Bölge Adliye Mahkemesi · Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 2025/415 E. 2025/531 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/415
Karar No
2025/531
Karar Tarihi

T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ :

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI :

DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : İHBAR EDEN : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 07/04/2025

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı ile davalılardan ....... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı ....... vekili dava dilekçesinde özetle; 05.09.2016 tarihinde davalılardan sürücü ....... ....... plakalı araç ile seyir halinde iken yaya olan davacıya çarpması nedeniyle yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, ....... Mahkemesi' nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyasında davalının tali kusurlu, davacının asli kusurlu olarak olarak tespit edildiğini, kaza nedeniyle davacının şoka girdiğini ve kafa travması tehlikesiyle 5 saat yoğun bakımda kaldığını, yüzünden, bileğinden, kolundan yaralandığını, olaydaki kusur durumları, teknik, hukuki ve bilimsel bir şekilde objektif olarak ortaya konulması ve kazanın teknik ve bilimsel usullerle analiz edilip kusur oranının ortaya konulmasında sadece polisin değil, konu ile ilgili farklı alanlardaki uzmanlarında bilgi ve deneyimlerinden yararlanılması gerektiğini, kazanın meydana geldiği yerin, hem yayalar hem de araçlar için yol olarak kullanılması ve yolun subjektif özelliklerini, davalının subjektif durumu, davalının aşırı hız ile geldiği ve davacının görmemesinin mümkün olmadığını, görmesine rağmen hızını yavaşlatmayıp, kazaya sebebiyet verdiğini, davalı sürücünün kusurundan dolayı meydana geldiğini, davalı sürücü ve araç işleten tüm zararlardan müteselsilen sorumlu olduğunu, davacının özellikle yüzünde burun, üst dudak parçalanması, alın ve dudakta kesi, birden çok yerde yara ve ezilme, diş kırığı ve el bileği - kolda dönme kırık oluşturacak şekilde yaralandığını, iyileşme süresi olarak da bilinen geçici iş göremezlik süresinde çalışılamayan her dönem için gerçek gelir üzerinden %100 maluliyet üzerinden tazminat hesaplama yapılması gerektiğini, davacının yaşadığı ve halen yaşamaya devam ettiği acı, endişe ve üzüntü ile kazanın meydana geliş şekli ve davalıların yaptıkları işin mahiyeti, sorumlulukları, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olayın güvenlik önlemlerinin alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık unsuru da göz önünde bulundurularak, indirim yapılmaksızın manevi tazminat talebimizin tamamının kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yine 100,00 TL kazadan dolayı yapılan ve yapılacak olan SGK' dan karşılanmayan tüm tedavi giderleri ve tüm tedavi/iyileşme süresince müvekkil tarafından yapılan/yapılacak belgeli, belgesiz her türlü sağlık, yol, yiyecek ve barınma vs tüm masraflar, 100,00 TL geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, 100,00 TL iyileşme süresince başkasının yardımına ve bakımına gereksinim nedeniyle o kişinin emeğinin karşılığı geçici bakım gideri, 100,00 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan efor/güç kaybı olmak üzere şimdilik 500,00 TL maddi tazminatın; tamamının davalılar ....... ' dan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte, diğer davalı ....... A.Ş.'den ise poliçe limitleri ve poliçede sorumlu olduğu alacak kalemleri dahilinde sorumlu kalmak kaydı ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 75.000,00 TL manevi tazminatın ....... A.Ş. hariç diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve arabuluculuktan kaynaklı vekalet ücreti dahil tüm vekalet ücretinin ....... A.Ş. yönünden sorumluluğu dahilinde, diğer davalılara tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ....... Şirketi vekilleri cevap dilekçesinde özetle ; Genel yetkili Mahkemenin Antalya Mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, müvekkili şirkete ait ....... plaka sayılı araç ....... A.Ş. tarafından; ....... nolu poliçe numarasıyla sigortalandığını, genişletilmiş Kasko ise ....... nolu poliçe ile ....... A.Ş tarafından yapıldığını, davanın ....... A.Ş'ye ihbarını talep ettiklerini, 05.09.2016 tarihinde meydana gelen kazada, müvekkilinin şirkete ait aracın kusuru bulunmadığını, kazayı ve olayı kabul etmemekle birlikte, kazanın davacının kendi kusuru ile meydana gelip gelmediğinin araştırılması gerektiğini, ....... Mahkemesi' nin ....... Karar sayılı dosyasında müvekkilinin tali kusurlu , davacı yan ise asli kusurlu olarak olarak tespit edildiğini, söz konusu dava da ihtiyati tedbirin şartları oluşmadığını, müvekkilinin malvarlığının dava konusu olmadığını, manevi tazminat ve iş gücü kaybı ile tedavi giderleri talepli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... A.