Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/637 E. 2025/724 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/637
Karar No
2025/724
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/637

KARAR NO: 2025/724

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 23/01/2025

NUMARASI: 2024/430 Esas - 2025/41 Karar

DAVA: Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/05/2025

Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde temlik alan davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'ın dava dışı ...Ltd. Şirketinde bir dönem ortak olduğunu, ortaklık döneminde dava dışı ...Ltd. Şti'nin davalı bankadan kredi çektiğini ve kredi sözleşmesi evraklarının ve uyuşmazlık konusu bononun müvekkiline imzalatıldığını, imzalanan ilk kredi sözleşmesinden doğan borçların ödendiğini, bunun haricinde ek kredi sözleşmelerinden sorumlu bulunmadığını, ek kredi sözleşmelerinin hiç birinde davacıların imzalarının bulunmadığını, kefillerin yanlızca kefil oldukları genel kredi sözleşmeleri nedeniyle sorumlu tutulabileceği, davalı bankaya boş olarak imzalatılıp verilen tanzim tarihi ve vade tarihi sonradan doldurulan bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava konusu senedin imzalanarak davalı bankaya verildiğinin kabul edildiği, icra takibine itiraz edilmediği ve icra mahkemesinde herhangi bir dava açılmadığı, hacze gidildiğinde ise icra taahhüdü verildiği ve verilen taahhüdün getirildiği, buna rağmen kötü niyetli davranılarak icra dairesine ödenecek paranın ödenmesinin engellenmesinin anlaşılmadığı; bu durum karşısında davalı alacaklının da, alacağını tahsil etmek için elindeki tüm imkanları kullandığını, mahkemenin İİK 72. maddesi gereğince % 15 teminat ile icra dosyasına ödenmesi gereken alacağın ödenmemesi hususunda verdiği tedbir kararının kaldırılarak İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyaya yatırılan 80.693,42 TL'nin taraflarına ödenmesine ve davacı aleyhine % 20 den az olmak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafı ve vekalet ücretininde davacıya yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ..davalı ve dava dışı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve ticari kredi kart sözleşmesi uyarınca dava dışı şirkete birden fazla kredi kullandırıldığı, davacı ...'ın şirket ortaklığından ayrılmasından sonra da kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesi üzerinden krediler kullandırılmaya devam edildiği, davalının dava konusu bononun alacak konusu olduğu takip haricinde dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. İle birlikte davacıların da borçlusu olduğu 6 adet icra takibi başlattığı, icra takibi dosyalarının tamamının dava konusu bononun alacak konusu olduğu takipten önce dava dışı borçlu şirket tarafından kapatıldığı, banka kayıtlarından yapılan inceleme ile de sabit olduğu üzere dava konusu bononun kredi sözleşmelerine teminat olarak verildiği, davalı bankanın kendi kayıtlarına da bu şekilde işlediği, davalı bankanın davacılardan ve dava dışı şirketten başka bir alacağının olduğu iddiası olmadığı gibi, takip talebinde diğer icra dosyaları belirtilerek tahsilde tekerrür olmaması kaydının düşüldüğü, dava ve takip konusu senedin kredi sözleşmelerinin teminatı olarak verildiği, banka kayıtlarında yapılan inceleme ile kullandırılan kredilerin tamamının tahsil edildiği, 04.11.2016 tarihinde İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyası ile dava konusu bonoya ilişkin başlatılan takip tarihinde davalı bankanın davacılardan ve dava dışı şirketten bir alacağı kalmadığı, dolayısıyla davacıların İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası ile talep edilen alacaktan ve bonodan davalıya ve temlik alana karşı sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla davanın kabulü ile takipte talep edilen 66.452,71 TL alacak ve 01/11/2016 vadeli 16/5/2015 tanzim tarihli, 200.000,00 TL bedelli senet yönünden davacıların davalı ve temlik alana borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte haksız ve kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Temlik alan davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasını, ... A.Ş. bu dosyalarla bağlantılı davalara konu hesap kesim tarihi itibariyle nakit alacaklarını, tüm faizlerini, sair fer'ilerini ve alacakların teminatlarını temlik alan ... A.Ş. 'ye devir ve temlik ettiğini, menfi tespit davasına konu yapılan icra takibinin dayanağı davacıların dava dışı ... firmasına kefil olarak imza attıkları 16.05.2014 tarihli ve 200.000-TL bedelli senet olduğunu, davacılarda söz konusu senede de dava dışı ... firmasına müştereken ve müteselsilen kefil sıfatı ile imza attıklarını, davacılar senede ilişkin olarak senedin geçersizliği veya iptali, imzanın kendilerine ait olmadığına ilişkin de herhangi bir dava açmamış olup, icra dosyasına da bir itirrazları olmadığını ve dosyanın kesinleştiğini, ayrıca davacıların açık ve net bir şekilde dava da bu senedi kabul ettiklerini, bu hususun mahkemece de tespit edilmiş olup sabit olduğunu, bu durumda davacıların, kefil oldukları dava dışı şirketin müvekkiline olan borçlarından her türlü sorumlu olduklarının kabulü gerektiğini, genel kredi sözleşmelerinin, cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmeler olduğunu, cari hesap şeklinde