Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/405 E. 2025/505 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/405
- Karar No
- 2025/505
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ...... KARAR NO : ...... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ...... (...) ÜYE : ...... (...) ÜYE : ...... (...) KATİP : ...... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/11/2024 NUMARASI : ... Esas ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI : ......... VEKİLLERİ : Av...... Av....... DAVALI :...... TEMSİLCİLERİ: 1- ......... : 2- ......... : 3- ......... DAVA : Kooperatifin Münfesih Olduğunun Tespiti İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 15/04/2025 YAZIM TARİHİ : 18/04/2025 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan kooperatifin münfesih olduğunun tespiti istemli davada 13/11/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı kooperatifin en son olağan genel kurul toplantısını 14/07/2014 tarihinde yaptığını, bu tarihten sonra olağan genel kurul toplantısının yapılmadığını, 1163 s. Kooperatifler Kanunun 81/6. maddesi gereğince 3 yıl olağan genel kurulunu yapmayan kooperatiflerin dağılmış sayılacağını ancak, bu durumun kooperatifin tasfiyesi ve ticaret sicilden terkini anlamına gelmediğini, davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespiti ve tasfiyesi için bu davanın açılması mecburiyetinin doğduğunu beyan ederek, davalı kooperatifin 1163 sayılı kanunun 81/6. Maddesi gereğince münfesih olduğunun tespitine ve davalı kooperatife tasfiye heyeti atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince; "....Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01/03/2023 gün ve 2022/(15)6-1056 E. 2023/156 K. sayılı emsal içtihadında da açıklandığı üzere, davacı Bakanlığın bu davayı açmakta aktif husumetinin bulunduğu, 1163 s. Kooperatifler Kanunu'nun 81/6. maddesi gereğince 3 yıl olağan genel kurul toplantısını yapmayan kooperatiflerin genel kurul yapılması için uygun bir süre verilmesine gerek olmaksızın kendiliğinden dağılmış sayılacakları anlaşılmıştır. Davalı kooperatifin en son olağan genel kurul toplantısını 15/07/2014 tarihinde yaptığı, dava tarihinden geriye dönük 3 yıl süreyle olağan genel kurul toplantısının yapılmaması nedeniyle davalı kooperatifin dağıldığı belirlenmiş, bu nedenle davacının davasının kabulü ile davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine karar verilmiştir. Davalı kooperatife tasfiye heyeti atanmasının da istenilmesi nedeniyle, davalı kooperatife (karar kesinleştikten ve masraflar yatırıldıktan sonra re'sen bir tasfiye memuru atanmasına da karar verilmiştir. Önceki yöneticilere davaya ilişkin tebligatlar gönderilmesine rağmen davaya ilgisizlikleri tespit edilmiş, tasfiyenin hızlı ve usulüne uygun yapılması konusunda Mahkemenizde olumlu kanaat de oluşturmadıklarından önceki yöneticilerin tasfiye memuru olarak görevlendirilmesi uygun görülmemiştir. 2709 s. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 18. maddesine göre, "Hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacak olması ve angaryanın yasak olması" nedenleriyle Mahkememize re'sen takdir edilen tasfiye memuru ücreti ile ayrıca tasfiye masraflarının (davalı Kooperatifin ayrıntılı yapılan araştırmalara rağmen malvarlığı ve özellikle nakit parası tespit edilemediğinden) davacı bakanlık tarafından yatırılması gerektiği belirlenmiştir. Kural olarak davanın kabulü halinde yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesi ve davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerekli ise de; davalı kooperatifin tasfiyesinin yapılabilmesi için tasfiye memuru tarafından bütün malvarlığı, alacak ve borçlarının tasfiye edilerek kapatma bilançosu hazırlanması gerektiğinden ve davalı kooperatifin malvarlığının borçlarını karşılayamaması halinde tasfiyenin tamamlanamayıp çıkmaza girmesi, tasfiye memurunun ticaret sicil müdürlüğünden terkin yerine iflasın açılmasını istemek yoluna gitmek zorunda kalması (6102 s. TTK'nin 542/3), iflas halinde de yeterli malvarlığı olmayacağı için iflas giderlerinin yine Hazine'den karşılanmak zorunda kalınacak olması gibi riskler bulunduğundan, davalı kooperatifin tasfiye esnasında malvarlığının bulunması halinde tasfiye ücret ve giderleri ile diğer yargılama giderlerinin tasfiye memuru tarafından öncelikle davacı Bakanlığa ödenmesine ancak, malvarlığı yoksa tasfiyenin çıkmaza girmemesi için bu masrafların davacı Bakanlık üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı Bakanlık ile davalı kooperatif arasında bu davada gerçek bir ihtilaf bulunmayıp, davacı Bakanlığın Yargıtay HGK.'nin yukarıda yazılı emsal içtihadında da belirtildiği üzere, kanundan doğan görevlerini yerine getirmek için bu davayı açtığı görüldüğünden davacı vekili için davacı lehine vekalet ücreti tayin edilmemiştir...." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile; Konya Ticaret Sicili Müdürlüğünün Kulu-872 ticaret sicil sırasında kayıtlı S.S ......... Kooperatifinin 1163 sayılı kanunun 81/1-6 maddesi gereğince münfesih olduğunun tespitine ve tasfiyesine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; nihai kararda tasfiye masrafı ve tasfiye memuru için takdir edilen ücretin bakanlık tarafından ödenmesine ve lehine vekalet ücreti tayinine yer olmadığına hükmedildiğini, nihai kararın bu yönüyle eksik inceleme sonucu tesis edildiğini, usul ve yasaya aykırı kararın dairemizce incelenerek bu yönleriyle kaldırılmasına, 659 sayılı KHK (R.G.: 02.11.2011)‘nın 6/2 ve 14/1 maddeleri gereğince yargılama giderleri ve idare lehine vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, kooperatifin münfesih olduğunun tespiti ve tasfiye memuru atanması talebine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve resen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Somut olayda davacı Bakanlık tarafından, davalı kooperatifin 3 yıl üst üste olağan genel kurul toplantısını yapmadığı belirtilerek davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince davacı Bakanlığın talebi kabul edilerek davalı kooperatifin münfesih olduğunun tespitine ve tasfiye memuru atanmasına karar verildiği, ancak tasfiye memurunun kim olduğunun belirlenmediği, ayrıca tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının davalı kooperatifin bu masrafları karşılayacak mal varlığı olmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacı tarafça karşılanmasına karar verildiği ve davacı Bakanlık ile davalı kooperatif arasında bu davada gerçek bir ihtilaf bulunmadığı, davacı Bakanlığın kanundan doğan görevlerini yerine getirmek için bu davayı açtığı gerekçesiyle davacı Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı Bakanlık tarafından tasfiye memuru ücretinin ve tasfiye masraflarının kendileri tarafından karşılanması kararının ve lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu beyan edilerek bu yönlerden istinaf talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 2016/8614 Esas-2020/326 Karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi, tasfiye iş ve işlemleri için gerekli masraflar ile tasfiye memuru ücretleri, ilgili kooperatifin malvarlığından karşılanması gerekli bedeller olup, ancak kooperatifin malvarlığının bulunmaması ve tasfiye talep eden kurum tarafından bu hususun bilinmesi halinde tasfiye talep eden kuruma yüklenebilecektir. Mahkemece, davalı kooperatifin mal varlığı bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapılmış, davalı kooperatifin mal varlığı bulunduğu tespit edilemediğinden tasfiye masrafları ve tasfiye memuru ücretinin davacı Bakanlık tarafından karşılanmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak ilk derece mahkemesince verilen kararda atanan tasfiye memurunun kim olduğu belirlenmediğinden hükmün bu kısmı infaza elverişli değildir. Atanan tasfiye memuru belirlenerek kimlik bilgilerinin kararda yer alması gerekir. Bu husus kamu düzenindendir. Ayrıca her ne kadar mahkemece davacı Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, davalı kooperatif iddia edilen dağılma nedenine kendi sebebiyet verdiğine ve bu suretle de işbu davanın açılmasına neden olduğuna göre, mahkemece karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir. Yargıtay (Kapatılan) 23.Hukuk Dairesi'nin 18/02/2013 tarih 2013/170 Esas- 2013/880 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvuru talebinin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/11/2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 5-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4 maddesi gereğince; kararın tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 15/04/2025 tarihinde oybirliği ile HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
......