Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/1223 E. 2025/1452 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/1223
Karar No
2025/1452
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/1223 Esas 2025/1452 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2025/1223 KARAR NO : 2025/1452

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ :29/05/2025 NUMARASI :2025/147 Esas 2025/441 Karar

DAVA : Şirketin İhyası DAVA TARİHİ : 26/02/2025 KARAR TARİHİ : 04/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2025

Taraflar arasındaki şirketin ihyası istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited Şirketi ile müvekkili arasında Bolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/37 Esas sayılı dosyasında görülen alacak davasında, anılan şirketin 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden tasfiye edilerek terkin edildiğinin anlaşıldığını, Bolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2025 tarihli ara kararıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi gereğince şirketin ihyası için dava açmak üzere taraflarına yetki ve süre verildiğini beyanla, dava dışı ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited Şirketinin ihyasına, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müdürlükleri nezdinde kayıtlı bulunan şirketin 23/01/2014 tarihinde resen terkin edildiğini, şirketin müdürlüklerine bildirilen adresine kapatılma nedenine ilişkin tebligat çıkarıldığını, tebligatın taşınmış notuyla iade olduğunu, ihtarın ayrıca 07/10/2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, şirketin son adresine tebligat yapıldığından, tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın TK uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarın hukuka uygun olduğunu, bildirimde bulunulmadığı takdirde münfesih sayılacağı ilanen bildirilen şirketin, süresi içinde başvuruda bulunmadığını, bu nedenle 28/01/2014 tarih, 8495 sayılı TTSG'de yapılan ilan ile sicilden resen terkin edildiğini belirterek, davanın reddine, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde TTK m. 547/2 uyarınca tasfiye memuru atanmasına, müdürlüklerine açılan davada yasal hasım olduklarından tarafları aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ihyası talep olunan şirketin davalı tarafından hukuka aykırı şekilde ticaret sicilinden terkin edildiği , davacı tarafından, terkin edilen ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited Şirketi'ne karşı Bolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/37 esas sayılı dosyası üzerinden alacak davası açıldığı, dosyanın derdest olduğu anlaşılmakla, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü ... sicil numarasında kayıtlı iken terkin edilen ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited Şirketi'nin ihyasına, ek tasfiye işlemlerini sağlamak üzere tasfiye memuru olarak şirketin ortağı ...'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili 03/07/20025 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, terkin tarihinde, şirketin derdest davalarının, alacak ve borçlarının, şirket üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmazların Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirketin Geçici 7.maddedeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin 23/01/2014 tarihinde terkin edildiği göz önünde bulundurulduğunda 10 yıllık sürenin dolması sebebiyle şirketin malvarlığının Hazine'ye intikal ettirilmesi ve bu doğrultuda Hazine'nin de şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağı düzenlemesine bağlı olarak davanın konusu ortadan kalkmış olup huzurdaki davada bu yönde karar verilmesinin hukuka uygun olacağını, Şirketin son adresine tebligat yapıldığından, tebligat ulaşmasa dahi yapılan ilanın Tebligat Kanunu uyarınca yapılmış bir tebligat sayılacağından yapılan ihtarın hukuka uygun olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan zorunlu hasım durumunda olduklarını, bu nedenle taraflarına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TTK Geçici 7. madde hükmü uyarınca terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava dışı ihyası talep edilen ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited şirketinin münfesih olmalarına veya sayılmalarına rağmen TTK'nın geçici 7'nci maddesi uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilindeki kaydının re'sen silindiği anlaşılmıştır. (Odaca kaydı silinenler) Dosya içerisinde yer alan Bolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/37 esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından ihyası istenilen ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited Şirketi ile başkaca şirketler aleyhine açılan rücuen tazminat davasında , 17/02/2025 tarihli ara karar ile davacı vekiline dava dışı şirketin davada temsili bakımından ve taraf teşkilinin sağlanması açısından ihya davası açması için yetki ve süre verildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı, terkine ilişkin ihtar ve tebligat suretleri dosya içerisinde yer aldığı, dava dışı ihyası talep edilen ... İnşaat Turizm Medikal Tarım Ürünleri Temizlik Güvenlik Limited şirketinin münfesih olmalarına veya sayılmalarına rağmen TTK'nın geçici 7'nci maddesi uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içinde bildirimde bulunulmaması nedeniyle 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilindeki kaydının re'sen silindiği anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4.fıkrasının "a" bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11.bendinde ise; dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden re'sen silineceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, şirketin 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise şirketin adresten taşınması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 4/a bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır. Öte yandan 5174 Sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği İle Odalar Ve Borsalar Kanunun 10/3. maddesinde; "Oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla ticaret sicil kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna ihbarda bulunulur. İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda kaydı silinmiş sayılır. Bu süre içerisinde durumunu bildiren üyelerin aidat tahakkukları başlatılır. Ancak bu durumda olanlar tüm aidat borçlarını ödemedikçe seçmen listelerine tekrar kaydedilemeyeceği, hükmünü içermektedir. 30/12/2012 gün ve 28513 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin" Tebliğ'in 1. maddesinin "d" bendinde; "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda yönetim kurulu kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlemiştir. 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde; "01/07/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır" denilmek sureti ile ancak kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirketin tasfiyesi TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre tasfiye edileceği belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu maddede belirtilen sınırlı hallere mühhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir. Bu nedenle tadadi nitelikteki (numerus clausus) bu haller dışındaki durumlarda geçici 7. maddeye göre değil TTK veya ilgili kanunlardaki tasfiye usulünü uygun tasfiye yapılacaktır. Maddenin geçici ve istisnai oluşu göz önüne alındığında anılan maddeki sayılan hallerin tadadi olduğu ve genişletilmeye tabi tutulamayacağı veya genişletici yorumda bulunulamayacağı açıktır. Kanunun istisnai tasfiye usulüne (geçici 7. maddeye göre) tabi olacağını belirtmediği bir hal ikincil bir düzenleme ile de olsa geçici 7. madde kapsamına alınamaz. Hukuk Genel Kurulu'nun 14/06/2017 tarih ve 2017/4-1358 esas 2017/1193 karar sayılı kararında; "...Diğer taraftan normlar hiyerarşisi dikkate alındığında daha alt basamakta yer alan ve tamamen idarenin düzenleyici tasarrufu niteliğinde olan yönetmelikle, daha üst basamakta bulunan ve yasama organı tarafından objektif, soyut ve genel nitelikte bir yasama tasarrufu niteliğinde bulunan kanuna aykırı düzenleme getirilmesi mümkün değildir. Yönetmelik kaynağını kanundan alır ve ancak kanunun uygulanmasını gösterir. Kanunda bulunmayan bir düzenlemenin, yönetmelikle ihdası ve bu yolla kanunun önüne geçen bir uygulamanın benimsenmesi hukukun genel teorisine de aykırıdır" denilmek sureti ile yönetmeliğin kanunla çelişen hükümlerinin değil kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Özetle ikincil düzenlemeler dayandıkları kanun maddelerine aykırı olamaz ve çelişen hallerde ikincil düzenleme hükümleri dikkate alınmaz ve kanun hükümleri uygulanır. Doktrinde de bu çelişkiye dikkat çekilerek tebliğdeki düzenlemenin kanuni dayanağının bulunmadığı ve kanundaki sayımın sınırlı olduğu vurgulanmıştır.(Murat Kaderoğlu Anonim Şirketlerin İnfisahı, sayfa 350-351, dipnot 251 atfı Çalışkan s. 200; Şengül Al Kılıç, Anonim Şirketlerde Tasfiyeden Dönme, sayfa 168 dipnot 418-aynı yöndeki atıf Karaman Coşgun s.316,). Davalı Ticaret Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle de usul ve yasaya aykırıdır.(Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06/12/2023 tarih ve 2023/6272 Esas 2023/7130 Karar, 04/12/2023 tarih ve 2023/6185 Esas 2023/7038 Karar sayılı ilamları). Öte yandan geçici 7/2 maddeye göre hakkında icra dosyası olan şirket hakkında geçici 7.madde terkin işlemi yapılamaz. Somut dosyada da terkin edilen şirket aleyhine 2010/13579 esas sayılı takip varken terkin edildiği anlaşılmakla terkin işlemi usulsüzdür. Hal böyle olunca mahkemece, davalı ticaret sicil müdürlüğünün 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, davacının şirketin ortağı olmakla birlikte amacının ve talebinin sadece dava dışı şirket adına açılan rücuen tazminat davasında taraf teşkilini sağlamak üzere şirketin sınırlı ihyasını ve ek tasfiye talep ettiği dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin Bolu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2025/37 Esas sayılı dosyasındaki yargılama ve hükmün icrası kapsamında müteakip yapılacak işlemler ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve ek tasfiyesine, ek tasfiye işlemlerini sağlamak üzere tasfiye memuru olarak ...’ın atanmasına dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere davalı ticaret sicil müdürlüğü 6102 sayılı TTK'nun geçici 7. maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygundur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07/10/2024 tarih ve 2024/4996 Esas 2024/7128 Karar sayılı emsal içtihatı). Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.04/12/2025

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2025/1223, K. 2025/1452, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-1223-e-2025-1452-k-4ac40bb3adfa