Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2025/1688 E. 2026/108 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1688
- Karar No
- 2026/108
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/1688 Esas
KARAR NO : 2026/108
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/09/2025
NUMARASI: 2024/784 Esas, 2025/632 Karar
DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/01/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında düzenlenen şantiye temizlik işleri anlaşması kapsamında müvekkilinin edimini yerine getirdiğini ve yaptığı işler karşılığında faturalar düzenlediğini, bir kısım ödemeler yapılmışsa da, alacağın tamamının ödenmediğini, bunun üzerine ödenmeyen fatura alacakları ile işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.543.558,55 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, arabuluculuk görüşmesinin anlaşmazlık ile sonuçlandığını ileri sürerek davalının takibe itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davacı şirket ile 08.03.2024 tarihli “.... 750 Yataklı ........Devlet Hastanesi İkmal İnşaatı Yapım İşi Şantiye Temizlik İşleri Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmede yer alan münhasır delil sözleşmesi hükmü gereği müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, davacının yükümlülüklerini geç-eksik/ayıplı yerine getirmesi nedeniyle iş programında gecikmeler yaşandığını ve müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin davacı şirkete ödenmemiş fatura borcu bulunmadığını, davacı tarafın belirttiği alacak miktarı ile müvekkilinin hesaplarının örtüşmediğini, davacının sözleşmeye aykırı, fahiş faiz oranlarıyla haddinden fazla bir borç miktarı ortaya çıkardığını, müvekkili şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde alacak iddiasının doğru olmadığının görüleceğini, alacağın mevcudiyeti yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; edimini ifa eden davacının sözleşme konusu bedele hak kazandığı, davalının ayıplı ifa savunmasını elverişli deliller ile ispat edemediği, bu durumda davacının icra takibine konu edilen tutarda takip tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu, nitekim bu hususların bilirkişi raporu ile de sabit hale geldiği, takip tarihinden evvel davalı tarafa ihtarname gönderilmediğinden yahut davalı temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı borçlunun takibe itirazının kısmen iptaline, takibin 1.435.435,18 TL asıl alacak üzerinden aynı koşullar ile devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağın % 20'si oranında 287.087,04 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; sözleşmeye göre fatura kesildikten 30 gün içerisinde ödenmesi gerektiğini, aksi halde temerrüde düşüleceğini, TTK'nın 1530. maddesi esas alınarak takip öncesi işlemiş faizin hesaplandığını ve takibe konu edildiğini, takip öncesi işlemiş faiz yönünden uzman heyetten rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından; davacının asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı 1.543.558,55 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesi'nin ...Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya 27.08.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde 11.11.2024 tarihinde takibe itirazın iptali ve takibin devamı için eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.Mahkemece; asıl alacak yönünden davanın kabulüne, davalı borçlunun takipten önce temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle takip öncesi işlemiş faiz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davalının takipten önce temerrüde düşüp düşmediği hususunda toplanmaktadır.
TBK'nın 117. maddesine göre, muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle borçlu temerrüde düşmüş olur.TTK'nın 1530/2 fıkrası ise; "Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer." hükmünü düzenlemektedir.Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 10.3 maddesi gereği davacı alt yüklenicinin keseceği faturanın davalı yükleniciye tebliğ tarihinden itibaren 30 (Otuz) gün içerisinde yüklenici alt yüklenicinin banka hesabına yatıracaktır. Sözleşmede faturanın davalıya tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde ödeme yapılacağı kararlaştırılmış ise de, ödemenin ne zaman yapılacağ konusunda kesin bir tarih belirtilmemiştir. Bu durumda kesin vadeden söz etmek mümkün değildir. Sözleşmede belirtilen bu tarih alacağın istenebilir (muaccel) tarihi olup TBK'nın 117. maddesinde öngörülen temerrüt niteliğinde değildir. Nitekim benzer olaya ilişkin Yargıtay 23. HD'nin 2015/4215 Esas, 2016/401 Karar sayılı emsal kararı da bu doğrultudadır. Bu nedenle Mahkemece takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşüren herhangi bir ihtar olmadığı gerekçesiyle davacının işlemiş faiz talebini reddetmesi yerindedir.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/784 Esas, 2025/632 Karar sayılı ve 30/09/2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.22/01/2026