000,00 TL olup fatura alacağı toplamı 948.000,00 TL’dan 225.000,00 TL ödemenin mahsubu ile kalan alacağın 723.000,00 TL olduğunu, özellikle 02.03.2026 tarihli banka dekontunda yer alan "Adana Harfiyat Bedeli" açıklamasının taraflar arasındaki ticari ilişkinin, müvekkil tarafından sunulan hafriyat/kazı hizmetinin ve borcun varlığının borçlu tarafından zımnen kabul edildiğini gösteren son derece güçlü bir yazılı delil olduğunu, son ödemenin yapıldığı 27.04.2026 tarihinden bu yana bakiye 723.000,00 TL borç ödenmediğinden alacağın muaccel olduğunu, bu bakiye alacak için herhangi bir rehin tesis edilmediğini, hizmetin ifa edildiğini, faturaların düzenlendiğini ve borçlu tarafça son ödeme 27.04.2026 tarihinde yapılmış olup, bakiye alacağın muaccel olduğunu, dosyada temerrüt tarihini kesin olarak belirleyen bir ihtarname bulunmadığından, asıl alacak üzerinden ihtiyati haciz talep edilmekte olup, faiz başlangıcı ve türüne ilişkin haklarını esas icra takibinde saklı tutulduğunu, müvekkili tarafından sunulan e-faturalar ve borçlu şirket tarafından işin mahiyetini (Adana Harfiyat Bedeli) belirterek yapılan kısmi ödemelere ilişkin banka dekontları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, alacağın varlığı ve miktarının yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde güçlü bir biçimde kanıtlandığını, borçlu şirketin müvekkile ait faturalara itiraz etmemesi ve üstelik dört ayrı tarihte kısmi ödemeler yapmasının alacakların mahkemede kanaat oluşturacak kuvvette belgelendirildiğini ispatladığını belirterek, fazlaya ve faize ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 723.000,00 TL asıl alacak yönünden, İİK’nun 257 ve devamı hükümleri uyarınca karşı taraf borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere, tedbirin mahiyeti gereği karşı taraf dinlenmeksizin ihtiyati haciz konulmasına, alacağın e-faturalar ve banka dekontları ile güçlü biçimde ispatlanmış olması göz önüne alınarak, mahkemece takdir edilecek uygun ve makul bir teminat karşılığında karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince: Talebin, hukuki niteliği itibari ile ihtiyati haciz istemine ilişki olduğu, İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinin birinci fıkrası ile vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz talep etme koşulları, ikinci fıkrası ile ise vadesi gelmemiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilecek hallerin düzenlendiği, gerek birinci, gerekse ikinci fıkra hükümleri dikkate alındığında, ihtiyati haciz talep edebilmek için öncelikle ortada bir para borcunun bulunması, bir diğer deyişle ihtiyati haciz talep eden kişinin talep konusu borcun alacaklısı sıfatına sahip olması gerektiği, İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinin birinci fıkrasına göre ihtiyati haciz isteyebilmek için, alacağın kural olarak vadesinin gelmiş/istenebilir/muaccel olması gerektiği, vadesi gelmiş borçlar için ihtiyati haciz istenebilmesinin diğer bir şartının ise alacak rehin ile temin edilmemiş olması gerektiği, rehin ile temin edilmiş olan bir alacak teminata haiz olduğu için ihtiyati hacze gerek bulunmadığı, bahsedilen bu şartların bulunması halinde, vadesi gelmiş bir borcun alacaklısı, başka bir şart aranmaksızın ihtiyati haciz isteme hakkına sahip olduğu, vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı ihtiyati haciz talep edilebilmesi ise; İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinin ikinci fıkrasına göre, borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, bu hallerde ihtiyati haciz talep edilebileceği, bu açıklamalara göre ihtiyatı haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (...) altına almak için, mahkeme kararı ile borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması” olduğu, somut olayda ihtiyati haciz isteyenin talebi mevcut dosya kapsamı itibariyle değerlendirilmiş olup, bu