işleyen kredilerde banka, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alan, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle(yeniden sözleşme imzalamaya gerek kalmaksızın) tekrar kredi isteyebilmekte olduğunu, bu kredi sözleşmesine istinaden de şirkete başkaca sözleşme imzalatılmasına gerek kalmaksızın her türlü bankacılık ürünü verildiğini, 3.bir kişinin bu tür bir krediye kefil olması durumunda, kefil süresiz olarak bu dönen krediye ve bu GKS ye bağlı olarak verilen her türlü bankacılık hesabına, bankacılık ürüne kefil olmuş olduğunu, yani sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte tüm ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfırlanmış olsa dahi kefilin sorumluluğunun devam edeceğini, çünkü kredi alanın her an aynı limitte ve aynı sözleşmeye istinaden kredi tekrar alabildiğini, kaldı ki davacılar şayet unvan değişikliği yaptığını ve ortaklıktan ayrılmış iseler de basiretli bir tacir gibi davranmadıklarını ve bankaya herhangi bir yazılı bir müracaatta bulunarak senetlerinin iadesini talep etmediklerini, ne var ki yazılı müracaatta bulunsa bile davacıların kefillerin sorumluluğu bitmemekte devam etmekle birlikte davacı bankanın Bankacılık Kanunun gereği senedi vermesi gibi bir zorunluluğu da olmadığını, senette soyutluk ilkesi gereği senet temel borç ilişkisinden soyutlanmış bağımsız bir varlık kazandığını, kaldı ki davacı ile müvekkil banka arasında ticari bir ilişki olduğunu, davacının bu ticari münasebetin sebebi ile senet verildiğini bildiğini, bu nedenle de davacı senede ilişkin müvekkil bankaya borcu olmadığını söz konusu senedin ödendiğine ilişkin belgelerle ispat etmesi gerektiğini, açıklanan tüm bu hususlara karşın İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret mahkemesi 2016/1222 esas sayılı dosyadaki bilirkişi raporunda senet ile alakası olmayan icra dosyalarına ilişkin sunulan belgeleri inceleyerek değerlendirme yapıldığını, alacağın kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup senedin teminat senedi vasfı taşıması için yerleşik içtihatlarla belirlenmiş gerekli koşulların sağlanmadığını, davaya konu alacaktan bağımsız icra dosyalarının incelenmesi sonucu hüküm kurulduğunu, bu nedenle mahkemenin davacıların borçlu olmadığı yönünde davanın kabulüne karar vermesinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mahkeme dosyayı bilirkişiye dahi göndermeden istinaf kanun yoluyla kaldırılan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1222 esas, 2020/423 karar sayılı dosyada bulunan bilirkişi raporları üzerinden karar vermesinin hukuka ve usule aykırı olup verilen kararın kaldırılması gerektiğini, açıklanan nedenlerle taraflarından harç alınmaksızın dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, yapılacak inceleme sonucunda da istinaf taleplerinin kabulüne, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 23.01.2025 T., 2024/430 E., 2025/41 K. sayılı yasaya ve usule aykırı kararının kaldırılmasına,ve yeniden yargılama yapılarak davacıların tüm talepleri yönünden davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:Dava, kambiyo senedine dayılı olarak başlatılan icra takibine konu edilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti(menfi tespit) davasıdır.Dairemizin 17.04.2024 tarih ve 2021/52 Esas 2024/544 Karar sayılı kaldırma ilamı üzerine ilk derece mahkemesince menfi tespit istemine konu icra takibine ilişkin alacağı temlik alan ... Anonim Şirketinin davaya katılması sağlanarak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı temlik alan davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davacıların takibe konu senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadıkları noktasındadır.Davacılar ve dava dışı ... tarafından 16.05.2014 düzenleme, 01.11.2016 ödeme tarihli dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti lehine 200.000 TL bedelli bono keşide edilmiştir.Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçluları ve dava dışı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti ve ... hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında bonoya dayalı olarak 62.727,23 TL asıl alacak, 3.484,18 TL işlemiş faiz, 241,30 TL protesto masrafı olmak üzere 66.452,71 TL'nin tahsili amacıyla 04.11.2016 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatılmış, takipte davacılar ile dava dışı asıl borçlu şirket ve dava dışı kefiller hakkında başlatılan icra takipleriyle tahsilde mükerrerlik olmaması kaydına yer verilmiştir. Davacı ... tarafından icra dosyasına bir kısım ödeme yapıldığı ancak tedbir kararı nedeniyle takip alacaklısına herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür. Dosya kapsamından davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti arasında 13.05.2014 tarihinde 200.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacılar ...'ın ve ...İnş.San.Tic.Ltd.Şti.'nin 200.000 TL limitli kefaletnameyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, davalı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında ticari kart sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacı ...'ın da 20.000 TL limitli kefaletnameyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davacı ...'ın 22.08.2014 tarihinde ... San.ve Tic.Ltd.