Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1593 E. 2025/1445 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/1593
- Karar No
- 2025/1445
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1593 Esas
KARAR NO : 2025/1445 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/52 Esas (Derdest Dava Dosyası)
TARİH: 27/06/2025 (Ara Kara Tarihi)
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 18/09/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 25/06/2024 Tarihinde "Otel Devir Sözleşmesi" imzalandığını, davacı şirketçe işbu sözleşme gereğince davalı şirkete 579.000,00-TL kapora verildiğini, 50.000,00-USD ödeme yapıldığını, davalı tarafça sözleşme gereği yükümlülükler yeri getirilmediğinden buna ilişkin davalı şirkete ve yetkilisine ihtar çekilerek sözleşmenin feshedildiği ve davacı şirketçe yapılan ödemenin iadesinin talep edildiğini beyanla şimdilik 579.000,00-TL ve 50.000,00 Dolar alacaklarının, konusu sözleşmenin imza altına alındığı 25/06/2024 tarihinden itibaren işleyecek yıllık en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve alacağın teminat altına alınması bakımından davalıların tüm banka hesapları, 3. kişilerdeki hak ve alacakları, taşınır ve taşınmazları üzerine borca yeter miktarda teminatsız bir şekilde, mahkeme aksi kanaatte ise belirlenecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi'nin 27/06/2025 tarih ve 2025/52 Esas sayılı ara kararında;"Mahkememiz 19/06/2025 tarihli duruşma ara kararı ile ihtiyati haciz talebinin ön inceleme duruşmasında değerlendirilmesine karar verildiği anlaşıldı.Talebin dayanağı olan belgenin/belgelerin incelenmesi sonucunda; 12/11/2024 tarihli ihtarnamede devrin gerçekleşmediğinin kabulü, 04/11/2024 tarihli ihtarname, banka ödeme dekontları ve dekontlarda yer verilen açıklama ile 25/06/2024 tarihli sözleşme, borcun rehinle temin edilmediği, ihtarname ile verilen ödeme süresinin geçtiği ve ödenmediği hususları anlaşıldığından İİK”nun 257/1 maddesi gereğince davalı ...'ın menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde ihtiyaten haczine karar verilmiştir. Davalı şirkete ödeme yapıldığı yaklaşık olarak ispatlanamadığından şirket yönünden yaklaşık ispat şartı sağlanamadığından şirket yönünden talebin reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-İhtiyati haciz talebinin kısmen kabulü ile; sunulan ihtarnameler, banka ödeme dekontları ve dekontlarda yer verilen açıklama ile 25/06/2024 tarihli sözleşme uyarınca talep konusu alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve dosya içeriği ile yaklaşık ispat şartının sağlandığı ve ihtiyati Haciz şartlarının oluştuğu anlaşılmakla; 1.427.964,00 (40.000 USDx35,6991) ve 579.000,00 TL olmak üzere toplam 2.006.964,00 TL alacak yönünden alacağın %15'ine tekabül eden 301.044,60 TL teminat karşılığında İİK”nun 257/1 maddesi gereğince davalı ...'ın menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE, fazlaya ilişkin istemin ve davalı şirkete ödeme yapıldığı yaklaşık olarak ispatlanamadığından şirket yönünden yaklaşık ispat şartı sağlanamadığından talebin reddine,''karar verilmiş ve karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, dava dilekçesinde, 25.06.2024 tarihli "Otel Devir Sözleşmesi" uyarınca 579.000,00 TL kapora ve 50.000,00 USD ödeme yaptığını iddia ederek işbu alacak davasını açtığını, işbu sözleşmenin, şirketin önceki ortağı ... ile yapılmış adi bir sözleşme olduğunu;Davacı şirket tarafından sadece 579.000,00 TL kapora bedeli alındığını, iddia edilen 50.000,00 USD ödemenin söz konusu olmadığını, her ne kadar, İlk derece mahkemesi tarafından davacı şirketin 40.000,00 USD ödeme yaptığı hususunda yaklaşık ispat şartının sağlandığı belirterek ihtiyati haciz kararı verilmiş ise de, müvekkiline sadece 579.000,00 TL'lik kapora ödendiğini, keza, davacının dosyaya sunmuş olduğu delillerden de görüleceği üzere, söz konusu dekontların kaporaya ilişkin