Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/2463 E. 2025/2366 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/2463
- Karar No
- 2025/2366
- Karar Tarihi
T.C.
KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/2463
KARAR NO: 2025/2366
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/11/2025 (Ara Karar)
NUMARASI: 2024/1096 E.
DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının İptali (Kooperatif Genel Kurul Kararının İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/12/2025
KARAR YAZIM TARİHİ: 12/12/2025
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen tarih ve 2024/1096 E 06/11/2025 tarihli ara kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle;"Davacıya davalı kooperatif tarafından, davalı kooperatifin açmış olduğu takibe itirazın iptali davası derdest olmasına rağmen ekte sunulu olan birinci borç ihtarnamesi tebliğ edildiği, davalı tarafın üyelikten çıkarma gayesi ile gerekli prosedürü başlatmış olup davalının bu prosedürü tamamlaması halinde davacı, geri dönüşü imkansız veya telafisi güç olan sonuçlar ile karşı karşıya kalabileceğin bu nedenle eldeki davanın sonucunun davalının başlattığı üyelikten çıkarma prosedürünü doğrudan etkileyecek olması nedeniyle geri dönüşü imkansız veya telafisi güç olan sonuçlar ile karşı karşıya kalınmaması için eldeki davada, dava konusu edilen tüm genel kurul kararlarının yürütmesinin, dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılması yönünde ihtiyaten tedbir kararı verilmesini, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise; yalnızca davacı yönünden ihraç prosedürünün işletilmemesi için tedbir kararı verilmesi " talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkeme kararında; "...İhtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi için yaklaşık ispat yeterli olup çekişmeli olan vakıanın gerçeğe yakın bir derecede ispatlanması gerekir. Mahkeme tarafından mevcut delillere göre tedbir isteyen tarafın hakkını muhtemel görmeli ve tedbir verilmesini gerektirir sebeplari de varit görmelidir. HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir talebinin haklılığı konusunda tam bir kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir ispatın yeterli olacağı öngörülmüştür.
Somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, davacının talep dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği, mevcut durum itibarı ile yaklaşık ispat sağlayıcı delil bulunmadığı, bu nedenlerle davaya konu genel kurul kararlarının yürütmesinin dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılması yönündeki ihtiyaten tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davadaki haklılıklarının, yaklaşık ispat ile ispatlı olduğunu, yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebimiz, yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediğinden bahisle reddedildiğini, lakin eldeki dosya bazında yaklaşık ispatın sağlandığını, her şeyden önce menfi iddialara yönelik müspet bir iddianın ispatının, müspet iddiada bulunan davalı yan üzerinde olduğunu, davalı yanın da müspet iddialarına dair somut ispatta bulunamadığını, bu nedenle müvekkilinden yaklaşık ispat aranmasının hakkaniyetsiz olduğunu, üyelere usule uygun çağrı yapılmadığı, tebliğ evraklarının sunulamamış olmasından da açık olduğunu, üyelerin, genel kurul toplantılarına usule uygun bir şekilde çağrılmadığını ve toplantı yeter sayısına ulaşılamadığını, lakin buna rağmen genel kurulun, usule uygun çağrılar yapılmadan, toplantı yeter sayısına ulaşılmadan toplandığını ve genel kurul toplantılarının yapıldığını, davalı yanca sunulan PTT kodlarının sorgulamada hata vermesi üzerine taraflarınca PTT'den yapılan harici araştırmayla barkod numarasından yapılan sorgulamalarda evrakların hiçbirisinin ilgilisine ulaşmadığının, dağıtıma çıkmadığının görüldüğünü, her bir genel kurul toplantı tutanağında üye sayısının değişkenlik göstermiş olmasının da üyelerin tümünün toplantıya davet edilmediğinin ve yeter sayıya ulaşılmadan toplantı yapıldığının göstergesi olduğunu, davalının, davaya konu genel kurul toplantılarına müvekkilinin davet edildiğini de ispat edemediğini, aynı şekilde davalının genel kurul kararlarının da müvekkiline tebliğ edildiğini ispat edemediğini, yine toplantılara vekaleten katıldığı ve imza işlemini yaptığı gösterilen kişilerin usulüne uygun şekilde vekil tayin edildiğine dair bilgi ve belge de sunulamadığını, ek ödemelere dair ana sözleşmede hüküm olmaksızın ve buna dair ana sözleşmede değişiklik yapılmaksızın ek ödeme alınamayacağını, lakin davalı bu hususta da usule uygun davranmadığını ve aksini ispat edemediğini, davalının, eşitlik ilkesine dayanarak aldığını iddia ettiği kararında dayanağını ispat edemediğini ve böylesi bir kararın, ana sözleşmeye ek hüküm eklenerek ek ödeme yükümlülüğü kapsamında alındığına dair usule uygun yol izlediğini, toplantı ve karar yeter sayısına ulaştığını da ispat edemediğini, aidat ve sermaye borçlarına ilişkin yükümlülükler dışında kooperatif ortaklarının herhangi bir yükümlülük altına sokulmasının ancak ana sözleşmede buna ilişkin hüküm olmasına bağlı olduğunu, lakin ana sözleşmede böyle bir hüküm bulunmadığını, kimi toplantı tutanaklarında da usulsüzlükler yapıldığını, müvekkilinin kendi adına toplantıya katılması için vekalet vermediğini, davalının eldeki davanın sonucunu beklemeksizin, genel kurul hükümlerinin icrası kapsamında kişileri üyelikten ihraca ve ihracın sonuçlarına sürüklemesinin, telafisi güç veya imkansız bir riski doğurduğunu, eldeki davanın sonucunun davalının başlattığı üyelikten çıkarma prosedürünü ve sonuçlarını doğrudan etkileyecek olması nedeniyle geri dönüşü imkansız veya telafisi güç olan sonuçlar ile karşı karşıya kalınmaması için eldeki davada, dava konusu edilen tüm genel kurul kararlarının yürütmesinin, dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılması yönünde ihtiyaten tedbir kararı verilmesinin, eski ve mevcuttaki üyelerin mesnetsiz işlemler ve davalar ile karşı karşıya kalıp haksız işlemlerin sonucunda zarar görmemeleri için son derece önemli olduğunu ileri sürerek yerel mahkemenin vermiş olduğu ret yönündeki ara kararın hakkaniyetsiz olup, müvekkilinin geri dönüşü imkansız yahut telafisi mümkün olmayan zararlar ile karşı karşıya kaldığını beyan ederek yerel mahkeme ara kararının kaldırılmasını, ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü talep etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Yapılan inceleme sonunda derdest asıl dava dosyasında davacılar vekili dava dilekçesiyle: "... Müvekkil, davalı kooperatife ortak olarak konut sahibi olmayı arzu etmiştir. Bu kapsamda da müvekkil, kooperatif ortağı olmuştur. Müvekkil, kooperatif genel kurul kararlarından haberdar edildiği müddetçe de üzerine düşen aidat ödemelerini eksiksiz olarak yapmıştır. Gelinen aşamada müvekkil, kooperatif amacının tamamlanması üzerine konut sahibi olmuştur. Lakin uzun zamandır yurt dışında yaşayan müvekkil, eline ulaşan bir tebligat ile birlikte Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/245 Esas sayısı ile hakkında dava açıldığını öğrenmiştir. Bunun öncesinde de müvekkile, Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/245 Esas sayılı davanın konusu Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takibinin ödeme emri tebliğ edilmiş ve müvekkilce itiraz edilmiştir.Müvekkil, gerek bahsedilen icra takibine gerekse davaya konu gene kurul kararlarından haberdar edilmemiştir. Zira müvekkile, herhangi bir tebligat yapılmamıştır. Dolayısıyla müvekkil, anılacak genel kurul kararlarından ancak zikredilen takip ve dava ile haberdar olabilmiştir. Dolayısıyla gelinen aşamada, verilen genel kurul kararlarının hükümsüzlük gerekçesi ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etme gerekliliği hasıl olmuştur.Anılan ve eldeki davamıza konu edilen Genel Kurul Kararları şu şekildedir;
-01.02.2015 tarihli Genel Kurul Kararı,
-25.06.2016 tarihli Genel Kurul Kararı,
-09.04.2017 tarihli Genel Kurul Kararı,
-29.04.2018 tarihli Genel Kurul Kararı,
-16.06.2019 tarihli Genel Kurul Kararı,
-01.03.2020 tarihli Genel Kurul Kararı,
10.06.2023 tarihli Genel Kurul Kararı.Eldeki davanın, aralarındaki bağlantı hasebiyle usul ekonomisi ilkesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2024/245 Esas sayılı dava dosyasında birleşmesinde fayda gördüğümüzden öncelikle eldeki davanın mezkur dava dosyası ile birleşmesine karar verilmesini talep ederiz. ...NETİCE VE TALEP: Yukarıda arz ve izah edilen sebepler ve Sayın Mahkemece re’sen nazara alınacak diğer sebepler dolayısıyla; 1.Eldeki davanın, arasındaki bağlantı nedeniyle Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/245 Esas sayılı dava dosyası ile BİRLEŞTİRİLMESİNE,
