Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/557 E. 2025/1526 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/557
Karar No
2025/1526
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2024/557

KARAR NO : 2025/1526

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/12/2023

NUMARASI : 2020/224 Esas - 2023/948 Karar

DAVA: Banka Teminat Mektubunun İadesi Ve Depo Edilmesi (Tahsil İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/10/2025

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ... Turizm Otelcilik İşletmecilik Yatırım Sanayi ve Ticaret A.Ş.(...) davalı ile akdetmiş olduğu 16.11.2015 tarihli “Bayilik Protokolü” uyarınca akaryakıt istasyonunu işletmekte ve davalıdan düzenli biçimde akaryakıt temin etmekte olduğunu, müvekkil tarafından işletilmekte olan akaryakıt istasyonunun hemen önünde yer alan köprü ve yol çalışmalarının çok yakınında yer alan Düzce ili İstanbul- Ankara otoban gişelerinin 2 yılı aşkın süre boyunca kapalı kalması sebebiyle müşteri araçları akaryakıt istasyonuna uğrayamamış olduğunu, bu sebeple müvekkilin akaryakıt satış faaliyetlerini sürdürmesinin imkansız hale gelmiş olduğunu, aynı dönemde ülkede mevcut ekonomik krizin de etkisiyle müvekkilin ekonomik durumunda oldukça ciddi zararlar meydana gelmiş olduğunu, müvekkilin, mücbir sebebe dayalı duraksamalı faaliyet göstermesine karşılık davalı taraf “Üsküdar 17. Noterliği'nin 29.08.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi” ile “Bayilik Sözleşmesi'nin feshedildiğini ihbar ederek” müvekkilin, herhangi bir akaryakıt borcu herhangi bir akaryakıt borcu olmamasına karşın 5.565,57 TL cari hesap borcu bulunduğunu, taahhüt ettiği m3'te akaryakıt ürünü almaması sebebiyle 284.831,18 TL, cezai şart ve aynı zamanda 114.221,67 TL'lik sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı borcuyla beraber toplamda 404.618,42 TL tutarında borcu bulunduğunu ileri sürmüş olduğunu, işbu ihtarnameye müvekkil tarafından cevaben gönderilen “Kadıköy 31. Noterliği'nin 05.09.2019 tarihli ve 11805 yevmiye nolu cevabi ihtarnamesi” ile köy yol çalışmaları ve mevcut ekonomik kriz nedeniyle faaliyetlerin geçici durdurulduğu ancak yol çalışmaları tamamlandığından derhal mal alımına devam edileceğini bildirmiş olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamı yönünde çeşitli müzakereler gerçekleştirilse de bu esnada davalı taraf işbu müzakerelere aykırı tutumla herhangi bir bildirimde bulunmaksızın kendisine önceden verilmiş olan “... bankasına ait 06.01.2016 tarihli, 262.100524.287 referans numaralı ve 240.000,00 TL bedelli teminat mektubu” ihtarname ile müvekkile verilen 3 günlük süre biter bitmez derhal haksız ve kötü niyetli biçimde paraya çevirmiş olduğunu, müvekkilin mal alımından kaynaklanan hiçbir ana para borcu bulunmamakta olduğunu, davalı tarafça teminat mektubunun nakde çevrilmesi sırasında müvekkile hiçbir bildirim yapılmamış hiçbir gerekçe gösterilmemiş olduğunu, davalı tarafla haricen yapılan görüşmelerde bu bedelin taahhüt edilen miktarlarda mal alınmamasına binaen kar kaybı ve cezai şart gerekçeleriyle uhdelerinde tutulduğu bilgisi temin edilmişse de paraya çevrilme anında müvekkile paylaşılmayan bu gerekçenini hukuken bir geçerliliği bulunmamakta olduğunu, Yargıtay ilgili dairelerinin kökleşmiş içtihatlarında da yer aldığı üzere ...'a herhangi bir ihtirazi kayıt ihtarı göndermeyerek her yıl mal verilmeye devam edilmiş ve müvekkil tarafından ilişkinin bu yönde devam edeceğine ilişkin haklı bir güven oluşturulmuş olduğunu, somut olayla doğrudan örtüşen olayların gündeme geldiği davalara ilişkin Yargıtay görüşü de istikrarlı biçimde bu yönde olduğunu, davalıdan ürün alımının durmasına sebebiyet veren karayolu, köprü, gişe çalışmalarının müvekkil faaliyetleri bakımından mücbir bir sebep oluşturduğu hususunun da dikkate alınması gerektiğini, bu durum göz önüne alınarak dava aşamasına varılmadan uyuşmazlığın çözümü için “Kadıköy 31. Noterliği'nin 16.12.