Şti'nden hissesini devrederek ayrılmasından sonra tür değiştirerek ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. olan şirketle davalı banka arasında 11.12.2014 tarihinde 300.000 TL limitli, 16.11.2015 tarihinde 500.000 TL limitli kredi sözleşmesi imzalandığı ve davacı ...'ın hissesini devrettiği dava dışı ...'un anılan sözleşmelere ilişkin kefaletnameyi aynı limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, davalı banka tarafından dava dışı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne 02.05.2016 ve 09.05.2016 tarihlerinde iki ayrı kredili mevduat hesabı kredisi kullandırıldığı ve ayrıca 5350-9195740-351 numaralı hesaptan 26.05.2016-22.09.2016-05.10.2016 tarihlerinde çek karnesi tevdii edildiği görülmektedir. Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. Ayrıca kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil veya kefiller tek yanlı olarak bildirdikleri irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez.Kefil olunan şirketin ortaklığından ayrılmak tek başına kefaleti son erdiren bir sebep olmayıp,bu şekilde bir bildirim, akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe sonuç doğurmaz. Kefiller kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun borcundan ve ayrıca kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefilin imzasını taşıyan bankacılık hizmetleri sözleşmesinden kaynaklanan borcun bir noktada ödenmiş olması kefilin, kefalet sorumluluğunu; daha sonra aynı sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan krediler yönünden sona erdirmez. Ancak banka tarafından yeni bir sözleşme düzenlenerek kredi kullandırılması halinde şayet yeni sözleşmede ilk sözlemeye kefalet eden kefilin imzası bulunmaz ve ilk sözleşmede yeni imzalanan sözleşmeye atıfta bulunulmaz ise bu yeni kullandırılan krediden dolayı borcu ödenerek kapatılan ilk sözleşmeye kefalet eden kefilin sorumluluğundan söz edilemez.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca dava konusu bononun dava dışı ... İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin davalı bankadan almış olduğu kredinin teminatı olarak verildiği ve bonoya konu olan borcun ödendiği, kefili olmadıkları kredi sözleşmelerinden sorumlu olmadıkları iddiasıyla icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı banka ise davacıların kefil oldukları dava dışı şirketin borçlarından her türlü sorumlu olduklarını, senede bağlanmış her türlü alacak için ileri sürülen her türlü iddianın da senetle ispat edilmesi gerektiğini savunmuştur. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Bono nedeni ile borçlu olunmadığının tespitini içeren davada ispat yükü kural olarak senedin bedelsiz olduğunu iddia eden tarafa aittir. Temel borç ilişkisindeki bir edimin teminatı olarak düzenlenen kambiyo senetlerinde, teminat ettikleri husus gerçekleşinceye kadar geçici bedelsizlik, gerçekleşince kesin bedelsizlik söz konusudur. Eğer teminat ettikleri husus gerçekleşmez ise senette bedelsizlik ortadan kalkacaktır. (YHGK 'nun 19/04/2022 tarih ve E: 2019/(19)11-449 -K: 2022/569 ) Somut olayda davaya konu bono üzerinde teminat olduğunu gösteren herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi davalı banka tarafından da kredi borcunun ödenmesi yani ifa amacıyla düzenlenen bononun teminat senedi olduğu iddiası kabul edilmemiş ise de 16.05.2014 tanzim ve 01.11.2016 vadeli 200.000 TL tutarlı bononun davalı banka kayıtlarında kredilerin teminatı olarak kaydedildiği gözetildiğinde bononun verilmesine esas teşkil eden kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediler nedeniyle dava tarihi itibariyle borç bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Bu kapsamda davalı banka kayıt ve defterlerinde yapılan inceleme sonunda hazırlanan 25.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda, temlik eden davalı banka tarafından iki adet kredili mevduat hesabı kredisi ve dört adet çek tazmin kredisi için davacılar ile dava dışı asıl borçlu şirket ve dava dışı kefiller hakkında 6 ayrı icra takibi başlatıldığı, kredili mevduat hesabı kredileri borcunun ve üç adet çek tazmin kredisi borcunun 26.09.2016 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirket tarafından ödenerek, kredi hesabının tasfiye edildiği, ... numaralı hesaptan tazmin olunan çek bedeli nedeniyle başlatılan takibe konu alacağın varlığı hususunda bir delil sunulmadığı, davacı ...'ın dava dışı borçlu şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan dava konusu tüm kredilerin dava dışı asıl borçlu şirket tarafından ödenerek kapatıldığı belirtilmiştir. Buna göre davacıların davalı bankaya borçlu olmadıkları ve takibe konu bononun bedelsiz kaldığı ispatlanmış olmakla mahkemece menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından temlik alan davalı ... A.Ş. vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Temlik alan davalı ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 13.662,00 TL nispi istinaf karar harcından peşin alınan 3.416,00 TL harcın mahsubu ile eksik 10.246,00 TL karar ve ilam harcının temlik alan davalı ... A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Temlik alan davalı ... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.22/05/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/637, K. 2025/724, T. 22.05.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-637-e-2025-724-k-d9ec60bc0163