Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/445 E. 2025/1100 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/445
Karar No
2025/1100
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/445 - Karar No:2025/1100

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md)

ESAS NO : 2024/445 KARAR NO : 2025/1100

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2024 NUMARASI : 2020/409 E-2024/224 K

DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :18/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/12/2025

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kabülune dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Müvekkili ile davalı şirket arasında 19.10.2007 Tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Derivasyon Tüneli ve baraj Temeli Enjeksiyon işlerinin yapılmasına dair sözleşme, 25.03.2010 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Yüksekova-Esendere Karayolu Tüneli Açılması ve desteklenmesi işine dair sözleşme, 10.05.2011 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Derivasyon Tüneli ve Baraj Temeli Enjeksiyon işlerinin yapımına dair sözleşme, 25.05.2013 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Yüksekova- Esendere Karayolu Tüneli derenaj, su yalıtımı ve beton kaplama işine dair sözleşme, imzalandığını, dört sözleşmede de davalı tarafından idareye kesin kabulün yapılmasının ardından davalının davacı ile kesin hesap yapması ve birim fiyat üzerinden sözleşmedeki tenzilat oranı uygulanarak aradaki fark ve KDV bedellerinin ödenmesinin kararlaştırıldığını, 2013 yılında biten işlerin kabul işlemleri için 19 nolu madde gereğinde 2017 yılına kadar beklendiğini fakat davalının müvekkilini geçici kabule davet etmediğini ve şimdiye kadar kesin hesabı bağlama yoluna da gitmediğini, müvekkili tarafından yapılan imalatlarda hiçbir hata ve kusurun olmadığını, davalı tarafından ödenmeyen müvekkil alacağının tam olarak tespitini yapamadıkları için taraflar arasındaki sözleşmelerin 3. Maddesine göre tespit edilecek alacağa ilişkin şimdilik 20.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; Davacın taraflar arasındaki sözleşmelerden 19.10.2007 ve 25.03.2010 tarihli sözleşmelere ilişkin olarak, alacak talebinin zamanaşımına uğradığını, her iki şirketçe de imza altına alınan 04.03.2011 tarihli tutanakta ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. ile ... Ltd. Şti. arasında yapılan görüşmeler neticesinde 2010 yılı sonuna kadar hesapların kapatıldığının imza altına alındığını, 2010 yılı öncesi ve 2010 yılı sonuna kadar alacaklarının kalmadığını davacı şirket daha önce kabul ve beyan ederek tutanak altına aldığını, davacıya yaptığı işlere dair tüm hakedişlerinin ödendiğini, davacının davalıda alacağının kalmadığını, müvekkili ile dava dışı idare arasında kesin kabulün yapılmasına dair taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacı ile davalı arasındaki sözleşme ücret hususunda da bu konunun alakasının olmadığını, davacıya yaptığı işlerin karşılığının ödendiğini, davacının alacak talebine dayanak olarak hangi işleri gösterdiğinin anlaşılmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;"Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmelerinden doğduğu iddia olunan alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davacı, sözleşme kapsamında üstlendiği işi yaptığını, davalı yanın asıl işveren ile kesin kabulü yaptıktan sonra müvekkili ile kesin hesabı yapması gerekirken bu zamana kadar yapmadığını ve müvekkilinin hakettiği alacağı eksik ödediğini, davalı yan ise davacıya tüm alacaklarının ödendiğini ve taraflar arasında imzalanan 04.03.2011 tarihli tutanak ile de davacının 2010 yılı sonuna kadar tüm alacaklarının ödendiğinin kabul edildiğini davacının alacağının bulunmadığını davanın reddini, savunmaktadır. İhtilâf, yanlar arasındaki sözleşmelere konu