ödeme dekontları olduğunu, 50.000,00 USD'nin davacı şirket tarafından müvekkiline ödendiğine dair herhangi bir dekont bulunmadığını;Keza davacı şirketin, dekont ibraz edemeyince sonradan bu meblağın elden ödendiğini iddia ettiğini, 50.000,00 USD'nin elden ödenmesinin hayatın ve ticaretin olağan akışına aykırı olduğunu, bu kadar yüklü bir miktarın elden ödenmeyeceği ve davacı şirketin gerçeği yansıtmayan beyanları ile mahkemeyi yanıltmaya çalıştığının açıkça ortada olduğunu, davacı şirket tarafından hiçbir şekilde müvekkiline elden ödeme yapılmadığını, ayrıca şirketlerin belli bir meblağ üzerindeki ödemelerini banka kanalıyla ödenmesinin zorunlu olduğuna dair bir genelge mevcut olduğunu, bu sebeple sözleşmeye dayalı ödemelerde, yıllık tutarın 30.000,00 TL'nin üzerinde olması durumunda, tüm ödemelerin banka veya finans kuruluşları aracılığıyla yapılması gerektiğini, işbu 575 sıra no'lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinin dosyada mübrez olduğunu; Davacı şirketin, davasını ispatla yükümlü olduğunu, 25.06.2024 tarihli sözleşme yapılırken, davacı şirketin gün içinde müvekkiline ödeyeceğini belirttiği 50.000,00 USD'nin davacı şirket tarafından hiçbir zaman müvekkiline ödenmediğini ve hatta şirket yetkililerinin parayı ödeyecekleri hususunda müvekkilini devamlı oyaladıklarını, müvekkilinin, davacı şirketin gün içerisinde 50.000,00 USD ödeme yapacağı vaadi ile sözleşmeyi imzaladığını, davacı şirket tarafından müvekkilinin kandırıldığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, ancak davacı şirkein sözleşmeye aykırı davrandığını, müvekkilinin, iyi niyetli olarak bu durumu kabul etmesi sebebiyle davacı şirketin iddiaları esas alınarak müvekkili aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, müvekkilinin eline hiçbir türlü 50.000 USD geçmediğini;Davacı şirketin, hem ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hem de sanki haklı bir sebebi varmış gibi sözleşmeyi feshettiğini, işbu sözleşme uyarınca, tarafların karşılıklı borçları bulunduğunu, müvekkili, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesine rağmen davacı şirketin, sözleşmeden doğan borcunu ve üzerine düşen edimleri yerine getirmediğini ve sözleşmede belirtilen tarihlerde ödeme yapmadığını, akabinde haksız olarak sözleşmeyi feshederek müvekkilini zor durumda bıraktığını, Yargıtay kararları uyarınca, sözleşmenin ifa edilmemesi bakımından davacı şirketin kusurlu olması sebebiyle kapora bedelinin iadesinin mümkün olmadığını, ayrıca davacı şirketin önceki sahibi ile sözleşme yapıldığını ve önceki sahibinin, müvekkiline şirketin satıldığını, devir edildiğini beyan etmeksizin, tarafların kendi arasında anlaşması neticesinde, dekontlar ile de sabit olduğu üzere, şirket hesaplarından müvekkiline gönderilen 579.000,00 TL'nin cayma parası olarak kabul edildiğinin beyan edildiğini;Davacı şirketin haksız olarak sözleşmeyi feshetmesi üzerine 01.10.2024 tarihinde taraflar arasında "satış sözleşmesi fesih protokolü" yapıldığını, işbu protokolün dosyada mübrez olduğunu, her ne kadar 01.10.2024 tarihli protokol uyarınca, tarafların herhangi bir alacak yönünde talepte bulunulmayacağı belirtilmiş ise de, davacı şirket tarafından işbu protokolün imzalanmasından sonra Kartal 23. Noterliğinin 04.11.2024 tarihli ve ...3 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile haksız olarak 579.000,00 TL'lik kapora bedeli ve müvekkiline ödenmemiş olan 50.000,00 USD'nin talep edildiğini;Davacı şirketin, haksız kazanç sağlayarak sebepsiz zenginleşmeye çalıştığını, davacı şirketin, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi fesih protokol yükümlülüklerine de aykırı davrandığını, işbu protokol ile müvekkilini ibra etmesi sebebiyle müvekkilinden hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, bu süreçte müvekkilinin oteli işletemediğini ve bu durumun müvekkilinin müşteri kaybına sebebiyet verdiğini, davacı şirket yüzünden zarara uğradığını, davacı şirket yetkilileri tarafından müvekkiline kendilerinin otele müşteri getirecekleri ve bu sebeple müvekkilinin otele müşteri almaması yönündeki talepleri yüzünden müvekkili otele müşteri almadığı gibi davacı şirket tarafından vaat edilen müşteri portföyünün de otele yönlendirilmediğini, müvekkilinin oteli işletemediği için oldukça mağdur olduğunu ve zarara uğradığını;Bununla ilgili olarak taraflar arasında yapılan fesih protokolü uyarınca; otelin devir işleminin ödemeler işbu sözleşmede belirtilen tarihlerde yapılmadığı için anlaşarak fesh edildiğini, işbu fesih sebebiyle ödemiş olduğu 579.000,00 TL'yi davacı şirketin (alıcının) otelin işletilmediği dönemle ilgili olarak hiçbir talepte bulunmaması karşılığında feragat ettiğini ve bu hususla ilgili hiçbir kişi, kurum ya da adli makamlardan bu parayı talep etmeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmeden doğan tüm hakları için müvekkilini ibra ettiğini kabul, beyan ve taahhüt ettiğini;Davacı şirketin amacının haciz tehdidi ile müvekkilinden haksız kazanç sağlamak olduğunu, ihtiyati haczin işleme konulması halinde davacı şirketin anında müvekkilinin bankalarına bloke koyabileceğini ve müvekkilini oldukça zor duruma sokacağını, ihtiyati haczin şartlarının oluşmadığını, ihtiyati haczin yapılmasını haklı gösterecek delillerin de davacı şirket tarafından dosyaya sunulmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, müvekkilinin muayyen yerleşim yerinin olmamasının, mallarını gizlemesini, kaçırmaya ya da kaçmaya hazırlanması ya da hileli işlemlerde bulunması gerektiğini, keza taraflar arasında yapılan protokol uyarınca, 579.000,00 TL'nin müvekkilinin oteli işletememesi ve zararı olması sebebiyle kendisinde bırakıldığının taraflarca beyan, kabul ve taahhüt edildiğini, 50.000,00 USD yönünden ise, bu bedelin müvekkiline hiçbir zaman ödenmediğini, bu süreçte en başından beri zarara uğrayanın müvekkili olduğunu beyanla, istinaf başvurusunun kabulüne, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep, otel devir sözleşmesi gereği ödendiği iddia edilen kapora bedellerinin, sözleşmenin feshedildiği, devrin gerçekleştirilmediğii ve buna rağmen davacı tarafa iade edilmediğinden bahisle davalılardan tahsili talebi ile açılan davada, söz konusu alacak yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı ... yönünden talebin kabulüne karar verilmiş, karara karşı anılan davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İİK'nın 257/1. maddesi uyarınca; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258. maddesi uyarınca; ihtiyati haciz talep eden alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Burada aranan ölçü yaklaşık ispat ölçüdür. Somut olayda; davalı ... ile davacı şirket arasında imzalanan devir sözleşmesinde davalı tarafın, 579.000 TL kaporanın ve 40.000 USD'nin alındığını kabul ettiği, davalı şirket tarafından, davacı şirkete gönderilen cevabi ihtarnamede, devir işlemlerinin gerçekleşmediğinin ve sözleşmenin feshedildiğinin beyan edildiği, davalı ... tarafından da sözleşmenin feshedildiğinin kabul edildiği ve bu meyanda dosyaya bir fesih protokolü sunulduğu, söz konusu fesih protokolünün, davacı şirket adına imzalanmış olup olmadığının belirsiz olduğu, davacı şirket tarafından protokolün tarih kısmında sahtecilik yapıldığı ve imzalayan kişinin şirket yetkilisi olmadığının iddia edildiği, buna göre davalının, davacı tarafın ödediği bedellerden feragat ettiğine ve kendisini ibra ettiğine dair iddiasının yargılamaya muhtaç olduğu, İlk Derece Mahkemesi'nin ara karar tarihi itibariyle davacı şirket tarafından alacağın varlığı ve miktarının yaklaşık olarak ispat edildiği anlaşıldığından Mahkemece şartları oluşan ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi isabetli görülmüş, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 18/09/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.