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi” keşide edilerek hukuka aykırı olarak paraya çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesinin talep edilmiş olduğunu, netice alınamayınca ticari dava şartının yerine getirilmesi bakımından bu kez taraflarınca 06.01.2020 tarihinde arabuluculuğa başvurulmuşsa da 13.02.2020 tarihinde bu süreç anlaşamama ile son bulmuş olduğunu, müvekkilin zararına sebep olan davalı aleyhinde ihtiyati haciz talep zaruretinin hasıl olduğunu, ancak bu ispat, esas davadaki gibi tam bir ispat olmadığını, mahkemenin, alacağın ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığına kanaat getirmesinin yeterli olduğunu, davalının teminat mektubunu haksız yere nakde çevirerek bakiye bedeli haksız biçimde uhdesinde tuttuğu dolayısıyla alacağın muaccel olup rehinle temin edilmediği hususlarının açık olduğunu, izah olunan nedenlerle borçlunun gerek yedindeki; gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmazlarıyla birlikte hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının ihtiyaten haczini talep zorunluluğu hasıl olduğunu, kısmi dava biçiminde olacak şekilde şimdilik 10.000 TL'nin teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının gerek yedinde gerekse üçüncü şahıslardaki taşınır ve taşınmazlarıyla birlikte hak ve alacaklarının borca yetecek miktarının teminatsız olarak ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile ... ... Ürünleri A.Ş. arasında 16.11.2015 tarihinde Bayilik Sözleşmesi ve eki niteliğinde protokoller akdedilmiş olduğunu, ... ... Ürünleri A.Ş. ile müvekkil şirket ...Dağıtım A.Ş., 14.02.2019 tarihli genel kurul kararı ve 25.02.2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi uyarınca müvekkil şirket bünyesinde birleşmiş olduğunu, ... ... Ürünleri Dağıtım A.Ş., ...Dağıtım A.Ş. altında infisah etmiş olduğunu, ... ... Ürünleri A.Ş. tüm hak ve alacakları ile birlikte Müvekkil Şirket'e devrolmuş olduğunu, davacı ile müvekkil şirket arasındaki bayilik ilişkisi de aynı şart ve koşullar ile devam etmiş olduğunu, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi devam ederken davacı tarafın bayilik lisansı ... Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca 23.08.2019 tarih ve ... sayılı karar ile EPDK tarafından sonlandırılmış olduğunu, davacı yanın bayilik lisansının EPDK tarafından Sonlandırılmasına dayanak oluşturan ... Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17.maddesinin 1.fıkrasının g bendinin:“Lisanslar... bayilik faaliyeti kapsamında haklı ve mücbir sebepler hariç altı aydan uzun süreli satış yapılmaması halinde...sona erdirilir.” bu kapsamda halihazırda davacı tarafın lisansı EPDK tarafından iptal edildiğinden taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik sözleşmesi de müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan 24.05.2018 tarihli Bayilik Sözleşmesi'nin “sözleşmenin feshi' başlıklı 21.maddesi şu şekildedir: “Ayrıca Bayi'nin; ... Piyasası Kanunu ve ilgili sair mevzuat hükümlerine aykırı harekette