Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2025/126 E. 2025/486 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2025/126
- Karar No
- 2025/486
- Karar Tarihi
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/126-2025/486 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Gönderme/HMK m. 353/1-a.6) DOSYA NO : 2025/126 Esas KARAR NO : 2025/486
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/03/2023 NUMARASI : 2021/733 Esas-2023/227 Karar
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 20/05/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 27/05/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; Davacı vekili iddiasında özetle; Müvekkilinin, davalı borçludan muhtelif tarih ve numaralı faturalara dayalı cari hesaptan kaynaklanan alacağından dolayı Ankara 10. İcra Müdürlüğü'nün 2021/14872 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak takibe itirazı ile takibin durduğunu belirterek, davalı-borçlunun icra takibine yaptığı haksız itirazın iptaline ve takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Davacının davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, müvekkili şirketin davacıya herhangi borcu bulunmadığını, davacının müvekkili şirkete ait Nitril Eldiven Üretim Fabrikalarının kurulum ve imalat işlerinde kaynak ve montaj işlemlerini yaptığını, davacının işleri gerektiği gibi yapmadığını, eksik imalatlar olduğunu, işleri zamanında yapmadığını, Kahramankazan Sulh Hukuk Mahkemesi 2021/33 D.iş dosyasıyla bu durumun tespit edildiğini, müvekkiline ait cari hesap dokümanlarına göre müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm borçları bitirebilmek ve işlerini tamamlamayarak kendisini maddi zarara uğratan davacı ile bağını sonlandırmak adına davacı şirket yetkilisine elden 180.000,00 TL teslim edildiğini, eksik imalat yapması sebebi ile müvekkili tarafından davacıya 29.10.2021 tarihli 1.097.400 TL bedelli iade faturası düzenlendiğini, davacının iade faturasını kabul etmemesi sebebi ile 30.10.2021 tarihinde tekrar iade faturası düzenlendiğini, iş bu iade faturasının kabul edildiğini, cari hesap kayıtlarına göre 20.07.2021 tarihinde davacıya 500.000,00.TL. bedelli çek teslim edildiğini, müvekkilinin borcunu çek ile ödediğini belirterek, haksız davanın reddi ile dava konusu meblağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Dosya davacısının, davalı ile yaptığı sözleşme kapsamında yüklendiği işlere istinaden düzenlenen faturalara dayalı cari hesap alacağının ödenmemesi sebebi ile alacağın tahsili için yapılan icra takibine yönelik itirazın iptalini istediği, davalının ise akdi ilişkiyi kabul etmekle birlikte davacının yüklendiği işleri süresinde ve eksiksiz yapmadığını, davacının alacağının tamamının elden, çekle ve banka aracılığı ile ödendiğini, davacının alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istediğini, taraflar arasında yazılı bir sözleşme sunulmamışsa da, davalı tarafın savunmasında, davacının Nitril Eldiven Üretim Fabrikalarının kurulum ve imalat işlerinde kaynak ve montaj işlemlerini yaptığını kabulü karşısında taraflar arasında akdi ilişkinin varlığının kabul edildiği, taraflar arasında cari hesap mutabakatına dair bir kayıt sunulmadığı, bilirkişi raporunda tarafların ticari defterleri ve banka kayıtlarına göre yapılan tespite göre, davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 2.391.400,00 TL alacaklı olduğu, davacının davalı tarafa 4 adet fatura keşide ettiği, faturaların 3 adedinin yapılan işe karşılık işçilik bedeli açıklamalı olduğu, 1 adedinin ise davalının 29/10/2021 tarihinde keşide ettiği BME 202100000023 numaralı 1.097.400,00 TL tutarlı, hatalı ve teslim edilemeyen işçilik bedeli açıklamalı faturaya karşılık keşide edilen 30/10/2021 tarih ve GİB2021000000009 numaralı iade faturası olduğu, bu faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının toplam 651.000,00 TL'yi banka yoluyla davacıya ödendiği, buna göre davacının 4 fatura bedeline dayalı 2.391.400,00 TL alacağından, 1.097.400,00 TL tutarlı davalının iade faturasının iadesine dair fatura bedeli ile 651.000 TL davalının banka aracılığı ile