Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/994 E. 2026/180 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/994
- Karar No
- 2026/180
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:23/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:02/10/2025 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:23/02/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davalı tarafından 22/03/2017 tanzim tarihli 10/10/2017 vade tarihli senetlere dayanarak icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin söz konusu borcun tamamını ödediğini, borcun temel kaynağının Antalya 2. Noterliği'nin ... yevmiye nolu taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen Antalya 2. Noterliği'nin ... yevmiye nolu sözleşmeler olduğunu, icra takibine konu senedin ek sözleşmedeki borca karşılık verilen teminat niteliğindeki senet olduğunu, söz konusu borca binaen ödeme yapıldığını, müvekkilinin sözleşmede yer alan borcunun tamamını ödemesine rağmen davalı tarafından söz konusu sözleşme teminatı olarak verilen bononun sanki nakit para verilmiş gibi doldurularak başlatılan icra takibi ile mükerrer tahsil yapılmaya çalışıldığını, müvekkilinin davalıya maddi anlamda herhangi bir borcu kalmamakla birlikte takibin dayanağının da ifa edildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davalıya borcunun olmadığının tespiti ile davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile söz konusu olan icra takibinin %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, süresinde cevap dilekçesi vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... Davalı tarafından 20/03/2017 tanzim tarihli 70.000 TL bedelli bonoya dayanarak Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında davacı aleyhine icra takibi başlatıldığı görülmüş olup, davacının, takibe konu olan bu senedin Antalya 2. Noterliği'nin 22/03/2017 tarih, ... yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin eki niteliğindeki sözleşme gereğince teminat olarak düzenlendiği, ancak davalının sözleşmede yer alan borç ödenmesine rağmen davalının hakkında icra takibi başlattığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti için iş bu davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça icra takibine konu edilen senedin teminat senedi olduğu iddiasında bulunulmuş ise de, bu iddianın bononun niteliği gereğince aynı mahiyetteki yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Davacı taraf bu bononun Antalya 2. Noterliği'nin 22/03/2017 tarih, ... yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin eki niteliğindeki düzenleme şeklinde ek sözleşme gereğince düzenlendiğini, bono tarihi ile ek sözleşmenin tarihinin aynı olmasının bu iddialarını doğruladığını, karşı tarafa ek sözleşmede yer alan 145.000 TL'nin ödendiğini, 01/06/2016 tarihli ibraname ve banka kayıtlarıyla sabit olduğunu iddia etmiş ise de, davalı taraf davacının senedin teminat senedi olarak ödediği yönündeki iddialarını kabul etmemiştir. Davacı tarafın dayandığı ve noterlikçe düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devamı niteliğindeki ek sözleşmede veya davacının dayandığı 01/06/2016 tarihli ibranamede veya taraflarca sunulan başkaca herhangi bir belgede icra takibine konu edilen senedin noterlikçe düzenlenen ek sözleşmede ön görülen bedelin teminatı olarak verildiğine yönelik herhangi bir atıfa ve ibareye rastlanmamıştır. Yalnızca bono tarihi ile ek sözleşmenin tarihinin aynı olması, bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiğinin kabulü için yeterli değildir. Davacı tarafça dayanılan delillerde bononun teminat senedi olarak düzenlendiğini gösterir davalıdan sadır olan herhangi bir belge sunulmadığından delil başlangıcı niteliğinde herhangi bir belge bulunmaması nedeniyle davacının tanık dinletme talebinin de HMK 200 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde ve delil dilekçesinde yemin delilini de açıkça saklı tutmamıştır. Bu durumda davacı taraf senedin teminat senedi olduğunu usulüne uygun ve yeterli delillerle ispatlayamadığından..." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, söz konusu borcun ifa edildiğini, borcun temel kaynağının Antalya 2. Noterliği 25.05.2016 tarih ve ... yevmiye no'lu taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi ile bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen Antalya 2. Noterliği 22.03.