Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/931 E. 2025/1381 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/931
Karar No
2025/1381
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

45. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/931

KARAR NO : 2025/1381

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 21/01/2025

ESAS NO : 2022/1008

KARAR NO : 2025/57

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 03/12/2025

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile ... ve İhtiyaç Mad. Türk A.Ş. (...) arasında söz konusu firmanın Gebze, Ankara-Etlik ve Adana depoları ile ilgili olarak Mal Yükleme-İndirme-İstifleme-Temizlik-Güvenlik Sözleşmesi imzalandığını, ... ve İhtiyaç Mad. Türk A.Ş. (...) isimli firmanın 31.07.2006 tarihli Olağan Genel Kurulunda alınan karar gereği davalı ... ... Sabancı isimli firma ile birleştiğini ve ... firmasıyla tüm aktif, pasif alacak ve borçları ile birlikte ... tarafından devralındığını, böylelikle ...’un bu davanın tarafı olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği yüklendiği depolara gelen malların indirilmesi, palet üzerine istifleme, tartılması, depolama sahasına getirilmesi, yer açılması, dökme mallar için boş sandık temini ile depodan gidecek mağazalara dağıtılacak malların kamyonlara yüklenmesi gibi eksiksiz işlerin tamamlanmasını sağladıklarını ve yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, müvekkilinin mağduriyetinin giderilmediğini, davalının depodan mağazalara dağıtılacak malların kamyonlara yüklenmesi işini gerçekleştiren davacıya sözleşmede ve protokollerde kararlaştırılan şehir içi büyük kamyon yükleme, şehir içi küçük kamyon yükleme, taşra kamyon yükleme bedellerini ödemediğini, bu hizmet bedellerinin faturalara yansıtılmamasının davalı tarafça baskıcı şekilde talep edildiğini, ... gibi büyük bir firmanın hak yemesinin, sıkıntı yaratmasının düşünülemeyeceğini, ayrıca davacı veya personelinden kaynaklanmayan zayiatların müvekkilinin istihkakından, işi bıraktırma baskısı ile mahsup ettirilerek kalan tutar üzerinden faturaların kesilmesinin sağlandığını, davacının zarara uğratıldığını belirterek; fazlaya ve sair hususlara ilişkin her türlü beyan talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 40.000,00-TL alacağın taraflar arasında daha öııce düzenlenen ve bu dava konusu hizmetleri kapsamayan, ancak kapsaması gereken her bir faturanın ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacak iddialarının zaman aşımına uğradığını, öncelikle bu sebepten davanın reddini talep ettiklerini, davalının ticari ilişkilerin sözleşmeler ile yapıldığını ve sözleşmeler çerçevesinde alacak/borç ilişkisinin yürütüldüğünü, sözleşmelerden doğan edimlerini müvekkilinin yerine getirdiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde hangi sözleşmeden ve hangi hizmetten dolayı alacak iddiasında bulunduğunu açıkça belirtmediğini, bu nedenle delillere şimdiden itiraz ettiklerini, davacının, davalının birleştiği ... ... ve İth. Mad. Türk A.Ş. ile 31.07.2006 tarihli sözleşme yaptıklarını ve bir kısım alacaklarını alamadıklarını iddia ettiklerini, gerek ...’nın gerekse müvekkili şirketin davacı tarafa borcu bulunmadığını, ayrıca taraflar arası sözleşmenin tebliğe çıkarılmadığından böyle bir ticari ilişki ve sözleşmeyi şimdilik kabul etmediklerini, davalının borçlarını ödeyerek ve akdi alacaklarına dair faturaları da takas mahsup ederek borcunu kayıtlarında kapattığını, ödeme ve takas mahsup sonrası davalının borcunun kalmadığını, davacı tarafa davalının borcunun olmadığını, davacının, davalıya fatura dahi kesmediğini, kendi kayıtlarında alacak kaydı dahi bulunmadığını, huzurdaki davada davacı tarafın iddia ettiği alacakların tamamı