Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2025/469 E. 2025/703 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/469
- Karar No
- 2025/703
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2025/469 Esas
KARAR NO: 2025/703
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17.02.2025 (Tarihli Ara Karar)
NUMARASI: 2024/124 E. -
DAVANIN KONUSU: Marka (Sözleşmeden Kaynaklanan Hak İstemli)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle: 07.10.2024 tarihli ara karar ile verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak, hem maddi hem de ticari itibar yönüyle zarara uğradığı aşikar olan müvekkilin telafisi güç duruma düşmemesi adına, teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini, mahkemeniz aksi kanaatte ise davacının maddi anlamda daha da güç bir duruma düşürmeyecek cüz'i bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiği anlaşıldı.
İlk Derece Mahkemesi 04/11/2024 tarihli 2024/124 E sayılı ara Kararı ile; Mahkemece; "1-İhtiyati tedbir talebinin ve ihtiyati haciz talebinin KISMEN KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından TEBLİĞ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 20.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; 2-Davalı tarafından ... isimli ürünün kullanımının satışının tanıtımının pazarlanmasının yasaklanmasına, ... isimli tabela kullanımının durdurulmasına, bu marka ile satışı yapılan her türlü tanıtım materyali, paketleme malzemesi vs. Belge ve evraklara el konulmasına, " karar verilmiştir. Davalı vekili 02/01/2025 tarihli itiraz talep dilekçesi ile; müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmenin süresi 5 yıl olup sözleşme devam ettiğini, davacı yan tarafından sözleşme feshedilmemesine rağmen müvekkilin sözleşme ile elde ettiği haklarına hukuka uygun bir sebep olmadan müdahale etmesi hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin feshine ilişkin herhangi bir ibare yok iken, İhtiyati Tedbir kararı ile müvekkili şirketin tabelasının kaldırılması esas sözleşmeye aykırı olduğunu, davacı yan markasının ticari itibarına kendisi sebebiyet verdiğini, müvekkili şirketin ticari itibarını zedelemeyi amaçlayan, bunu yaparken de kendi markasını zedelemeyi göze alan davacının hukuka aykırı, mesnetsiz davasının reddi gerektiğini, hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi 17/02/2025 tarihli 2024/124 E sayılı Kararı ile; Mahkemece; "İtirazın REDDİNE, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmesindeki asıl gerekçe olarak taraflar arasındaki franchise sözleşmesinin feshedildiğini, gösterilse de bu hususun gerçeği yansıttığını, taraflar arasında imzalanan franchise sözleşmesi feshedilmediğini, davcı tarafça da sözleşmenin feshine dair hiçbir beyanda bulunulmadığını, Franchise sözleşmesindeki sözleşmenin fesih şartlarına ilişkin olarak hiçbir şart da gerçekleşmediğini, dolayısıyla hiçbir yönden sözleşmenin feshi söz konusu olmadığı gibi buna dayalı bir karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın talep ettiği ihtiyati tedbir kararı ile davanın esası yönündeki talebin uygun olmadığını, davacı tarafın esas talebi sözleşmeye aykırıyken, tedbir talebi "tabelanın kaldırılması ve artık kullanılmamasını" içerdiğini, dolayısıyla davanın esası yönündeki taleple ihtiyati tedbir kararı kanuni gereklilikten kaynaklanan uyum unsurunu sağlamamakta, buna karşılık bir ihtiyati tedbiri kararı verildiğini, taraflar arasında Franchise sözleşmesi devam ettiğini ve ihtiyati tedbir kararı neticesinde müvekkilinin zarara uğradığı, hem ticari itibarı zedelendiği hem de bu husus gelir kaybına sebebiyet verdiğini, dolayısıyla verilen hukuka aykırılık karar sonucunda oluşan müvekkilin hak kaybının giderilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki Franchise sözleşmesinin devam etmesi ve dosyadaki bilgiler ışığında ihtiyati tedbir kararının dairece yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, itirazlarını kabulünü beyan ederek, İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2024/124 Esas-17.02.2025 tarihli