Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2025/1892 E. 2025/1988 K.

Konu: Şirketin İhyası

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1892
Karar No
2025/1988
Karar Tarihi
Konu
Şirketin İhyası

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2025/1892

KARAR NO:2025/1988

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ:18/03/2025

NUMARASI:2025/182 Esas - 2025/260 Karar

DAVA:Şirketin İhyası

Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZET

Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi ile müvekkili arasında, Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/399 Esas sayılı dosyasında eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında yargılama devam ederken şirketin tasfiye edildiğini, mahkeme kararının usulüne uygun şekilde davalı şirkete tebliğ edilmesine rağmen, dava sonucunun kesinleşmesi beklenmeden şirketin tasfiyesine karar verildiğini ve şirketin ticaret sicilinden de terkin edildiğini, alınan tasfiye kararının, müvekkilinin alacağına kavuşmasını engeller mahiyette olduğunu, müvekkilinin alacağına kavuşmasını teminen mahkemeden şirketin ihyasını talep etme zorunluluğu doğduğunu beyanla, davalı şirketinin ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Somut olayda davalı şirketin TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca tasfiye sonucu terkin edildiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından, dava dilekçesinde davalı olarak, tasfiye sonucu sicilden terkin olmuş olan şirket gösterilerek dava açılmıştır.Davada hasım gösterilen şirket, dava tarihi itibariyle ticaret sicilinden terkin edilmiş ve tüzel kişiliği sona ermiş durumdadır. Bu nedenle, davalı şirketin taraf ehliyeti yoktur. HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunması dava şartıdır. HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca, davalı şirket hakkındaki davanın, dava şartı yokluğu..." gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/399 Esas sayılı dosyasında eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında yargılama devam ederken şirketin tasfiye edilmesinin açıkça müvekkillerinin hak kaybına sebebiyet verdiği gibi şirketin açıkça kötüniyetli bir şekilde hareket ettiğini ortaya koyduğunu, müvekkillerinin davalı firmadan sözleşme yaparak aldıkları Muğla ili, Milas ilçesinde bulunan taşınmazın bağımsız bölümlerinin projeye, yapı izin belgesine ve mimari izin belgelerine uygun olmadan teslim edildiğini, inşaatın yapım aşamasında kullanılan malzemeler ve işçiliğin sözleşmede belirtildiği şekilde yapılmadığını, müvekkillerinin maddi olarak yıprandıklarını, müvekkillerinin maddi manevi zararlarının tazminine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, hukuki niteliği itibariyle, TTK'nın 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri için şirket sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarafından, yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret sicilinden terkin edilen şirketlerin yeniden ihyasının sağlanması amacıyla 6102 sayılı TTK kapsamında iki farklı yol öngörülmüştür. Buna göre, tasfiye sürecine giren şirketlerin tasfiye işlemlerinde eksiklik olması halinde TTK'nın 547. maddesi kapsamında sicilden terkin edilen şirketin tekrar sicile kaydedilmesi mümkündür. Örneğin şirkete ait bir malvarlığının bulunması veya devam eden bir dava bulunması bu duruma örnek olarak gösterilebilir. Bir diğer yol ise TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen şirketlerin yeniden tescilidir. Buna göre asgari sermaye miktarına ulaşmayan, adres değişikliğini bildirmeyen şirketlerin re'sen kayıtlardan terkini halinde şirketin faal olması ve gerekli bazı koşulların da gerçekleşmesi halinde tekrar sicile kaydı mümkündür.İhya davasının TTK'nın 547. maddesi uyarınca talep edilmesi hâlinde şirketin tasfiye işlemlerini yapmış olan tasfiye memur ya da memurları ile birlikte bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün davalı olarak gösterilmesi gerekmektedir. Diğer durumda ise esasen şirket tasfiye sürecine girmediğinden ve tasfiye memuru da bulunmadığından davalı olarak bağlı bulunulan ticaret sicil müdürlüğünün gösterilmesi yeterlidir. Başka bir ifadeyle TTK'nın 547. maddesine dayalı ihya davalarında davalı taraf, şirket veya kooperatifin en son tasfiye memuru veya tasfiye kurulu ile yasal hasım konumunda bulunan ticaret sicili müdürlükleridir. Eldeki davada, şirketin tasfiye sonucu terkin edilmesi nedeniyle TTK'nın 547. maddesine göre ihya talep edildiği görülmüştür.

İhyası talep olunan şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken tasfiyesinin sona erip 29.12.2020 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiği, tasfiye memurunun ... olduğu anlaşılmıştır.HMK'nın 114/1.d maddesi uyarınca, taraf ehliyetinin bulunması dava şartlarındandır. Tüzel kişiliği terkinle sona ermiş şirketin taraf ehliyetinin bulunmadığı açıktır. HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartları, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınır. Mahkemece dava şartları gözetilerek verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İhya davasında, esas davada tartışılması gereken bu hususların dinlenmesi mümkün değildir. Bu davada, sadece yasada düzenlenen ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilecektir. Bu nedenle, davacı vekilinin açtığı alacak davasına ilişkin itirazlarının eldeki davada incelenmesi mümkün olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. İlk derece mahkemesinin karar ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dar aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 18.12.2025

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, E. 2025/1892, K. 2025/1988, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-14-hukuk-dairesi-2025-1892-e-2025-1988-k-47c3620f59bc