bulunulması, akaryakıt istasyonu için geçerli olan lisans, ruhsat ve izinlerinin iptali veya herhangi bir sebeple hükümsüz hale gelmesi... halinde TP, işbu sözleşmeyi ve buna bağlı olarak yapılacak sair sözleşmelerden dilediklerini, mehil vermeye ve hüküm istihsaline gerek kalmaksızın tek taraflı olarak feshedebilir.” Bu kapsamda davacı yanın lisansının iptal edilmesi, müvekkil şirket bakımından sözleşmenin feshi için haklı neden oluşturmakta olduğunu, davacı köprü ve yol çalışmaları sebebiyle istasyonun önünün kapandığını, İstanbul istikametindeki çevre ilçelere ulaşımın dahi imkansız hale geldiğini iddia etmiş olduğunu, bu durum halihazırda hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, mücbir sebep halinin 2 yıl boyunca sürmesinin imkansız olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan bayilik Sözleşmesi'nin 19.maddesinde mücbir sebep hallerinin düzenlenmiş olduğunu, yangın, infilak, doğal afet, su baskını, terör olayları, halk ayaklanması, sabotaj, savaş ve isyan halleri mücbir sebeplerden sayılmış olduğunu, yol çalışması tarafların özgür iradeleri ile akdetmiş olduğu sözleşme kapsamında bir mücbir sebep hali olarak kararlaştırılmamış olduğunu, buna ek olarak yine aynı maddenin devamında “Bayi, mücbir sebebe dayanarak, doğmuş ve doğacak parasal borçlarını ödemekten imtina edemeyeceği gibi, mücbir sebepten etkilenmeyen sair yükümlülüklerini de yerine getirmekten imtina edemez” denilmekte olduğunu, mücbir sebep halinin bayinin borçlarından kurtulabileceği bir müessese olmadığını, Davacı yanın ekonomik krizi bir mücbir sebep hali olarak göstermeye çalışması da hakkaniyete aykırı olduğunu, zira müvekkil şirket de aynı ekonomik ahvalde faaliyet göstermeye çalışmakta olduğunu, bayilik lisansı EPDK tarafından iptal edilen davacıya Üsküdar 17. Noterliği'nin 29 Ağustos 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ve müvekkil Şirket'e olan borçların ödenmesi gerektiği belirtilmiş olduğunu ve davacı temerrüde düşürülmüş olduğunu, bayi 'ye tanınan süre de sona erdikten sonra bayinin herhangi bir ödeme yapmamış olduğunu bu halde müvekkil Şirket'e olan borçların teminatı olarak kendisine verilmiş olan 240.000,00 TL tutarındaki banka teminat mektubu nakde tahvil edilmiş olduğunu, davacı yanın müvekkil Şirket'e sebepsiz zenginleşme, cezai şart, cari hesap, ve kar mahrumiyetinden kaynaklı borçlarının bulunmakta olduğunu, davacı yanın müvekkil Şirket'e cezai şart borcu bulunmakta olduğunu, sözleşmenin bayi tarafından süresinden evvel feshedilmesi nedeni ile söz konusu menfaatlerinin bir nebze dahi olsun karşılanabilmesi adına, sözleşmelere asgari ürün alım taahhüdünün ihlali ve erken fesihten kaynaklı cezai şart maddeleri de eklenebilmekte olduğunu, bayilik sözleşmelerinde, bayinin sözleşme konusu ürünlerini satın alma ve işletmekte olduğu istasyonda satışa arz etme yükümlülüğü asli yükümlülükleri arasında olduğunu, söz konusu yükümlülük taraflarca sözleşmede kararlaştırılmasa dahi PPLY ile de kanuni düzenleme altına alınmış olduğunu, davacı yan taraflar arasında akdedilmiş olan Protokol süresince 5.000 m3 beyaz akaryakıt ürün alacağını taahhüt etmiş olduğunu, verilen taahhütler yerine getirilmez ise davacı, akaryakıtta m3 başına yıllık TEFE/ ÜFE ortalaması ile güncellenmesi kaydı ile birim başına 75,00-TL cezai şart ödemeyi taahhüt etmiş olduğunu, davacı yan, protokol süresince müvekkil Şirket'ten 1.202,25 m3 mal alımı yapmış olduğunu, 3.797,75 m3 eksik ürün alımı yapılmış olduğunu, bu kapsamda birim cezai şart miktarı, eksik ürün alımı yıllık TEFE/ÜFE ortalaması ile güncellenmeyen 75,00-TL olarak dikkate alındığında dahi davacının, 284.831,18-TL tutarında cezai şart borcu doğmakta olduğunu, davacının hem sözleşmenin feshedildiği tarihe kadar doğmuş olan cezai şart borcunu hem de sözleşmenin sona ermesi gerektiği tarihe kadar doğmuş olan cezai şart borcunu müvekkil Şirket'e ödemesi gerekmekte olduğunu, davacı yanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı borcu bulunmakta olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş olan Protokol'ün 3.maddesi kapsamında davacı yana KDV hariç 225.000,00-TL tutarında ticari inkişaf bedeli verilmiş olduğunu, söz konusu inkişaf bedeli davacı yanın taahhütlerini tamamlaması ve bayilik sözleşmesinin 5 yıl süreceği inancı ile verilmiş olduğunu, bayi ne taahhütlerini tamamlayabilmiş ne de sözleşme süresi 5 yıl süre ile devam ettirebilmiş olduğunu, bu kapsamda davacı haksız olarak zenginleşmiş ve kendisine ödenen inkişaf bedeli kapsamında aldığı bedeli iade yükümlülüğü doğmuş olduğunu, müvekkil şirketin davacıdan 114.221,67-TL tutarında iade alacağı bulunmakta olduğunu, davacı yanın müvekkil şirkete cari hesap borcu bulunmakta olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkiye müstenit cari hesap ilişkisinin mevcut olduğunu, davacı yan tarafından, sözleşmenin feshine sebebiyet verilerek ticari ilişkinin sona erdirilmesine rağmen, bayi cari hesaptan kaynaklanan borcunun ödenmemiş olduğunu, davacının müvekkil şirkete 5.565,57-TL cari hesap borcunun bulunmakta olduğunu, bu husus müvekkil şirketin ticari defterleri incelendiğinde de açıkça görülmekte olduğunu, davacı yanın müvekkil şirkete kar mahrumiyeti borcu bulunmakta olduğunu, taraflar arası akdedilen akaryakıt bayilik Sözleşmesi'nin 21.maddesinde fesih sonuçlarının düzenlenmiş olduğunu, söz konusu maddede yer alan “bayi, TP'nin uğrayacağı kar mahrumiyeti dahil sair zarar ve ziyanını tanzim eder” ibaresi gereği Müvekkil Şirketi'in, Sözleşme'nin davacının kusurundan kaynaklı bir nedenle sona ermesi neticesinde, kar mahrumiyeti talep etme hakkının bulunmakta olduğunu, alacak taleplerinin tespitinde müvekkil şirketin defter ve kayıtlarının esas alınması gerektiğini, bayilik sözleşmesinin 10.maddesinde “işbu sözleşme ve buna bağlı olarak yapılmış ve yapılacak sair sözleşmeler kapsamındaki ticari ilişkiler sebebiyle, tarafların birbirlerinden olan alacak ve borçları ile mahsuplaşmalar, alım satımı yapılacak ürünlerin niteliği, miktarı, maliyeti ve teslimat tarihi, bayinin taahhütleri kapsamındaki ürün alım miktarları, TP'nin defter ve kayıtlarına göre belirlenecektir. Bu nedenle, taraflar, aralarındaki ihtilaflarda TP defter ve kayıtlarının kesin delil teşkil edeceğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 193/ 1.maddesine göre delil sözleşmesi hükmünde olmak üzere kabul ederler.” hükmüne havi olduğunu, huzurdaki davaya konu uyuşmazlıkta, yalnızca müvekkil şirketin ticari defterlerine itibar edilmesi, hem sözleşmesel hem de kanuni zorunluluk olduğunu, taraflar arasındaki bu delil anlaşması müvekkil şirket kayıtları nezdinde az önce izah edilen sözleşme ve protokol maddeleri mucibince kesin delil teşkil eden müvekkil şirket kayıtlarındaki meblağların davacıdan tahsilinin gerekmekte olduğunu, huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :

İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Davalı tarafından Sözleşmenin fesihine ilişkin keşide edilen 29.08.2019 tarihi itibariyle Cari hesap bakiyesinin de 5.565.57 TL olduğu ve işbu cari borcun da ödenmesi aynı ihtarname ile talep edildiği ve işbu tutarın davalı şirket ticari defter kayıtlarında tespit edildiği, ihtarname sonrası davalı tarafından davacı cari hesabına 10.09.2019 tarihinde 670.24 TL, 15.09.2019 tarihinde 719.80 TL borç kaydı yapıldığı ve cari hesap borcu 6.955.61 TL'na baliğ olduğu (Davalı ticari defter ve muavin kayıtlarından), davalının, eksik ürün alımı nedeniyle cezai şart talebinin, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, davalı tarafından Üsküdar 17 Noterliğinin 29.08.2019 tarih ... yevmiyeli ihtarname ile fesih edilen 29.08.2019 tarihine kadar eksik ürün alımına ilişkin her hangi bir talepte bulunulmadığı, eksik ürün alımına ilişkin cezai şart bedeli talebinin yerinde olmadığı, Davacı tarafından davalıya verilen 240.000.00 TL bedelli Teminat Mektubunun Tazmin edildiği 13.09.2019 Tarihi İtibariyle 6.955.61 TL Cari hesap bakiyesi, 64.666.07 TL İnkişaf bedeli (KDV dahil) 71.621.68 TL davalının davacıdan talep edebileceği, Davacı tarafından Davalıya teslim edilen ve 13.09.2019 Tarihinde tazmin edilen 240.000.00 TL tutardan davacı alacağının mahsubu sonrasında 240.000.00 TL - 71.621.68 TL-=168.378.32 TL tutarın Davalı tarafından davacıya iade edilmesi gerektiği hususunun tespit ve rapor edildiği denetlemeye ve hükme elverişli 01/11/2023 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mücbir sebep hali olmamasına rağmen sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı ile olan sözleşmenin feshedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, kar mahrumiyeti alacağı ile cezai şart alacağının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararında yol çalışmalarının bittikten sonra davacının yükümlülüklerini yerine getirmediği 2 aylık sürenin nazara alınmamasının alenen hukuka aykırı olduğunu, iki ara karara rağmen dosyanın akaryakıt sektöründe uzman bilirkişiye tevdii edilmediğini, uzman bilirkişinin içinde bulunmadığı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, aksi yönde verilen yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın bayilik lisansının davalı şirket tarafından değil, ... Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca 23.08.2019 tarih ve ... sayılı karar ile EPDK tarafından sonlandırıldığını, davacı yanın kendisine sağlanan inkişaf bedelleri dolayısıyla sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı borcu bulunduğunu, bedel açısından da alacağın eksik hesaplandığını, davacının davalı şirkete kar mahrumiyeti borcu bulunduğunu, davacının mücbir sebep iddiasının da ... piyasası kapsamında mücbir sebep sayılamayacağını ve kar mahrumiyeti hesabının da dikkate alınması gerektiğini, 01.11.2023 tarihli ek raporda ileri sürülen hesaplama yönteminin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli kararda faiz başlangıç tarihinin teminat mektubunun tazmininden önce olmasının, kararın bu açından da hatalı tanzim edildiğini gösterdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

GEREKÇE :