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşmeler olduğunu, ek sözleşme ile takibe konu bono tanzim tarihinin aynı gün olmasının takibe konu senedin söz konusu ek sözleşme tarihinde, ek sözleşmeye konu borca karşılık verilmiş olan bono olduğunun aşikar olduğunu, söz konusu borca binaen ödeme yapıldığının 12.05.2017 tarihli şirket yetkilisinin el yazısı ile ikrar edildiğini, yine T.C. ... bankasının 12.05.2017, 29.08.2017 ve 14.06.2019 tarihli dekontlarıyla da sabit olduğunu, takibe konu bononun 22.03.2017 tarihli ek sözleşmede yer alan ödemeler karşılığı açık olarak (vade tarihi, alacak miktarı ve bedel sebebi) davalıya verildiğini, davalının kötü niyetli olarak bonoyu doldurarak icra takibine başladığını, asıl sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmediği için müvekkil tarafından davalıya Antalya 2. Noterliği 20.02.2017 tarihli ve ... yevmiye no'lu ihtar çekilmesi sonucu müvekkil ile davalı tekrar anlaşarak 22.03.2017 tarihli ek sözleşmeyi imzalayarak yeni paylaşıma göre müvekkilinin davalıya 145.000,00 TL borçlanarak (asıl sözleşmeye ek olarak yeni daire nedeniyle) ödemenin nasıl yapılacağının da sözleşmede yazıldığını ve söz konusu ödemelerin banka kanalıyla davalıya ödendiğini, davalının sözleşme ile davalıdan alacaklı olduğu aynı tarihte müvekkiline 70.000,00 TL'de nakit para vererek bono almış olmasının hayatın olağan akışına ters bir durum olduğunu, kaldı ki davalı ile müvekkili arasında Antalya 2. Noterliği 25.05.2016 tarih ve ... yevmiye no'lu taşınmaz satış vaadi ve arsa karşılığı inşaat sözleşmesi ve Antalya 2. Noterliği 22.03.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşme ile aralarındaki alışverişten başkaca bir alışveriş ilişkisi mevcut olmadığını, müvekkilin nakit ihtiyacı var olmuş olsa idi, takibe konu bononun tanzim tarihi olan 22.03.2017 tarihinde Antalya 2. Noterliği 22.03.2017 tarih ve ... yevmiye no'lu sözleşme ile müteahhit olan davalıdan yeni bir daire alması da (asıl sözleşmeye ek olarak) hayatın olağan akışına ve akla aykırı bir husus olduğunun açık olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklının ..., borçlunun ..., takip dayanağının 22/03/2017 tanzim tarihli, 10/10/2017 vade tarihli 70.000 TL bedelli senet olduğu, takip çıkışının 100.451,44TL olduğu anlaşılmıştır. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa (imzaya itiraz olmadığından) senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4224 Esas, 2021/6365 Karar). Bononun teminat amacıyla verilmiş olduğu hususunda ispat külfeti davacıdadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2020/11-698 Esas, 2022/1545 Karar). Takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının, hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.03.2001 tarih ve 2001/12-233 E, 2001/257 K. sayılı ve yine Hukuk Genel Kurulu’nun 20.06.2001 tarih ve 2001/12-496 sayılı kararları). Davacı tarafça icra takibine konu edilen senedin teminat senedi olduğu iddiasında bulunulmuş ise de, bu iddianın, senetle ispat kuralı ve bononun niteliği gereğince aynı mahiyetteki yazılı delillerle ispat edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında, davacı tarafça, bononun teminat senedi olduğu usulünce ispat edilememiştir. Davacı taraf bu bononun Antalya 2. Noterliği'nin 22/03/2017 tarih, ... yevmiye nolu kat karşılığı inşaat sözleşmesinin eki niteliğindeki düzenleme şeklinde ek sözleşme gereğince düzenlendiğini, bono tarihi ile ek sözleşmenin tarihinin aynı olmasının bu iddialarını doğruladığını, karşı tarafa ek sözleşmede yer alan 145.000 TL'nin ödendiğini, 01/06/2016 tarihli ibraname ve banka kayıtlarıyla sabit olduğunu iddia etmiş ise de, davalı taraf davacının senedin teminat senedi olarak ödediği yönündeki iddialarını kabul etmemiştir. Davacı tarafın dayandığı ve noterlikçe düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin devamı niteliğindeki ek sözleşmede veya davacının dayandığı 01/06/2016 tarihli ibranamede veya taraflarca sunulan başkaca herhangi bir belgede icra takibine konu edilen senedin noterlikçe düzenlenen ek sözleşmede ön görülen bedelin teminatı olarak verildiğine yönelik herhangi bir atıfa ve ibareye rastlanmamıştır. Yalnızca bono tarihi ile ek sözleşmenin tarihinin aynı olması, bononun sözleşmenin teminatı olarak verildiğinin kabulü için yeterli değildir. Tüm bu açıklamaların da ışığında; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacının iddialarını usulünce ispatlayamamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTA içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. ...