defter ve kayıtlarda da tek tek incelenmedikçe her alacağın irsaliye ile teslimi/fatura tebliği ispatlanmadıkça alacak iddiasının hukuki bir değeri olmadığı, hesap mutabakatı yapılmadıkça da cari hesap bakiyesinin önemi olmadığını, müvekkili şirketçe tüm ticari ilişkilerinde sözleşmeden doğan ve muaccel olan alacakların faturalandırıldığını, faturaya dahi bağlanmamış, kayıtlara geçmemiş soyut hizmet iddialana dayanan davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafın talep, iddia ve delillerine itiraz ettiklerini, davacı tarafça başkaca sebep ve delil gösterilmediğinden sair tüm itiraz ve savunmalarını saklı tuttuklarını belirterek; davanın reddine, masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda ''....Tüm dosya kapsamına göre; davaya konu somut olayda, hizmetin verildiğini ispat yükü davacı taraf üzerinde olup; davacı tarafın yargılamanın en başından beri hangi depoya, kaç araçla ne miktarda yük getirildiği, ne miktarda yükün boşaltıldığı, hangi araca ne miktarda ürün yüklendiğine dair bir ispat vasıtası sunmadığı, davalıya başka yüklenici ile çalıştıysa bunu ispat etme yükü yüklenemeyeceği, depoda yapılan bilgisayar kayıtları üzerindeki incelemeler sonucunda da davacının iddiasını destekler herhangi bir delile ulaşılamadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine) '' dair karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde özetle, kaldırma kararında bilgisayar loglarının incelenmesi , Emniyet Genel Müdürlüğü'nden araç plakalarının araç türüne göre dökümünü yapılması gibi ayrıntılı yöntemlerin uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de bilirkişi heyetinin bu teknik imkanlara başvurmadığı, sadece kayıtların elde edilemediğini beyan ettiği, detaylı karşılaştırma ,hesaplama ,fiili hizmet tespiti ya da alternatif yöntemlerle doğrulama yapılmadığı,davacının hizmet verdiği konusunun söz konusu depolarda personel bulundurduğunun sözleşme kapsamındaki diğer işler için fatura kestiği taraf kayıtlarıyla sabit olup yükleme ve boşaltma hizmetlerinin verilmediği yönündeki değerlendirmenin hayatın olağan akışına aykırı teşkil ettiği ,yükleme boşaltma işlemleri için küçük ve büyük kamyonlarıyla protokol gereğince davacı tarafından yerine getirildiği bu hizmetinin karşılığının ise faturalandırılmasına davalı şirketin baskı yaparak engel olduğu,hizmetin ifasına ilişkin tüm bilgi ve belgelerin sunulduğu, 3. lojistik firmalarından kayıt alınmasının talep edildiği , bilgisayar loglarına erişimin sağlanmasını istenildiği,davalı şirketin kurumsal yapısı karşısında davacının ticari ilişkisini sürdürebilmek için hizmetlerini ifa etmeye devam etmek zorunda kalındığı, fatura düzenlenmemesi veya ihtarname çekilmemesinin davacının hakkından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, 2005 ve 2009 yılları arasında davalı şirketin bağlı bulunduğu merkez ticaret odasına müzekkere yazılarak şube ve mağaza bilgilerinin öğrenilmesi talep edildiği, ancak bu talebin mahkemece kabul edilmeyerek maddi gerçeğin ortaya çıkmasını engellendiği, hizmetin davacı tarafça ifa edildiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;

Dava, taraflar arasında düzenlenen sözleşme kapsamında olan ancak davalının baskısı ile fatura düzenletilmediği iddia edilen şehir içi büyük kamyon yükleme, şehir içi küçük kamyon yükleme, taşra kamyon yükleme hizmet bedelinin tazmini istemine ilişkindir.Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda 16.10.2018 tarih ve 2014/441 E 2018/987 K. Sayılı ilama yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle dairece yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 12.10.2022 tarih ve 2020/871 E. 2022/115 K. sayılı ilam ile ''....Davalı tarafça, yükleme işinin bir başka firma veya kendi çalışanlarınca yapıldığına ve başka bir firma tarafından yapılmış ise kim tarafından yapıldığına ilişkin bir savunma ve açıklama yapılmamış bu yönde bir delil sunulmamıştır. Eğer bir başka yüklenici yok ise bu hizmetin taraflar arasındaki ek sözleşme ve yükleme işi için ayrı birim fiyatlarının belirlenmiş olması da dikkate alındığında, depoya davacı tarafça indirildiği inkar edilmeyen yüklerin, yüklerin toplanma yeri olan depolardan, davalıya ait şubelerine satışı için işin niteliği ve hayatın olağan akışına göre nakliyelerinin gerekeceği sabittir. Bu tespite göre de yükleme hizmetinin bir başkasından alındığına dair davalı tarafça yapılmış bir savunma bulunmayıp, bu yönde bir delil de sunulmadığından şehir içi büyük, şehir içi küçük ve taşra yükleme hizmetlerinin de davacı tarafından davalıya verilmiş olduğunun kabulü gerekir. Bu hususta davacı tarafça fatura düzenlenmemiş olmasına rağmen taraflar arasındaki sözleşme, ek sözleşme ve bilirkişilerce yapılan kısmi tespitler dikkate alındığında davalı tarafın soyut savunmasına hukuki sonuç bağlamak MK 2. maddesine de aykırılık oluşturacaktır. Davacı iddiasını ispatla yükümlü olup, ispat için bildirdiği delilleri mahkemece toplanacak ve yapılacak değerlendirme sonucuna göre de mahkemece iddiasının ispat edilmiş olması halinde davasının kabulüne, aksi halde ise reddine karar verilecektir. Mahkemece, davacının iddiasını ispata yarar delillerinin tamamı toplanmadığı gibi toplanmış olan bir kısım delileri ise değerlendirilememiştir. Zira taraflar arasındaki sözleşmede açıkça şehir içi küçük, şehir içi büyük ve taşra yüklemeleri için ayrı ayrı birim fiyatlar belirlenmiş olmasına ve davacı tarafça davalının depolarına gelen yüklerin indirildiği sabit olup, davalı tarafça bu indirmelere dönük bir itiraz ileri sürülmemesine rağmen sırf faturaya bağlanmamış olması nedeniyle -davalının aksi yönde bir savunması ve delil ileri sürmemesine rağmen- dağıtım amacıyla davacı tarafça, davalının depolarına indirilen yüklerin, davalının satış şubelerine gönderilmemesinin hayatın olağan akışına ve işin niteliğine aykırı düşmesi nedeniyle ve bunun aksini savunan ve ispatlayan bir davalı savunması ve delili de olmadığından bu hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğinin kabulü gerekir. Ancak bu kabul üzerine de verilen hizmetin karşılığının da tespiti gerekecek olup, bunun için de davacının iddiasını dayandırdığı delillerin toplanması ve bilirkişi raporu alınmak suretiyle talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekecektir.Mahkemece yukarıda belirtilen nakliye firmalarına müzekkere yazılarak ilgili döneme ilişkin davalının depolarına gelen ve depolardan çıkan kamyonlara ait irsaliye kayıtları ve faturalar celp edilip, davalının ticari defterler ve kayıtları, depo ve bilgisayar kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ve daha önce bilirkişiler tarafından davalının bilgisayar ve depo kayıtları üzerinde yapılan tespitleri de dikkate alınmak suretiyle ; davacı tarafın iddia ettiği şehir içi küçük kamyon, şehir içi büyük kamyon ve taşra yüklemelerine ilişkin sefer sayılarının tespiti ve faturalandırılmayan alacak miktarının tespiti ile davacının davalıdan talep edebileceği alacığının tespiti için usulünce bilirkişi raporu alınmalıdır. Eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalı olmuştur.

Ayrıca mahkemece gerekli araştırmalar yapıldıktan sonra, büyük, küçük ve taşra yükleme hizmetine ilişkin tespitlerden sonra taraflar arasındaki sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarih ve yasal mevzuat dikkate alınarak davalının zamanaşımı define ilişkin savunması da değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekir.

Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı taraf vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nin 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine '' dair karar verilmiştir. Dairenin kaldırma kararından önce düzenlenen bilirkişi raporları ve yapılan tespitler:Sözleşme:... A.Ş. ile davacı şirket arasında ...'nın Zübeyde Hanım Mah. ... adresinde bulunan Etlik deposuna ait mal yükleme, mal indirme, istifleme gibi hammaliye ve temizlik işlerinin yüklenici (davacı) tarafından yapılması işinin sözleşmenin konusunu oluşturduğu, sözleşmenin 4. maddesinde hususi şartların düzenlendiği ve buna göre yüklenicinin belirtilen işleri gecikmesiz yapabilmesi için gerekirse işçilerine 24 saat içinde uygun vardiyalar halinde çalıştırılacağı, yüklenicinin çalıştığı alanların sürekli temiz tutacağı ve gerekirse temizlik ekipleri kuracağı, 5. maddesinde yüklenicinin işin ifa ve ikmali sırasında her türlü emniyet tedbirlerini almak, çalışan elemanların SSK kayıtlarını yapmak iş güvenliği ve işçi sağlığı hususunda gerekli tedbirleri almakla yükümlü olduğu, yapılan işlerin her ayın 25'inde fatura edileceği (madde 7) ödemeleri fatura tarihinden itibaren işleyen 35. günü takip eden ilk cuma günü yapılacağı, sözleşmenin (madde 8) 01.01.2006 ile 31.12.2006 tarihleri arasında geçerli olduğu, tarafların sözleşme süresinin hitamında 15 gün önceden yazılı bildirimde bulunulmadığı taktirde sözleşmenin aynı koşullarda 1 yıl uzamış sayılacağı sözleşmenin feshinin 9. madde de düzenlendiği ve buna göre yüklenicinin bu sözleşme hükümlerinden herhangi birine uymaması, ...'nın sözleşme konusu işlere kendi personeline yaptırması durumunda sözleşmenin herhangi bir ihbar süresine riayet edilmeksizin feshedileceği ayrıca ...'nın herhangi bir sebep göstermeksizin önceden haber vermek koşulu ile sözleşmeyi istediği zaman sona erdirileceği taraflar arasında düzenlenen 01.01.2006 tarihli sözleşmede belirtilmektedir. 01.01.2015 ve 01.01.2006 tarihli ek protokollerde; 01.01.2006 tarihli sözleşme şartları ve alınan kararlar göz önünde bulundurularak sözleşmenin 8. maddesine göre 01.01.2005-31.12.2005 ve 01.01.2006-31.12.2006 tarihleri arası dava konusu edilen ''şehir içi büyük kamyon yükleme, şehir içi küçük kamyon yükleme, taşra kamyon yükleme'' hizmeti de dahil olmak üzere her bir hizmet çeşidi ve birim belirtilerek yeni fiyatlar belirlenmiştir. Davacı yüklenici şirket ile davalı arasında sözleşmenin feshi konulu belgede; sözleşme tarihinin 18.01.2007 tarihli olarak belirtildiği, davacı şirkete bağlı olarak çalışan personellerin 07.02.2007 ve 08.02.2007 tarihlerinde firma ile olan maaş ödemesi uyuşmazlığı nedeniyle çalışmama eylemi yaptıkları, bu nedenden dolayı ilgili tarihlerde deponun çalışma düzeni ve iş akışında önemli aksamalar olduğu, 09.07.2007 tarihi itibariyle ... hizmet firmasının depodaki faaliyetlerine son verilerek yeni firma ile çalışılmaya başlandığı belirtilmiş olup ilgili belgenin altında not olarak ilgili sözleşmenin feshi ile ilgili 9. maddesinin A bendinde "... bu sözleşmenin hükümlerinden herhangi birine uyulmaması durumunda bu sözleşmeye herhangi bir ihbar süresine riayet etmeksizin her zaman fesh edebilir" şeklinde ibare mevcut olduğuna dair ibare yer almaktadır.Taşıma uzmanı ..., mali müşavir .... ve Ögretim Üyesi Dr. M. ... tarafından düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle; taraflar arasında düzenlenen sözleşme gereğince toplam 1.541.756,49 TL tutarlı fatura düzenlendiği, iş bu faturaların ... tarafından davalı adına düzenlediği davalı şirket kayıtları incelendiğinde, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığı, davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde 2005-2006 ve 2007 yılına ait ticari defterlerin kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığının belli olmadığı dolayısıyla davacı lehine delil vasfına sahip bulunmadığı, davalı tarafın ticari defterinin ise açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, birbirlerini teyit ettiği, davacının alacak iddiasının varlığının kabul edilebilmesi için öncelikle söz konusu hizmetlerin gerçekleştirdiğinin ispatının gerektiği belirtilmiştir.Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce dosya mali müşavir ve bilgisayar mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş olup düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle; depoda kullanılan giriş ve çıkış kayıtlarının en eski verilerinin 2012 yılına kadar tutulduğu daha eski verilere ulaşılamadığı 01.01.2006 tarihinden itibaren 02.02.2007 tarihine kadar dönemler içerisinde depodan diğer depolara ve mağazalara yapılan mal sevkiyatlarına ilişkin verilerin incelendiği, ilgili sevkiyatların incelenmesinde yükleme işlemlerinin davacı tarafça yapıldığına dair herhangi bir verinin bulunmadığı, depoda yapılan giriş çıkış ve bilgisayar kayıtları üzerinde yapılan tüm incelemelerde yükleme işlemlerinin davacı tarafça yapıldığına dair bir bilgiye rastlanılmadığı görüş ve tespitinde bulunulmuştur.

