Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi 2025/1426 E. 2025/1496 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1426
- Karar No
- 2025/1496
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ... : 07/06/2024 NUMARASI :....
TALEBİN KONUSU : İhtiyati Tedbir
Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/06/2024 tarih ve 2024/23 D.İş sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :İhtiyati tedbir isteyen vekili, müvekkili adına tescilli “...” esas unsurlu seri markaların bulunduğunu, karşı tarafça bu seri markaların aynısının ve/veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin, müvekkilinin herhangi bir izni olmadan kullanıldığını, bu durumun müvekkilinin marka tescilinden doğan haklarına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin delil tespiti yoluyla belirlenmesini ve karşı tarafın, marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, "..." adresindeki iş yerinin karşı tarafa ait vergi levhası içerdiği, bu yerde yiyecek ve içecek sağlanması hizmeti sunulduğu, talep edene ait markalar ile aynı veya benzer markasal kullanımların bu işyerinde bulunmadığı, "..." adresinde yer alan iş yerindeki vergi levhasının bu iş yerine ait olmadığı, zira iş yerinde bulunan vergi levhasında iş yeri adresi olarak "..." adresinin yazılı olduğu, "..." adresinde yer alan işyerindeki yazar kasa fiş örneğinin belirtilen adrese ilişkin olduğu, fiş üzerinde "..." kişisinin yazılı olduğu, dolayısıyla söz konusu iş yerinin karşı tarafa değil, taraf olarak gösterilmeyen "..." ad soyadlı kişiye ait olduğunun kabul edilmesi gerektiği, "..... linkinde yapılan paylaşımlar incelendiğinde, sayfanın 19/05/2019 tarihinde oluşturulduğu, ilk paylaşımın bu tarihte ".... ibaresi ile yapıldığı, bu hesapta paylaşılan markasal kullanımlar ile "..." adresinde tespit edilen markasal kullanımların aynı olduğu, 19/05/2019 tarihli paylaşımın talep edene ait 2020/21940 ve 2020/117155 sayılı markalardan önceki tarihli bulunduğu, öncelik ilkesi uyarınca talep edenin söz konusu markalara dayalı olarak, 19/05/2019 tarihinde ilk olarak paylaşıldığı anlaşılan "..... ... ... 1926" ibareli markasal kullanımı engelleyemeyeceği, "....... ilçesine bağlı semti olup, bankaları ve iş hanlarıyla ünlü en eski ticaret merkezlerinden biri olduğu, Yargıtay'ın ... kararı uyarınca maruf yerleşim yeri isimlerinin tek kişiye tekel olarak inhisarının sağlanamayacağı, bu ilke dikkate alındığında, delil tespiti yolu ile tespit edilen ve bir kısmının karşı tarafa ait olup olmadığı şüpheli "Şekil+... ... ... 1926" ibareli markasal kullanımların talep edene ait 2018/57648 sayılı marka ile tali unsurlar bakımından farklılaşabildikleri, yine talep edene ait 2014/8615-1 sayılı tasarım ile tespit edilen markasal kullanımlar arasında "Şekil" unsuru bakımından farklılık bulunduğu, mevcut delil durumuna göre talep edenin marka ve tasarım haklarının ihlal edildiğine yönelik yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbir isteyen vekili, ilk derece mahkemesinin, işbu davanın taraflarının uyuşmadığı yönündeki gerekçesinin açıkça hatalı olduğunu, “..." adresinde yapılan inceleme tutanağında iş yeri sorumlusu ... tarafından karşı yanın vergi levhası gösterilerek mezkur vergi levhasının merkez işletmeye ait olduğunun ve ayrı vergi levhaları bulunmadığının belirtildiğini, tespit mahalinin bir şube olduğunun anlaşıldığını, diğer bir ifadeyle işletmeler arasındaki organik bağın ikrar edildiğini, her iki mahalde yapılan incelemelerde, tespite konu işletmeler arasında organik bağ bulunduğu belirterek .... ait vergi levhası ile ticari faaliyetlerin yürütüldüğü beyan edilirken mahkeme tarafından işletmelerin .... ait olduğu şeklindeki çıkarımda bulunulmasının yerinde olmadığını, karşı yanın müvekkili markalarından önceki tarihte paylaşımı bulunduğu yönündeki değerlendirmenin de hukuken kabul edilemeyeceğini, “...” ibareli seri markaların, müvekkilinin uzun yıllardır sarf ettiği emek ile ayırt edicilik kazandığını, tüketici nezdinde tanındığını, karşı yanın, müvekkilinin sektörel olarak tanınmış olan “... ... ...” ibaresi ile benzerlik ve/veya ayniyet içeren “... ... ...” ibaresini kullanarak, müvekkilinin sektörel tanınırlığından da haksız surette faydalandığını, müvekkili tarafından uzun yıllardan beri tescilli, nizasız fasılasız surette kullanılmakla ayırt edici nitelik kazandırdığı ve sektörde tanınmış hale getirdiği “... ... ....” esas unsurunu müvekkilin herhangi bir izin ve/veya icazeti olmadan kendisine ait "... ... ..." ve türevi ibareleri ile müvekkil ile aynı ürün ve hizmetlerde kullanarak müvekkiline yönelik haksız rekabet oluşturacak eylemlerde bulunan karşı yanın işbu eylemleri sebebiyle, müvekkilinin telafisi güç ve/veya imkansız zararlara uğrayacağını, yaklaşık ispat koşulunun sağlandığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesinin gerektiği, dosya kapsamındaki delillerle, ilk derece mahkemesi kararında açıklanan nedenler de dikkate alındığında yaklaşık ispatın sağlandığının söylenemeyeceği, durum ve koşulların değişmesi halinde her zaman ihtiyati tedbir talebinde bulunulabileceğinin tabii olduğu anlaşılmakla, ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, ihtiyati tedbir isteyen tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin ihtiyati tedbir isteyenden tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbir isteyen tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın tebliğ ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/07/2025 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2025
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...