yaptığı ödemesi düşüldüğünde, davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 643.000 TL alacağı olduğu, davalının savunmasında belirttiği davacının şirket yetkilisine yapıldığı belirtilen 01/11/2021 tarihli 180.000,00 TL nakdi ödemenin davalının ticari defterlerinde dahi kayıtlı olmadığı, bu ödemeye ilişkin kayıt sunamadığı, ayrıca iade alınan çeke istinaden elden yapıldığı ileri sürülen 500.000,00 TL ödemeyle ilgili de tevsik edici bir belge sunamadığı anlaşılmakla, açılan dava kısmen kabul edilerek, davalının icra takibine yönelik itirazının kısmen iptali ile, takibin 643.000 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, takibe konu alacağın, faturaya dayalı likit alacak olması sebebi ile hükmolunan 643.000 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 128.600 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının reddedilen alacak yönünden takibi kötü niyetle yaptığı ispatlanamadığından, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 500.000,00 TL'lik çekin elden ödendiği iddiasını kabul etmediklerini, düzenledikleri işçilik faturalarının davalıda kayıtlı olduğunu, müvekkilinin davalının iade faturasını, iade faturasıyla birlikte iade ettiklerini, bunun üzerine davalı yeni bir iade faturası düzenlemiş ise de bunun kabul edilmediğini, iade faturasını kabul etmediklerini belirterek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; elden ödenen 500.000,00 TL'nin dikkate alınmadığını, bilirkişi heyetince belirtilen eksik evrakların giderilmediğini, davacı ...'nin müvekkil ile olan ticari ilişkisinden dolayı aldığı 1.151.000,00 TL'yi ticari defterine işlediğini, davacı defterinin usulüne uygun olmadığını, verilere nasıl ulaşıldığının açık ve anlaşılır olmadığını, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, müvekkilin davacıya borcu bulunmadığını, davacının işi tamamlamadığını, elden ve nakit olarak davacı yetkilisine 180.000,00 TL teslim ettiklerini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/06/2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır ( 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesi). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2019/3926 Esas -2020/2954 Karar). Somut olayda cari hesaba konu edilen faturalar davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmiş olup akdi ilişkinin de somut bir şekilde inkar edilmediği; davalı tarafından düzenlenen iade faturası davacı taraf ticari defterlerine kaydetmiş ise de davacı tarafın aynı miktarda süresi içinde düzenlediği iade faturası da davalı tarafın ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu, davalı tarafın ikinci kez düzenlediği iade faturasının davacı tarafın ticari defterlerine kaydedilmediği anlaşılmaktadır. Ancak taraflar arasındaki temel sözleşme ilişkisi değerlendirilmeden sadece cari hesap üzerinden sonuca gidilmesi ve davalı tarafın ikinci kez düzenlediği iade faturasının davacı tarafa tebliğ edilip edilmediği tartışılmadan iade faturası bedelinin davacı alacağından mahsup edilmesi doğru görülmemiştir. O halde Mahkemece yapılacak işlem; takip dayanağı fatura suretlerinin dosya arasına getirtilerek taraflar arasındaki uyuşmazlığa esas temel sözleşme ilişkisinin tespiti; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin eser sözleşmesi olduğunun anlaşılması halinde davalı iş sahibi tarafından süresinde ayıp ihbarı yapılıp yapılmadığının tartışılması; gerekli görülmesi halinde mahallinde keşif yapılması, davalı tarafından gönderildiği ileri sürülen ikinci iade faturasının davacı tarafa tebliğ edilip edilmediğinin tespiti ile sonucuna göre bedelinin mahsup edilip edilmeyeceğinin tartışılması; bu şekilde ulaşılacak sonuca göre karar verilmesinden ibaret olacaktır. Açıklanan nedenlerle; sair hususlar incelenmeksizin taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 23/03/2023 tarih ve 2021/733 Esas-2023/227 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 5-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-İnceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. Fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Katip ... ✍e-imzalıdır