Bilirkişi heyetince düzenlenen ek raporda özetle; davacı vekilince Ankara depolarında yükleme yapıldığını, tespit edilmesine rağmen kimin tarafından yapıldığına dair tespitte bulunulmadığı belirtilerek yapılan itiraz sonucunda bilirkişi heyetince ek rapor düzenlenmiş olup, düzenlenen ek raporda: bilgisayar kayıtları üzerinden sadece depodan yapılan nakliyelere ait bilgilerin bulunduğu, Excel tablolarına ulaşılmış olup söz konusu nakliyeler için yapılan yüklemelerin kimin tarafından yapıldığına dair bir bilginin bulunmadığı, söz konusu tablolarda sadece tarih, tonaj sevkiyatın yapıldığı yere ait bilgilerin yer aldığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde sadece yükleme ile ilgili değil boşaltma ile ilgili taleplerinin de bulunduğu fakat bilirkişi heyetince bu taleplerin incelenmediği yönündeki itirazlar yönünden ise davalı depo kayıtlarının incelenmesinde sadece ilgili dönemde depodan yapılan nakliyelere ait bilgilere ulaşıldığı, depoya gelen nakliyeler ve boşaltmaya ait herhangi bir kayda rastlanılmadığı belirtilmiştir.

Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla düzenlenen heyet raporunda özetle; dava konusu olayın davalı firmanın 2006 yılında satın almış olduğu ... ile arasında başlayan bir sözleşmenin devamında vuku bulan alacak anlaşmazlığından kaynaklandığı, yapılan işlerin ücret anlaşmazlığı nedeni ile yavaşlaması ve ekonomik kayıtlar olması nedeniyle sözleşmenin feshedildiği, yapılan incelemede sözleşme 2008 yılında feshedildiğinin anlaşıldığı, bilgisayar sistemlerinin iki kez yenilendiği bu nedenle muhasebe içerikli mali defterler dışında herhangi bir kayda erişilmesinin mümkün bulunmadığı, kamera kayıtlarının ise en çok 3 aylık kayıt yapılmasına izin verdiği, dava dilekçesinde zaman diliminde tam olarak belirtilmediği, davacının kendi işçilerinin hangi tarihlerde çalışmasının dolayısıyla alacak talebinin belirtilmesi durumunda düşük bir olasılıkta olsa bu işçilerinin SGK pirim kaydı üzerinden davalı depo girişlerinde bir karşılığının bulunmasının mümkün olabileceği, bu nedenle keşif mahallinde bulunan bilgisayarlarda herhangi bir kayda rastlanılmadığı, sonuç olarak söz konusu alacak ile ilgili bilgisayar kayıtları ve defter kayıtlarında herhangi bir hizmet ya da bakiye alacak ispatına dair bulguya rastlanılmadığı belirtilmiştir. Gebze Sosyal Güvenlik Merkezi'ne yazılan müzekkereye cevap verilmiş ve davalı şirketin 2006 yılı Eylül ayı ile 2012 yılı Eylül ayı arasında bordrolu çalışanlara ilişkin hizmet döküm cetveli mahkemeye sunulmuştur. SGK belgelerine göre davacının mal yükleme ve indirme, istifleme işi yaptığı anlaşılmaktadır.SGK yazı cevapları ve davacı tarafların işçilerine ait kayıtlar incelenerek ek rapor tanzim edilmesi için Ankara 6 Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup bilirkişi heyet tarafından düzenlenen 2. ek raporda özetle; depoda herhangi bir belge ve kayıt ile tespit edilemeyen, bilgisayar kayıtlarında yer almayan boşaltma işlemleri ile ilgili olarak hangi tarihe kadar boşaltma işleminin yapıldığına dair tespit yapma imkanın bulunmadığı, davalı depo kayıtlarında sadece nakliyelere ilişkin bilgilerin bulunduğu, ilgili dönemde depodan nakliyelere ait bilgiler incelendiğinde 4.139 adet şehir içi büyük kamyon 4.486 adet şehir içi küçük kamyon ve 509 adet taşra seferinin görüldüğü, 01.01.2006 tarihinde düzenlenen protokol uyarınca birim fiyatlar hesaplandığında toplam 98.168,65 TL'nin hesaplandığı, önceki raporlarda da belirtildiği üzere yükleme işinin davacı tarafça yapıldığına dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadığı, davacının