Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2025/247 E. 2025/555 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/247
- Karar No
- 2025/555
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2025/247 Esas
KARAR NO:2025/555
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ:18/07/2019
NUMARASI:2017/418 E. - 2019/223 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, Dairemizce verilen kararın Yargıtay ilamı ile bozulması üzerine, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketlerin yetkilisi ...'un 2013 yılından bu yana "..." markasının AR-GE çalışmalarını yaptığını, ürünün içeriğini oluşturan hammadde alımlarını gerçekleştirdiğini ve ürünün formülünü oluşturmak için onlarca çalışma yaptığını, 2015'te davacı ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ni kurduğunu, o günden bu yana "..." markası altında Türk Gıda Kodeksi Kilo Verme Amaçlı Enerjisi Kısıtlanmış Gıdalar Tebliği'ne göre formüle edilmiş gıdalar üretmekte olduğunu, "..." markası ile tanınarak sektörde ilk akla gelen firmalardan biri haline geldiğini, davalının ... sayılı markayı tescil edildiği şekilde değil, davacıların tescilsiz markasına ayırt edilemez kadar benzer şekilde kullandığını, ayrıca ... sayılı markanın tescil tarihinden itibaren hiç kullanılmadığını ve halen kullanılmamaya devam edildiğini, bu durumun da bir hükümsüzlük sebebi teşkil ettiğini, ayrıca davalının ... sayılı markayı davacıların geçmişe dayalı hak sahibi bulundukları tescilsiz markaya ayırt edilemeyecek kadar benzer şekilde kullanıp iltibas yaratmasının TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, bu sebeplerle davalının ... sayılı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca davalı fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, fiile konu davranışların durdurulmasına ve ... sitesinin kapatılarak tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalının "..." markasının "..." manası taşıdığını, davacının "..." markasının ise "..." anlamına geldiğini, marka anlamlarında benzerlik bulunmadığını, davacılardan Tasfiye Halinde ... Şti.'nin ortaklarından dava dilekçesinde bahsi geçen ...'nın bahse konu ürünün Ar-Ge çalışmalarını yapan asıl kişi olduğunu ve haklarının gaspedildiğini, marka konusu ürünü formüle eden, markayı bulan kişinin ... değil ... olduğunu, davacı şirketin yöneticilerinin davalı şirket sahibi ...'i de dolandırmaya kalktıklarını, içi boş şirketi ...'e satmaya çalıştıklarını, dava dışı...'nın nitelikli dolandırıcılığa maruz kaldığını ve bu hususta İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/89807 sayılı soruşturmasının sürdüğünü, ayrıca İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/305 E. sayılı dosyasında açılan davanın da devam ettiğini, tescilli marka sahibinin davalı şirket olduğunu ve davacıların davalının marka hakkına tecavüz ettiklerini, bu sebeplerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın KISMEN KABULÜNE,Davalının ... numaralı "..." markasını ürünleri üzerinde ve internet sitesinin alan adında ve içeriğinde tescilli olduğu şekilden farklı olarak "..." harfindeki grafik tasarıma yer vermeyip, davacının tescilsiz "..." markasına benzer olarak, tek başına ... şeklinde ve ... ibaresini aynen kullanmak suretiyle davacının tescilsiz markasına TECAVÜZ ETTİĞİNİN VE HAKSIZ REKABETTE BULUNDUĞUNUN TESPİTİNE, Marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin ÖNLENMESİNE, Davalıya ait ürünler üzerinden ve ... alan adlı internet sitesinden davacının markasına tecavüz oluşturduğu tespit edilen marka kullanımlarının KALDIRILMASINA,Davalıya ait ... alan adının İPTALİNE,Davalının ... numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebinin REDDİNE,Davalının ... numaralı "..." markasının iptali talebinin REDDİNE, " karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu ... tescil no ile tescilli marka devrinin kötüniyetli olarak ve tmk’nın 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması şeklinde yapıldığı, davacı müvekkil şirketlerin markayı tescilsiz olarak kullanmasına rağmen devir tarihi olan 04.04.2016 tarihinden daha eskiye dayalı kullanımı olduğunu, markayı devralan davalının markanın önceki sahibine ait olan tüm hakları devralmış olduğu, davacı tarafın tescilsiz olarak kullandığını