Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/333 E. 2025/1310 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/333
Karar No
2025/1310
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2024/333 Esas

KARAR NO : 2025/1310

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 07/11/2023

NUMARASI : 2022/227 Esas, 2023/251 Karar

DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)

KARAR TARİHİ: 23/10/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ülke çapında tanınmış ve köklü bir şirket olduğunu, TPMK nezdinde "..." ibareli markanın 2013/10230 sayı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, ancak hal böyle iken, davalı taraf müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet göstererek dükkan tabelası, broşür, ambalaj, kartvizit ve sosyal medya hesaplarında müvekkili adına tescilli "..." ibaresini kullandığını, iş çevresinde "..." adı ile ticaret yaptığı ve nihayetinde "..." ibaresini kullanarak haksız menfaat elde ettiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalıya marka kullanımını sonlandırması talepli ihtarname keşide edildiğini, davalının ise "..." ibaresinin tescili için kuruma başvuruda bulunduklarını, kullanımlarının bir iltibasa veya hukuki ihlale yol açmadıklarını bildirdiklerini, davalının söz konusu eylemlerinin müvekkilinin markadan ve ticaret ünvanından doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek müvekkilinin tescilli markası ve ticaret unvanından doğan haklara tecavüz ve haksız rekabetin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin herhangi bir tecavüzü veya haksız kullanımının söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin unvanını kullanmaya çalışmadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin hitap ettikleri müşteri kitlesinin birbirlerinden farklı olduğunu, müvekkili şirketin sahibi Ayhan ...'in soy isminden dolayı "..." ibaresinin seçilmiş olduğunu, bir bütün olarak bakıldığında ayrıt ediciliği bulunan ve davacı şirketin markasına benzemeyen bir kullanım olduğunun aşikar olduğunu, davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI:

Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 07/11/2023 tarihli 2022/227E. - 2023/251K. sayılı kararıyla; "...Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, ticaret sicil kayıtları ve mahallinde yapılan tespit sonucu aldırılan bilirkişi raporu ve bilahare esas yönünden aldırılan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; önceki tarihli davacı markası ve ticaret unvanının ayırt edici unsurunun "... ...", sonraki tarihli davalı markası ve ticaret unvanının "... ..." esas unsurlu olduğu, faaliyet alanlarının aynı olduğu, davalının davacı markası ve ticaret unvanı ile iltibasa sebep verecek şekilde "... ..." ve "... ..." ibarelerini birlikte markasal olarak kullandığı anlaşılmakla, SMK 155 maddesi de dikkate alındığında davalının bu eylemi davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve aynı zamanda unvan nedeniyle TTK 55/1-a-4 maddesi kapsamında haksız rekabet ürettiğinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının "... ..." veya "... ..." ibaresini işletmesinin tabelasında ve tanıtım malzemesinde kullanmasının davacının marka ve ticaret unvanından doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, karar verildiği görülmüştür.

İSTİNAF İSTEMİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve görsel olarak hiçbir benzerliklerinin bulunmadığı ve ilk bakışta dahi rahatça ayırt edilebildiği, markaların bölünerek incelendiğini, şekil + isim markası olmalarının dikkate alınmadığını,mahkeme kararında her ne kadar iştigal alanları aynı olduğu belirtilmişse markaların iştigal alanları sadece sınıflara göre belirlenmeyeceğini, sınıflara ilişkin alt sınıflar da bulunduğunu, davacı şirketin ağırlıkla denim üzerine faaliyet gösterdiğini, bu hususa ilişkin ticari defterlerin incelenmesini talep ettiklerini, mahkemece gerekli incelemeler yapılmadığını, taraf şirket iştigal alanlarında farklılık olduğundan müşterilere nezdinde de karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkili şirketin satılan ürünlerinin üzerinde veya ambalajlarında herhangi bir markasal kullanım bulunmadığının bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, tabelalarda da "şekil+..." şeklinde bir kullanım mevcut olup; söz konusu kullanım ve marka müvekkili şirket tarafından yaratılmış özgün bir marka olduğunu, müvekkili şirketin yetkilisi Ayhan ...'in soyisminden esinlenildiğini ve kendi ailesi kastedilerek ve şekil markası ve logosu da tasarlanarak marka oluşturulduğunu, haksız rekabet oluşturacak kullanımın bulunmadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, Markaya ve Ticaret Ünvanına tecavüz ile haksız rekabetin istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının "..." ibareli markasının 24. ve 35. Sınıflarda 2014 yılında tescil ettirdiği, davalının "... + şekil" ibareli marka tescil başvurusunda bulunduğu ve rapor tanzim tarihinde dahi başvurunun henüz tescil edilmemiş olduğu, davalı vekili tarafından her ne kadar müvekkili şirket ortak/yetkisi "Ayhan ..." in soyisminden dolayı "..." ibaresinin kullanıldığı savunulmuş ise de sunulu raporda kullanımların karşılaştırılmak suretiyle incelendiği, raporun denetime uygun olduğu, yapılan keşfen tespit ve alınan bilirkişi raporu ile davalı ticaret ünvanını tescil edildiği haliyle bir bütün olarak kullanmayıp, "..." ibaresini öne çıkarmak suretiyle ticaret ünvan kullanımını aşarak ve markasal olarak olarak kullandığının tespit edilmesi karşısında ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/333, K. 2025/1310, T. 23.10.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-333-e-2025-1310-k-399b41540401