sözleşme kapsamındaki diğer hizmetleri için fatura düzenlenmesine rağmen yükleme işlemi için herhangi bir fatura keşide edilmediği, davacının kendi ticari defter kayıtlarında da bu hususta bir alacak kaydınını yer almadığı, dosya kapsamına sunulan SGK çalışan listelerinin davacı tarafın davaya konu yaptığı yükleme ve boşaltma işleminin yaptığına dair herhangi bir tespit imkanda vermeyeceği zira, uyuşmazlık konusu olmayan sözleşme içeriğinde yer alan diğer hizmetlere yönelik faturalar düzenlendiği taraf defter kayıtları ile sabit olup davacının talebinin söz konusu SGK kayıtları üzerinden tespit imkanının bulunmadığı belirtilmiştir.Davacı tanığı ... 27.03.2013 tarihli celsede hazır edilmiş ancak davacı şirketin sahibi olduğunu beyan ettiğinden mahkemece iş bu tanığın dinlenemeyeceği belirtilmiştir. Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne yazılan talimat üzerine düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; davacının ibraz ettiği faturalarının çoğunun dava dışı ... tarafından dava dışı ... A.Ş. Adına düzenlendiği, davacı şirket ile faturaları düzenleyenin farklı olduğu, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesine 11.11.2005 tarihli 6429 sayısının 177. sayfasında şirketin yetkilisinin ... olarak belirtildiği, şirketin bilgisayar kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacı tarafından mal tesliminin yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, ambar kabul kayıtlarına göre davacı şirket araçları ile mal teslimi yapılmamış olduğu ve davalının bilgisayar kayıtlarının üzerinde mal kabul yönünde yapılan incelmede davacı şirket ile ilgili herhangi bir taşıma işleminin yapılmadığı görüş ve tespitinde bulunulmuştur.Davaya konu somut olayda, fatura olarak yansımayan hizmet bedellerinin tahsilinin talep edildiği, ...'nın Ankara/Gebze/Adana deposuna ait mal yükleme indirme istifleme, hammaliye ve temizlik işlerinin yüklenici yani davacı tarafından yapılması konusunda anlaşmaya varıldığı, taraflar arasında yapılan muhtelif tarihli sözleşmelerin yine tarafların onayı ile feshedildiği, en son 18.01.2007 tarihli sözleşmenin 09.02.2007 tarihli sözleşme feshiyle sonra erdirildiği, davalı ticari defterlerinin incelenmesinde davacı şirkete ait herhangi bir borcun bulunmadığı tespit edilmiştir.Dairenin kaldırma kararından sonra düzenlenen bilirkişi raporları:Davalı vekili tarafından mahkemeye sunulan 27.03.2024 tarihli beyan dilekçesinde davalı şirketin 2005 ve 2009 yılında ilişkin bilgisayar kayıtlarının bulunmadığının tespit edildiği ve talep edilen bilgisayar kayıtlarının 10 yılı aşkın bir süre öncesine konu olması nedeniyle arşivde de yer almadığı, davalının Adana deposunun arşiv klasörleri incelenerek tespit edilen mutabakatlara ulaşıldığı söz konusu mutabakatların da CD içerisinde dosya ibraz edildiği belirtilmiştir .Mali müşavir ,borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikte hesaplamalar uzmanı ,dış ticaret lojistik uzmanı ve bilgisayar mühendisinden oluşan bilgisayar heyetince düzenlenen 01.05.2024 tarihli raporda özetle, teknik inceleme neticesinde 2005-2009 yıllarına ait bilgisayar loglarına ve mail yazışmalarına ulaşılamadığı, taşımacılık yönünden yapılan inceleme sonucunda dosyadaki verilerle şehir içi büyük kamyon- şehiriçi küçük kamyon ve taşra yüklemeleri sefer sayısının bilimsel olarak tesbitinin mümkün olmadığı, bu tespitin yapılabilmesi için her bir sevkiyata ait davalı tarafından düzenlenen sevk irsaliyesi ,taşıma hizmeti veren tarafından düzenlenen taşıma irsaliyesi ,taşıma irsaliyesinde belirtilen taşımanın yapıldığı araca ait plakanın araç tipini