Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/627 E. 2025/1504 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/627
- Karar No
- 2025/1504
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/627 Esas
KARAR NO : 2025/1504
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 21/12/2023
NUMARASI : 2023/45 Esas, 2023/1312 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 27/11/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... Makina Ticaret A.Ş. ile davalı ... ... Nakliye ve Ticaret Ltd. Şti. arasında 23.12.2020 tarihli Depolama Hizmet Sözleşmesi akdedildiğini, işbu sözleşme uyarınca müvekkili şirkete ait iş makinelerinin, davalının Orhanlı yerleşkesindeki Dilovası ve Erenköy Gümrük Müdürlüklerine bağlı antrepolarda stoklanması ve sevkiyatının yapıldığını, davalının sözleşmesel yükümlülüklerinin 01.01.2022 – 31.12.2022 tarihleri arasındaki ücret tarifesi kapsamında, makinelerin antrepodaki m2 aşımı söz konusu olduğunda, müvekkili tarafından davalıya ödenecek aşım bedelinin 1 TL x m2 x gün şeklinde hesaplanacağının düzenlendiğini, ancak, davalı tarafından 2022 yılı Nisan, Mayıs ve haziran aylarına ait m2 aşımlarına ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin oldukça fahiş olduğunun, bunun üzerine, müvekkili tarafından faturalar nezdinde yapılan inceleme neticesinde, işbu faturalardaki m2 aşım hesaplamalarının hatalı olduğu, ücret tarifesine aykırı şekilde fazla m2 üzerinden hesaplandığının tespit edildiğini, Nisan ayında kullanılan alan 336 m2 olduğu halde 1225 m2 hesaplandığını, dolayısıyla 36.760 TL tutarındaki aşım hesaplamasında yanlış ölçülen 889 m2’ye karşılık gelen 26.668,30 TL’si fazla hesap edildiğini ve fatura edildiğini, Mayıs ayında kullanılan alan 300 m2 olduğu halde 1300 m2 hesaplandığını, dolayısıyla 39.020 TL tutarındaki aşım hesaplamasında yanlış ölçülen 1000 m2’ye karşılık gelen 29.993,60 TL’si fazla hesap edilmiş ve fatura edildiğini, Haziran ayında kullanılan alan 303 m2 olduğu halde 990 m2 hesaplandığını, dolayısıyla 29.725 TL tutarındaki aşım hesaplamasında yanlış ölçülen 687 m2’ye karşılık gelen 20.619,40 TL’si fazla hesap edilmiş ve fatura edildiğini, bu nedenlerle müvekkilinin 27/06/2022 tarihli Nisan 2022 ayına ait 46.156,90-TL bedelli fatura yönünden 26.668,30-TL, 27/06/2022 tarihli Mayıs 2022 ayına ait 47.331,30-TL bedelli fatura yönünden 29.993,60-TL, 30/06/2022 tarihli Haziran 2022 ayına ait 38.036,30-TL bedelli fatura yönünden 20.619,40-TL, olmak üzere toplam 77.281,30-TL tutarında borcun fazla ve yanlış hesap edildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, anılan faturaların sözleşmesel ilişki ve gerçeklik ile uyumlu olmadığını, bu nedenlerle davaya konu bedeller bakımından davalıya herhangi bir borcu olmadığının tespitine davalı aleyhine, %20 den az aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Cari yılın hesap dönemi 11 ayı kapsadığını, 2022 yılı ocak ayı ile Kasım ayları arasında 12 adet fatura düzenlendiğini, her bir faturanın içerik ve hesaplamalarının titiz bir şeklide kullanılan alan üzerinden hesaplandığını, faturalara ilişkin herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi iade faturası da düzenlenmediği, bu nedenle davacı tarafça itirazda bulunulmayan dava konusu faturaların içeriğinin TTK m.21/2 uyarınca kabul edildiğinden bahisle davanın reddini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan m2 ölçümünde herhangi bir hata ya da yanlış hesaplama söz konusu olmadığını bu nedenlerle, davacının haksız ve hukuka aykırı talebine dayanılarak verilmiş bulunan İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, faturalara, süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığından davanın reddine, müvekkili tarafından yapılan hesaplama yasaya ve sözleşmeye ve fiili duruma uygun olduğundan davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