Ş vekilleri cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan ....... plaka sayılı aracın, müvekkili şirket nezdinde 11.04.2016 başlangıç, 11.04.2017 bitiş tarihli ....... no’lu zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin olarak davacı taraflara ödeme yapılmak istendiğini ancak kabul edilmediğinden ödeme yapılamadığını, tevdii mahalli talebimizin kabulünü talep ettiklerini, sorumluluğunu yerine getirme maksadıyla hareket eden müvekkili şirketin temerrüde düşmediğinin kabulü gerektiğini, temerrüde düşmemiş ve işbu davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep ettiklerini, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik kapsamında maluliyet tespiti yapılması gerektiğini, davacı tarafından, maluliyet tespitinin 20.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğe göre yapılması gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olmakla bu hususun irdelenmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki davacının tali kusurlu bulunduğunu, maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi hususunun adli tıp kurumu tarafından yerine getirilmesi, zarar hesabı için seçilecek bilirkişinin aktüerler siciline kayıtlı kişilerden olması, davacının söz konusu olaydan dolayı sosyal güvenlik kurumundan herhangi bir ödeme alıp almadığının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve tedavi gideri talepleri 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları kapsamında,sosyal güvenlik kurumu sorumluluğunda olduğundan davanın reddi gerektiğini, olay tarihinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, müracaattan 8 işgünü sonrasından itibaren, böyle bir müracaat bulunmadığı takdirde ise, ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, talep edilen faiz türü hatalı olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazaya karışan diğer davalı şirket şoförü olduğunu, kazanın oluşumunda; yapılan ceza yargılaması sonucunda tali kusurlu olduğu kabul edilmiş olsa dahi esasen hiçbir kusuru bulunmadığını, zira davacının telefonuna bakarak yürümekte iken, kendisine kırmızı ışık yanmakta olduğu halde, kaldırımdan yola çıktığını, davacı kendisi aracın ön kısmına çarpması sonucu yaralandığını, trafik kazaları sonucu yaralanmalarda tüm tedavi giderleri yaralının sosyal güvenlik kaydına bakılmaksızın SGK tarafından karşılandığını, davacının kaza nedeni ile ödediğini iddia ettiği tedavi giderlerini talep etme hakkı bulunmadığını, davacı kendi ağır kusuru neticesi yaralandığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesinde özetle ; 65.147,27 TL maddi tazminatın, tamamının davalılar ....... . Şti. ve ....... 'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte, diğer davalı ....... A.Ş.'den ise poliçe limitleri ve poliçede sorumlu olduğu alacak kalemleri dahilinde sorumlu kalmak kaydı ile temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, 75.000,00 TL. manevi tazminatın ....... A.Ş. hariç diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve arabuluculuktan kaynaklı vekalet ücreti dahil tüm vekalet ücretinin ....... A.Ş. yönünden sorumluluğu dahilinde, diğer davalılara tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Toplanan delillerden; davalı ....... Şirketi sigortalısı olan ....... plakalı araç sürücüsünün tali kusurlu hareketi ile davacı tarafın yaralanmasına sebep olduğu anlaşılmıştır. Özellikle olaya ve dosya içeriğine uygun olarak kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirlenen maluliyet oranının ve hesap bilirkişisi tarafından yapılan tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasının yerinde olacağı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf her ne kadar ekonomik geleceğin sarsılmasına yönelik tazminat talebinde bulunmuş ise de gelecekte yapacağı meslek ve yaralanması nedeniyle bu mesleği yapamayacağına dair somut delil ibraz edilmediğinden bu talep reddedilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 56 ıncı maddesine göre "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. Manevi tazminat belirlenir iken olayın özelliği yanında tarafların kusur oranı dikkate almalıdır. Manevi tazminat müessesesi, bir ceza kurumu olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmeli; meblağ, tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Buna göre olayın oluş şekli, tarafların kusur durumları, davacının yaralanma oranı, ve zararı artırıcı eylemleri ile hak ve nesafet ilkeleri gözetildiğinde manevi tazminat davasının takdiren kısmen kabulüne." dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; söz konusu kazada davalı sürücü, gerek trafik kaza tespit tutanağında gerekse ....... Mahkemesi'nin ....... Esas ....... Karar sayılı dosyasında tali