kapsamda yapılan incelemede ihtiyati haciz için yaklaşık ispat kuralı geçerli olup, alacaklıdan kesin ispat delillerin istenmesi gerekli değil ise de talep dilekçesi ile sunulan delillerin muaccel bir alacağın varlığını yaklaşık olarak ispatlar mahiyette olmadığı, salt faturaya istinaden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, muaccel bir alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmakla, İİK 257 maddesinde öngörülen koşulları taşımayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle, ihtiyati haciz isteminin reddine karar verilmiştir. İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin salt faturaya istinaden ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği, muaccel bir alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiği şeklindeki gerekçesinin somut dosya kapsamıyla çeliştiğini, talebin yalnızca fatura değil, borcu kabul mahiyetindeki banka ödemelerine dayandığını, borçlu şirket tarafından müvekkiline aynı ticari ilişki kapsamında yapılmış birden fazla banka ödeme dekontunu delil olarak sunduklarını, müvekkilince ifa edilen hafriyat, kazı ve iş makinesi hizmetleri karşılığında iki adet e-fatura düzenlendiğini, 12.03.2026 tarihli 348.000,00 TL tutarlı e-faturanın "İş makinesi çalışma bedeli (temel açma bedeli)" açıklamalı, 09.04.2026 tarihli 600.000,00 TL tutarlı e-faturanın "havuz açma kazı dolgu" açıklamalı olup toplam fatura alacağının 948.000,00 TL olduğunu, borçlu şirketin 6102 sayılı TTK m. 21/2 uyarınca yasal sekiz günlük sürede bu faturalara hiçbir itirazda bulunmadığını, bilakis, aradaki ticari ilişkiyi ve hizmetin ifasını teyit eder nitelikte, müvekkilinin ... Bankası hesabına dört ayrı tarihte kısmi ödemeler gerçekleştirdiğini, toplamda yapılan 225.000,00TL kısmi ödeme mahsup edildiğinde, müvekkilinin talep ettiği muaccel bakiye alacağın 723.000,00 TL olduğunu, özellikle 02.03.2026 tarihli 100.000,00 TL tutarındaki banka dekontunda yer alan "Adana Harfiyat Bedeli" açıklamasının, son derece kritik bir delil olduğunu, borçlunun hizmetin niteliğini bizzat banka sistemine işleyerek aradaki ticari ilişkiyi ve borcun doğumunu tartışmasız biçimde zımnen kabul ettiğini, bu maddi gerçeklik karşısında, mahkemenin dosyayı "salt fatura" olarak nitelendirip delil zincirini yok saymasının hukuken kabul edilemeyeceğini, delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, kısmi ödemelerin alacağın varlığını yaklaşık ispat seviyesinde kanıtladığını, ihtiyati hacizde tam ispat değil yaklaşık ispatın aranacağını, mahkemenin yargılamayı gerektirir gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, alacağın muaccel olduğunu, ihtiyati hacizin ise alacaklığının alacağına kavuşmasını güvence altına alan geçici bir hukuki koruma olduğunu, amacın uyuşmazlığı esastan çözmek olmadığını İİK’nun 257. Maddesinin şartlarının somut olayda eksiksiz oluştuğunu, mahkemenin kısmi ödemeler ve faturalarla desteklenen güçlü delil zincirini göz ardı ederek yaklaşık ispat standardını tam bir ispata dönüştürdüğünü, hizmetlerin eksiksiz ifa edildiğini, faturaların düzenlendiğini, borçlu tarafından son kısmi ödeme 27.04.2026 tarihinde yapılmış olup bakiye borç ödenmeyerek muaccel hale geldiğini, borçlu şirketin faturalara itiraz etmeyip, bedelin bir kısmını ödemek suretiyle borcu zımnen kabul etmesi karşısında, İİK’nun 257 ve 258 maddelerinde aranan hukuki şartların fazlasıyla karşılandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 257. maddesine göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa, borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebilir. İncelenen dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı peşin alındığından başka harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK.'nın 362/1.f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 15.10.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır