Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/162 E. 2025/3018 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/162
- Karar No
- 2025/3018
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/162
KARAR NO : 2025/3018
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 11/01/2024
NUMARASI : 2023/632 E - 2024/20 K
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: 25/11/2025
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava ;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ile davalılar arasında ... iştiraki olan Emlak ... 'ya ait İstanbul Avcılar Ispartakule 3.bölge arsa satışı karşılığı 7 paylaşım işinin yapılması için ... ... ... ... İnşaat İşortaklığı adı altında adi ortaklık kurulduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile ... Beton San Ltd Şti yetkilisinin adi ortaklığın müşterek temsilcisi olarak seçildiğini, adi ortaklık konusu inşaat işinin %99 oranında tamamlandığı esnada davalılardan ... ... A.Ş tarafından müvekkiline ve adi ortaklığı oluşturan diğer şirketlere karşı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava açıldığını, adi ortaklığın yüklendiği inşaat işinin adi ortaklık adına alt yüklenici olarak ... İnşaat .. Ltd Şti tarafından ifa edildiğini, ... İnşaat .. Ltd Şti ile müvekkili şirket yetkilisinin aynı kişi olduğunu, alt yüklenici olarak hizmet veren ... şirketinin işi bitirmek üzere iken 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü, iflas ettiğini, adi ortaklığı oluşturan davalı şirketlerin ... şirketinin aciz halinde olmasından ve ... şirketinin de ekonomik darlık içerisinde olmasından faydalanarak davacı müvekkiline baskı uygulayarak adi ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılan paylaşım oranlarını değiştiren yeni bir ek protokol tanzim edilmesini sağladıklarını, adi ortaklığa iş yapan ... şirketine her ay değişen oranlarda olmakla beraber aylık hakediş usulü ödeme yapıldığını, grup şirketi olan ... da davacı ... şirketi için de hakediş usulü alınan rakamın 1 ay bile ödenmemesinin, alınmamış malzeme ödemeleri, işçi ödemeleri vs. ödemeler sebebiyle hayati öneme sahip olduğunu, iş tamamlandığında iş sahibi Emlak ... A.Ş ile satışlar sonunda gelir paylaşımlı bir sözleşme imzalandığı için satışlardan da gelir elde edileceğini, davalıların hakediş alacağının ödenmesi için ek protokolü davacıya bu şartlarda dayattıklarını, müvekkilinin zor durumundan faydalandıklarını, ... şirketinin ekonomik sıkıntılarından doğrudan müvekkili şirketin etkilendiğini, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi davasında da, bu hususun davalılar tarafından adi ortaklığın feshi için haklı neden olarak gösterildiğini, adi ortaklığın üstlendiği işin ... ve adi ortaklığın taşeron firması ... tarafından ifa edilirken adi ortaklık adına ödemelerin davalı ... ... A.Ş olmak üzere davalılar tarafından yapıldığını, adi ortakların büyük oranda tamamlanan iş için dava dışı ...'nın ortaya çıkan hakediş alacağını ek protokol yapılmaması halinde ödemeyeceğini beyan etmesi, müvekkili davacı ... dava dışı iflasın eşiğindeki ... firması açısından aşırı yararlanma ve korkutma oluşturduğunu, müvekkilinin alacağın ödenmesi ve ekonomik darlıktan kurtulması için ortakların dayattığı ek protokolü kabul etmek zorunda kaldığı, adi ortaklık sözleşmesine göre ... şirketinin %50 ortak olduğunu, gelir paylaşımı sözleşmesine göre ortaklığın elde edeceği kardan %50 oranında hisse sahibi olacağını, ancak sonradan imzalanan ek protokol ile ıspartakule 3.etapta adi ortaklık tarafından üstlenilmesinden önce satışı yapılanlar hariç olmak üzere 1.etap ... ada 1 parseldeki ticari alanlar ...'nun yapmış olduğu harcamalara ve ortaklık kar payına karşılık ...'ya bırakıldığını, bunun dışında ...'nun her türlü hak ve alacaktan feragat ettiğini bildirdiğini, söz konusu 28/12/2013 tarihli protokolün imzalanmamış olması durumunda ... şirketinin Emlak Konut ile yapılan sözleşme uyarınca tasfiyede 130.000 m² satılabilir alanlı konut ve işyerine karşılık o tarihte yaklaşık 300.000.000 TL elde edecek iken müvekkilinin ek protokol ile elde ettiği tutarın 21 adet ticari alana karşılık yaklaşık 30.000.000 TL olduğunu, bu durumun dahi söz konusu protokolün aşırı yararlanma ve korkutma nedeniyle hükümsüz olduğunu gösterdiğini, protokolün imzalanmasından aylar sonra geçici kabulün yapıldığını, geçici kabulden sonra davalıların ödemeleri durdurarak ... şirketinin sözleşme ile kararlaştırılan ödemelerinin yaklaşık 11.000.000 TL'yi yapmadıklarını bildirerek;Taraflar arasındaki 28/02/2013 tarihli protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile adi ortaklığın söz konusu protokol hükümleri olmaksızın tasfiyesini, aşırı yararlanma nedeniyle protokolün geçersiz olduğuna, aksi takdirde tasfiye sırasında bu hususun göz önünde tutularak davacı müvekkili aleyhine ortaya çıkan oransızlığın giderilmesini, aksi halde korkutma nedeniyle geçersiz olduğunun tespitini ve söz konusu protokol olmaksızın adi ortaklığın tasfiyesinin yapılmasını, aksi halde korkutma nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini kapsamında adi ortaklık sözleşmesindeki kârın ödenmesini ve işbu davanın neticesinde verilecek hükmün, tarafları aynı olan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1059 E. sayılı dosyasını etkileyeceğinden, her iki dosyanın da birleştirilmesini talep etmiştir.
Cevap ;Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aşırı yararlanma iddiasına dayanarak açmış olduğu davasında bu talebi uygun görülmez ise ikrah nedeniyle 28/02/2013 tarihli protokolün geçersizliğini talep ettiği, açmış olduğu bu davanın da Mahkemede görülmekte olan 2014/1059 E.sayılı fesih ve tasfiye davasında birleştirilmesini talep ettiği, davacının birleştirilmesini talep ettiği davanın tespit, tasfiye ve tazminat taleplerini içerdiği, davacının tüm bu taleplerinin tek davada görülemeyeceğini, birleşen dosyanın tefrik edilerek görevsizlik kararı verilip asliye hukuk mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, davacının birleşen dosyadaki taleplerinin yargılaması devam eden tasfiye davasının da konusunu oluşturduğunu, bu nedenle birleşen davada dava açılmasında hukuki menfaat bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde adi ortaklığın söz konusu protokol hükümleri olmaksızın tasfiyesi talebinde bulunduğunu, davacı tarafın açmış olduğu tasfiyeye ilişkin talebi ile yargılaması devam eden 2014/1059 E. Sayılı dosyadaki tasfiye talebinin aynı olduğunu, TBK.nun 28.maddesinde düzenlenen aşırı yararlanma ve 38.maddesindedüzenlenen korkutma iddiasına dayalı davalar için hak düşürücü sürenin geçtiğini, DPTÜ İnşaat iş ortaklığı ile ... İnşaat şirketi arasında işin başından itibaren 33 adet hakediş düzenlendiğini, hakedişlerin DPTÜ iş ortaklığı görev paylaşımında diğer davalı ... ... tarafından sunularak onun gözetim ve denetiminde yapıldığını, iş ortaklığı ile ... arasındaki sözleşme uyarınca hakediş ödemesi yapılabilmesi için ... şirketinin fatura düzenlemesinin şart olduğunu, ... şirketinin hakedişlerini almak için fatura düzenlememiş olmasına rağmen hakedişlerinin ödendiğini, ... şirketinin tüm hakedişlerinin müvekkili ...A.Ş tarafından kullanılan kredilerle ödendiğini, ... şirketinin henüz hak etmediği bedellerin dahi ödendiğini, ödemelerin yapılan hakedişlerden çok fazla olduğunu, ... şirketinin fatura düzenlemeden , SGK borçsuzluk yazısı getirmeden hakedişlerini ve SGK borçlarını müvekkili şirketin sağladığı kredilerle ödediğini, ... fatura kesmediği halde hakedişler ve KDV lerin dahi ödendiğini, davacı taraf grup şirketinin 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü iddia etmiş ise de bu iddianın asılsız olduğunu, protokolün imzalandığı tarihte ... şirketinin hiçbir ekonomik darlığının bulunmadığını, dava konusu protokolün imza tarihinin 28/02/2013 tarihi olduğunu, bu tarihte ... şirketinin milyonlarca çek ödemesi yaptığını, birden fazla şantiyede çalıştığını, şirket hakkında Bakırköy 3 ATM'nin 2014/593 E.sayılı dosyası ile 11/11/2014 tarihinde iflas kararı verildiğini, bu tarihe kadar ... şirketinin tüm alacaklarını tahsil ettiğini ve hiçbir alacağının kalmadığını, 11/11/2014 tarihi itibariyle de davacının zor durumda kalmasına yol açtığını iddia ettiği tehdit olayının ortadan kalktığını, korkulan şey gerçekleştikten sonraki 1 yıl içerisinde davanın açılmadığını, bu sebeple 5 yıllık hakdüşürücü süreden de yararlanmasının mümkün olmadığını, davacı 28/02/2013 tarihinde imzalanan protokolün üzerinden 1 yıl geçmeden 12/12/2013 tarihinde Emlak Konut ... A.Ş ye dilekçe vererek 22 adet ticari ünitenin ... işlemlerinin ... inşaat san tic ltd şti'ne yapılmasını talep ettiğini, bu talebinde zımni olarak 28/02/2013 tarihli protokolün onaylandığını gösterdiğini, DPTÜ İnşaat İş ortaklığının yaptığı projenin geçici kabulünün 13/08/2013 tarihinde yapıldığını, iş ortaklığı tarafından 31/10/2013 tarihine kadar ... şirketine ek sözleşme ile belirlenen 137.000.000 TL tutarında hakediş ödemesinin tamamlandığını, 28/02/2013 tarihli protokolün ... ile diğer ortaklar arasındaki ortaklığın tasfiyesi ve iş bitmeden ...'nun ortaklıktan ayrılmasını sağlayan çıkma protokolü olduğunu, protokolün imzalanmasından 6 ay sonra da geçici kabulün yapıldığını, ... şirketinin 21 adet ticari alanı kar olarak almak suretiyle ortaklıktan ayrıldığını, bu tarihten sonra diğer ortakların alt yüklenici ... şirketinin ödemelerini ... şirketinin katılımı olmaksızın yaparak işin geçici kabulünü 13/08/2013 tarihinde onaylattıklarını, alt yüklenici ...'un protokolde vaad ettiği şekilde 30/06/2013 tarihinde geçici kabule hazırlayamadığını, 28/02/2013 tarihli protokol gereğince ... ... ... Şirketlerine kalan hakedişlerden alt yüklenici ... şirketinin eksik ve kusurlu imalatlarının tamamlatıldığı ve ... şirketinin bu masraflara katılmadığı, emlak konut tarafından da hakedişlerden 15.722.872,44 TL bu sebeple kesinti yapıldığını, davacı şirketin aşırı yararlanma ve korkutma hükümlerine dayanmasının mümkün olmadığını, davacının elde ettiği edim ile davalıların elde ettiği edim arasında davacı aleyhine açık bir nispetsizlik bulunmadığını, ortaklığın kar veya zarar edeceği netleşmeden davacının ticari alanların tamamını alarak ortaklıktan net karla 40-45.000.000 TL alarak ayrıldığını, 1.etaptaki ticari alanların tamamını aldığını, projenin geri kalan imalatların sorumluluğundan da kurtulduğunu, emlak konutun hakedişlerden yapmış olduğu kesintiler ...'nun hakedişlerine yansıtılmadığını, diğer ortakların hakedişlerinden kesildiğini ve bu ortakların zarara uğradıklarını, davacı ... şirketinin ortak olarak ... şirketine hakediş ödemesi yapmadığını, hakediş ödemelerinin müvekkili şirket tarafından çekilen kredilerle yapıldığını, bunun için... Bankasından 133.175.084,17 TL kredi kullanıldığını, bunun 89.332.316,08 TL'nin yeni doğuşun hakedişlerinin ödenmesi için ortaklığa 43.842.768,09 TL'nin de doğrudan ortaklık adına ... şirketine gönderildiğini, ... şirketine 137.000.000 TL'lik ödeme yapıldığını, ... hakedişleri nedeniyle bankaya olan borcun ödenmesi için emlak konutta doğan hakedişlerin bankaya temlik edildiğini, müvekkili şirketin kullanmış olduğu bu kredilerin borçlarının halen kapatılamadığını , bakiye 82.706.814,81 TL borç bulunduğunu, davacı ... şirketinin 28/02/2013 tarihli protokol ile iş bitmeden ayrılması sonucunda geçici kabulden sonra ortaklık muhasebe ve evraklarını diğer ortaklara devretmeyi protokolün 6.maddesi uyarınca kabul ettiğini, ancak bu taahhüdü yerine getirmediğini, müvekkili şirketin ortaklıktan olan alacağını haksız ve dayanaksız olarak davacı şirketin muhasebe kayıtlarını almadığını, davacının kendisine ait ... şirketi lehine haksız ve dayanaksız olarak alacak kaydettiğini, 2014/1059 e.sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da bu durumun tespit edildiğini, davacının iddialarının gerçekleşmediğini bildirerek açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Yönetim ..AŞ tarafından sunulan beyan dilekçelerinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığı, gabin şartlarının , tehdit ve korkutma şartlarının da gerçekleşmediğini bildirilerek, davanın reddi talep edilmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda; "taraflar arasında akdedilen 28/02/2013 tarihli protokolün imzalandığı sırada davacı tarafın müzayaka halinde olduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, alt taşeron ... şirketinin iflas kararının protokolün yapılmasından çok sonra alındığı, sözleşme konusu işin büyüklüğü, davacının faaliyet konusu dikkate alındığında bu işlerde tecrübesizliğinin söz konusu olamayacağı, davacının düşüncesizce davranarak sözleşme konusu işi üstlenmesi de mümkün olamayacağından gabin unsurlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle DAVANIN REDDİNE karar verilmiştir.Mahkemece verilen kararı,davacı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilince verilen istinaf dilekçesinde ; mahkemece, davanın tarafı olan şirketlerin hukuki ve fiili durumu ile aralarındaki ticari ilişkinin karıştırıldığı , huzurdaki davanın davacısı ...'dir ve müvekkilim inşaat şirketi hiçbir zaman iflas erteleme talebinde bulunmuş olmadığı, davanın taraflarının davaya konu ... iştiraki olan Emlak Konut projesinin inşası için birlikte kurdukları adi ortaklığın adı ise "...-...-...-... (DPTÜ) İnşaat İş Ortaklığı" olduğu,bu adi ortaklığın projesinin yüklenicisinin ise dava dışı ... İnşaat Taahhüt İth.İhr.San ve Tic. Ltd. Şti. olduğu,Mahkeme gerekçeli kararında gabin unsurunun bulunmadığını açıklamış ise de edimler arasında çok açık bir nispetsizlik bulunduğunun açık olduğu, davaya konu protokol ile projenin yapımı için oluşturulan adi ortaklığın yüzde elli hissedarı olan müvekkili şirketin 30 milyon karşılığı natamam vaziyette sadece 21 dükkan alırken, diğer yüzde elli ise 130.000 m2 satılabilir alanlı konut ve işyerine karşılık 300 milyon değerinde kazanım elde ettiklerini,ancak bu yöndeki delilleri toplanamadığı için somut bir ispatın da vuku bulamadığı, ... İnşaat ve ... şirketlerinin ticari defter ve kayıtları incelenmiş olsa ve taşınmazların protokol tarihindeki değerlemeleri yapılabilmiş olsa idi sübut bulacak olduğu,Bununla birlikte dava konusu protokolün imzalandığı tarihte yaşanılanlara ilişkin tanıkların dinlendiği, dosyaya 2018 yılının Mart ayında sundukları ...293 kapsamındaki Uzman Görüşü'nün dikkate alınmadığı, Uyap üzerinden aynı mahkemenin istinaf incelemesi yönünden ,İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1059 esas sayılı dosyasının eklenmesinin faydalı olacağı, zira delil listesi 7 nolu delil olarak, anılan bu dava dosyasına da dayanmış oldukları, Mahkeme de bilirkişi incelemesine ilişkin ara kararlarından rücu dahi etmeden, huzurdaki dava dosyamızı birleştiği ve 6 yıl boyunca yargılaması yapılan dosyadan bir ara kararlar tefrik etmiş ve hemen ilk celsede de davamızı red etmiştir. Dava dilekçesindeki talepler dikkate alındığında ,her iki dava arasında sıkı irtibat bulunduğu,verilecek kararın bu davayı etkileyeceği,bu sebeple davanın tefriki kararının isabetli olmadığı, zira huzurdaki davadaki tüm taleplerin, aslında davanın ilk birleştirildiği dava dosyası ile birlikte çözüme kavuşturulması gereken hususlar olduğu, davalısı oldukları ilk davanın konusu, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi olmakla birlikte, ilk davada gerek davacının, gerekse de diğer davalının talebinin 28.02.2013 tarihli protokol hükümleri gereğince tasfiye yapılması şeklinde olduğu,ancak birleşen davadaki gabin (aşırı yararlanma) ve/veya korkutma talebi haklı bulunursa, protokol taraflar arasında hükümsüz olacak ve/veya orantısızlık giderilecek ve tazminat ödenmesi vs. söz konusu olacağından davalar arasında bağlantı olduğu ve biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceğinin apaçık ortada olduğu,Mahkemece 18.10.2018 tarihli delil listesinde ( 11 nolu Delil) tanıklar dinlenmiş ancak aynı delil listesi ve yine safahattaki dilekçelerinde de dayandıkları taşınmazların değerlenmesine yönelik delilin toplanmadığı,ve yine yemin deliline dayandıkları halde, bu delilin bile toplanmadığı, bilirkişi incelemesi dahi yapılmadığı,Isparta ... parseldeki ticari alanların ve konutların 28.02.2013 tarihindeki değerinin tespiti yönünden dosyanın defarlarca bilirkişiye sevk edilmiş olmasına rağmen bu değerlemenin de yapılmadığı, aşırı yararlanma olup olmadığının tayini için hükümsüz olduğunu iddia ettiğimiz protokol ile müvekkiline devir olunan taşınmazların 28.02.2013 tarihindeki değerinin karşılaştırmalı tespiti gerektiği," bu sebeplerle kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek,kaldırılması istenmiştir....nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; dava , sözleşmenin gabin veya ikrah sebebiyle iptali talebine ilişkindir.Aynı Mahkemede derdest olan 2014/1059 E.sayılı davada, davacı ... Yönetim Hizmetleri ...A.Ş. tarafından, davalılar ... İnş. San Tic Ltd Şti ve ... Tic A.Ş aleyhine adi ortaklığın haklı nedenle feshi davası açılmıştır. Taraflar arasında akdedilen 28/10/2011 tarihli sözleşme ile İstanbul Avcılar Ispartakule 3.bölge arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı işi yapılması sebebiyle adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklık sözleşmesinin 8.maddesinin 2.fıkrasında; adi ortaklığı temsile yetkili kişilerin ... İnşaat yetkilisi olan ... ile ... Beton yetkilisi ...oldukları ve yetkilerini müşterek imza atmak suretiyle kullanmalarının kararlaştırıldığı, davalı ... yetkilisi ...'ın büyük sermaye ile ortak olduğu ve merkezi adi ortaklığın merkezi ile aynı olan ... İnş. Taah. İth. Şirketinin de inşaat işlerini yapma konusunda alt yüklenici olarak çalıştığı, asıl davada davacı tarafından alt taşeron ...'a alacak kaydedilen ihtilaflı işlemlerin olması sebebiyle adi ortaklığın haklı nedenle feshinin talep edildiği görülmüştür. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre ; davacı ile davalılar arasında ... iştiraki olan Emlak ... 'ya ait İstanbul Avcılar Ispartakule 3.bölge arsa satışı karşılığı 7 paylaşım işinin yapılması için ... ... ... ... İnşaat İşortaklığı adı altında adi ortaklık kurulduğu, adi ortaklığın yüklendiği inşaat işinin adi ortaklık adına alt yüklenici olarak ... İnşaat .. Ltd Şti tarafından ifa edildiği, ,davacı şirket ile alt yüklenici ... İnşaat .. Ltd Şti yetkililerinin aynı kişi olduğu ,davalılardan ... ... A.Ş tarafından davacı ... adi ortaklığı oluşturan diğer şirketlere karşı adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için dava açıldığı, sözkonusu davanın devam ettiği, iş bu davanın ise diğer dava ile birleşen ve daha sonra mahkemece tefrikine karar verilen dava olduğu anlaşılmaktadır.Tefrik kararı verilmesinin usule aykırı olup olmadığı yönünden ;Davacı tarafın bu davaya ait dava dilekçesindeki talepleri ;1)Taraflar arasındaki 28.02.2013 tarihli protokolün gabin (aşırı yararlanma)nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ile adi ortaklığın söz konusu protokol hükümleri olmaksızın tasfiyesine, 2)Aşırı yararlanma nedeniyle protokolün geçersiz olduğuna ilişkin talebimiz uygun görülmez ise, tasfiye sırasında davalıların aşırı yararlanması göz önünde tutularak, davacı müvekkil aleyhine ortaya çıkan oransızlığın giderilmesine,3)Aşırı yararlanmaya ilişkin taleplerimiz uygun görülmez ise, 28.02.2013 tarihli protokolün korkutma nedeniyle geçersiz olduğunun tespitine ve söz konusu protokol olmaksızın adi ortaklığın tasfiyesinin yapılmasına, 4)Korkutma nedeniyle protokolün geçersizliğine ilişkin talebimiz de uygun görülmez ve protokol geçerli kabul edilir ise, tasfiye sonucunda adi ortaklık sözleşmesi uyarınca müvekkilin elde edeceği kârın, korkutma nedeniyle ortaya çıkan zararımızın tazmini kapsamında davalılardan müteselsilen tahsili ile davacı müvekkile ödenmesine, bu kapsamda fazlaya ilişkin haklarımız ve manevi tazminat istem hakkımız saklı olmak üzere şimdilik, 50.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsili ile ticari avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, " karar verilmesi şeklindedir.İşbu davanın neticesinde verilecek hükmün, tarafları aynı olan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1059 E. sayılı dosyasını etkileyeceği açık ise de ,bu davada protokolün hükümsüzlüğü talep edildiğinden, birleştirme kararı verilmesinin uygun olmayacağı , diğer dava yönünden bu davanın bekletici mesele yapılmasının usule uygun olacağı değerlendirilmiş olup,bu yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Diğer istinaf sebeplerinin incelenmesiyle ; Davacı tarafça , alt yüklenici olarak hizmet veren ... şirketinin işi bitirmek üzere iken 2013 yılında ekonomik darlığa düştüğünü, iflas ettiğini, adi ortaklığı oluşturan davalı şirketlerin ... şirketinin aciz halinde olmasından ve ... şirketinin de ekonomik darlık içerisinde olmasından faydalanarak davacı müvekkiline baskı uygulayarak adi ortaklık sözleşmesinde kararlaştırılan paylaşım oranlarını değiştiren yeni bir ek protokol tanzim edilmesini sağladıklarını, adi ortakların büyük oranda tamamlanan iş için dava dışı ...'nın ortaya çıkan hakediş alacağını ek protokol yapılmaması halinde ödemeyeceğini beyan etmesi, müvekkili davacı ... dava dışı iflasın eşiğindeki ... firması açısından aşırı yararlanma ve korkutma oluşturduğunu iddia etmektedir.Adi ortaklığın tarafı olan davacı şirket ile alt yüklenici şirketin yetkilileri aynı kişiler ise de ,farklı şirketler (ayrı tüzel kişilikler) olduğu açıktır. TBK'nın 37. maddesine göre bir kimse, karşı tarafın veya üçüncü bir kişinin kendisi veya yakınlarının maddi veya manevi varlığına yönelik hukuka aykırı ve esaslı korkutması sonucu yaptığı sözleşme ile bağlı sayılamaz. TBK'nın 38. maddesinde belirtildiği üzere korkutmadan (ikrahtan) söz edilebilmesi için tehdidin sözleşmeyi yapan kimsenin veya yakınlarının kişilik haklarına veya mal varlıklarına yönelik olması, korkutmaya maruz kalanın sübjektif durumuna göre ağır ve derhal meydana gelebilecek nitelik taşıması, haksız (hukuka aykırı) sayılması, illiyet bağının bulunması, yani sözleşmenin tehdidin yarattığı korku sonucu yapılması zorunludur. Bu koşulların varlığı halinde iradesi sakatlanan taraf, isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir. Somut olayda ,davacı şirketin iradesini sakatlayan sebep olarak ileri sürdüğü " adi ortakların büyük oranda tamamlanan iş için dava dışı ...'nın ortaya çıkan hakediş alacağını ek protokol yapılmaması halinde ödemeyeceğini beyan etmesi," şeklindeki maddi vakıanın yukarıda açıklanan yasa hükmü uyarınca ,tüzel kişi yönünden korkutma sebebi olduğu hususunun sabit olmadığı sonucuna varılmakla ,bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Gabin yönünden yapılan incelemede ;Davacı bu davada ayrıca TBK’ nın 28. maddesinde gösterilen aşırı yararlanma hukuksal nedenine bağlı sözleşmenin hükümsüzlüğünü de talep etmektedir.Dava tarihindeki yürürlükteki TBK'nın "Aşırı yararlanma" kenar başlıklı 28. maddesinde ise; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek edimin geri verilmesini ya da sözleşmeyle bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." hükmü düzenlenmiştir.TBK'nın 28. maddesi 818 sayılı Borçlar Kanunun 21. maddesini karşılamaktadır. 818. Sayılı BK'nun 21. maddesindeki "Gabin" kenar başlığı TBK'nın 28. maddesinde "Aşırı Yararlanma" olarak değiştirilmiştir.818 sayılı Borçlar Kanunundan farklı olarak maddenin birinci fıkrasında, aşırı yararlanma durumunda zarar görene, sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini isteme yanında sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkıda tanınmıştır.TBK madde 28'de unsurlar;sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması, bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle meydana gelmesi şeklinde düzenlenmiştir.Aşırı yararlanma nedeniyle sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürme hakkı sadece gerçek değil, tüzel kişiler için de söz konusu olabilir. Tüzel kişilerde aşırı yararlanmanın subjektif koşulları tüzel kişinin organları açısından gerçekleşmiş olmalıdır. Mahkemece " taraflar arasında akdedilen 28/02/2013 tarihli protokolün imzalandığı sırada davacı tarafın müzayaka halinde olduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, alt taşeron ... şirketinin iflas kararının protokolün yapılmasından çok sonra alındığı, sözleşme konusu işin büyüklüğü, davacının faaliyet konusu dikkate alındığında bu işlerde tecrübesizliğinin söz konusu olamayacağı, davacının düşüncesizce davranarak sözleşme konusu işi üstlenmesi de mümkün olamayacağından gabin unsurlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle bu husustaki talep kabul edilmemiştir.Davacı taraf bu davanın tefrik edildiği davada (adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi) gayrımenkul değerlerinin tesbiti yönünden rapor alınamadığını ,diğer dosyada tanıkların dinlendiğini ,bu dava yönünden davacı şirket ve alt yüklenicinin ticari defterlerinin incelenmediğini,yemin delilinin kullandırılmadığını beyan etmektedir.Türk Borçlar Kanunu'nun 620 nci maddesinde; "Adi Ortaklık Sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir" denilerek sözleşme unsuru açıkça belirtilmiştir.Ortaklar, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere bir sözleşme etrafında birleşirler. Sözleşmenin kurulması için tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanlarını açıklamaları gerekir. Adi ortaklık, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulur. Ortak amaçtan bahsedebilmek için, sözleşme ile ulaşılmak istenen hedefin bütün ortaklar için müşterek olması gerekir.Davacı şirket adi ortaklığın tarafı olan bir tüzel kişiliktir.Alt yüklenicinin müzayaka halinde olması sebebiyle,dava konusu protokolün imzalandığına ilişkin iddianın ,davacı şirketin kendisinin sözleşme tarihinde müzayaka halinde olduğu iddia ve ispat edilmediğinden, davacının basiretli tacir gibi davranması gerektiği dikkate alındığında , gabin sebebi olarak kabul edilmemesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Böylece ,mahkemece verilen kararda maddi vakıa ve hukuki denetim yönlerinden usul ve hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla ,davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)İstinaf masrafının istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 25/11/2025