iddia ettiği "..."markasını bu tarihten önce kullandığına dair bir delil bulunmadığı''tespiti yaptığı, davalının markayı devir aldığı şirketin sicile kayıt tarihi esas alınamayacağını, davalı karşı taraf’ın ürünün ar-ge çalışmalarını yapan kişinin ...olduğu yönündeki iddialar da tamamen asılsız olup, ürünün ar-ge çalışmalarını yapan kişi Davacı Müvekkil Şirketlerin hakim ortağı ... olduğunu, ürünü yaratma aşamasında ... ile .... arasındaki mailleri olduğu, ... şirketten ayrıldıktan sonra davacı müvekkil şirkete (...) şirketin tasfiyesi ve şirket hisselerinin “gerçek değer tespiti” için İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/305 Esas Sayılı Dosyası ile dava açtığını, ...’nın şirketten ayrılması sırasında “...” markasını satın almak için Müvekkili Şirket’te fiyat teklifi gönderdiğini, 14 Şubat 2016 ..., ... ile ilgili devir sözleşmesi ve şartlarını içeren sözleşme göndermişti. İş Bu mail ekinde bilgi; ...ve ... bulunduğunu, davacı şirket ortaklarından...’in dava dışı ...ve ... ile olan fotoğrafları olduğunu ve bunları sunmaya hazır oldukları yönündeki beyanları Karşı Taraf’ın Müvekkili Şirketlerin “...” markasını bildikleri, aralarında tanışıklık olduğunu gösterdiğini,Davalı karşı taraf’ın şirket yetkilisi ...'in, müvekkili Şirket’in eski ortağının yakın arkadaşı olduğu, “..." markasını kullanmak için ... ile birlikte hareket ederek müvekkil şirkete fiyat teklifi gönderdiğini, sunulan yazışmalar ve fotoğraflar ile Davalı Şirket yetkilisi ... ile Müvekkil Şirket eski ortağı ...’nın birlikte hareket ettiklerini, müvekkili Şirket’in ... ve ... Başvuru numaralı Marka Başvurularının reddine mesned gösterilen dava konusu ... Tescil no ile tescilli “...” markasından davalı karşı taraf’ın haberdar olduğunu ve sadece müvekkilini zarara uğratmak için iş bu markayı devralmış olduğunu, davalı markayı devraldıktan 6 ay sonra ürünü piyasaya sunmaya başladıklarını ve bu tarihten önce markanın eski sahibi olan .... Şti. tarafından kullanmakta olduğunu belirtmesine rağmen, tescil tarihi olan 2009 yılından itibaren kullanılmadığını, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın davanın kısmen reddine ilişkin kısımların bozularak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacılar vekili tarafından sunulu dilekçelerde davacıların 2015 senesinden bu yana tescilsiz bulunan “...” markası ile yatırım ve satış faaliyetinde bulundukları ileri sürülmekte daha sonra da 2009 senesinden bu yana tescilli bulunan ihtilaf konusu markanın benzerliği sebebi ile anılan markanın devri işleminin hükümsüz olduğunu iddia ettiğini, davacılar vekilinin müvekkilin markayı usulü dairesinde devralmak suretiyle kötü niyetli olduğunu iddia ederken davacıların 2015 senesinden bu yana, tescilli koruma altında olan markayı taklit etmek suretiyle ticari kazanç sağlama faaliyeti bakımından ise herhangi bir kanuna aykırılık ve kötü niyet muhasebesi yapmamasının dürüstlük ile bağdaşmadığını,Müvekkili şirketinde tescil olunmuş bir markayı devralmak suretiyle kendi faaliyetlerini başlattığını,... ve... tarafından, ...’nın da ortağı olduğu (1) numaralı şirketin boşaltılması ve tüm birikimin (2) numaralı şirkete aktarılması hususunun esasen davacıların kötü niyetini ortaya koyduğunu, tasfiye davasının görülmesi ile bu husus su yüzüne çıktığını, huzurdaki ihtilafın konusunu bir marka oluşturduğunu, yoksa uzun yıllara dayalı ar-ge çalışmaları ile elde edilen bir buluşu, patenti ya da faydalı modeli içermediğini,Dava konusu olaya ilişkin ... markasının TPE’ nin müvekkil şirket adına düzenlediği marka tescil belgesi ile tescilli olduğu, davacı şirketlerin tescilli herhangi bir markası veya herhangi bir tescil başvurusu olmadığını, tescilsiz şirket, tescil sahibi şirkete dava açarak haksız kazanç sağlama çalıştığını,Müvekkili şirket markası ... ibaresinin; Fit geri dönüş anlamına gelirken, davacı şirketin hak iddia ettiği ...; ... anlamına geldiğini, Marka anlamı konusunda da herhangi bir benzerlik sözkonusu olmadığınıDavacı şirketlerin ... veya ... markasına herhangi bir başvurusu bulunmadığını, Marka başvurularını şahsi başvurularıyla ...'un yaptığını, Bu sebeple davacı şirketlerin müvekkili şirkete husumet yönlendirebilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, davacı şirketlerin hiçbirisinin herhangi bir markası veya marka başvurusu olmadığını bu sebeplerle mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Dairemizin 26/10/2023 tarihli 2020/1763 Esas-2023/1217 Karar sayılı kararıyla; "Dosya kapsamında toplanan deliller ve marka tescil belgesi dikkate alındığında, davacılar adına tescilli marka bulunmadığı, davacı şirket adına yapılan ... ve ... sayılı marka başvurularının, davalı tarafça devralınan ...Tescil numaralı marka mesnet gösterilerek reddine karar verildiğinin anlaşıldığı, davalının 18/09/2009 başvuru tarihli "..." markasını 17/03/2016 tarihinde devralarak kullanmaya başladığı, davalının insan figürü yerine "..." harfi getirmek suretiyle kullanımının ve internet sitesi içeriğinde ve ürün poşetleri üzerinde "..." markasını "..." olarak kullanımının markanın ayırt edici niteliğini değiştirmeden kullanım olduğu, davalının 2009 yılında başvurusu yapılmış markayı devralmakla, markanın tescil sınıflarında "..." ibaresini kullanım yönünden öncelik hakkının bulunduğunun kabulü gerektiği, davalı markasının koruma tarihi göz önüne alındığında, davacının davalıya yöneltebileceği tescilli yada tescilsiz öncelik hakkının bulunmadığı, markaya tecavüz, haksız rekabet ve alan adından kaynaklanan davanın reddi gerekirken, bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirme esas alınarak( tescilsiz markaya tecavüzün söz konusu olamayacağı gözetilmeksizin) markanın tescil edildiğinden farklı kullanıldığından bahisle tescilsiz markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, alan adının iptaline karar verilmesi yerinde görülmediği" gerekçesiyle; Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2019 tarih, 2017/418 E. 2019/223 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir.Dairemiz kararına karşı davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 tarihli 2024/440 Esas-2024/8701 Karar sayılı kararıyla; "Somut olayda, davacı şirketin 21.01.2015 tarihinde kurulduğu ve“...”markasını, davalı şirketin kuruluşu olan 11.03.2016 tarihinden önce kullandığı, keza davalının ... sayılı "..." ("i" harfinin zayıf insan figürü şekil unsuruyla oluşturulduğu), ibareli markasını devraldığı 04.04.2016 tarihten önce davacının tescilsiz olarak markasını kullandığı, bu marka altında üretim ve satış gerçekleştirdiği, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda da davacının sosyal medya üzerinden tescilsiz markayı tanıtmak için ciddi bir yatırım yaptığının tespit edildiği, davalı şirketin ise devralınan ... sayılı tescilli markasından farklı olarak "..." ibareli marka kullanımına davacının "... ibareli marka kullanımından daha sonra başladığı, ... sayılı ""..." ibareli markadaki aslî ve ayırt edici sözel unsurun "..." ibaresi olduğu ve bu ibaredeki "i" harfi şekil unsurunun dikkat çekici olmasına rağmen, davalının fiili markasal kullanımının, davacının tescilsiz "“...” markasının “...” ibaresine dikkat çeken dizaynı ile kullanıldığı, böylece davalının fiili markasal kullanımının tescilli markasından farklı olarak davacının tescilsiz markasına yaklaşmak suretiyle haksız rekabet oluşturduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle; davacının temyiz başvurusunun açıklanan gerekçelerle kabulüne, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile, Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir.Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili mazeret bildirerek, bozma ilamına uyulmasını, yokluğunda karar verilmesini talep etmiş, davalı vekili ise önceki kararda direnilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, davalı adına tescilli ... "..." markasının hükümsüzlüğü, iptali , sicilden terkini, internet alan adının iptali , marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesi istemlerine ilişkindir.Yargıtay bozma kararının, davalının fiili kullanımının ... ibareli tescilli markasından farklı olduğu ve davacının tanıtımı için yatırım yaptığını ileri sürdüğü tescilsiz ... ibareli markasına yaklaştırarak kullanım ve haksız rekabet teşkil ettiğine yönelik olduğu ve davacı tarafın temyiz başvurusunun kısmen kabul edildiği, reddine karar verilen temyiz sebepleri yönünden davalı yanın usuli kazanılmış hakkının bulunduğu ve korunması gerektiği anlaşılmaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." markasını tescilsiz olarak kullandığını ve öncelik hakkı bulunduğunu, davalının ... sayılı "..." ibareli markayı tescil edildiği şekilde hiç kullanmadığını, davacıların tescilsiz markasına ayırt edilemez kadar benzer şekilde kullandığını, bu kullanımın iltibas yaratmasının TTK kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür. TPMK kayıtlarına göre;18/09/2009 başvuru tarihli ... numaralı "..." ibareli markanın 5. ve 29. Sınıflarda, 16/09/2010 tarihinde tescil edildiği, markanın 17/03/2016 tarihinde davalı şirket tarafından devralındığı anlaşılmaktadır. Davacı ....'nin 21/01/2015 tarihinde, davacı ...Ş.'nin 26/02/2016 tarihinde, davalı ... A.Ş.'nin 11.03.2016 tarihinde kurulmuş olduğu (davalı ... A.Ş.'nin ünvan değişikliği yaparak ... A.Ş. ünvanını aldığı) görülmüştür. ... alan adının 02/06/2016 tarihinde davalı ... A.Ş adına tescil edildiği, 01/06/2017 tarihine kadar tescilli olduğu, ... alan adının 26/05/2015 tarihinde dava... Şti adına tescil edildiği, 25/05/2019 tarihine kadar tescilli olduğu görülmektedir.Dairemizin bozulmasına karar verilen kararına karşı davacı vekilinin ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve Yargıtay bozma ilamı dikkate alındığında, dairemizin 26/10/2023 tarihli 2020/1763 Esas-2023/1217 Karar sayılı karar gerekçesinde de açıklandığı üzere,davalı tarafça 17/03/2016 tarihinde devralınan, 18/09/2009 başvuru tarihli ... numaralı "..." ibareli markanın korumasının 18/09/2009 başvuru tarihinde başladığı, davacı tarafça tescilsiz olarak kullanılan "..." markasının, 18/09/2009 başvuru tarihinden önce piyasada kullanım yoluyla ayırt edici hale getirilerek öncelik hakkı elde edildiğine dair dosyada ispat vasıtası bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tescilden kaynaklanan öncelik hakkı davalıya aittir.Davacı vekilinin dava dilekçesinde; ... ve ... sayılı marka başvurusunda bulundukları, davalı tarafça devralınan ... numaralı "..." ibareli marka nedeniyle marka başvurularının reddine karar verildiğinin açıklandığı, bu hususa bilirkişi raporunun 19. Sayfasında yer verildiği, davacı tarafın 25/05/2015 tarihli 5. Ve 30. Sınıflarda ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun TPE tarafından bir kısım mallar çıkarılarak kısmen yayınına karar verildiği, yayından sonra itiraz edilmesi üzerine davacı tarafça marka başvurusundan feragat/geri çekme dilekçesi verildiği beyan edilmiştir. Bu durumda davacı tarafın "..." ibaresini tescilli ... numaralı "..." ibareli marka karşısında kullanım hakkı bulunmadığını bildiği/bilmesi gerektiği, buna rağmen 26/08/2016 tarihli Noterlik e-tespit tutanağı ile davalı kullanımını tespit ettirerek haksız rekabet iddiasıyla dava açmışsa da, davacının tescilsiz marka ve bu markaya yaptığı yatırımın, davalı tarafın tescilli markası karşısında korunma imkanının bulunmadığı anlaşılmakla, Dairemizin önceki kararında direnilmesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın reddine karar vermek gerekmiş, usuli kazanılmış haklar korunarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 tarih ve 2024/440 Esas 2024/8701 Karar sayılı bozma ilamı karşısında Dairemizin 26/10/2023 tarihli 2020/1763 Esas-2023/1217 Karar sayılı kararında DİRENİLMESİNE,2-Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,3-Davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile; İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 18/07/2019 tarih, 2017/418 E. 2019/223 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2-3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,4- Davanın REDDİNE,4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 44,40-TL'nin mahsubu ile 571,00-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydını 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama 50,00 TL giderlerin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine5- İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 571,00- TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 121,30-TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/ç- İstinaf ve temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dair, verilen karar davacının yokluğunda davalı vekilinin yüzüne karşı,20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/04/2025