ve her iki tarafça da yapıldığı kabul edilen iş nedeniyle davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda toplanmaktadır. Taraf vekillerinin iradesi tutanaklara geçirilmiş, deliller toplanmış; kayıtlar getirtilmiş; defter ve belgeler bilirkişi marifetiyle incelenmiş ve bilirkişi görüşü alınmıştır. Taraf defterlerinin incelendiği talimat raporları ile Mahkememizce oluşturulan Bilirkişi heyetinin 13/12/2022 tarihli kök raporunda, 05/03/2023 tarihli, 16/10/2023 tarihli, 31/01/2024 tarihli ek raporlarında; Dosya içeriğinden tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirildirildiğini, Taraflar arasında, 19.10.2007 Tarihli Sözleşme Karşılığında KDV Dahil: 1.271.305,75 TL, 10.05.2011 Tarihli Sözleşme Karşılığında KDV Dahil: 1.702.529,08 TL, 25.05.2013 Tarihli Sözleşme Karşılığında KDV Dahil: 2.306.280,03 TL, 25.03.2010 Tarihli Sözleşme Karşılığında KDV Dahil: 2.785.032,63 TL, olmak üzere toplam 8.065.147,49 TL olduğu, davalı tarafça dosyaya sunulan fatura toplamlarının KDV dahil 7.834.853,82 TL olduğu, 8.065.147,49 TL yapılan imalat – 7.834.853,82 TL faturalandırılan kısım =230.293,67 TL lık kısmın daha davacı tarafından faturalandırılmayan imalat olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacı tarafından faturalandırılması gereken 230.293,67 TL’den, davalı defterlerinde davacının muavin defter borcu olarak görünen 43.136,69 TL düşüldükten sonra davacının davalıdan 187.156,98 TL talep edebileceğinin, bildirildiği, düzenlenen raporlar Mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınmıştır. Somut olayda, yanlar arasında dört adet eser sözleşmesi bulunduğu, taraflar arasında imzalanan sözleşmelere göre davalı yan üst işveren DSİ ile yaptığı hakedişlere paralel olarak davacı ile de hakedişleri yapacağının kararlaştırıldığı, davalının dava dışı üst işveren ile 31/10/2018 tarihinde kesin hakedişi yaptığı ancak davacı ile kesin hesap işlemlerinin tamamlandığına dair dosyaya bir belge sunulmadığı bu haliyle davacının alacak talepleri yönünden zamana aşımı süresinin henüz başlamadığı değerlendirilmiştir. Davalı yan herne kadar 04.03.2011 tarihli tutanak ile davacı yan ile ibralaşıldığını iddia etmiş ise de, taraflar arasında 19.10.2007 Tarihli, 10.05.2011 Tarihli, 25.05.2013 Tarihli, 25.03.2010 Tarihli Sözleşmeler olduğu, sunulan belge incelendiğinde "2010 yılı hesapları kapatılmıştır" şeklindeki ifadeden tarafların tam olarak neye ilişkin ibralaştıklarının anlaşılamadığı, davacı yanca da bu belgenin taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında ibralaşma olduğu hususu kabul edilmemiş, bu haliyle sunulan belgenin dosyamıza konu sözleşmelere ilişkin bir ibra belgesi olarak kabul edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Mahkememizin kararı doğrultusunda, talimat yazılmış ve bilirkişi heyeti 21.08.2023 tarihinde Van Edremit İlçesine gidilerek Van DSİ 17. Bölge Müdürlüğü Van Barajlar ve Hes Şube Müdürlüğünündeki arşiv kayıtları üzerinde yerinde gerekli incelemeleri yapmış, dava konusu evrakın kesin hakediş ve kesin hesaba ilişkin kısımlarını incelemiş, taraflar arasındaki sözleşmelere ve birim fiyat cetvellerine incelenen arşiv kayıtları ve dosyaları içinde ulaşılamadığını, Van DSİ 17 Bölge Müdürlüğündeki kayıtlar ve dosyalar içinde davacı ile davalı arasındaki; 19.10.2007 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Derivasyon Tüneli ve baraj Temeli Enjeksiyon işlerinin yapılmasına dair sözleşme, 25.03.2010 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı-Yüksekova-Esendere Karayolu Tüneli Açılması ve desteklenmesi işine dair sözleşme, 10.05.2011 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Derivasyon Tüneli ve Baraj Temeli Enjeksiyon işlerinin yapımına dair sözleşme, 25.05.2013 tarihli Dilimli Barajı İnşaatı- Yüksekova- Esendere Karayolu Tüneli derenaj, su yalıtımı ve beton