Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/635 E. 2026/1576 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/635
Karar No
2026/1576
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/635 KARAR NO : 2026/1576

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : 2023/728 Esas - 2024/83 Karar DAVANIN KONUSU : Munzam Zararın tazmini KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/10/2026

Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/02/2024 tarih 2023/728 Esas 2024/83 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, müvekkili şirket adına bulunan ... plakalı çekicinin davalı tarafından kasko teminatı altına alındığını, 07.06.2022 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde meydana gelen hasarın tazmini adına Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/740 E ve 2023/281 K numaralı ilamı ile davanın kabulü ile toplam 161.245,14-TL'nin 22/06/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesine karşın, dava tarihi olan 22/06/2022 tarihi itibari ile ödeme tarihi 14/06/2023 tarihleri arasında asıl alacağa uygulanmış olan ticari avans faizi anılan dönemlerde ülkedeki enflasyon oranı, hızlı bir şe arı karşısında değer kaybeden ülke parası, üfe-tüfe oranlarına kıyasen müvekkilinin zararını karşılamadığı gerekçesiyle davacının yoksun kaldığı karın kusurlu davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili; davacı tarafından talep edilen aşkın zarar talebi ile ilgili müvekkil şirketin sorumluluğu bulunmadığını, aşkın zararın mutlaka somut delillerle ispatının gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TBK'nun 122. maddesinde alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu munzam zararın; borçlunun temerrütü nedeniyle uğranılmış olan ve temerrüt faizini aşması nedeniyle borçlu tarafından karşılanmayan zarar olup, alacaklının, temerrüt nedeniyle uğradığı ve temerrüt faizini aşan bakiye zararının borçludan tahsilini isteyebileceği, ancak munzam zararın bulunduğu hususunun alacaklı tarafından ispatlanması ve fiilen uğranılan zararın somut veri ve belgelerle tevsik edilmesi gerektiği, soyut anlatımlar, muhtemel kar kayıpları, elde edilmesi tahmin edilen gelir kalemleri munzam zararın ispatı için yeterli olmadığı,(Yargıtay 17.H.D 21.03.2018 tarih 2016/7968 E.- 2018/2806 K.)TBK'nun 122. maddesinde karşılanması öngörülen, faizi aşan zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri) dışında, davacının durumuna özgü, somut vakıalarla ispatlanması gereken bir durum olduğu, davacının sigorta şirketi tarafından ödemenin yapılması gereken zaman ile ödemenin yapıldığı tarih arasındaki 1 yıllık süreçte davacının parasını kullanamadığı, davacının toptan yakıt alıp sattığı , parasını kullanamaması sebebiyle kar kaybı yaşadığını bildirmişse de, muhtemel kar kayıplarının munzam zarar için yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ:Davacı vekili, yerel mahkemenin eksik ve yanlış değerlendirme sonucu davanın reddine karar verdiğini, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay İçtihatları uyarınca yüksek enflasyonist ortamda paranın geç ödenmesi durumunda değer kaybının aşırı bir külfet oluşturduğu ve bu durumun mülkiyet hakkı ihlali teşkil ettiğini, Aşırı enflasyonist ortamda bireyin veya ticari şirketin parasının değerini korumak için yatırımlara dönüştürmesinin hayatın olağan akışına uygun bir "karine" olduğunu, dolayısıyla bu durumun ayrıca somut detaylarla ispatının gerekmediğini, davacı şirketin limited şirket olup ticari gayeyle hareket ettiğini, ana faaliyet alanının petrol ve nakliye olup, parasını zamanında alabilseydi bunu yakıt alıp satarak ticari faaliyette değerlendireceğini belirterek, şirketin yakıt ticareti yaptığına ilişkin faturanın dava dilekçesi ekinde sunulmasına rağmen mahkemenin bu delilleri göz ardı ettiğini, mahkemenin dosyayı bir bilirkişiye tevdi ederek davacının uğradığı net zararı hesaplatması gerekirken doğrudan reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, sunulan deliller/faturalar doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE :Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Davacı şirket, aracında meydana gelen hasar nedeniyle açtığı tazminat davasında hükmedilen ana parayı ticari avans faiziyle tahsil ettiğini, ancak ödemenin geciktiği dönemdeki yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki artış ve paranın değer kaybı nedeniyle faizin zararı karşılamadığını, kâr kaybı ve munzam (aşkın) zarara uğradığını iddia ederek tazminat talep etmiş, davalı ... şirketi vekili, aşkın zararın somut delillerle ispatlanamadığını belirterek davanın reddini istemiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda TBK'nun 122. maddesi gereğince, munzam (aşkın) zararın varlığının davacı tarafından somut veri ve belgelerle ispatlanması gerektiği, ülkedeki genel ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, döviz kurları, faiz oranları) ile soyut ve muhtemel kâr kaybı anlatımlarının munzam zararı ispatlamaya yeterli olmadığına karar verilmiştir. Toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, mahkemenin tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, özellikle de TBK'nun 122. maddesi gereğince, munzam zararın varlığının somut veri ve belgelerle ispatlanması gerektiği, enflasyon, döviz kurları, faiz oranları gibi ülkedeki genel ekonomik olumsuzluklar ile soyut ve muhtemel kâr kaybı anlatımlarının munzam zararı ispatlamaya yeterli olmadığına yönelik mahkeme gerekçesinde isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 09/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/635, K. 2026/1576, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-635-e-2026-1576-k-d4cb7b871340