Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/3319 E. 2026/446 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/3319
Karar No
2026/446
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 9. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/3319 - 2026/446 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2025/3319 KARAR NO : 2026/446

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

Başkan : Üye : Üye : Katip :

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ADANA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/10/2025 NUMARASI : 2025/... Esas - 2025/... Karar

DAVACI : ... TEKSTİL MAKİNA SANAYİ İTHALAT İHRACAT TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ VEKİLİ : Av. .... DAVALI : HASIMSIZ MÜDAHİLLER : 1-... A.Ş. - V.D.: VEKİLİ : Av. .... 2-... A.Ş. - VEKİLİ : Av. ... DAVA : Konkordato

İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2026

Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/10/2025 tarihli ve 2025/... Esas- 2025/... Karar sayılı kararı aleyhine davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş olup, dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkili şirketin ana faaliyet konusunun, dokuma örme ve tığ işi kumaşlardan üretilen dış giyim eşyalarının imalatı olup, ticari faaliyetine sorunsuz bir şekilde devam ederken, ülkede yaşanan enflasyon ve bankaların kredi vermeyi durdurması, verse dahi yüksek faiz oranları nedeniyle ödeme dengesinin bozulduğunu, ülkede meydana gelen yüksek faiz maliyetlerinin, müvekkili şirketin kredi faizleri ile finansman giderlerini arttırdığını, vadesi gelmiş veya yakın vadeli çeklerin ödenmeme riskinin meydana geldiğini, kredi kullanamamanın ve enflasyon karşısındaki zorlukların yanında bir de ödemelerini alamayarak ciddi bir nakit akışı zorluğuna düştüğünü, dava dilekçesi ekinde sundukları konkordato projesi kapsamında müvekkili şirkete tanınacak konkordato süresi içerisinde borçlarını ödeyebilecek durumda olabileceklerini belirterek, müvekkili hakkında konkordato mühleti verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ'NİN KARAR ÖZETİ : İlk Derece Mahkemesi kararında özetle; "... Davacı firma 2025 yılı ikinci dönem gelir tablosunda 30/06/2025 tarihi itibariyle 48.275.560,00 TL net satışına karşı 695.876,62 TL'lik dönem net karı elde etmiştir. Dönem net karının net satışlara oranı %1,44 olarak tespit edilmiştir. Davacının 2025 temmuz ayında satış tutarı 3.111.054,68 olarak gerçekleşmiş, 2025 ağustos ayında ise davacı firmanın herhangi bir satışı olmamıştır. Ayrıca davacı kaynak olarak gösterdiği ve alacaklı olduğu iddia edilen firmalardan da konkordato sürecinde hiçbir tahsilat gerçekleştirememiş ve çalıştırdığı 2 işçinin maaş ödemelerini de yapmadığı anlaşılmıştır. Davacı projesinde borçlarını aylık ortalama 633.460,95 TL olarak ödeyeceğini belirtmiş ise de davacı firmanın devamlılığı için gerekli olan aylık firma giderleri, satış maliyetleri, firmanın hiçbir tahsilatının bulunmaması, geçici mühlet içerisinde herhangi bir faaliyette bulunmaması, işçi ücretlerini ödeyememesi dikkate alındığında, konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı kira anlaşmazlığı nedeniyle faaliyette bulunduğu adresi boşalttığını belirtmiş olmasına rağmen, konkordato sürecinde yeni bir adres bildirmediği gibi konkordato komiserinin " ayrı bir konkordato banka hesabı açılmasına, gelen tahsilatların bu hesap üzerinden yapılmasına ve şirket tarafından yapılacak bütün ödemelerin bu hesaptan yapılmasına" ilişkin talimatını geçici mühlet süresince yerine getirmediği anlaşılmıştır. İİK'un 288. Maddesinde Geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağının belirtilmesinden sonra "Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflasın açılması" başlıklı 292. Maddesi hangi durumlarda konkordato talebinin reddine karar verildikten sonra borçlunun iflasına karar verileceğini açıkça belirtmiştir. Özellikle eldeki dava açısından yukarıda da belirtildiği üzere davacı şirketin sürekli komiserin denetiminden kaçtığı ve talimatlarına uymadığı, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, konkordato talebinin reddine ve davacı şirketin iflasına karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve konkordato talep eden ... Tekstil Makina Sanayi İthalat İhracat Ticaret Limited Şirketi'nin iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. DAVACI TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince konkordato talebini red ettiğini ve geçici mühleti kaldırarak şirketin iflasına karar verildiğini, ret kararı yeterli inceleme ve hukuki