kaplama işine dair sözleşme evraklarına rastlanmadığını, incelenen kayıtlarda, taraflar arasında bahse konu Dilimli Barajı İnşaatının 1995 yılında başladığını süre uzatımları ile işin 2018 yılında kesin kabulunün gerçekleştirildiğini, incelenen kayıtlarda işin başından beri yapılan imalatların metrajları belirtilmişse de Van DSİ 17. Bölge Müdürlüğünde bulunan evraklar ve dosyalar içerisinde davacının yapmış olduğu imalata ilişkin metrajların tespit edilemediğini, dosyalarda davacıya ait herhangi bir resmi alt yüklenici sözleşmesine ve birim fiyat teklif cetveline rastlanmadığını, kesin hak ediş raporuna göre davalı tarafından Dilimli Barajı İnşaatı işine 13.04.1995 tarihinde işe başlandığını, davacının dava konusu yaptığı sözleşme tarihlerinin işe başlama tarihinden çok daha sonrasında olduğu, kesin hak ediş raporunun ''YAPILAN İŞLER İCMALİ'' kısmında, davacının davalıya yaptığı işlerin metrajlarının belirlenemediğinin, bildirildiği, taraflar arasında bahse konu Dilimli Barajı İnşaatının 1995 yılında başladığı süre uzatımları ile işin 2018 yılında kesin kabulünün gerçekleştirildiği, bilirkişiler mevcut belgelerden ve özellikle idare hakkedişlerinden yararlanarak yapılan sözleşmeler karşılığı olan imalatlardan yıllar itibariyle gerçekleştirilenler tespit edilerek davacının bakiye 187.156,98 TL alacağı sonucuna ulaşmıştır. Bilirkişiler tarafından taraflar arasındaki sözleşme ve dosyaya sunulan hakedişlerden yararlanılarak bulunan ve dosya kapsamına göre davacı tarafından yapıldığı kabul edilen iş miktarına karşılık gelen tutarın da davalı yanca davacıya ödenmesi gerektiği kanaatine varılmış, davacı vekilince sunulan 28/02/2024 tarihli ıslah dilekçesi ve davalı yanın davadan önce temerrüde düşürülmediği hususu dikkate alınarak davanın kabulüne" karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl işveren DSİ nezdinde müvekkilinin hakediş belgelerinin olmamasının alacağın hesaplanmasına engel olmayacağını, taraflar arasında yapılan sözleşmeler gereğince imalatların tutanak altına alınarak imzalandığını ve idarece hakedişlere dahil edildiğini, ancak bir dönem ödenek sıkıntıları nedeniyle bu işleme son verilerek ıslak imzalı tutanaklardan bazılarının idare hakedişlerine dahil edilmediğini, 74 nolu kesin hakedişin davalı tarafından bilinmesine rağmen davacıya kesin hakedişin ve ödemenin yapılmadığını, bu nedenle DSİ'de ilgili evrakların bulunmaması nedeniyle alacağın hesaplanmamasının hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 19/10/2007 ve 25/03/2010 tarihli sözleşmelerden kaynaklı alacakların zamanaşımına uğradığını, 04/03/2011 tarihli tutanakla 2010 yılı sonuna kadar hesapların kapatıldığı ve bu tarihe kadar borç ilişkisinin kalmadığının belirtildiğini, bu hususun 20/03/2024 tarihli ek rapor ve 15/06/2022 tarihli bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, 2011 ve 2013 yıllarına ait sözleşmeler nedeniyle ödemeler dikkate alındığında davacının bir alacağının kalmadığını, aksine davacının davalıya borçlu olduğunu, davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle "Belgedir" başlıklı 04/03/2011 tarihli belgede herhangi bir miktar belirtilmeden "hesabın kapatıldığı" ibaresinin kullanıldığı, bu ifadenin alacak-borçtan feragat anlamına gelmeyeceği, kaldı ki alacak-borç miktarı tespiti yapılarak da hesabın kapatılmış olmasının mümkün olduğu, bu nedenlerle mahkemenin kabulünde olduğu üzere söz konusu belgesinin ibra hususunda net ifadeler taşımadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına. 3-Davalıdan alınması gerekli 12.784,69 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.196,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 9.588,52 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/445, K. 2025/1100, T. 18.12.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-445-e-2025-1100-k-64011d51512e