"...Tüm dosya kapsamı hep bilikte değerlendirilmesinde ; Dava menfi tespit davası olup taraflar arasında 23.12.2020 tarihli Depolama Hizmet Sözleşmesi akdedilmiş olup davacı tarafça her ne kadar taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davaya konu 27/06/2022 tarihli 46.156,90-TL bedelli, 27/06/2022 tarihli 47.331,30-TL bedelli, 30/06/2022 tarihli 38.036,30-TL bedelli faturaların fazla ve yanlış hesap edildiğini, böyle bir borcu bulunmadığı iddia edilmişse de dosya da alınan bilirkişi raporuna göre davalı tarafın davacı tarafa düzenlediği ve davaya konu edilen 3 adet ve KDV dahil 131.524,50 TL tutarında faturanın olduğu, faturanın açıklama kısmına ardiye hizmet bedeli + kayıt tescili + ardiye hizmet bedeli + teminat kullandırma bedeli diye yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, bu faturaların tarafların yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davaya konu olan 3 adet faturanın taraflarca tutarlar birbirini teyit edecek şekilde BS-BA formları ile beyan edildiği tespit edilmiş olup davacı tarafça iş bu faturalara itiraz ettiğine dair dosyaya bir delil sunmamıştır. Davacı taraf borcun fazla ve yanlış hesap edildiğini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, anılan faturaların sözleşmesel ilişki ve gerçeklik ile uyumlu olmadığı iddialarına yönelik dosyaya bir delil sunmamış olup kapsam da ispat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun '' (HMK) 190.maddesine göre “ (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. '' hükmü dikkate alındığında davacı tarafça davaya konu iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla" davanın reddine şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Dava dilekçesini tekrar ederek davalı tarafından 2022 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarına ait m2 aşımlarına ilişkin düzenlenen fatura bedellerinin yapılan inceleme neticesinde fahiş olduğu ve davalının sözleşmede ifade edilen hesaplama usulüne uygun şekilde işlem yapmadığı, afaki şekilde ve akde aykırı fatura düzenlemiş olduğu görüldüğünün ancak taraflar arasında süreklilik arz eden ticari ilişkinin varlığı neticesinde doğan güven ilişkisi sebebi ile geç fark edildiğini, faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilememiş olması sebebi ile davanın reddinin yerinde olmadığını, iddiayı ispat imkanı tanınmadığını, sözleşmesel hesaplama usulünün dikkate alınmadığını, keşfen antrepoda inceleme yapılmayarak eksik inceleme ile karar verildiğini, antrepo alanlarının kullanımında m2 hesabı yapıldığını ve faturalandırma da bu veri üzerinden gerçekleştirildiğini, antrepo beyannamesinde teslim edilen malların cinsi, menşei, ağırlığı, uzunluğu ve hesabın yapılmasına elverişli tüm bilgiler bulunduğunu, bilgilerin davalı antrepo şirketinin kayıtlarında da mevcut olduğunu, eşyanın kapladığı işgal alanın tespitinin ancak fiziki olarak görülmesiyle mümkün olabileceğine ilişkin bilirkişi beyanını kabul etmediklerini, dosyada mübrez olan makinenin teknik ölçü birimleri kullanılabileceği gibi beynelmilel olan bu verilere makinelerinin isimlerini internette arama motoruna yazıldığında dahi boyutlarına, ağırlığına ve hesaba elverişli her türlü veriye ulaşılabileceğini, Yeni bir heyet ve makine mühendisi bilirkişi talebinin ise Yerel Mahkeme tarafından gerekçesiz reddedildiğini, mahkemenin red gerekçesini kabul etmediklerini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Davacı, davalı tarafından düzenlenen 3 adet toplam 131.524,50TL bedelli faturanın 77.281,30 TL 'lik kısmı yönünden menfi tespit kararı verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; mevcut delil durumu ve bilirkişi raporu, davaya konu 3 adet faturanın taraflarca tutarları birbirini teyit edecek şekilde BA-BS formları ile beyan edildiği, davacının itirazlarının ek raporda ayrıntılı olarak değerlendirildiği dikkate alındığında ilk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmemiş, davacı vekilinin istinaf isteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.27/11/2025