Dava, bayilik sözleşmesinin feshi sonrası nakde çevrilen teminat mektubu bedelinin iadesi davasıdır.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 16.11.2015 tarihli “Bayilik Protokolü” ve ek protokol düzenlendiği, unvan değişikliği sonrası24/05/2018 tarihli bayilik sözleşmesi düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bayilik Sözleşmesi'nin “sözleşmenin feshi' başlıklı 21.maddesi: “Ayrıca Bayi'nin; ... Piyasası Kanunu ve ilgili sair mevzuat hükümlerine aykırı harekette bulunulması, akaryakıt istasyonu için geçerli olan lisans, ruhsat ve izinlerinin iptali veya herhangi bir sebeple hükümsüz hale gelmesi... halinde TP, işbu sözleşmeyi ve buna bağlı olarak yapılacak sair sözleşmelerden dilediklerini, mehil vermeye ve hüküm istihsaline gerek kalmaksızın tek taraflı olarak feshedebilir.”, 19.maddesinde' taraflar iş bu sözleşme konusu edimlerinin kısmen veya tamamen yerine getirilmesini engelleyecek şekilde ve ilgili tarafın kasıtlı eylemi dışında gerçekleşen; yangın, infilak, doğal afet, su baskını, terör olayları, halk ayaklanması, sabotaj, savaş ve isyan gibi halleri mücbir sebep olarak kabul etmişlerdir. Mücbir sebeple bayinin sözleşme konusu herhangi bi edimini kısmen veya tamamen yerine getiremediği sürenin bir aydan fazla sürmesi halinde TP işbu sözleşmeyi feshedebilir. Bayi mücbir sebebe dayanarak doğmuş ve doğacak parasal borçlarını ödemekten imtina edemeyeceği gibi, mücbir sebepten etkilenmeyen sair yükümlülüklerini de yerine getirmekten imtina edemez." , 22. maddesinde Feshin Sonuçları düzenlenmiştir. Söz konusu maddede yer alan; " İşbu Sözleşmenin TP tarafından haklı nedenle veya Bayi tarafından haksız olarak feshi halinde Bayinin işbu sözleşme ile ilintili olarak yapılmış ve yapılacak sair sözleşmelerden ve taahhütlerinden doğmuş ve doğacak her türlü borçları muaccel hale gelir ve Bayi tarafından derhal eda edilir. Bayi, TP'nin uğrayacağı kar mahrumiyetini ve sair zarar ve ziyanını da ayrıca tanzim eder" düzenlemelerini içermektedir. Yine taraflar arasında düzenlenen protokolün 6. Maddesi ile;" .. Her sene en az 1000m3 (binmetreküp) beyaz akaryakıt türü ürünler satın alacağını kabul ve taahhüt eder. Yapmış olduğu taahhütlerini yerine getirmez ise akaryakıtta m3 başına yıllık tefe/tüfe ortalaması ile güncellenmesi kaydı ile 75TL (yetmişbeştürklirası) cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder. " düzenlemesi ile alım taahhüdü ve karşılığı cezai şart düzenlenmiştir. ... Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi :“Lisanslar... bayilik faaliyeti kapsamında haklı ve mücbir sebepler hariç altı aydan uzun süreli satış yapılmaması halinde...sona erdirilir.” düzenlemesini içerdiği, davacının bayilik lisansının EPDK tarafından yönetmeliğin bu hükmü gerekçe gösterilerek 23.08.2019 tarih ve ... sayılı karar ile sonlandırıldığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça davacıya Üsküdar 17. Noterliği'nin 29 Ağustos 2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; "...bayinin lisansının EPDK tarafından iptal edildiği belirtilerek ... piyasası kanunu ve ilgili sair mevzuat hükümlerine, anılan sözleşme hükümlerine aykırı harekette bulunduğu" gerekçesiyle feshedilmiştir. Davalıya teslim edilen ... bankasına ait 240.000 TL tutarlı teminat mektubunun 13/09/2019 tarihinde nakte çevrildiği davalı ticari defterlerindeki kayıttan anlaşılmaktadır. Davalı taraf savunmasında davacıdan cezai şart alacağı, inkişaf bedelinden kaynaklanan sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacağı, cari hesap alacağı ve kar mahrumiyetinden kaynaklanan alacakları bulunduğu, bu nedenle teminat mektubunun paraya çevrilmesinde haklı olduklarını savunmaktadır. İlk derece mahkemesince; dosyaya alınan bilirkişi raporları dikkate alınarak, davalının kullanılmayan süreye ilişkin inkişaf bedeli kaynaklı alacağı ve cari hesaptan kaynaklanan alacağı bulunduğu kabul edilmiş, belirlenen toplam miktar paraya çevrilen