Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1670 E. 2025/1956 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1670
Karar No
2025/1956
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1670 KARAR NO : 2025/1956

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/06/2025 NUMARASI : 2025/432 ESAS - 2025/584 KARAR DAVA KONUSU : İtirazın İptali KARAR YAZIM TARİHİ : 20.10.2025

İSTEM: Davacı vekili, müvekkilinin verdiği borç para karşılığı davalıdan aldığı ve nakten kaydını içeren zamanaşımına uğramış bonolara dayalı olarak davalı hakkında İzmir 17. İcra Dairesinin 2024/10199 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalı tarafın icra dairesine yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının senetlerin kendisine ait olduğunu itiraz dilekçesinde ikrar ettiğini, zamanaşımına uğrayan ve imzası inkar edilmeyen bononun temel borç ilişkisi bakımından yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, HMK. 202. maddesi uyarınca senetle ispatı gerek bir konunun da yazılı delil başlangıcının varlığı halinde tanık beyanlarıyla davalının müvekkiline borçlu olduğunun ispatlanacağını, müvekkilinin alacağının likit olup, davalıdan icra-inkar tazminatının istenmesinin şartlarının oluştuğunu, icra takibindeki asıl alacak yönünden İzmir 17. İcra Dairesi'nin 2024/10199 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, "Eldeki davanın, zaman aşımına uğramış iki adet bonodan kaynaklı başlatılan icra takibine itirazın iptali davası olup, mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğu, söz konusu davanın ilk olarak görevsizlik kararı veren İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesine 07.04.2025 tarihinde açıldığı, davanın açıldığı tarihte eldeki itirazın iptali davasında zorunlu ara buluculuk başvurusunun dava şartı olduğu, söz konusu dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davacı yanca iş bu dava açıldıktan sonra 10.04.2025 tarihinde ara buluculuk yoluna başvurulduğunun anlaşıldığı, mahkememize görevsiz mahkemeden gelen davanın müstakil dava olmadığı, ilk davanın devamı olduğu, Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/09/2023 tarihli ve 2022/2611 E., 2023/4942 K., sayılı 6. Hukuk Dairesinin 15/02/2023 tarihli ve 2023/526 E., 2023/583 K. sayılı; Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 06/02/2023 tarihli ve 2022/18714 E., 2023/1515 K. sayılı; 12/12/2022 tarihli ve 2022/14704 E., 2022/16485 K. sayılı; 05/12/2022 tarihli ve 2022/14561 E., 2022/15997 K. Sayılı kararlarında da görevsiz mahkemede davanın açıldığı tarihten sonra arabuluculuk dava şartının tamamlanamayacağı hususunun kabul edildiği nazara alınarak, arabuluculuk dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine karar verilmiş/tir" gerekçesiyle; "Davanın, zorunlu arabuluculuğa ilişkin dava şartı dava açıldıktan sonra yerine getirildiğinden, USULDEN REDDİNE" karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURUSUNDA BULUNAN: Karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davanın ilk olarak Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığını, bu mahkemece Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verildikten sonra ve fakat dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gelmesinden önce arabulucuğa başvurularak dava şartı noksanlığının tamamlanmadığını, mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmesini hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE: Dava, ödünç ilişkisine dayalı tanzim edilen zamanaşımına uğramış bonolara dayalı olarak girişilen ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Daire önüne gelen uyuşmazlık, ödünç sözleşmesine ve buna dayalı olarak düzenlenen ve zamanaşımına uğramış bonolara dayanılarak girişilen takibe vaki itirazın iptali davasının ticari dava niteliğinde olup olmadığı ve burada varılacak sonuca göre davayı görmek görevinin Asliye Hukuk Mahkemesinde mi, yoksa Asliye Ticaret Mahkemesinde mi olduğu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görevinde olması halinde zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır. Hukuk mahkemelerinin hangileri olduğu ve bunların kuruluşu 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 4 ve 5 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 6 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre asliye hukuk mahkemeleri, sulh hukuk mahkemelerinin görevleri dışında kalan ve özel hukuk ilişkilerinden doğan her türlü dava ve işler ile kanunların verdiği diğer dava ve işlere bakar. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2 nci maddesiyle de teyit edilmiştir. Anılan maddenin ikinci bendi Hukuk Muhakemeleri Kanununda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğunu vurgulamıştır. Asliye Ticaret Mahkemeleri de 5235 sayılı Kanunun üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinin 1 numaralı bendi uyarınca bu mahkemeler, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bir davanın ticari nitelikte olup olmadığı, bir diğer ifade ile asliye ticaret mahkemesinde görülüp görülmeyeceğinin belirlenmesi işi de Türk Ticaret Kanununun 4 üncü madde-sinde gösterilen ilkelere göre yapılmalıdır. Öğretide de benimsenen görüşe göre ticari davalar mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrılmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 4 üncü maddesinin 1 inci bendinin (a) alt bendi uyarınca bu Kanunda düzenlenen hukuk davaları mutlak ticari davalardır. Nispi ticari davalar ise konusu ne olursa olsun, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır (TTK.m.4/1). Kanuni düzenleme uyarınca sadece mutlak ya da nispi ticari davalar asliye ticaret mahkemesinde görülürken, bunlar dışında kalan davalar (istisnalar saklı kalmak kaydıyla) asliye hukuk mahkemelerinde görülmelidir. Hemen belirtmek gerekir ki itirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir. Somut olaya dönüldüğünde davacı alacaklı vekili tarafından, davalı borçlu aleyhine 14.11.2024 tarihinde 15.11.2017 ödeme tarihli, 200.000,00-TL bedelli bono ile, 139.693,15-TL işlemiş faizi; 15.12.2017 ödeme tarihli, 146.000,00-TL bedelli bono ile 100.896,00-TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 586.589,15-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlu tarafından 25.11.2024 tarihinde takibe itiraz edilmesi sonucu, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ödünç para verdiğini ve karşılığında takip konusu bonoların aldığını, bonoların zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramış bononun alt ilişki bakımından yazılı delil başlangıcı sayılacağını ileri sürmüştür. Davalı vekili takibe itirazında borçlarını ödediğini bildirmiştir. Takip talepnamesinde gösterilen borç kaynağına, iddia ve savunma içeriklerine, zamanaşımına uğramış bonoların nakten kaydını içermesine göre takip konusu alacağın bonoya dayanmayıp, ödünç sözleşmesine dayandığı tartışmasızdır. Zamanaşımına uğramış bononun medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır. Dosya kapsamına göre davacı bonolara bir kambiyo senedi olarak değil bir ispat vasıtası olarak dayanmakta, davalı da bu çerçevede borcunu ödediği savunmasında bulunmaktadır. Bu durumda mahkemenin belirlemesinin aksine somut olay bakımından zamanaşımına uğramış bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, Türk Ticaret Kanununun 778 inci maddesi atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen 732 nci maddesine dayalı bir istemi de içermemektedir. Bu haliyle somut uyuşmazlık ödünç sözleşmesinde karşılıklı edimlerin ifa edilip edilmemesi noktasında toplandığından, uyuşmazlığın çözümünde hakim kambiyo senetlerine ilişkin kuralları tartışmayacak, zamanaşımına uğradığı için bono vasfını kaybetmiş belgelerin taraflar arasındaki ödünç sözleşmesinin delili olarak değerlendirerek bir sonuca varacaktır. Bu belirlemeye göre uyuşmazlığın münhasıran bonoya dayanmadığı ve davanın da mutlak ticari dava sayılamayacağı sonucuna varılmaktadır. Tarafların gerçek kişi olduğu somut olayda tacir olduklarına dair iddia da bulunmadığından bu haliyle davanın nispi ticari dava olarak da kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Varılan sonuçlar bir arada değerlendirildiğinde işin ticari nitelikte olmadığı, davanın da mutlak ya da nispi ticari dava sayılamayacağı anlaşıldığından davanın asliye ticaret mahkemesinde değil asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, mahkemece bu gerekçelerle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, davacının sair yönlerden incelenmeyen istinaf başvurusunun re'sen nazar alınan görev kuralı nedeniyle kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nun 353/1-a,3 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; 1)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.06.2025 tarih, 2025/432 esas, 2025/584 karar sayılı kararının HMK'nin 353/1-a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2)Açıklanan eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3)Ödediği istinaf karar ve ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine, 4)İstinaf kanun yolu yargılama giderlerinin, yeniden kurulacak hükümde gözetilmesine, 5)Artan istinaf gider avansının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca yatırana iadesine, Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK’nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 20/10/2025 günü oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1670, K. 2025/1956, T. 20.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1670-e-2025-1956-k-a578e0aeb9a8