Bölge Adliye Mahkemesi · Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/613 E. 2026/263 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/613
Karar No
2026/263
Karar Tarihi

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/613 - 2026/263 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/613 KARAR NO : 2026/263

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP :

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ :.... Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/12/2023 NUMARASI :2021/450 Esas, 2023/825 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 27/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2026

.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2023 tarih ve 2021/450 Esas, 2023/825 Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/02/2019 tarihinde davacı müvekkil ...'un ... plakalı motosikleti ile ... Mahallesi istikametinde seyir halinde iken plakası ve kimliği tespit edilemeyen araç sürücüsünün kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki plakası tespit edilemeyen aracın sola manevra yapması üzerine bu araca çarpmamak için sağa yöneldiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosikletiyle yolun sağında park halinde olan ... plaka sayılı otomobilin sol yan kısmına çarpması sonucu çarpması neticesi ile maddi hasarlı trafik kazasında davacı müvekkilinin ağır derecede yaralandığını, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davacı müvekkilinin ... Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, kaza sonrasında davacı müvekkilinin ağır olarak yaralandığını, günlerce hastanede tedavi gördüğünü, iş göremez durumuna düştüğünü, ciddi anlamda vücudunda kalıtsal hasarlar olduğunu, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2019/30386 Soruşturma numaralı dosyada soruşturma yapıldığını, kazaya neden olan araç ve sürücüsünün tespit edilememesi nedeni ile davayı Güvence Hesabına yönelttiklerini, davacı müvekkilinin kazadan kaynaklı oluşan geçici ve kalıcı maluliyetinin tespiti ile bakıcı giderlerinin tespiti ile bu maluliyete tekabül eden maddi zararının davalı sigorta şirketinden tazmini talebinin bulunduğunu, davalı sigorta şirketine davacı müvekkiller adına 27/11/2020 şirketi tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, 15 günlük yasal süre içerisinde sigorta şirketi tarafından verilen cevapta müvekkilin maluliyetine ilişkin rapor talep edilmiş, rapor alındıktan sonra davacı müvekkiline ödeme yapıldığını, arabuluculuk aşamasında yapılan ödemenin tam olduğunu beyan ettiklerinden anlaşmanın sağlanmadığını, fazlaya ilişkin hak ve alacaklarının saklı kalması kaydıyla davacı müvekkil için kalıcı iş göremezlik için 100,00-TL, geçici iş göremezlik tazminatı 100,00-TL olmak üzere maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden kusuru oranında tahsili ile davacı müvekkile ödenmesine, dava masrafları ve vekalet ücretlerinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili dava dilekçesinde özetle; öncelikle davanın usulden red edilmesinin gerektiğini, iş bu dava öncesinde davalı müvekkili kuruma başvuru neticesinde meydana gelen zarar hesaplanarak 32.766,00-TL maluliyet tazminatını müvekkil kurum tarafından 28/05/2021 tarihinde ödendiğini, davacı tarafından davalı müvekkil kuruma ibraz edilen 23/02/2021 tarihli Erişkinler İçin Terör, Kaza Ve Yaralanmaya Bağlı Durum Bildirir Sağlık Kurulu Raporunda davacının maluliyet tespitinin yapıldığını, oranın %6(altı) olarak belirlendiğini, davacı tarafın geçici iş göremezlik talebinin de olduğu görülmüş ancak davalı güvence hesabının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, başvuru sırasında sunulan evraklar üzerinden ödemenin gerçekleştiğini, sunulan belgelerde belirtilen kusur oranı, maluliyet oranı vb. Hususlarda değişiklik olması halinde yeni bir başvuru yapılmasının gerektiğini, sunulan belgelere göre ödeme yapan davalı müvekkil kurumun herhangi bir yükümlülüğünün kalmadığını, meydana gelen trafik kazasında davacı ...'un maluliyetine neden olduğunu, sürücünün kazada sınıfına uygun sürücü belgesinin bulunmadığını, davaya konu trafik kazasında uzman kişiden bilirkişi raporu alındığını, %50 oranında davacının kusuru bulunduğunu, davalı ...'nın sigortası bulunmayan aracın sürücüsünün kusuru oranında ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, davalı ...'nın sorumluluğu teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin gerektiğini, davacının taleplerinin zaman aşımına uğradığını, davanın öncelikle usulden reddine, mahkeme aksi kanatte ise esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, Davanın kabulü ile, A-) Davacının 9.913,72 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 28/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-) Davacının 157.031,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 28/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; davacı tarafa dava öncesinde müvekkili kurum tarafından ödeme yapıldığını, davacı tarafından açılan iş bu dava öncesinde, müvekkili kuruma başvuru neticesinde meydana gelen zarar hesaplanarak, davacının kusuruna isabet eden kısımın düşüldüğünü ve 32.766,00 TL maluliyet tazminatı müvekkili kurum tarafından 28.05.2021 tarihinde ödendiğini, mahkeme nezdinde eldeki davanın ikame edilmesinin dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, kazanın ne zaman meydana geldiğinin ispatlanamadığını, Güvence Hesabının geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını, kusur oranları arasında çelişki olduğunu, mahkemece müterafik kusur indirimi yapılmadığı ve tazminat hesaplamasının hatalı olduğunu, PMF - 1931 yaşam tablosu %1,65 teknik faiz uygulanması ve bakiye tazminat talebi yönünden başvuru yapılmadığı için davanın usulden reddinin gerektiğini belirterek yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50., 54. ve 55. maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (malüliyet) maddi tazminat davasıdır. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekilinin usulüne uygun başvuru yapılmadığına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili her ne kadar davacı tarafından müvekkili kuruma dava öncesi başvuru sırasında eksik belge ile başvurulduğu, usulüne uygun başvuru yapılmadığını ileri sürmüş ise de; davacı vekili tarafından davanın açılmasından önce davalı Güvence Hesabına gerekli tüm belgelerle, kaza tutanakları, hastane epikrizleri, hesap bilgileri vd. ile usulüne uygun olarak başvuru yapıldığı ve davalı tarafından kısmi ödeme de yapıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı vekilinin kazaya sebep olan aracın varlığının somut delillerle ispat edilmesi gerektiğine yönelik istinafının incelenmesinde; Davalı Güvence Hesabının sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için; davacının yaralanmasının trafik kazasından kaynaklı olması ve söz konusu yaralanmaya sebebiyet veren aracın kaza anı itibari ile geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunmaması, araç sigortalı olsa dahi sigortalının tespit edilememiş olması gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. ve 50. md.leri gereğince; davacı, kazanın çift taraflı olduğunu, başka bir aracın kendisine ya da kullandığı araca çarpmasıyla kazanın gerçekleştiğini, kusurun plakası tespit edilmeyen araçta olduğunu ispatlamak zorundadır. Somut olayda aksi ispat edilinceye kadar geçerli kaza tespit tutanağı, ... CBS'nin 2019/60386 sor sayılı dosyası ve ATK kusur raporlarına göre davacının iddiası ispatlanmış olup davalı tarafından aksine bir delil sunulamadığından davalı vekilinin bu yöndeki istinafı yerinde bulunmamıştır. Davalı vekilinin kusur raporuna ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; 13.02.2019 günü saat 19:15 sıralarında sürücü belgesiz sürücü ..., yönetimindeki ... plaka sayılı motosiklet ile ... Caddesi üzerinde ... Kavşağı istikametinden ... Caddesi istikametine seyrederek olay yeri ... Ortaokulu karşısına geldiğinde, sağ ön ilerisinde seyir halinde olan kimliği belirsiz sürücü yönetimindeki plakası tespit edilemeyen aracın sola manevra yapması üzerine bu araca çarpmamak için sağa yöneldiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosikletiyle yolun sağında park halinde olan ... plaka sayılı otomobilin sol yan kısmına çarpması sonucu dava konusu kaza meydana gelmiştir. ... Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nın 31/03/2022 tarihli raporunda; "Motosiklet sürücüsü ..., yönetimindeki araçla yaya geçidi de bulunan yerleşim yeri içerisindeki mahalde aracının hızını azaltarak daha müteyakkız seyretmesi gerekirken aksine hareketle seyir hızıyla geldiği olay yerinde, sağ ön ilerisinde seyir halinde olan sürücüsü tespit edilemeyen sürücü yönetimindeki aracın yakın mesafeden kontrolsüz biçimde seyir şeridine girmesi üzerine bu araca çarpmamak için sağa yöneldiği sırada direksiyon hakimiyetini kaybettiği motosikletiyle yolun sağında park halinde olan ... plaka sayılı otomobilin sol yan kısmına çarpması sonucu meydana gelen olayda, %40 oranında kusurludur. Plakası tespit edilemeyen aracın kimliği belirsiz sürücüsü, yönetimindeki araç ile seyri sırasında yola gereken biçimde dikkatini vermemiş, refüjle bölünmüş yolda sol arkasından gelen araçları etkin biçimde kontrol etmeden, kontrolsüz ve tehlikeli biçimde sola manevra yaparak sol arkasından gelen sürücü ... yönetimindeki motosikletin şeridini kapatıp, seyir durumunu bozmak suretiyle sebebiyet verdiği olayda; dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı hareketleri nedeniyle %60 oranında kusurludur." denilmiştir. ATK raporu dosyada bulunan 22.10.2021 tarihli bilirkişi raporu, kaza tutanağı ve dosya kapsamı ile uyumlu olup mahkemece itibar edilmiş olması yerindedir. Diğer yandan davalı vekili davacının dizlik takmamış olmasının müterafik kusur olarak kabulü gerektiğini ileri sürmüşse de; Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince motosiklet sürücü ve yolcularının koruyucu kıyafet olarak kask takması mecburi iken, yönetmelikte dizlik veya koruyucu tertibat takılması gerektiğine ilişkin olarak herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Davacının yaralanmasının sağ diz bölgesine bağlı oluştuğu, buna bağlı olarak kask takılı olmaması oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunmadağı, Karayolları Trafik Kanunu Yönetmeliği gereğince koruyucu ekipman olarak takılması zorunlu olan ekipmanın kask olması gerektiği, davacının maluliyetinin kafa bölgesinde