teminat mektubu tutarından düşülerek bakiyesinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin 16/11/2015 başlangıç tarihli, 5 yıl süreli olduğu, süre sonunu 16/11/2020 olduğunu, sözleşmenin davalı tarafça 29 Ağustos 2019 tarihinde feshedildiği uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 22. Maddesi ile sözleşmenin bayi tarafından haksız feshi ya da dağıtıcı tarafından haklı sebeple feshi durumunda kar mahrumiyeti ödeneceği kararlaştırılmıştır. Yine protokolün 6. Maddesi ile de alım taahhütnamesinin ihlali halinde M3 başına 75,00 TL cezai şart kararlaştırılmıştır. Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalının borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve 2010/14-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı istenebilir.6098 Sayılı TBK 'nın ceza ile zarar arasındaki ilişki başlıklı 180. Maddesi "alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez." cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi başlıklı 182. Maddesi "taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." , 112. maddesinde "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." düzenlemelerini içermektedir. Ceza koşulunun ödenmesinin kusura dayanıp dayanmadığı yönünde akademik olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Somut olayda davacının alım taahhüdünü yerine getirememesindeki temel etkenin sözleşme yapıldığı anda öngörülemeyen karayolları genel müdürlüğünce akaryakıt istasyonunun bulunduğu mahalde köprü ve yol yapımı sebebiyle yolun bir müddet trafiğe kapatılması diğer zamanlarda da yol çalışmasının müşteri portföyünü azaltması olduğu anlaşılmaktadır.mücbir sebep: borçlunun borcu ihlal etmesine mutlak olarak kaçınılmaz şekilde sebep olan dışsal (harici) bir olaydır.Fevkalede hal; Borçlunun kaçınamayacağı şekilde borcu ihlal etmesine sebep olan bir olaydır.Mücbir sebep, en basit ifadeyle “zorlayıcı olay” demektir. Mücbir sebep, Türk Borçlar Kanunu’nda tanımlanmış bir müessese değildir. Mücbir sebebin şartları Yargıtay içtihatları ile belirlenmiştir. Buna göre, mücbir sebep olarak nitelendirilebilecek olayın (i) kaçınılmaz (ii) karşı konulamaz (iii) öngörülemez (iv) taraflardan hiçbirinin sorumluluğunu gerektirmeyecek olması (yani hiçbir tarafın olayın/zararın meydana gelmesinde kusurunun olmaması) gerekir. Beklenmeyen hal ise sözleşme ilişkisinde borçlunun irade ve davranışından bağımsız olarak borçlunun borcunu ihlal etmesine kaçınılmaz biçimde neden olan olaydır. Bu sebeple, her mücbir sebep beklenmeyen haldir; ancak her beklenmeyen hal mücbir sebep değildir. Her iki kavramın sonuçları bakımından ise, sözleşme ilişkisinde borcun ifasının er ya da geç ifa edilip edilmeyeceğini değerlendirmek gerekir. Eğer borç er ya da geç ifa edilebiliyorsa, yani ifa edilemezlik durumu geçici ise, somut olayın şartlarına göre beklenmedik halden söz etmek gerekecektir. Bir olay, borcun ifası sürekli olarak imkânsız hale geliyor mücbir sebepten, ifayı geçici olarak imkânsız hale getiriyor veya ifasını aşırı şekilde güçleştiriyorsa beklenmedik halden bahsedilecektir.Her iki kavramın da borçlunun kusursuzluğu yönünden aynı sonucu doğurduğu, bazı durumlarda özellikle tarafların anlaşması veya kanun icabı borçlunun fevkalade halden de sorumlu olduğu ve borcun ifa edilmemesin mücbir sebepten kaynaklanığı hallerde ayırım önem kazandığı anlaşılmaktadır. Mücbir sebep harici bir olay iken beklenmedik hal için böyle bir şart aranmamaktadır. Bir fabrikadaki kazan patlaması sonucu çıkan yangın fevkalade hal sayılıp mücbir sebep sayılmazken, yıldırım düşmesi sonucu oluşan yangın mücbir sebep olarak kabul edilmektedir. Fevkalade halde olay borçlu için kaçınmayacağı tarzda borcun ihlaline yol açtığı halde mücbir sebeple borcun ihlalinden kaçınamama herkes için söz konusu olacak niteliktedir. Yani fevkalade hal borçlunun kendisinden beklenen tedbirleri almakla borcun ihlalini önleyemeyeceği bir olay iken mücbir sebep hiç kimsenin alacağı tedbirlerle borcun ihlalinin önleyemeyeceği bir olaydır. Kaçınılmaz olma dışında fevkalade halde ve mücbir sebepte önceden göz önüne alınamama (öngörülememe) şartının ayrıca aranıp aranmayacağı hususu tartışmalı konudur. Bu iki kavram üzerinde öğreti ve Yargıtay kararlarında görüş birliği bulunmamaktadır. ( Oğuzman-Öz Borçlar Hukuk Genel Hükümler 2. Cilt 15. Baskı sayfa 51 ve devamı)Bu değerlendirmelerden sonra; davalının sözleşme hükmüne dayanarak akdi feshettiği, feshin haksız olmasından bahsedilemeyeceği, yine davacı bayinin lisansının EPDK tarafından iptal edilmesi nedeniyle fesih tarihi itibariyle sözleşmenin fiilen yürütülme imkanı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hakkın dürüstlük kuralına apaçık aykırı kullanılması, bundan başkalarının zarar görmesi, yada zarar görme tehlikesi ile karşılaşması olarak tanımlanan hakkın kötüye kullanılması olarak ta değerlendirme imkanı yoktur. Ancak dosyaya toplanan deliller, Karayolları Genel Müdürlüğü yazısı, akaryakıt bayinin bulunduğu yerde yapılan yol ve köprü çalışmalarına ait resimler ve haberler ile sözleşme tarihinden sonra akaryakıt bayinin bulunduğu alanda karayolları genel müdürlüğünce köprü ve yol çalışması yapıldığı, çalışmanın 01/07/2016 tarihinde başlayıp 15/12/2019 tarihinde geçici kabulün yapıldığı ve yine akaryakıtın bulunduğu yerdeki gişelerin 07/06/2018 tarihinde araç trafiğine kapatılıp 09/07/2019 tarihinde araç trafiğine açıldığı hususları sabittir. Bu durumda davacı borçlunun sözleşmenin ifasını tam olarak yerine getirememesinin Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılan çalışma olduğu, ifanın yerine getirilememesinde davacı bayinin herhangi bir kusurunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda sözleşmenin feshine sebep olan olaylarda kusuru bulunmayan davacıdan kar mahrumiyeti talep edilmesi imkanı bulunmadığından davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir. Yine davacı bayinin alım taahhüdünü yerine getirememiş olmasının kendi kusurundan kaynaklanmadığı, kendisi için mücbir sebep/beklenmedik hal mahiyetindeki yol çalışmasından kaynaklandığı anlaşılmakla cezai şart talep edilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.Davalı tarafın inkişaf bedeli talebi kısmen kabul edilmiş olup sözleşmenin fesih tarihi ile sözleşmenin normal bitim süresi arasındaki bedele hakkı olduğu yönündeki mahkeme kararında ve inkişaf bedelinin hesabında da herhangi bir hata bulunmamaktadır. Dosyaya toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli olmakla takdiri delil olan sektör uzmanı bilirkişiden rapor alınmamış olması eksiklik olarak görülmemiş olmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.875,48 TL harcın, alınması gerekli olan 11.501,92 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.626,44 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/10/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/557, K. 2025/1526, T. 30.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-557-e-2025-1526-k-5449ec3ccc92