kusurlu, davacının asli kusurlu olarak olarak tespit edildiğini, davalı sürücüye adli para cezası verildiğini ve işbu karar kesin olmak üzere verildiğinden 04/02/2019 tarihinde kesinleştiğini, davacının söz konusu kazada yaralandığını, maddi ve manevi zarar gördüğünü, iş bu sebeple açılan davada davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, Yerel Mahkemece verilen karar aleyhe olan kısımlar yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, söz konusu kazada davacının herhangi bir kusuru bulunmadığını, kaza nedeniyle davacının şoka girdiğini ve kafa travması tehlikesiyle 5 saat yoğun bakımda kaldığını, yüzünden ve bileğinden, kolundan yaralandığını, öyle ki 24/12/2016 tarihinde ifadesi alınabilen davacı ışıklardan geçerken kazanın meydana geldiğini ve çarpmayla yere düştüğünü, kazayla ilgili başka bir şey hatırlayamadığını beyan ettiğini, yine davacı yüzünden ağır yaralanması ve kazadan dolayı işsiz kalması nedeniyle ailesinin yanına geldiğini ve mahkemeye etkin/sağlıklı bir katılımda bulunamadığını, ancak ceza mahkemesince keşif dahi yapılmaksızın salt kaza tespit tutanağına ve kaza anında olmamasına rağmen sonradan ortaya çıkan ve gerçekliği araştırılmayan bir tanık ifadesine dayanılarak değerlendirme yapıldığını, İşbu kaza neticesinde davacının özellikle yüzünde burun, üst dudak parçalanması, alın ve dudakta kesi, birden çok yerde yara ve ezilme, diş kırığı ve el bileği- kolda dönme kırık oluşturacak şekilde yaralandığını ve kafa darbesi nedeniyle unutkanlık rahatsızlığının başladığını, tüm hastane kayıtları ve raporlarından da anlaşılacağı üzere meydana gelen trafik kazası sonucu davacıda oluşan fiziksel ve ruhsal hasar davacının hayatını önemli ölçüde etkilemeye devam etmekte olduğunu, davacının kaza zamanında otellerde müşteri karşılama-kabul bölümünde, bahşişin yüksek olduğu bir bölümde çalışmakta iken, kazadan sonra uzun süre çalışamamış ve kaza nedeniyle bir daha işindeki aynı bölüme geri de dönemediğini, kaza öncesi otelde müşteri karşılama bölümünde, iyi bir bahşişle çalışmaktayken hem uzun süre işsiz kaldığını hem de mevcut işindeki konumunu kaybederek, artık bulabildiği her işte çalışmak zorunda kaldığını, söz konusu kazadan kaynaklı psikolojik rahatsızlıklar, unutkanlık, dalgınlık mevcut olduğunu, söz konusu trafik kazasının davacıda kalıcı hasarlar bıraktığı ve ekonomik geleceğinin de sarsıldığının açık olduğunu beyan ederek kararın davacı lehine kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, yargılama giderleri ve arabuluculuktan kaynaklı vekalet ücreti dahil tüm vekalet ücretinin ....... A.Ş. yönünden sorumluluğu dahilinde, diğer davalılara tamamı üzerinden müştereken ve müteselsilen yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ....... Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı şirketin araç maliki olarak aracının bakım onarım vs düzenli yaptırması nedeniyle kusuru olmadığı yönünde kanaat oluşması gerekmekte iken aksine sorumlu tutulduğunu, zarar görenin %100 kusurlu olduğu daha önce tespit edilmiş iken daha sonra yargılama aşamasında %75 kusurlu bulunmasını kabul etmek mümkün olmadığını, söz konusu kazada davalı şirket sürücüsü, gerek trafik kaza tespit tutanağında gerekse ....... Mahkemesi' nin ....... Esas, ....... Karar sayılı dosyasında tali kusurlu, davacı yan ise asli kusurlu olarak olarak tespit edildiğini, davalı şirket araç sürücüsüne adli para cezası verildiğini ve işbu karar kesin olmak üzere verildiğinden 04/02/2019 tarihinde kesinleştiğini, hal böyle iken karşı taraf asli kusurlu tespit edilmişken huzurda ki davanın açılması davacın kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiğini, bu nedenle davalının şirketten talepte bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, kendisi kusurundan faydalanmaya çalışmakta olduğu açık olduğunu, kazanın davacının kendi kusuru ile meydana gelip gelmediğinin özellikle araştırılmasını önemle talep etmelerine rağmen davacının kusurunun araştırılmadığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava trafik kazası nedeniyle açılan sürekli maluliyet tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı bakıcı ve tedavi giderleri ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi üzerine hükme karşı davacı ile davalılardan ....... Şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Dosyanın tetkikinde; dosya arasında bulunan ....... Mahkemesinin ....... Esas, ....... Karar sayılı ilam örneğinin incelemesinde; sanık ....... ’nun taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, kararda kaza tespit tutanağı ve dosya kapsamına göre yayanın asli kusurlu, sürücünün tali kusurlu olarak kabul edildiği anlaşılmıştır. Eldeki davada trafik bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre; yaya ....... 