değerlendirme yapılmadan verildiğini, şirketin mali sıkıntıları yüksek faiz enflasyon maliyet artışları ve krediye erişim zorluğundan kaynaklandığını, konkordato iflasa göre hem borçlu hem alacaklı açısından daha avantajlı olduğunu alacaklıların ana parayı ve faizini tahsil edebileceğini, komiser raporu yeterince gerekçeli ve aydınlatıcı olmadığını ret kararının şirketi haciz ve tasfiye riskiyle karşı karşıya bıraktığını konkordatonun amacına aykırı sonuç doğurduğunu ilan ederek verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLER : Taraf vekillerinin beyan ve dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE : Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Davacının konkordato talebi üzerine ilk derece mahkemesince davanın reddine ve davacı şirketin iflasına karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İstinaf incelemesi, HMK'nin 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Konkordato; dürüst bir borçlunun, alacaklılarının belli bir çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir cebri anlaşma olup, bununla alacaklılar, borçluya karşı alacaklarının bir kısmından feragat ederler ve/veya borçluya borcunu ödeme konusunda belli bir süre verirler, borçlunun bu süre içinde, borcunun kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulmasını sağlayan bir hukuki müessesedir. Konkordato, elinde olmayan nedenlerle, işleri iyi gitmeyen ve mâli durumu bozulmuş olan, dürüst borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Piyasa koşulları, ekonomik kriz, aslında kötüniyetli olmayan borçluları, borçlarını ödeyemeyecek duruma düşürebilir. Mâli durumu bozulmuş ve bu nedenle tüm borçlarını vadesinde ödeyemeyecek durumda olan borçlular eğer iflâsa tabi ise iflâsın eşiğinde bulunuyor demektir. Eğer iflâsa tabi değilseler, önce davranan alacaklılar alacaklarına tamamen kavuşabilirken, diğer borçlularına iyiniyetle daha fazla tolerans gösteren, daha fazla zaman tanıyan alacaklılar ise alacaklarını hiç ya da tamamen alamayacaklardır. 2004 sayılı İİK.'nın 287. maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı“ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). İİK.'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1-a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, Selçuk Öztek/Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185'de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1.fıkranın (a) bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir. İİK'nın 308.maddesi gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenlemeye İİK'nın 292.maddesinde yer verilmiştir. Anılan madde gereğince, konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, 292.maddede hükme bağlanan iflasın şartları ile 308.madde gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK'nın 292.maddesi gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. Borçlu, konkordato mühletinin kapsadığı ve mühlet hükümlerinin devam ettiği dönem içerisinde komiserin denetimi altında İİK’nın 297. maddesinin öngördüğü sınırlamalar içerisinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak imkânını kural olarak muhafaza eder. Borçlunun 297.maddedeki sınırlamalara uymaması halinde, mahkeme, borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya 292.madde çerçevesinde karar verir. İİK'nın 292.maddesinde ise, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin artık hukuken temelinin kalmadığı, konkordato sürecinin kesilmesi ve iflâsın açılması gereken hâller düzenlenmiştir. Mahkeme bu hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, herhangi bir talebe gerek olmaksızın, borçlu iflâsa tâbi ise re’sen iflâsın açılmasına; iflâsa tâbi olmayan borçlu bakımından ise re’sen konkordato talebinin reddine karar verecektir. Ancak bu kararı vermeden önce bir duruşma açarak borçluyu, konkordatoyu bir alacaklı talep etmişse onu ve varsa alacaklılar kurulunu dinlemesi gerekir. Diğer alacaklıları ise gerek görürse dinler (Öztek, Selçuk/Budak, Ali Cem/ Tunç Yücel, Müjgan/Kale, Serdar/ Yeşilova, Bilgehan: Yeni Konkordato Hukuku 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve İflas Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara 2018, s. 292). Somut olayda, davacı şirketin konkordato ön projesinde faaliyetlerinden elde edilecek nakdi girişler ve geçmiş dönemden tahakkuk eden alacak tahsilatları kaynak olarak gösterilmek suretiyle konkordatoya tabi 11.698.052,00 TL tutarındaki anapara borçlarını tenzilat talep edilmeksizin tasdik kararını takip eden ayın son gününden başlamak üzere 36 aylık vadede eşit taksitlerle ve aylık %2,5 oranında