Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/37 E. 2024/38 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/37
Karar No
2024/38
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/1474 KARAR NO:2024/1939 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:04/03/2024 D. İş NUMARASI:2024/37 E. - 2024/38 K. DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ:28/11/2024 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Talep eden vekili dilekçesinde özetle; müvekkilinin kuaförlük ve güzellik hizmetleri alanında uzun süredir faaliyet gösteren, ulusal ve uluslararası fuarlara markası ile katılan, seminerlere davet edilen, adı ve soyadı ile bir marka değeri haline gelen “...”in tek yetkilisi olduğunu, müvekkilin diğer kuaförlerden farkı tüm kuaförlük hizmetlerini sunmaktan ziyade kendi geliştirmiş olduğu bir saç bakım ve onarım uygulaması olan ...'yi müşterilerine sunduğunu, sadece bu uygulamayı yaptırmak için yurt içinden ve yurt dışından yüzlerce müşteri ağırlamış ve hepsinin de kayıtları sosyal platformlarda paylaşıldığını, “...” markası kapsamında birçok tanınmış ünlüye de hizmet veren müvekkil, diğer tüm kuaförlük hizmetlerinden ayrı olarak sadece moleküler düzleştirme ismin verdiği uygulama ile bilinirliğini kazandığını, müvekkiline ait ilgili uygulama işlemi, ... Başvuru Numarası ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında, 05.04.2022 tarihinde tescil edilmiş, söz konusu tescil ile Müvekkile ait “...” markası 19.09.2022 tarihinden itibaren 10 yıl süre ile koruma altına alındığını, müvekkili tescil ettirdiği marka üzerinden kendi sektöründe tanınan 105.000'in üzerinde takipçisi olan “...” İnstagram hesabının da tek ve mavi tik onaylı sahibi olduğunu, İnstagram üzerinden molekülerdüzleştirme ibareli tag ile arama yapıldığında müvekkilin bu isimle yıllardır içerik paylaşmakta olduğunu ve bu ismi kullanarak işlem yapan başka kimsenin de bulunmadığı açıkça görüldüğünü, yine “...” başlığı altından 2 yıldan uzun süredir, youtube üzerinden içerik oluşturduğu ve markasının tanınırlığı için ciddi ve yoğun mesai harcadığını, Ülkemizde en çok kullanılan arama motoru olan Google üzerinden de “...” ibaresi ile arama yapıldığında sadece müvekkile ait içerikler çıkmakta olduğunu, davalının müvekkili markasına tecavüz fiillerini gerçekleştirdiği ana mecra olan “...” kullanıcı isimli İnstagram sosyal paylaşım ağına ait hesabı erişime engellenmesi gerektiğini, ilgili tecavüzün durdurulması adına elzem olduğunu, SMK m. 159/2 uyarınca ilgili ihtiyadi tedbir taleplerinin kabulune, bu bağlamda smk m.149 uyarınca müvekkilin tescilli markasına dair davalı tarafından gerçekleştirilen fiili tecavüzün tespit edilmesine, başta internet ve “(...” kullanıcı isimli instagram hesabına erişim engeli getirilmesine, varsa kalan sosyal medya paylaşım ağları olmak üzere dijital ve fiziki alışveriş kanallarının tamamında marka tecavüzü sonucuna yol açan bütün fiillerin önlenmesine ve durdurulmasına, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; "Mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; Talep edenin ... numaralı ... ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu, davalı tarafça iş bu markanın kullanıldığı iddiasıyla tedbir talebinde bulunulmuşsa da hem talep edenin hem de karşı tarafın ortak olarak kuaförlük hizmetleri alanında faaliyette bulundukları, karşı tarafa ait Instagram sayfasında ... ibaresinin kullanılmış olduğu tespit edilmiş ise de kullanımların 44. Sınıfa ait güzellik bakım hizmetleri alanında kullanıldığı yönünde bilirkişi heyetince tespit yapıldığı, talep edenin markasının ise 43. Sınıfta tescilli olduğu ... ibaresinin 44. Sınıftaki hizmetlerle kuaför hizmetleri bakımından tanımlayıcı mahiyette olabileceği de dikkate alındığında davacının da bu alanda tescil sahibi olmadığı anlaşıldığından Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. Maddesi gereğince yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediğinden ve yine HMK 389/1 gereğince ihtiyati tedbir için gerekli koşullar oluşmadığı kanaatine varıldığından, ihtiyati tedbir talebinin reddi" şeklindeki gerekçeleri ile; İhtiyati tedbir talebinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil markasının 43. sınıfta tescilli olduğunu, ... ibaresinin 44. Sınıftaki hizmetlerle kuaför hizmetleri bakımından kullanıldığı ve müvekkilin 44. Sınıfta tescili olmadığı belirtildiği ve önceki kullanıma ilişkin gerçek hak