belirlemek için araca ait kayıtların Emniyet Genel Müdürlüğü'nden celbinin gerektiği,ancak bu belgenin temini sonrasında hesaplamaya esas olacak tablo oluşturulabileceği , davalının ticari defterlerinin usulüne uygun bir şekilde tutulduğu ve davalı defterlerinde davacı hesabından 8.679,08 TL tutarında alacaklı göründüğü, Borçlar Hukuku mevzuata yönelik inceleme neticesinde HMK 194 /1 maddesi gereğince dayanılan vakıaların ispatının elverişli olarak somutlaştırıldığı anlaşılamadığından davacının alacak hakkına sahip olmadığı kanaatine varıldığı belirtilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 16.12.2024 tarihli ek raporda , bilgisayar mühendisi bilirkişisi tarafından yerinde teknik incelemenin yapıldığı, yapılan incelemede eski yazılımdan yeni yazılıma, irsaliye ve başkaca kayıtları taşımadığından yani aktarılmadığından dolayı mevcut yazılımda (SAP) 2014 öncesi irsaliye kayıtları ve başkaca bilgilerin yeni yazılımda olmadığının görüldüğü, yeni yazılımda 2014 öncesi kayıtların sadece muhasebe açılış kaydı olarak girildiği, ilgili dava konusu hiçbir kayda ulaşılamadığı, mali inceleme yapıldığında BA/BS bildirim formlarının ihtilafın çözümünde herhangi bir katkı sağlamadığı , taşıma yapılan sefer sayısı ve türüne ait daha önce dosyaya sunulan talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya dayanak belgelerin dosyada bulunmaması nedeniyle raporların denetlenemediği ve raporda yer alan hesaplamaya itibar edilip/ edilmeyeceğinin mahkemenin yetkisinde olduğu görüşmede bulunulmuştur.Dairenin kaldırma kararında belirtildiği üzere, davacı vekili, davalının depolarına ... Lojistik, ... Lojistik ve ... lojistik firmalarına ait kamyonlarca getirilen yükleri protokol gereğince boşaltan ve yine bu firmalara ait kamyonlarla mağazalara nakledilen yükleri yükleyen tek firmanın müvekkili olduğunu iddia etmekte, ilgili firmaların kayıtlarının istenmesini talep etmesi nazara alınarak ilgili firmalara müzekkere yazılmış olup, ... Lojistik A.Ş. Ve ... Taşımacılık ... A.Ş. tarafından sunulan cevabi yazılarda kamyonlara ait irsaliye kayıtları ile fatura bilgilerine ulaşılamadığı belirtilmiştir. ... Lojistik A.Ş. ye çıkartılan tebligatın ise iade olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:İş görme sözleşmelerinin hemen tümünde müşterek olan nokta, taraflardan birinin (iş görenin) diğer tarafa (iş sahibine) karşı daima bir iş görme borcu altına girmesi ve onun da bu borcunu iş görme olarak nitelendirdiğimiz bir faaliyette bulunmak suretiyle yerine getirilmesidir. Bu sebeple iş görme sözleşmeleri arasında büyük bir benzerlik vardır. Sözleşme ve dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 818 sayılı TBK'nin hizmet akdi başlıklı 313. maddesi ''(1)Hizmet akdi, bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder. (2)Ücret, zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi işçi muayyen veya gayri muayyen bir zaman için alınmış veya çalışmış oldukça, hizmet akdi yine mevcuttur; buna parça üzerine hizmet veya götürü hizmet denir.'' şeklindedir. Hizmet akdi öyle bir akittir ki, işçi bir ivaz mukabilinde muayyen veya gayri muayyen bir zaman için iş gücünü işverenin emrine tahsis ve onun direktifi altında işi ifa etmeyi taahhüt eder. (Reisoğlu S. Hizmet Akdi Mahiyeti-Unsurları-Hükümleri, Ankara 1968,s:36)Bu tanımlamalardan hareket ederek bir sözleşmenin (genel) hizmet sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için gerekli olan unsurlar şu şekilde sıralanabilir.a- İşçinin bir süre işverene bağımlılık ilişkisi içinde bir hizmet görmesi veya görmeyi vaad etmesi: işçinin hizmet ediminin