Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/303 E. 2026/30 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/303
- Karar No
- 2026/30
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/303 - 2026/30 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/303 KARAR NO : 2026/30
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 28/12/2023 NUMARASI : 2023/641 Esas 2023/1035 Karar
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 22.01.2026 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29.01.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Davacı vekili; 17.03.2022 tarihinde, davalı sigorta şirketine sigortalı, dava dışı ...'ya ait, yine sürücüsü dava dışı ... olan 06 TL 5317 plakalı aracın, davacının idaresinde bulunan 06 BT 0497 plakalı motosiklete arkadan çapması sonucu kaza meydana geldiğini, kazada davacının ağır yaralandığını, kaza nedeniyle Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/623 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, maddi tazminatın davalı şirketçe karşılanması nedeniyle sulh olunduğunu, anılan mahkemede alınan 13.01.2023 tarihli ve 05.04.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporuyla dava dışı sürücü ...'in %100 oranda kusurlu bulunduğunun belirlendiğini ileri sürerek davacının yaralanması nedeniyle 250.000,00 TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesi uyarınca sigorta şirketine kanunda belirtilen evraklar ile müracaat edilmemesi nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiğini, davalının sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, müterafik kusur durumlarının göz önünde bulundurulması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; dosyadaki bilgi ve belgelere, ceza dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı şirkete sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, davacı tarafından daha önce davalı sigorta şirketine karşı açılan maddi tazminat istemli davada alınan maluliyet raporuna göre davacının kazadaki yaralanması nedeniyle %5 oranında daimi maluliyetinin olduğunun belirlendiği, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal oranda temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının kaza nedeniyle genç yaşta malul kaldığını, bu nedenle hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece kusur raporu alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müterafik kusur itirazlarının değerlendirilmediğini, kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerine göre maluliyet raporu alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 1-Dava konusu kazaya ilişkin Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/791 Esas 2022/964 Karar sayılı dosyada yapılan yargılama sonucu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü sanık ...’in, müşteki (davacı) ... idaresindeki motosiklete arkadan çarptığı, kazanın meydana gelmesinde sanığın asli kusurlu olduğu gerekçesi ile taksirle yaralama eyleminden cezalandırılmasına, CMK’nın 253/1 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacı tarafça davalı sigorta şirketine karşı maddi tazminat istemli olarak açılan Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/623 Esas sayılı dosyasında, Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan 21.03.2023 tarihli raporda, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü ...’in, davacı idaresindeki motosiklete sol arka kısmından çarpması şeklinde kazanın meydana geldiğinin, kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, davalı sigorta şirketinin davacıya ödeme yapması nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı verildiği görülmüş olup dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında ve davalı sigorta şirketinin taraf olduğu maddi tazminat istemli dosyada alınan raporlar birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davada, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu kabul edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2-Davalı vekili, kaza esnasında davacının güvenlik tertibatının bulunmadığı, bu nedenle TBK’nın 52. maddesi gereğince müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, davacının yaralanmasının niteliği (sağ tibia kırığı) dikkate alındığında, davacının kask, dizlik gibi güvenlik tertibatını alsa dahi bu tertibatın davacının mevcut yaralanmasını engelleyici özelliğinin bulunmadığı, bu itibarla davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin tıbbi evrakların ve raporların incelendiği, fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının %5 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay olduğunun belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir. 4-Davacının manevi tazminat istemi TBK’nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği (sağ tibia fraktürü, opere edilmiş olması), kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2022 yılı) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan incelemede; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden tarafların istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan; davalı ... Sigorta AŞ'den alınması gereken 6.831,00 TL istinaf nispi karar harcından peşin alınan 1.707,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın talep halinde iadesine, 5-Kararın taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 22.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.