Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2024/491 E. 2025/1713 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/491
- Karar No
- 2025/1713
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/491 Esas 2025/1713 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/491 KARAR NO : 2025/1713
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 27/09/2023 NUMARASI : 2022/294 Esas 2023/596 Karar
DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/04/2022 KARAR TARİHİ : 18/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 12/01/2026
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın geçişi sırasında davalıya ait mazgalın yerinden çıkması nedeniyle hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, alacağın rücuen tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu kazaya ilişkin müvekkili haber alma servisine herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, anılan güzergahta herhangi bir rögar/ızgara kapağı değişimi ve tamiratının yapılmamış olduğundan bir bildirim olmadığını, davacının sigortalısının, şehir içi hız limiti olan 50 km/s hıza uyup uymadığı, meydana gelen kaza ile ilgili kaç km/s hızla seyir halinde olduğu, ayrıca kaza anında iradesinin yerinde olup olmadığı, alkol kullanıp kullanmadığı vs.lerin ispatının önem arz ettiğini, normal seyir halinde olan bir sürücünün iddia edildiği gibi rögar kapağının üstünden geçerken rögar kapağının açılmasının söz konusu olmayacağını, olay yerinde iddia edilen açık rögar kapağını ispat edecek hiçbir fotoğrafın delil olarak sunulmadığını, davacının rögar kapağının çıkmış olduğu iddiasını ispat etmesi gerektiğini, yol bakım, onarım ve yapımından büyükşehir belediyesi fen işlerinin sorumlu olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkiline herhangi bir kusurlu sorumluluk atfedilemeyeceği gibi kusursuz sorumluluğunu gerektiren bir durumun da bulunmadığını, idarenin yasalarla kendine yüklenen görev ve sorumluluğunu yerine getirmekte olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davalının bakım sorumluluğunda olan mazgal kapağının kalkması sonucu yolda seyir halinde olan davacının sigortalısına ait aracın mazgal kapağına çarparak zarar gördüğü, davacının sigortalısına toplam 24.401,73 TL ödemede bulunduğu, davalının yolların bakımından dolayı görevli ve sorumlu olduğu, belirlenen hasar miktarının ekspertiz raporu uyarınca uygun ve makul olduğunun belirtilmiş bulunduğu, davacının yapmış olduğu ödemeden kaynaklı davalıya karşı halefiyet hakkına sahip olduğu, davacının ödeme tarihi itibarıyla davalının sorumluluğunun başladığı, ayrıca bir ihtar yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının icra takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 27.287,09 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas bilirkişi raporunda aracın hasarlanmasına neden olduğu iddia edilen rögar kapağını ilişkin bir tespit yapılamadığını, dolayısı ile kazanın rögar kapağı nedeni ile meydana geldiğinin ispatlanamadığını, kaza tespit tutanağında rögar kapağı nedeni ile kazanın meydana geldiği belirtilmiş olsa da kapağın hangi kuruma ait olduğuna ilişkin bir bilginin mevcut olmadığını, dolayısı ile kazanın müvekkiline ait bir kapak yüzünden meydana geldiğine dair dosyada bir delilin mevcut olmadığını, KTK'nun 52/1.b maddesine göre sürücülerin araçlarının hızlarını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorunda olduğunu, meydana gelen kazada araç sürücüsünün kusurlu bulunduğunu, haksız fiile dayandırılan bu davada meydana gelen kazanın tamamen kaza yapan davacının kendi kusuruna dayandığını, haksız fiil şartı olan kusurun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiğini, kimsenin kendi kusuruna dayanarak hak talebinde bulunamayacağını, hükmedilen miktarın fahiş olduğunu, müvekkilinin temerrüte düşürülmeden faiz talebinin usul ve yasaya aykırı bulunduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ödeme dekontu, kasko sigorta poliçesi, Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/15704 sayılı icra takip dosyasının Uyaptan gelen sureti, kasko ekspertiz raporu, kaza tespit tutanağı, yargılama aşamasında makine mühendisi ve sigorta uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 16/01/2023 tarihli kök, 08/05/2023 tarihli ek rapor, hasar faturaları, sigortalı araç ruhsatı, davalı şirket müzekkere cevabı, KDV beyannameleri, davacı tarafından davalıya gönderilen rücu talep yazısı dosya içerisinde yer almaktadır. Dava konusu Ankara 11. İcra Müdürlüğü'nün 2021/15704 sayılı icra takip dosyasında, davacı tarafından davalı borçlu aleyhine 27.287,09 TL asıl, 750,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.037,48 TL alacağın tahsili talebi ile icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya 25/11/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu 29/11/2021 tarihinde 7 günlük itiraz süresi içerisinde takibe konu borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline tebliğ edilmediği, iş bu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir. Davacı tarafından dava dışı sigortalı aracın tamirini gerçekleştiren servise 26/07/2021 tarihinde 24.136,23 TL, 28/07/2021 tarihinde 265,50 TL ödendiği banka dekontlarından anlaşılmıştır. Dava konusu kazaya ilişkin kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında sigortalı aracın Aski'ye ait mazgalın bulunduğu yoldan geçişi sırasında mazgalın sabit olmaması nedeniyle yerinden çıkarak geçiş yapmakta olan aracın alt kısımlarının hasar görmesine neden olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kural ihlalinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, dava konusu trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalıya ait mazgal sabit olmadığından yolun yapım ve onarımından sorumlu olan kuruluşun kusurlu bulunduğu, ekspertiz raporu, araç onarım faturaları, araç fotoğraflarından araçta meydana gelen hasarın uygun bulunduğu, ödemesi yapılan hasar toplamının 24.401,73 TL olduğu, bu miktar için rücu şartlarının oluştuğu yönünde kanaat bildirilmiştir. İtiraz üzerine alınan ek raporda, ... ... Ltd. Şti. tarafından davacı adına düzenlenen faturanın vergisel olarak tevkifat uygulamasına tabi olması sebebiyle tevkifat tutarı olan 2.900,09 TL'nin ödemesi yapılan 24.136,23 TL'ye ilavesiyle toplam 27.063,32 TL olarak, ... ... A.