faizi ile birlikte ödemeyi taahhüt edildiği, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada 30.07.2025 tarihli Tensip Tutanağı'ndaki 4 no'lu ara kararla 3 ay süre ile geçici mühlet verilerek aynı tutanaktaki ... no'lu ara kararla geçici konkordato komiseri görevlendirildiği, konkordato komiserinden 01.09.2025 ve 09.10.2025 tarihli raporların alındığı, konkordato komiserinin 01.09.2025 tarihli raporunda davacı şirketin dosya muhteviyatına sunmuş olduğu belgelerin İİK'nın 286.maddesinde belirtilen evraklardan olduğu ve herhangi bir eksikliğin bulunmadığının belirtilmiştir. Konkordato komiserinin 09.10.2025 tarihli raporunda ise, davacı firma yetkilileriyle 07.08.2025 tarihinde yapılan toplantının 6.maddesinde davacı firmadan yeni bir hesap açtırılmasının istenildiği, ancak rapor tarihi itibariyle firma tarafından herhangi bir banka hesabının açılmadığı, komiser talimatına uyulmadığı, davacı firma adresinin dava dosyasında ".... -Yüreğir/ Adana" olarak geçse de firma yetkilisiyle yapılan ilk toplantıda adresin kira anlaşmazlığı nedeniyle boşaltıldığının belirtildiği ve rapor tarihi itibariyle yeni adresle ilgili herhangi bir bildirimde bulunulmadığı, davacı firmanın rayiç bilançosuna göre borca batık olmadığı, davacı şirketin işleyecek faizleri ile birlikte konkordatoya tabi borç yükünün ( 11.698,052,00 TL asıl alacaklar + 5.410.349,00 Faiz =) 17.108.401,00 TL olduğu, ayrıca davacı şirketin faiz ödemeleri ile birlikte toplam 3.797.4633,00 TL imtiyazlı borcunun bulunduğu, davacı şirketin 2025 yılı ikinci dönem gelir tablosunda 30.06.2025 tarihi itibariyle 48.275.560,00 TL satışına karşın 695.876,62 TL dönem net karı elde ettiği, buna göre dönem net karının net satışlara oranının %1,44 olarak tespit edildiği, davacı şirketin 2025 yılı Temmuz ayındaki satış tutarının 3.111.054,68 TL olarak gerçekleştiği ve 2025 yılı Ağustos ayında ise herhangi bir satışının olmadığı, ayrıca davacı şirketin kaynak olarak gösterdiği ve alacaklı olduğunu iddia ettiği firmalardan konkordato sürecinde hiçbir tahsilat işleminin gerçekleştirilmediği ve çalışan 2 işçinin maaş ödemelerinin de yapılmadığının tespit edildiği, davacı şirketin projesinde borçlarını aylık ortalama 633.460,95 TL olarak ödeyeceği bildirilmiş ise de firma faaliyetlerinin devamlılığı için gerekli aylık giderleri, satış maliyetleri, hiçbir tahsilatının bulunmaması ile geçici mühlet içinde herhangi bir faaliyetinin bulunmaması ve işçi ücretlerini ödeyememesi dikkate alındığında konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, geçici mühlet içinde alınan komiser raporuna göre, konkordato projesinin başarıya ulaşması ihtimalinin bulunmadığı, davacı şirketin geçici mühlet içinde konkordato komiserinin talimatlarına uymadığı ve komiser denetiminden sürekli kaçındığı, İİK'nın 292/1-c maddesi uyarınca, iflasa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra borçlunun komiserin talimatlarına uymaması ya da alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin anlaşılması halinde, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına re'sen karar verileceği, İİK'nın 288.maddesine göre geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince borçlu şirketin yetkilisi de duruşmada dinlenildikten sonra yazılı şekilde geçici mühlet kaldırılmak suretiyle İİK'nın 292/1-a,b,c maddesi uyarınca davacı borçlu şirketin konkordato talebinin reddi ile iflasına karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararınusul ve yasaya uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere : 1-6100 sayılı HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesi'nin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00.TL maktu istinaf karar harcı peşin olarak alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,6.TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA, 3-6100 sayılı HMK'nin 326/1 maddesi gereğince istinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan harcamaların kendi üzerine BIRAKILMASINA, 4-6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 5-6100 sayılı HMK'nin 330. maddesi gereğince inceleme dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın DAİREMİZCE taraflara TEBLİĞİNE, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 sayılı Kanunun ...'nci maddesi yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 361'inci maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 03/03/2026 tarihinde oy birliğiyle ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/3319, K. 2026/446, T. 03.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-3319-e-2026-446-k-765ef793e493