Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/3255 E. 2026/2490 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/3255
Karar No
2026/2490
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2025/3255

KARAR NO : 2026/2490

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 20/06/2025

NUMARASI : 2025/89 Esas - 2025/473 Karar

DAVANIN KONUSU: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mah. ... ada, 19 parsel, 24 no'lu bağımsız bölüm üzerindeki tasarrufunun iptali talebiyle İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/154 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, 24/03/2021 tarihinde İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından uygulanmak üzere ihtiyati haciz kararının alındığını, davalının İİK 283/2. maddesinin verdiği hakkı kötüye kullandığını, müvekkilinin tazmin sorumluluğu bulunduğunu iddia ederek aldığı ihtiyati haciz kararı ile müvekkili olduğu kuruma ait... plakalı araca, müvekkiline ait ... İstanbul ... Şubesindeki ... no'lu hesaba, ... ... ... Şubesindeki ... no'lu hesabına ve ...'daki hesaplarına haciz konulduğunu, müvekkilin banka hesaplarındaki mevcut hacizler ve davalının uygulayacağı olası hacizler sebebiyle, daha evvelki başarıyla yapıp bitirdiği işlerin sağladığı olumlu referanslarla gelen mimari projelere teklif sunamadığını, müvekkilin bahsi geçen işlere vereceği teklifler neticesinde ihalenin müvekkiline kaldığını durumlarda müvekkilin işi yürütebilmesinin fiilen mümkün olmadığını, müvekkiline gönderilecek avanslar, malzeme bedelleri ve ücretlerin davalı tarafından her an el konulabilir bir durumda olduğunu, bu durumda müvekkilinin işi ifa ve teslim etmesinin mümkün olamayacağını, yüksek cezai şartlar ve tazminatlar ödemek zorunda kalınacağını, müvekkilinin hesaplarına gelen hacizler sebebiyle, müvekkilinin gireceği ihalelere ve alacağı işlere banka teminat mektubu alabilmesinin mümkün olmadığını, davalının haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haciz kararı ile müvekkilinin uzun süre iş yapmasını engellediğini, yapıp bitirdiği işlerin referansı ile gelen birçok proje ihalesine girmekten mahrum kaldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı ihtiyati haczi sebebiyle müvekkilin hesaplarına gelen hacizlerin, müvekkilinin kredibilitesini sıfırladığını, uzun yıllardır çalıştığı bankalardan teminat mektubu alamaz duruma geldiğini, Ayrıca işin yürütümü için alınacak avansların, ödemelerin haczedilip proje imalatının sekteye uğraması riski sebebiyle, ticari itibarını korumak ve ağız tazminatlar ödememek için, herhangi bir ihaleye girmeye cesaret edemediğini, davalının tasarrufun iptali ve ihtiyati haciz talebinde haksız ve hukuka aykırı taleplerle müvekkilinen üzerine geldiğini, verdikleri cevap dilekçesi ile haksızlığının ve davayı kaybedeceğinin ortaya çıkması üzerine, yüksek ücreti vekalet riskini savuşturmak için dosyayı takipsiz bırakarak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini sağladığını, müvekkilinin uğramış olduğu belirsiz alacak niteliğindeki 100.000,00 zararın T.B.K. 49 ve devamı hükümleri, İİK, TTK ve HMK gereğince, haksız ihtiyati haciz kararı olan 24/03/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazminini ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin kendi üzerilerine bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Görev itirazında bulunduklarını, huzurdaki davada görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, huzurdaki dava ile ilgili zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, huzurdaki dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, bu sebeple davacının belirsiz alacak olarak davayı açtığı ve taleplerinin değiştirilebileceği yönündeki haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddini talep ettiklerini, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/154 E. sayılı dosyasından yapılan inceleme sonucu verilen ihtiyati haciz kararı, usul ve yasaya uygun olup, işbu kararın uygulanmasının ve haciz işleminin haksız ve hakkın kötüye kullanılması olduğu yönündeki davacı iddiaları mesnetsiz olduğunu, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2021/154 E. sayılı dosyasından yapılan inceleme sonucu verilen ihtiyati haciz kararı, usul ve yasaya uygun olup, işbu kararın uygulanmasının ve haciz işleminin haksız ve hakkın kötüye kullanılması olduğu yönündeki davacı iddiaları mesnetsiz olduğunu, açıklanan sebeplerle istinaf taleplerinin kabulü ile, İstanbul 19. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2023/53 Esas, 2023/30 Karar sayılı 21.02.2023 tarihli kararının istinafen incelenerek kaldırılmasına, dosyada görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna dair karar verilerek dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesine, yine davacının haksız, mesnetsiz, gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olarak açmış olduğu sabit olan davasının reddini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince; "...Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka tarafından İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/154 Esas sayılı dosyasında işbu davanın davacısı aleyhine tasarrufun iptali davası açıldığı, tasarrufun iptali talebi ile birlikte davalı tarafından davalı aleyhine ihtiyati haciz talep edildiği, anılan Mahkemece alınan 24.03.2021 tarihli ara karar ile davalının ihtiyati haciz talebinin teminat karşılığında kabul edildiği, davacı tarafından cevap dilekçesi ile birlikte ihtiyati haciz kararına itiraz edildiği ve Mahkemece ihtiyati hacze itirazın değerlendirilmesi için mürafaa duruşmasının 30.09.2021 tarihine bırakıldığı, işbu davanın davalısı banka vekilinin tasarrufun iptali davasının görüldüğü dava dosyasındaki mürafaa duruşmasına katılmadığı, anılan duruşmaya katılan işbu davanın davacısı vekili Av. ...'ın davayı takip etmediğini beyan ettiği, duruşmada işbu davanın davacısı şirket temsilcisi Yusuf Yürekli'nin de hazır bulunduğu, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesince taraflarca takip edilmeyen dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verildiği, dava dosyasının süresi içinde yenilenmemesi sebebiyle 11.01.2022 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, eş deyişle aleyhine ihtiyati haciz kararı verilen davacı tarafından ihtiyati hacze itiraz aşamalarının tamamlanmadığı, haciz kararı veren mahkemece ihtiyati hacize itiraz incelenemediği gibi dava dosyası işlemden kaldırıldığından tasarrufun iptali şartlarının oluşup oluşmadığının da esastan tespit edilemediği, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararın haksız olduğuna dair Mahkememiz dosyasında kesinleşmiş bir karar bulunmadığı, Mahkememizce ihtiyati haciz kararının yerinde olup olmadığı, tasarrufun iptali davasının esastan reddi şartlarının oluşup oluşmadığının tespitinin, eş deyişle uyuşmazlığa dayanak somut olay bakımından ilk derece mahkemesince verilen kararın başka bir ilk derece mahkemesinde kaldırılmasının mümkün olmadığı, davacı vekilince, şirket yetkilisinin de hazır bulunduğu celsedeki mürafaa duruşmasında davanın takip edilmeyeceğini beyan etmesi ile verilen karara itiraz aşamalarının da tamamlanamadığı, tapu kaydına güvenerek işlem yapan davalının tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu, somut olayda davalının kötü niyetinin ve ağır kusurunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

Davacının davasının reddine,..." karar verilmiştir.

Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrarla, davalının tasarrufun iptali davasında verdikleri cevap dilekçesiyle haksızlığının ve davayı kaybedeceğinin ortaya çıkması üzerine, nispi ücreti vekalet yükümlülüğünden kurtulmak için için dosyayı takipsiz bırakarak, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesini sağladığını, bu noktada kötüniyetli olduğunu, Mahkeme'nin, davalının "tasarrufun iptali davasında" haksız olup olmadığına yönelik iddialar, deliller ve savunmaları incelemeden, sırf dosyanın usulden açılmamış sayılmasına karar verilmesinden yola çıkarak davayı reddetmesinin, müvekkilinin haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğramış olduğu zararı tazmin imkanını ortadan kaldırdığını beyanla Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dava; Haksız haciz iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Dairemizin bir çok kararında vurgulandığı üzere; hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. Maddesinde; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; Kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.

TCK'nın 128. maddesinde düzenlenen ve Anayasa'nın 36. maddesiyle de güvence altına alınan iddia ve savunma dokunulmazlığı; şahısların yargı mercii veya idari makamlar nezdinde, serbestçe ve hiçbir endişenin etkisi altında kalmaksızın haklarını özgürce iddia edebilmeleri veya kendilerini savunabilmeleri imkanının sağlanmasını ifade eder. Eğer böyle bir hak olmazsa, iddia ve savunma serbestçe yapılamayacak ve söylenmesi gereken, cezai yaptırıma maruz kalma korkusuyla ifade edilemeyeceğinden, yapılan yargılama sonucunda hedeflenen, "gerçeğe ulaşma" ve "adaletin gerçekleşmesi" de söz konusu olmayacaktır.

Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı).

Bu doğrultuda; Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de dava açmanın anayasal bir hak olduğu, tapu kaydına güvenerek işlem yapan davalının tasarrufun iptali davasını açmakta hukuki yararı olduğu, taşınmazın tekrar el değiştirmesini önlemek ve davayı kazansa bile kararın infazının sonuçsuz kalmasını engellemek amacıyla ihtiyati tedbir ve İİK 281/2 hükmüne göre ihtiyati haciz talep etmekte de hukuki yararı bulunduğu, buna göre davalının icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/89 Esas 2025/473 Karar sayılı 20/06/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 615,40 TL'nin mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,

5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/3255, K. 2026/2490, T. 13.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-3255-e-2026-2490-k-7aed04c9e097