Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/595 E. 2026/107 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/595
- Karar No
- 2026/107
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:03/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:20/04/2022 DAVA:Maddi Tazminat (Trafik Kazası-Cismani Zarar Nedeniyle) GEREKÇE TARİHİ:03/03/2026
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu esnada 02.09.2017 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde yaralandığını, kaza nedeniyle %42 oranında malul kaldığını, davalı tarafa davadan önce başvuru yapıldığını ancak davalı tarafça zararlarının karşılanmadığını, davanın belirsiz olarak açıldığını beyan ederek zararın tespiti ve davalıdan tahsilini talep etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, sigortalının kusurunun ispat edilmesi gerektiğini, davacının emniyet kemeri takmamakla müterafik kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; “…Davacı hakkında alınan 28.07.2020 tarihli ATK raporuna davacının itiraz ettiği, davalının itiraz etmediği, yine alınan 23.12.2020 tarihli ATK raporuna davalının itiraz etmediği anlaşılmıştır. Bu nedenle 23.12.2020 tarihli raporun davacı yönünden usuli kazanılmış hak oluşturulduğu anlaşılmıştır. Buna göre davacının %11 oranında malül kaldığının kabul edilmesi halinde davacının davalıdan 328.224,20 TL sürekli iş göremezlik zararının, 4.212,19 TL geçici iş göremezlik zararının talep edebileceği anlaşılmıştır.” gerekçeleri ile; “1-Davacının maddi tazminat davasının KABULÜ İLE; 4.212,19 TL geçici iş göremezlik, 182.797,62 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 187.009,81 TL maddi tazminatın 04.01.2018 tarihinden itibariyle işleyecek avans faizi ile ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, taraf vekilleri ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesine sundukları 28.03.2022 tarihli dilekçelerinde müvekkilinin talep edebileceği tazminat miktarının 332.436,39 TL olduğu (4.212,19 TL geçici iş göremezlik+328.224,20 TL sürekli iş göremezlik) ve yargılamanın uzamaması amacıyla 18.07.2021 tarihli dilekçeleri ile talep edilen 187.009,81 TL mahsup edildikten sonra kalan 145.426,58 TL tazminata ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ettiklerini, mahkemece taleplerine uygun olarak hüküm kurulduğunu ancak saklı tuttukları haklarının hükümde gösterilmemesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını, ilk derece mahkemesinin hüküm kısmının 1 numaralı bendine "davacının talebi gibi fazlaya ilişkin 145.426,58 TL tazminat haklarının saklı tutulmasına" ibaresinin eklenmek suretiyle düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 23.12.2020 tarihli ATK maluliyet raporunun taraflarına usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, kaldı ki 28.07.2020 tarihli rapor doğrultusunda hesaplama yapılmasına yönelik taleplerinin ara karar ile kabul edildiğini, asıl bu ara kararın tarafları lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğunu, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra Yargıtay’ın kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyetin tespit edileceği yönünde güncel kararlar verdiğini, hesaplamada prograsif rant yönteminin uygulanmasının hatalı olduğunu, 1.8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, mahkemece kusur raporu alınmadığını, davacının müterafik kusurunun değerlendirilmediğini, müvekkilinin geçici iş gücü tazminatından sorumlu olmadığını, kararda hükmedilen faiz türü ile faiz başlangıç tarihini kabul etmediklerini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Somut olayda; davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın karıştığı tek taraflı kazada davacının kazaya etken kusur ihlali olamayacağından, mahkemece davalıya sigortalanan araç sürücüsünün %100 kusurlu kabul edilmesi ve kusur raporu alınmaması sonuca etkili değildir. Soruşturma evraklarından davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün alkolsüz olduğu ve davacının arka koltukta oturduğu, yaralanmasının ise kol, omuz ve el parmaklarındaki kırıklara ilişkin olduğu görülmekle kemer takmamış olması yaralanmasının mahiyetine etki etmeyeceğinden müterafik kusur indirimi uygulanmasını gerektirir bir hal bulunmamıştır. Sigorta poliçesinin incelenmesinde davacının içinde bulunduğu aracın kamyonet olduğu nazara alındığında ticari faize hükmedilmesi yerinde olmuş ve davacı tarafça davalı sigorta şirketine dava tarihinden önce başvurulduğu görülmekle hükmedilen tazminata işleyecek faiz başlangıç tarihi doğru tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları derdest davalarda dahil derhal uygulandığından sigorta şirketinin bu yöndeki istinafı ile sigorta genel şartları ile getirilen teknik faiz uygulamasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi ile mahkemece hükme esas alınan hesaplama raporu yerleşik Yargıtay uygulamasına uygun olarak düzenlenmiştir. Öte yandan sigorta şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu gözetildiğinde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf başvuruları yerinde bulunmamıştır. Davacı vekili, mahkemece fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğuna dair hüküm kurulmadığını, bu yönde bir karar verilmediğini ileri sürmüş ise de, hak ve taleplerden açıkça feragat edilmedikçe, hak veya alacağın her zaman ileri sürülebileceği gözetilerek davacı vekilinin istinaf itirazının da reddi gerekmiştir. Ancak, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü'ne, 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği'ne, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği'ne 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği'ne uygun olarak alınması gerekmektedir. Buna göre somut olayda 02.09.2017 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak davacının maluliyetinin Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik'e göre yapılması gerekir. Dosya kapsamında doğru yönetmeliğe göre alınmış maluliyet tespitine göre davacının sürekli maluliyetinin %5 olduğu belirlenmiştir. Ne var ki mahkemece Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre de davacının maluliyet oranın tespiti yoluna gidilmiş ve hakimin kanunu resen uygulayacağı kuralı göz ardı edilerek davalı vekilinin Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği'ne göre hazırlanan rapora itiraz etmediği ve bu raporun davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğu değerlendirmesi ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur. O halde mahkemece dosya kapsamında alınan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ve taleple bağlı kalınarak bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile sonuca gidilmesi hatalı bulunmuş ise de doğru yönetlemeliğe yöre yapılmış hesaplama bulunduğundan sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı, 20/04/2022 tarihli kararının KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜYLE; 4.212,19 TL geçici iş gücü tazminatı ve 83.089,80 TL sürekli iş gücü tazminatı olmak üzere toplam 87.301,99 TL tazminatın 04/01/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 5.963,59 TL harçtan peşin olarak yatırılan 35,90 TL harç ile 637,71 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 5.289,98 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, b-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ile 35,90 TL peşin harç ve 637,71 TL tamamlama harcı toplamı 709,51 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 1.374,00 TL ATK fatura bedeli, 483,00 TL posta-müzekkere-tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.857,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranında hesaplanan 1.361,15 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, d-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, e-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, f-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu reddedildiğinden alınması gerekli 732,00 TL istinaf maktu karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan alınrak Hazine'ye gelir kaydına, b-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, c-Davalının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 3.195,00 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde davalıya İADESİNE, d-Davalı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 85,10 TL posta masraf ve tebligat gideri olmak üzere toplam 305,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, f-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olarak karar verildi. 03/03/2026 ...