sahipliğinin hiçbir şekilde değerlendirme görmediğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği, müvekkil markasını 06.04.2012 tarihi itibariyle ilk alan adını alarak kullanmaya başladığını 2017 yılından itibaren ise düzenli Youtube ve İnstagram reklamlarıyla markasını tanıttığını, markayı ambalajında etiket olarak kullandığı ürünle ürettiğini, tüm sektör ve ilgili tüketiciler nezdinde tanınır ve ayırt edilir hale getirdiğini, müvekkil önceden kullanıma dayalı gerçek hak sahibi olduğunu ve hakkın sahipliğini belirlemede tek kriteri tescil sınıfı olarak kabul eden bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, müvekkilin kuaförlük ve güzellik hizmetleri alanında dolayısıyla 44. sınıfta uzun süredir faaliyet gösterdiğini, ulusal ve uluslararası fuarlara markası ile katılan, seminerlere davet edilen, adı ve soyadı ile bir marka değeri haline gelen “...'in tek yetkilisi olduğunu, müvekkilin diğer kuaförlerden farkı, tüm kuaförlük hizmetlerini sunmaktan ziyade, kendi geliştirmiş olduğu bir saç bakım ve onarım uygulaması olarak markasallaştırdığı Moleküler Düzleştirme'yi müşterilerine sunduğunu, ... alan adına ilişkin ... üzerinden yapılan incelemede 06.04.2012 tarihinde kayıt ettirildiği ve markasını ilk olarak burada kullandığını, ... üzerinden yapılan paylaşımlara ilişkin görsellerde '...' ibaresinin açıkça yer aldığını, müvekkilin hizmet sektöründeki ayırt ediciliğini bu marka ile gerçekleştirdiğini, müvekkil markasının tanınırlığını arttırmak için 2013 yılında bir İnstagram hesabı açtığı ve düzenli olarak markasına yönelik uygulamaları paylaştığını, yapılan düzenli paylaşımlarla “..." İnstagram hesabı 106.000'in üzerinde takipçisi olan ve mavi tik onaylı bir hesap haline geldiğini, müvekkil her gün onlarca paylaşım yapmakta olup son 7 sene içindeki ... markası ile yaptığını, “..." başlığı ile yıllardır Youtube üzerinden içerik oluşturduğu ve markasının tanınırlığı için ciddi. ve yoğun mesai harcadığını, (...(...) davalı taraf bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere “...” ibaresini ilk defa 09.01.2024 tarihinde kullandığını, İstanbul Anadolu 2. Fikri Sınai Mahkemesi 2024/37 değişik iş dosyası bilirkişi raporunda ... İnstagram sayfasının incelemesi ile davalının, müvekkilin 10 yılı aşkındır kullandığı markasını ilk olarak 09.01.2024 tarihinde kullandığının kanıtlandığını, yapmış olduğu uygulamaya diğer tüm sektör çalışanları gibi, Brezilya fönü, afrika fönü, keratin botoks vb. isimlerle yaptığı uygulamayı ilk kez 09.01.2024 tarihinde müvekkilin senelerce emek harcayarak ilgili tüketiciler nezdinde tanınır hale getirdiği, moleküler düzleştirme ismi ile pazarlamaya çalıştığını, davalı, müvekkil markasını kullanana kadar yaptığı işlemi “Brezilya fönü” olarak paylaştığı ve müvekkil markası üzerinden haksız kazanç sağlayabileceğini fark etmesinin akabinde yaptığı uygulamanın ismini değiştirerek paylaşım yapmaya başladığını, bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiği üzere bu kullanımlarının hepsi sayfasına sabitlemiş olduğu “Brezilya fönü” başlığı altında yapıldığını, müvekkilin 30.01.2024 tarihinde haksız kullanımın son bulmasını talep etmek üzere ...'i aradığını, ancak bu kullanımdan kar elde edeceğini fark eden davalının kullanımına yoğun şekilde devam ettiğini, müvekkil telefonu ile paylaşım yapan “...” İnstagram hesabının iletişiminde yer alan numarayı arayarak davalıya moleküler düzleştirici ibaresinin kendisi adına tescilli bir marka olduğunu belirttiğini ve haksız kullanımına son vermesini rica ettiğini, müvekkil ... sitesi üzerinden de kontrol edilebileceği üzere 12 sene önce sene önce markaya ilişkin ... alan adını almış, internette ve sosyal medyada sayısız paylaşım yaparak markasını tanıtmış ve verdiği hizmetle ilişkilendirdiğini, müvekkil markası her ne kadar kendi kusuru dışında sehven 44 yerine 43. sınıfta tescil edilmişse de tanınmış marka statüsünde değerlendirme görmesi gerektiğini, müvekkil markasının da gerek sektöründeki gerekse ilgili tüketicileri nezdindeki bilinirliği 44. Sınıftaki mal ve hizmetler yönünden- olup “...” markası tanınmış marka statüsünde olduğunu, müvekkil alan adını aldığı 06.04.2012 tarihinden beri markasal kullanıma dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, 10 yılı aşkın süredir itiraza konu markanın asli unsuru olan ... ibaresini İnstagram, Youtube gibi birçok platformda kullandığını, müvekkil markası ile sadece sektöründe uygulama yapmamakta ayni zamanda... ibaresinin yer aldığı ürün üretmekte, markasını ambalajlarında ve katıldığı fuarlarda kullanarak yoğun bir tanıtım kampanyası yürütmekte müvekkil markasının asli unsuru ... olup davalı kullanımı müvekkil markası ile ayırt edilemeyecek şekilde benzer olduğunu, davalı markanın müvekkile ait olduğunu bilerek kullanıma başlamış ve tescil sınıfının yanlış olduğunu fark etmesi üzerine tamamen kötü niyetle ve haksız menfaat amacıyla kullanıma başladığını, tecavüzün reddi halinde gerek tüketicilerin gerekse ilgili sektördeki tüm bileşenlerin davalı ile müvekkil markasını karıştıracağını, davalı toplum sağlığını tehdit eden uygulamalar yaptığını, ve bu anlamda müvekkil markasının itibarının zedelendiğini, ilk derece mahkemesi ara kararının bozulmasına, tecavüzün tespitine, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İhtiyati tedbir talep eden vekili, ... numaralı ... ibareli markanın 43. Sınıfta tescilli sahibi olduğu tescilli marka sahibi olduğu ve önceye dayalı kullanım nedeni ile gerçek hak sahibi olduğundan bahisle ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, 05.04.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Marka sal izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek (SMK 29/1-b) suretiyle tecavüz incelemesinde davalı kullanımlarının markayı ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle taklit olarak değerlendirilemeyeceği; İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması (SMK 7/3-ç) suretiyle tecavüz incelemesinde, davalı kullanımlarının davacının markasının tescilli olduğu mal ya da hizmetlerden olmadığı değerlendirildiğinden, SMK'nun 7/3-ç düzenlemesi kapsamında bir tecavüzden bahsedilemeyeceği:; işareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin İnternet ortamında ticari etki atacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri reklamlarında kullanılması (SMK 7/3-d) suretiyle tecavüz incelemesinde, her ne kadar davalının davacı adına kayıtlı markayı kullanmada hakkı veya meşru bir hakkının olmaması ve ticari etki yaratacak biçimde kullanmış olması karşısında, davacının markasının 43.sınıfta yer alan “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” mal ve hizmetlerde tescilli olması ve davalının kullanımlarının söz konusu mal ve hizmetler dışında kullanılması nedeniyle, tanınmış markanın sulandırılması durumu da söz konusu olmadığından, davalının kullanımlarının davacının markasına karşı SMK'nun 7/3-d maddesi kapsamında tecavüz teşkil etmediği" belirtilmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 159/1. maddesinde, sınai mülkiyet haklarına tecavüz olduğunu ispatlamak şartıyla ihtiyati tedbir talep edilebileceği, 159/3. maddesinde ise ihtiyati tedbirlerle ilgili bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.HMK’nın 389/1. maddesinde, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesinin yer aldığı, düzenlemeye göre, tedbir kararına hükmedilebilmesi için; şartlara uygun tedbir kararı verilmemesi halinde mevcut durumda olabilecek değişiklik nedeniyle hakkın elde edilmesinin zor hatta imkansız hale gelmesine yönelik kuvvetli endişenin bulunması gerektiği, ayrıca HMK’nın 390/3. maddesinde, "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenleme yer aldığı, düzenleme gereği, ihtiyati tedbir kararının verilmesi için tam bir ispat aranmadığı, talebin yeterliliği hususunda mahkemeye kanaat verecek delilerin varlığının yeterli olduğu görülmektedir.Somut olayda tarafların kuaförlük hizmetinde faaliyet gösterdiği, karşı tarafa ait Instagram sayfasında ... ibaresinin kullanılmış olduğu tespit edilmiş ise de, ihtiyati tedbir talep edenin markasının 43. Sınıfta tescilli olduğu, karşı tarafın ... ibaresini kullanımının 44. Sınıftaki hizmetlerle kuaför hizmetlerinde olduğu dikkate alındığında davacının da bu alanda tescil sahibi olmadığı anlaşılmakla mahkemece ihtiyati tedbirin reddine dair verilen karar hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde ihtiyati tedbir talep eden vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/03/2024 tarih ve 2024/37 E. 2024/38 K. sayılı kararına karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcı ihtiyati tedbir talep eden vekili tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/11/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/37, K. 2024/38, T. 05.04.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-37-e-2024-38-k-98341126f718