ihtiyati tedbirin kabulüne itirazın reddine ilişkin ara kararına karşı istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından istinafa cevap dilekçesinde özetle; verilen ihtiyati tedbir kararının sözleşmenin devamı yada feshi ile ilgili olmadığını, meydana gelmiş zararın daha fazla artmaması adına verildiği dikkate alınması ile davalının yanıltmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğini, marka tecavüzü niteliği taşıyan kullanımları ile de verilen tedbir kararının yerinde olmadığının açıkça görüldüğünü beyan ederek, davalı tarafın dayanaktan yoksun iddia ve beyanlarına dayalı ihtiyati tedbire itirazlarının reddine dair istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava Franchise (Lisans) Sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkiline ait "..." markasının izinsiz kullanımının devam ettiğini, özellikle ... AVM’de faaliyet gösteren davalının, müvekkile ait markayla ürün satışı yapmaya devam ettiğini, ancak sözleşme gereği müvekkilden temin etmesi gereken ürünleri satın almadığını, bu durumun, müvekkilin hem marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini hem de kazanç ve kar kaybına neden olduğunu beyanla “...” tabelasının kullanımı ile sözleşme ekindeki markalı ürünlerin satışının tedbiren durdurulmasını, davalının menkul, gayrimenkul ve 3. kişilerdeki hak ve alacaklarına şimdilik 50.000 TL tutarında ihtiyati haciz konulmasını, davalının 08.10.2021 tarihli Alt Franchise (Lisans) Sözleşmesi’ne aykırı davrandığının tespitini, sözleşmeye aykırılık nedeniyle, belirsiz alacak davası kapsamında şimdilik 50.000 TL müspet zararın (kazanç ve kar kaybı), dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini, talep etmiştir. Mahkemece 07/10/2024 tarihli ara karar ile İhtiyati tedbir talebinin 100.000,00 TL teminat karşılığı kabulüne, "Davalı tarafından ... isimli ürünün kullanımının satışının tanıtımının pazarlanmasının yasaklanmasına, ... isimli tabela kullanımının durdurulmasına, bu marka ile satışı yapılan her türlü tanıtım materyali, paketleme malzemesi vs. Belge ve evraklara el konulmasına," marka kullanımı yönünden tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine mahkemece 04/11/2024 tarihli ara karar ile; teminat miktarı 20.000,00 TL olarak belirlenerek marka kullanımı yönünden aynı yönde tedbir kararı verilmiş ve ihtiyati haciz kararının reddine karar verilmiştir. Mahkemenin 29.11.2024 tarihli ara karar ile, " Ek ihtiyati tedbir talebinin KABULÜ ile, ..., ... ve ... E ticaret sitelerine müzekkere yazılarak davalı tarafından davaya konu ... ibareli markası ile her türlü satış, tanıtım, pazarlama vs. Ticaretin yasaklandığının bildirilmesine, mevcut kullanımların kaldırılmasının istenmesine, " şeklinde karar verilmiştir. Davalı vekilinin tedbir kararına itirazı ise, mahkemenin 17/02/2025 tarihli ara kararı ile reddedilmiştir. Davalı vekili bu karara karşı istinaf talep etmiştir. 22/09/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı tarafa ait ve yerinde inceleme yapılan işletmenin “...” ismiyle faaliyette bulunduğu ve işletmenin ... isimli tüzel kişi adına kayıtlı olduğu, Davacı tarafa ait ... numaralı “...” markasının davalı tarafın ürettiği/ürettirdiği ... ve ... üzerinde markanın tescilli olduğu 30.sınıf kapsamında kullanımın tespitinin yapıldığı, davalı tarafın davacı taraf adına tescilli “...” markasına tescilli olduğu şeklin dışında ve davacı tarafın izni, bilgisi olmaksızın kendi unvanının ilk kelimesi olan “derin” kelimesini iliştirmek suretiyle davacı markasının tescilli olduğu 30.sınıf kapsamında ürünlerin üzerinde kullandığı, söz konusu ibarenin esasında ayırt edilemeyecek kadar küçük ve davacı markadan farklılaştırmayı sağlamayacak bir ibare olduğu, davacı tarafa ait ... numaralı “... "ibareli markasının davalı taraf işletmesinde tespiti yapılan çikolata kutularının arka ve ön yüzeylerinde kullanılan logo, şekil, amblem ve bunlarla birlikte kullanılan ek unsurlar ile hepsinin oluşturduğu görsel ve fonetik ahenk, insicam ve genel izlenimin ayniyet teşkil edecek şekilde kullanılarak taklit edildiği, Mal ve /veya hizmete sunulan ürünlerin, üretim tarzı itibariyle davacı tarafa ait markaların lisans hakkı olmaksızın kullanıldığı, ortalama tüketici ve halk nazarında aldatıcı nitelikte olduğu, iltibasa ve haksız rekabete yol açabileceği belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nın 159. maddesine göre, " Bu Kanun uyarınca dava açma hakkı olan kişiler, dava konusu kullanımın, ülke içinde kendi sınai mülkiyet haklarına tecavüz teşkil edecek şekilde gerçekleşmekte olduğunu veya gerçekleşmesi için ciddi ve etkin çalışmalar yapıldığını ispat etmek şartıyla, verilecek hükmün etkinliğini temin etmek üzere, ihtiyati tedbire karar verilmesini mahkemeden talep edebilir."HMK 389 maddesi ile de ihtiyati tedbir kararı, bir hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında uygulanacak geçici bir hukuki koruma olarak düzenlenmiş olduğundan diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Eldeki davanın, markaya tecavüz davası olmadığı , davanın konusuna göre verilecek hükmün ihlal teşkil edem eylemlerin tespiti, durdurulması v.b ilişkin olmayacağı, taraflar arasında 08.10.2021 tarihli Alt Franchise ( Lisans) Anlaşması düzenlendiği, sözleşmede davalı tarafından satışı yapılacak ürünler ile kullanılacak tüm malzemelerin davacı şirketten alınmasının kararlaştırıldığı, davanın sözleşmenin bu maddesine rağmen davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak davacı dışında başka yerlerden malzeme temin etmek, başka ürünlerin satışını yapmak suretiyle sözleşmenin ihlaline dayalı tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının bu ihlalinin marka hakkının itibarsızlaşmasına ve değer kaybetmesine de neden olduğu ileri sürülerek marka kullanımına yönelik tedbir talep ettiği somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiğine ve buna rağmen markanın izinsiz kullanımına devam edildiğine dair bir iddia bulunmadığı, uyuşmazlığın çözümünde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun uygulanmasını gerektirir, korunması gerekli bir fikri hak ihlaline dayanılmadığı, SMK 149 ve 150 maddelerinde düzenlenen tazminat haklarının "sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin ileri sürebileceği talepler" olarak düzenlendiği , farklı yerden ürün temini ile sözleşmenin ihlaline bağlı ve bu kapsamda genel olarak marka değerinin de düştüğü gerekçesiyle esasen kazanç kaybı nedeniyle maddi tazminat talebinin sözleşme ve genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığından, 6769 sayılı SMK'nın 159. Maddesi çerçevesinde tedbir uygulanması bakımından yasal koşulların somut olayda mevcut olmadığı, para borcuna ilişkin uyuşmazlıklar için, bir başka geçici hukuki koruma İİK 257. Maddesinde düzenlenen ihtiyati haciz müessesesi olup, davacının ihtiyati tedbir talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, mahkemece tedbir talebinin reddi gerekirken yasal ve yeterli gerekçeye dayalı olmaksızın eksik inceleme ile tedbir talebinin kabulü kararının hukuka uygun olmadığı, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince 17/02/2025 tarihli ara kararın kaldırılmasına, yeniden ihtiyati tedbir kararına itirazın kabulüne 07/10/2024 tarihli, 04/11/2024 tarihli ve 29.11.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/02/2025 tarihli, 2024/124 E. Sayılı arar kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA yeniden ihtiyati tedbir kararına itirazın KABULÜNE, 07/10/2024 tarihli, 04/11/2024 tarihli ve 29.11.2024 tarihli ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davacının ihtiyati tedbir taleplerinin REDDİNE 4-İstinaf talebi kabul edilen davalının istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ileride haksız çıkan taraftan karşılanmasına, 6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7-6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi uyarınca kararın tebliği ve harç tahsil işlemleri ile infazının yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi hükmü gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/04/2025