Bölge Adliye Mahkemesi · Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi 2025/351 E. 2026/335 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/351
- Karar No
- 2026/335
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/12/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar İSTİNAF EDEN DAVACI: ........ VEKİLİ : Av..... DAVALI : ........ VEKİLLERİ : Av..... Av..... DAVA : Şirket Ortağı Olunmadığının Tespiti ve Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 16/03/2026 YAZIM TARİHİ : 26/03/2026 Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında 28/01/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 28/05/2021 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı, davacının Anayasa Mahkemesine yapmış olduğu bireysel başvurusu sonucu yeniden yargılama yapılmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı gereğince ilk derece mahkemesince 10/12/2024 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dosyanın dairemize geldiği anlaşılmakla üye hakimin görüşleri alındıktan sonra, dosya incelendi; DAVA: Davacı vekili dava ve 26/09/2019 tarihli açıklama dilekçesinde özetle; davacı tarafın davalı tarafa para verdiğini, davalı şirket temsilcileri tarafından para yatırılırken, yatırılan para karşılığında yüksek kazanç elde edeceği ve yatırdığı paranın istendiğinde kendisine iade edileceği konusunda güven telkin edildiğini, davalı tarafça yatırılan para karşılığında ortaklık durum belgesi ve hisse senetleri verildiğini, davacının yatırdığı paraları geri istediğinde paranın iade edilmediğini beyan ederek, davacı taraf ile davalı taraf arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, davacının davalı şirkete yatırmış olduğu 28.005,98 Euro'nun aynen döviz olarak yatırdığı tarihten tahsil tarihine kadar olan en yüksek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkili şirkete veya şirketlere her an geri alabileceği garantisi ile para verdiğine ilişkin iddianın gerçek olmadığını, TTK nun 329 ve 405. maddeleri gereğince şirket ortaklarının hisse bedellerini şirketten geri istemesinin ve şirketin kendi paylarını geri almasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket veya şirketlerin davacı taraftan para almadığını, bankacılık mevzuatına dayanarak herhangi bir mevduat toplamadığı gibi bunun da mümkün olmadığını, hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, davacının Türkiye’de mutad meskeni olmadığını, teminat yatırılması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı tarafından, davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan şirket ortağı olmadığının tespiti ve alacak davasında 28/01/2020 tarihinde tesis edilen karara karşı, davacının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine dairemizce yapılan inceleme sonucunda verilen 28/05/2021 tarih ... Esas - ... Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17/01/2022 tarih ... Esas - ... Karar sayılı ilamıyla onandığı anlaşılmıştır. ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI: Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarih 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile 7194 sayılı Kanun'un 41.maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, bu kararın 12/09/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlandığı, Davacı tarafın; şirkete yatırılan paranın iadesi talebiyle açılan dava sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu, alacağın tahsil imkanının ortadan kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasına dayalı başvurusu üzerine; Anayasa Mahkemesinin 03/04/2024 tarih ... başvuru numaralı kararında; "...3. Anayasa Mahkemesi, olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Turgay Kılıç (B. No: 2020/21022, 14/12/2023) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede alacağın tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından mahrum bırakılan başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir. Somut başvuruda, anılan kararda açıklanan ilkelerden ve ulaşılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu doğrultuda başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir. 4. Başvurucular, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuştur. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için teorik düzeyde etkili bir yol olduğu tespit edilen dava yolu, yapılan kanuni düzenleme nedeniyle pratikte başarı sunma kapasitesini yitirmiştir. Kanuni düzenleme nedeniyle başvurucunun iddialarının esasına ilişkin bir inceleme yapılmamıştır. Ne var ki Anayasa Mahkemesi yapılan kanun değişikliğini iptal etmiştir. Bu itibarla başvurucuların iddialarının esasının değerlendirilmesi ancak yeniden yargılama ile mümkün olduğundan yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği yargı mercilerince yapılması gereken iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan, B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019, §§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3), B. No: 2020/32949, 21/1/2021, §§ 93-100). İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle başvurucu yönünden mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, -Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, -Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere GÖNDERİLMESİNE şeklinde karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; "...Dosya içerisinde bulunan belge ve davalı tarafından SPK'ya sunulan CD kayıtlarından davacının davalı şirkete en son 28/09/1999 tarihinde para yatırıldığı, davacı tarafından 25.09.2019 tarihinde dava açıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan kararları ve istikrar kazanmış uygulamaları kapsamından davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, davalı yararına karar tarihinde geçerli olan AAÜT gereğince nispi vekalet ücreti takdirine (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih ve 2022/840 Es.2023/4352 Kar. Sayılı ilamı benzer mahiyettedir) karar vermek gerekmiş..." gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yanın hileli davranışı neticesinde müvekkilinin para yatırdığını, hileli eylemi gerçekleştiren davalının zamanaşımından faydalanmasının mümkün olmadığını, davalı tarafın hukuka aykırı eylemlerinin devam etmekte olduğundan zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, zamanaşımının dolması gibi bir durumun da olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davalı şirkete ortak olmadığının tespiti, kâr payı alınması maksadıyla verilen paranın iadesi istemiyle açılan davada yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır. Davalı tarafın süresinde zamanaşımı definde bulunduğu, zamanaşımı def'i yönünden davacı taraf lehine usuli kazanılmış bir hakkın söz konusu olmadığı, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğu, haksız fiilin işlendiği tarihin tespitinin önem arzettiği, dosyadaki bilgilere göre taraflar arasındaki haksız fiil tarihi ve davanın açıldığı tarih nazara alındığında; davalı tarafın zamanaşımı def'inin 818 sayılı Borçlar Kanunu ve 765 sayılı TCK hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, buna göre; 818 sayılı yasada genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, 765 sayılı yasanın 102/4 ve 104/2. maddelerinde ise, eyleme uyan zamanaşımı süresinin 5 yıl, uzamış zamanaşımının 7,5 yıl olduğu, dosya içerisinde mevcut belgelere göre davacının davalı şirkete en son 28/09/1999 tarihinde para yatırdığı haksız fiil tarihinin bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiği, buna karşın eldeki davanın ceza zamanaşımı süresi olan 7,5 yıllık süre geçtikten sonra 25/09/2019 tarihinde açıldığı, ilk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinafa başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 16/03/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Üye ... e-imzalıdır
Katip ... e-imzalıdır
.....