Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/716 E. 2025/958 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/716
Karar No
2025/958
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/716 KARAR NO : 2025/958

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/03/2025 NUMARASI : 2023/353 Esas 2025/242 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 08/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 08/05/2025

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, takibe konu alacağın para alacağı olduğunu ve alacaklının ödeme zamanında ikamet ettiği yerde ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin borçlu aleyhine İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2022/1522 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine geçtiğini, ödeme emrinin 04.02.2022 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlu şirket tarafından 02.02.2022 tarihinde süresinde itiraz edildiğini ve takibin 07.02.2022 tarihinde durduğunu, müvekkili ile davalı arasında yurt dışı kargo taşımadan doğan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının yetki itirazının yerinde olmadığını alacağın para alacağı olduğunu, müvekkilinin aracılık yapan şirket olup, davalıya ait olan emtiaların Tuzla İstanbul adresinden yüklenerek Fransa’ya teslimi konusunda anlaşma yapıldığını, müvekkilinin edimini tam ifa ettiğini, İntermodel taşıma yaptığını, taşımaya ilişkin tekliflerinin YDG hariç olarak yapıldığını, yurtdışı gümrükleme bedelinden müvekkilinin sorumlu olmadığını 150Euro yurtdışı gümrükleme bedelinin davalının sorumluluğunda olması nedeniyle 17.12.2021 tarihli faturanın düzenlendiğini, taşımanın Delivery at Port (DAP) olarak belirlenen noktaya yapıldığını, çoklu taşıma işleminin yerine getirildiğini, ... plakalı konteynere yüklenen termal ruloların Pendik limanından Roro aracılığıyla deniz yoluyla Fransa’nın Sete limanına oradan da demir yoluyla ve en sonda kara yoluyla alıcıya teslim edildiğini, yurt dışında bekleme ücretlerinin İntermodel taşımalarda yüksek olduğunu, müvekkilinin davalıdan onay aldığını bütün evrakların hazır etmesi gerektiği halde gümrük işlemlerin tamamlanması için acente tayin etmediğini, bu nedenle dava dışı taşıyan tarafından alıcı ile görüşme yapılarak en yakın gümrük acentesine işlemin yapıldığını, 15.12.2021 tarihinde saat 09:00’da gümrüğe giren aracın 17:00 ‘de çıkabildiğini, 16.12.2021 günü saat 08:50’de teslim noktasına varabildiğini ve 2 gün beklemek zorunda kaldığını, bu araçların beklemesi nedeniyle taşıyan firmaların araç bekleme faturası düzenlediğini, davalı tarafa bu faturaların bildirildiğini, 1.200 Euro ödemenin yapılmasının istendiğini, taşımaya yapan firmadan indirim alınarak 1.000 Euro faturanın müvekkile düzenlediğini, müvekkilin de bu faturayı davalıya yansıttığını, Delivery At Port (DAP) taşımada boşaltma limanında boşaltma için nakliye aracın üzerinde yükün alıcının emrine bırakılması gerektiğini, ICC’nin düzenleme yaptığı İnco Termslerde bu şekle göre CMR madde 17/2 gereğince, gecikmeden taşımacının sorumlu tutulmasının gerektiğini, davalının yapılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek İzmir 8. İcra Müdürlüğünün 2022/1522 E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamına, %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; HMK m. 6’a göre genel yetkili mahkemenin davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğundan, davaya konu icra takibinin Tuzla da yapılması ve davanın da İstanbul da açılması gerektiğini İcra Müdürlüğün ve Mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini müvekkilinin Fransa’da ki müşterisine ihraç malı taşınması konusunda davacı ile anlaştığını, mal taşınırken tırın içindeki tüm malların devrildiğini ve dağıldığını, beklemenin müvekkilden ve alıcıdan kaynaklanmadığını, beklemenin davacının kolileri taşırken aracın içinde malların dağılmasından kaynaklandığını, müvekkili adına ödenmiş bir Gümrük masrafının da bulunmadığını, öncelikle yetki itirazının incelenmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; "...Davacı tarafça davalı ile aralarındaki taşımacılık ilişkisinden kaynaklı olarak fatura alacağından kaynaklı olarak icra takibi başlattığı, davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisiz olduğundan bahisle icra dairesinin yetkisine yönelik olarak itiraz ettiği, davacı şirketin adresi ile ilgili olarak araştırmalar yapıldığı, yapılan araştırmada davacı şirketin merkez adresinin İstanbul ilinde bulunduğu, davacı ile davalı arasındaki dava dilekçesi ekinde sunulan yazışmalarda da adres olarak Beşiktaş İstanbul Türkiye adresinin yer aldığı, davacı ile davalının arasında taraflarca kabulde olan taşıma ilişkisinin davacının şubesi ile gerçekleştirildiğinde dair dosyada ispata yarar herhangi bir delilin bulunmadığı, 6100 sayılı yasanın mahkemelerin yetkisini düzenleyen hükümleri gereğince genel yetkili mahkemenini davalının yerleşim yeri mahkemelerinin olduğu, icra dairesinin yetkisinin 6100 sayılı yasanın yetkiye ilişkin hükümleri çerçevesinde belirlendiği, ödeme emrine itiraz dilekçesinde davalı vekilince sunulan yetki itirazının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davalının yerleşim yeri icra dairelerinin yetkili olduğu tespit edilmek suretiyle takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılmasından ötürü davanın usulden reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...." şeklinde karar verildiği görülmüştür. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı tarafın yetki itirazı hususundaki itirazlarının mahkemenin 3 defa ayrı ayrı zamanlarda reddettiğini bir anda aradan geçen 2 yıldan sonra kabulüne karar vermesine hiçbir anlam veremediklerini, kararın hatalı olduğunu, söz konusu alacağın para alacağı olduğunu, müvekkili şirketin ikametgâhında tediye edilmesi lazım gelen borçlardan olduğunu, takip konusu faturada müvekkili şirketin adresi İzmir ilinde bulunan Şube adresi olduğunu, bu durumda fatura alacağından kaynaklanan bu para borcunun ödeme yeri, müvekkili şirkete ait takip dayanağı faturada gösterilen şube adresi olduğunu, takip dayanağı fatura ile yapılan işlem davalı şirket ile müvekkili şirketin İzmir şubesi arasında olduğunu, 27.07.2023 tarihinde bilirkişi raporu sonrasında 14.11.2023 tarihinde ek rapor (her iki raporda haklılığımızı kanıtlar niteliktedir) bununla yetinmeyerek sayın mahkemenin 28.05.2024 tarihinde bir YMM'den bilirkişi raporu alarak aslında dosyayı adeta sonuçlandırmış sonrasında ise anlamsız bir şekilde yetki itirazının kabulüne karar vererek huzurdaki davada haklılıklarının sabit olduğu alacaklarına kavuşmalarının engellendiğini, ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılarak yeniden yargılama yapılmasını davanın kabulüne ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini, haklı davamızın 3 yıldır sürüncemede kalması sebebiyle istinaf incelemesinin hızlıca gerçekleştirilmesi hususunu talep ve istinaf etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355 maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2 fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı 3.000,00 Türk Lirasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın ek 1. maddesi uyarınca 01/01/2025 tarihinden itibaren ise, bu sınır 40.660,00 Türk Lirasıdır. Davacı tarafın istinafa konu ettiği miktarın 17.365,00 TL olması nedeniyle 18/03/2025 tarihli karar bu yönü ile kesin niteliktedir.(Yargıtay 19. HD. 2019/2829 E ve 2019/4446 Karar sayılı ilamı da bu doğrultudadır.) Somut olayda; mahkemece verilen karar kesin nitelikte olup, kesin olan kararlara karşı HMK'nın 346. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nın 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai karardır. Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu usulden ret kararına karşı temyiz yolu da kapalıdır.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05/01/2018 tarih, 2017/5397 esas ve 2018/5 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Öte yandan; mahkemece verilen kararlara karşı tarafların hangi kanun yoluna ve hangi sürede başvuracağının tereddüde mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi, bu belirlemenin tarafların iradesini yanıltmayacak bir şekilde doğru olarak yapılması gerekeceği, başka bir deyişle, verilen karar, ara ve ek kararlarda, yargı mercii tarafından hem kanun yolunun hem de kanun yoluna ilişkin başvuru süresinin tarafları hataya düşürmeyecek şekilde doğru olarak gösterilmesi gerekecektir. Aksi takdirde, bu durumun tarafların haklarını arayabilmelerini zorlaştıracağı, dolayısıyla mahkemece verilen kararda kanun yolunun hatalı belirlenmesi durumunda, hatalı belirlemenin sonuçlarının taraflara yükletilmeyeceğinden gerek istinaf başvuru harcı ve gerekse istinaf karar harcının taraflardan tahsiline yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçelerden HMK'nın 352. maddesindeki düzenleme gereğince mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk derece mahkemesi kararı, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesi uyarınca kesin olması sebebiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, 2-Davacının yatırmış olduğu 1.683,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcı ve 615,40 TL istinaf karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 3-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 4-Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve yargılama giderlerinin iadelerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2025

Atıf: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2025/716, K. 2025/958, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2025-716-e-2025-958-k-bff83e44a6a4