2.-01.02.2015 tarihli Genel Kurul Kararı,
-25.06.2016 tarihli Genel Kurul Kararı,
-09.04.2017 tarihli Genel Kurul Kararı,
-29.04.2018 tarihli Genel Kurul Kararı,
-16.06.2019 tarihli Genel Kurul Kararı,
-01.03.2020 tarihli Genel Kurul Kararı,
10.06.2023 tarihli Genel Kurul Kararının YOKLUK NEDENİYLE HÜKÜMSÜZ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,..." karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili Av. ...'ın 30/09/2025 tarihli talep dilekçesinde özetle; "Davacıya davalı kooperatif tarafından, davalı kooperatifin açmış olduğu takibe itirazın iptali davası derdest olmasına rağmen ekte sunulu olan birinci borç ihtarnamesi tebliğ edildiği, davalı tarafın üyelikten çıkarma gayesi ile gerekli prosedürü başlatmış olup davalının bu prosedürü tamamlaması halinde davacı, geri dönüşü imkansız veya telafisi güç olan sonuçlar ile karşı karşıya kalabileceğin bu nedenle eldeki davanın sonucunun davalının başlattığı üyelikten çıkarma prosedürünü doğrudan etkileyecek olması nedeniyle geri dönüşü imkansız veya telafisi güç olan sonuçlar ile karşı karşıya kalınmaması için eldeki davada, dava konusu edilen tüm genel kurul kararlarının yürütmesinin, dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılması yönünde ihtiyaten tedbir kararı verilmesini, mahkemece aksi kanaatte olunması halinde ise; yalnızca davacı yönünden ihraç prosedürünün işletilmemesi için tedbir kararı verilmesi " talep etmiştir.
Davacı tarafça istenen ihtiyati tedbir yönünden mahkemece, 06/11/2025 tarihli gerekçeli ara kararla: "... Somut talep nedeniyle dosya kapsamı itibarı ile ihtiyati tedbir isteğinin haklılığı konusunda yaklaşık ölçüde kanaat verici delil bulunmadığı, davacının talep dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların yargılamayı gerektirdiği, mevcut durum itibarı ile yaklaşık ispat sağlayıcı delil bulunmadığı, bu nedenlerle davaya konu genel kurul kararlarının yürütmesinin dava sonuna kadar tedbiren geri bırakılması yönündeki ihtiyaten tedbir kararı verilmesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaati hasıl olmuştur.
KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,
2-Kararın bir suretinin taraf vekillerine tebliğine, tebligat giderinin davacının yatırdığı gider avansından karşılanmasına,...." karar verilmiştir.
Davacı vekili işbu ara kararını süresinde istinaf etmiştir.
Ön inceleme yönünden bir eksikliğin bulunmadığı anlaşıldığından,istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri hakkında esastan inceleme yapılmıştır.
İstinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri , mahkemece verilmiş ve istinaf edilmiş olan, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin gerekçeli ara kararda yazılı ayrıntılı açaklamar, yasal sebep ve gerekçeler ile bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı birlikte incelenip değerlendirildiğinde; Davacı vekilinin sözkonusu mahiyetteki ihtiyati tedbir talebinin kabulü için HMK 389 vd maddesi gereğince yasaca aranan gerekli ve yaklaşık ispata dair yeterli koşulların bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamına göre bulunmaması nedeniyle davacı tarafın sözkonusu ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle ve mahkemece de , istinaf edilen gerekçeli ara kararı ile davacı tarafın söz konusu ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğundan, istinaf edilen ara kararda usul, yasa ve bu aşamadaki mevcut derdest dava dosyası kapsamı yönlerinden bir isabetsizlik ve aykırılığın bulunmadığı , ara kararının hukuka uygun olduğu bu nedenlerle de davacı vekilinin yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2024/1096 Esas sayılı, 06/11/2025 tarihli ara kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı taraftan peşin olarak alındığından harçla ilgili yeniden karar verilmesine yer olmadığına,
İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin derdest dava sonunda ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda değerlendirilmesine,
İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına ,
HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-f ile 391/3 md uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 12/12/2025