'un, Karayolları Trafik Kanununun 68/1-b maddesinde belirtilen “karşıdan karşıya geçişlerde trafik işaretlerine riayet etmemek” kural ve zorunluluğun ihlalinden dolayı, % 75 oranında asli kusurlu olduğu, ....... plakalı araç sürücüsü ....... 'nun ise Karayolları Trafik Kanununun 52/1-a maddesinde belirtilen “kavşaklara yaklaşırken aracının hızını zaltmamak” kural ve zorunluluğun ihlalinden dolayı % 25 oranında tali kusurlu olduğu mahkemece değerlendirilmiştir. Dosya kapsamında aldırılan ....... Başkanlığının ....... tarihli raporuna göre; 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaku Yönetmelik hükümlerine göre yapılan incelemede; sekellerin 2016 tarihli kaza ile nedenselliğinin bulunduğu, sürekli iş göremezlik oranının % 8, geçici iş göremezlik süresinin 45 gün olduğu, kişinin sürekli bakıma muhtaç olmadığı, 05/07/2022 tarihli ek raporda ise; zorunlu tedavi giderlerinin kesin olarak belirlenemeyeceği rapor edilmiştir. Mahkemenin 20/01/2023 tarihli 5. Celsesinde “Davacıdan birden fazla ihtisas alanını ilgilendiren maluliyetin olduğu iddia edildiğinden ve yönetmelik gereğince bunu en az 7 kişilik bilirkişi heyetince değerlendirilmesi gerektiğinden dosyanın ATK'ya gönderilerek davaya konu kaza nedeniyle özürlülük ölçütü yönetmeliği gereğince davacıda oluşan maluliyet oranı, geçici işgöremezlik süresi ve kaza nedeniyle hafıza problemleri yaşayıp yaşamadığı, kalıcı yara izleri oluşup oluşmadığı ve bunun için gerekli olabilecek muhtemel operasyon ve tedavi giderlerinin neler olabileceği yönünde rapor hazırlanmasının istenilmesine” şeklindeki ara kararla dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; kişinin tüm vücut engellilik oranın % 3 olduğu, ancak yaralanması nedeniyle ileride yapılması gereken operasyon bulunup bulunmadığı hususunda mahallinde bir eğitim araştırma hastanesi Plastik Cerrahi Anabilim dalından görüş alınması gerektiği" hususu rapor edilmiştir. Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Başkanlığının raporundan sonra mahkemece dosya hesap bilirkişisine gönderilmiş; hesap bilirkişisince düzenlenen raporda hesaplamanın; davacının sosyal ve ekonomik durumuna göre sezonluk otellerde çalıştığı geliri bilinmediğinden asgari ücrete göre yapıldığı, davacıya sigorta tarafından ödeme yapılmadığı, yine davacıya geçici işgöremezlik ödemesinin yapılmadığı, herhangi bir gelir bağlanmadığı hususları değerlendirilerek, % 3 maluliyet ve % 25 kusur oranına göre yapıldığı; mahkemece de bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dosya kapsamında maluliyete ilişkin aynı yönetmelik hükümlerine göre düzenlenmiş olan raporlar arasında çelişki bulunduğu, mahkemece bu çelişki giderilmeksizin karar verildiği, bununla birlikte hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; kişinin tüm vücut engellilik oranın % 3 olduğu, ancak yaralanması nedeniyle ileride yapılması gereken operasyon bulunup bulunmadığı hususunda mahallinde bir eğitim araştırma hastanesi Plastik Cerrahi Anabilim dalından görüş alınması gerektiği" hususu belirtilmesine rağmen bu hususta herhangi bir görüş alınmadan hüküm kurma yoluna gidildiği ve eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; öncelikle hükme esas alınan raporda belirtildiği şekilde görüş alınması, akabinde yukarıda belirtilen raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla dosyanın Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilerek rapor düzenlenmesinin istenilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusu açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacı vekili ile davalılardan ....... vekili istinaf talebinin KABULÜ İLE; ....... Mahkemesi tarafından verilen ....... Esas, ....... Karar sayılı ....... tarihli kararının HMK'nın 353/1-a-6.maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-)Dosyanın yukarıda belirtilen şekilde inceleme yapılıp sonucuna göre yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-)İstinaf başvurusunda bulunan taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde başvuran tarafa İADESİNE, 4-)İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda DİKKATE ALINMASINA, 5-)İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-)HMK’nın 359/4.maddesi uyarınca iş bu kararın mahal mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, 7-)....... vekilinin istinaf başvurusu kabul edildiğinden İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde iadesine, davacı tarafça tehiri icra kararı alınmış olması halinde istinaf talebi kabul edildiğinden talep halinde teminatın iadesine, Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/03/2025 ....... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/415, K. 2025/531, T. 27.03.2025, www.arakarar.com/karar/denizli-bolge-adliye-mahkemesi-4-hukuk-dairesi-2025-415-e-2025-531-k-8f3ff503ff04