ifa etmesi, sözleşmenin tarafı olan işverene bağımlılık ilişkisi içinde ve onun talimatı altında gerçekleştirilmelidir. Bu, hizmet sözleşmesini diğer iş görme borcu doğuran sözleşmelerden ayıran önemli ve temel bir özelliktir. İşçinin bu çalışması, diğer iş görme borcu doğuran sözleşmelerden farklı olarak bir hiyerarşi içinde işverene bağlı olarak yapılır. Böylece işveren, işin yapılması sırasında işçiye talimat verecek ve onu denetleyebilecektir. Her ne kadar 818 sayılı TBK'da bu unsura yer verilmemiş ise de; Yargıtay da bir çok kararında bağımlılık ilişkisinin iş sözleşmesinin zorunlu unsurlarından olduğuna karar vermiştir. b- Hizmetin görülmesinin veya hizmet edimi vaadinde bulunulmasının bir ivaz (ücret) karşılığında olması; bir hizmetin görülmesinin veya hizmet ediminin vaad olunmasının bir ivaz karşılığında olmadığı durumlarda, bir Hizmet sözleşmesinin varlığından değil, çok defa bir vekalet ilişkisinin bulunduğundan söz edilebilecektir. Hizmetin karşılığını teşkil eden ivaz, zamana göre ya da parça başına veya işin sonucuna göre de hesaplanabilir.c- Tarafların anlaşması veya bir karşılık ödenmesine yol açacak bir hizmet ilişkisinin varlığı gerekir. (Prof.Dr Cevdet Yavuz, Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Beta Yayınları Ocak 2014)Bir diğer iş görme sözleşmesi olan vekalet sözleşmesi ise 818 sayılı TBK'nin 386. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir. ''(1)Vekalet, bir akittirki onunla vekil, mukavele dairesinde kendisine tahmil olunan işin idaresini veya takabbül eylediği hizmetin ifasını iltizam eyler. (2)Diğer akitler hakkındaki kanuni hükümlere tabi olmayan işlerde dahi, vekalet hükümleri cari olur. (3)Mukavele veya teamül varsa vekil, ücrete müstahak olur.''Taraflar arasındaki sözleşmede yapılacak işlerin belirli olması, davacının davalının talimatı ile iş yapıyor olması, her bir birim iş için ücretin belli olması gibi hususlar dikkate alındığında hizmet akdinin unsurları bulunmasına rağmen davacı ile davalı arsında bir bağımlılık bulunmaması, hususları gözetildiğinde taraflar arasındaki ilişki bir işçi işveren ilişkisi olmayıp, kendine has bir iş görme ilişkisi olduğu ve 818 Sayılı BK nun 386/2 maddesi uyarınca vekalet hükümlerinin uygulanmasını gerektirir nitelikte bir vekalet ilişkisi olduğunun kabulü ile uyuşmazlığın bu kabul üzerine çözülmesi gerekir.Somut davada, sözleşmenin tarafı ... ile daval firmanın 31/07/2006 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan karara istinaden davalı ile birleşmesine karar verildiği, davacı işçilerinin çalışmama eylemi gibi sebeplere istinaden taraflar arasındaki sözleşmenin 2007 yılında feshedildiği, davacının alacağın varlığını ispat edecek delilleri sunmadığı gibi hizmetin verildiğini de ispat edemediği, tarafların ticari defterlerinin incelendiği, davacının ticari defterinin usulüne uygun tutulmadığının anlaşıldığı, davalının ticari defterine göre davacıdan alacaklı olduğunun belirlendiği, taraflar arasında düzenlenmiş fatura bulunmadığı, sunulan faturaların da davacı adına düzenlenmediği, 2007 yılında fesih işlemi yapılamasına rağmen uzun süre geçtikten istinafa konu iş bu davanın açıldığı bu süre boyunca dava , ihtar gibi herhangi bir işlem yapılmadığı gibi basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne de uyulmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair kararın yerinde olduğu anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/12/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/931, K. 2025/1381, T. 03.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-931-e-2025-1381-k-fa41a6e440d6