oluşmadığı anlaşılmakla müterafik kusur indiriminin uygulanmaması doğrudur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadıklarına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davalı vekili müvekkili kurumun geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09/10/2020 günlü resmi gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü kararı dikkate alındığında davacının zararının belirlenmesinde 01/06/2015 günlü ZMSS genel şartlarının dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır. Bu yönüyle davacının tedavi sürecinde uğramış olduğu geçici iş görmezlik zararının davacının gerçek zararı niteliğinde olduğu, dolayısıyla davalı tarafından davacının uğramış olduğu bu zararın karşılanması gerektiği anlaşıldığından bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamakla, buna dair istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. (Aynı yönde Yargıtay 17. HD'nin 2019/6271E- 2020/8104 K sayılı 03/12/2020 günlü kararı) Davalı vekilinin hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 E.K sayılı 17/07/2020 günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin 17/06/2021 gün ve 2021/9757 Esas ve 2021/3262 karar sayılı kararları, 2021/3173 Esas ve 2944 Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile asgari ücret baz alınarak, bakiye yaşam sürelerinin ve davacının zararının belirlendiği anlaşılmakla rapor bu yönüyle doğrudur. Ancak aktüerya raporunda esas alınan maluliyet raporu hatalıdır. Şöyle ki: Yargıtay 17. ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 2019/40-2020/40 Esas-Karar sayılı 17/07/2020 günlü iptali kararından sonra dahi vermiş olduğu yerleşik uygulamasına göre maluliyet oranları Adli tıp Kurumu 3. İhtisas dairesi ya da Üniversitelerin Adli Tıp Anabilim dalı başkanlığından oluşturulacak bilirkişi heyetinden kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan mevzuat yönetmelik hükümlerine uygun olacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, -11/10/2008 tarihinden önceki kazalar için Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemeleri Tüzüğü çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -11/10/2008-01/06/2015 tarihleri arasında gerçekleşen kazalar için Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu, -01/06/2015 ile 20/02/2019 tarihleri arasındaki meydana gelen kazalar için 30/03/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde düzenlenmiş sağlık kurulu raporu ve -20/02/2019 tarihinden sonra meydana gelecek kazalar içinse Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde heyet rapor alınması gerekmektedir. (Benzer yönde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/6247 E - 2021/9135 K; 2021/5898 E - 2021/8467 K; 2021/4501 E - 2021/7401 K sayılı kararları) Mahkemesinde hükme esas alınan İstanbul ATK 2. İhtisas Dairesinin 14.12.2022 tarih ve 18252 sayılı maluliyet raporunun, kaza tarihi olan 13.02.2019 tarihinde yürürlükte bulunan; 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yerine Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde düzenlendiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu (mümkünse ek değilse yeniden) alınarak, maluliyet raporunun öncekinden farklı çıkması halinde, -kararın yalnızca davalı vekili tarafından istinaf edilmiş olması nedeniyle- hükme esas alınan aktüerya raporunun tarihindeki veriler esas alınarak ve TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ek rapor alınması ve davalının usuli kazanılmış haklarına riayet edilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. Ortadan kaldırma gerekçesine göre davalı vekilinin yukarıda yazılı olanlar dışında kalan sair istinafları incelenmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Tüm bu anlatılanlar ışığında mahkemece öncelikle yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve araştırma yapıldığı, HMK'nın 353/1-a-6. bendine göre gereken delillerin toplanmadığı anlaşıldığından açıklanan nedenlere dayalı davalı vekilinin istinaf taleplerinin, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KABULÜYLE, kararın kaldırılarak, sair istinaf nedenleri incelenmeksizin dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi gereğince KABULÜ İLE, .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/12/2023 tarih ve 2021/450 Esas, 2023/825 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Yukarıda belirtilen sebeplerle eksik bilgi ve belgeler tamamlandıktan sonra davanın yeniden görülüp karar verilmesi için dosyanın yerel Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından kurulacak esasa ilişkin hükümde dikkate alınmasına, 5-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-HMK'nın 359/3. maddesi gereğince harç iade ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 7-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince, varsa, istinaf eden tarafça yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre İİK'nın 36/5. fıkrası gereğince yatıran/ sunan tarafa iadesine,

Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.27.01.2026

Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/613, K. 2026/263, T. 27.01.2026, www.arakarar.com/karar/adana-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2024-613-e-2026-263-k-33c07d98e553