Ş. tarafından davacı adına düzenlenen faturanın tevkifat uygulamasına tabi olmaması sebebiyle ödenen 265,50 TL olarak, toplam hasar miktarının 27.301,82 TL olarak hesaplandığı, bu miktar için rücu şartlarının oluştuğu tespit edilmiştir. Davacı yan kasko sigortalı aracın yol üzerinde bulunan davalıya ait mazgalın sabit olmaması nedeniyle yerinden çıkarak geçiş yapan araca çarpması sonucu sigortalı aracın hasara uğraması nedeniyle sigortalıya ödenen bedelden davalının sorumlu olduğunu, rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise mazgalın Aski'ye ait olup olmadığının belli olmadığını, üzerine düşen görevleri yerine getirdiğini savunmuştur. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında davacının kasko sigortacısı olduğu aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada mazgalın üzerinden geçerken aracın alt ve arka lastik kısımlarının hasara uğradığı, davacı tarafından hasar bedelinin sigortalıya ödendiği, davacının hasar bedelinin rücuen tahsili için icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, meydana gelen trafik kazası sonucu sigortalı aracın hasara uğramasına sebep olan mazgalın davalıya ait olup olmadığı, davalıya ait ise sigortalı araçta hasar oluşmasında davalı yanın kusurunun bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar miktarı, davalı yanın sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle davacının yaptığı ödemeden sorumlu olup olmadığı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Bir başka anlatımla davacının ödediği bedeli davalıdan talep etmesi davalının meydana gelen trafik kazasında kusurlu olması halinde mümkündür. Dosya içerisinde yer alan ve aksi ispatlanamayan kaza tespit tutanağında sigortalı aracın çarparak hasara uğramasına neden olan mazgalın Aski'ye ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Kaza tespit tutanağı karşısında davalı yanın aşamalardaki kazaya sebep olan mazgalın kendisine ait olmadığına yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Öte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti ek raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalıya ait mazgal sabit olmadığından yolun yapım ve onarımından sorumlu olan kuruluşun kusurlu bulunduğu, sigortalı araçta 27.301,82 TL hasar oluştuğu tespit edilmiştir. Alınan bilirkişi ek raporu hasar yönünden ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunduğu gibi, dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile kolluk görevlileri tarafından düzenlenen ve aksi ispatlanamayan kaza tespit tutanağı ile de uyumlu niteliktedir. Bilirkişi kök ve ek raporunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalıya ait mazgal sabit olmadığından yolun yapım ve onarımından sorumlu olan kuruluşun kusurlu bulunduğu yönünde kanaat bildirilmiş ise de, kaza tespit tutanağından da açıkça anlaşılacağı üzere sigortalı aracın hasara uğramasına sebebiyet veren mazgal davalıya ait olup, mazgalın bakımından sorumlu olan da davalıdır. Hal böyle olunca, mahkemece kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına hasar nedeniyle ödeme yapan davacının TTK'nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet ilkesine dayalı olarak hasarın oluşmasında kusurlu olan taraflara rücu etme hak ve yetkisi bulunduğu, kaza tespit tutanağından sigortalı araçta hasar oluşmasına sebebiyet veren mazgalın davalıya ait olduğunun anlaşıldığı, mazgalın yol üzerinde sabit bulunmasına ilişkin bakım sorumluluğunun davalıya ait olduğu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz, davalının ise kazada tam kusurlu olduğu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile sigortalı araçta oluşan hasar miktarının tespit edildiği, takipte talep edilen asıl alacak miktarının aşılamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan davacının rücuen tazminat talebi başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğindedir. Davacının mal varlığındaki eksilme ise ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren faiz talep edebilecektir. Bir başka anlatımla işbu itirazın iptali davasına konu icra takibinde işlemiş faiz alacağı kalemi de bulunduğundan, davacının ödeme tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş faiz hesabı yapılarak, takipteki talep de gözetilerek, davalının bu miktara da itirazının iptaline karar verilmesi gerekir. Mahkemece, davalının icra takibinde asıl alacağa yönelik itirazının iptaline karar verilmiş olup işlemiş faiz hüküm altına alınmamış ise de, davacı vekilinin istinaf itirazı bulunmadığı, istinafa gelenin sıfatı gözetilerek bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davalı vekilinin, davalının temerrüte düşürülmediği halde faiz işletildiğine ilişkin istinaf itirazı da dosya içeriğine uygun değildir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 1.863,98 TL harçtan peşin yatırılan 470,00 TL harç ve icra dosyasına yatırılan 140,19 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.253,79 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 18/12/2025
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -