Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/287 E. 2024/553 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/287
Karar No
2024/553
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/1878 KARAR NO : 2024/2222 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/09/2024 NUMARASI : 2024/287 E. 2024/553 K. DAVANIN KONUSU : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.12.2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.12.2024 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.09.2024 tarih 2024/287 E. 2024/553 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkilinin İzmir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1482 Esas 2022/1038 Karar sayılı dosyası kapsamında vesayet altına alındığını ve ...’ın vasi olarak atandığını, ... adına 1263834 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 1 hisse karşılığında 500 TL 4. tertip hisse senedi; 1313955 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 2 hisse karşılığında 1.000 TL 4. tertip hisse senedi; 1364280 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 5 hisse karşılığında 2.500 TL 4. tertip hisse senedi; 1414729 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 10 hisse karşılığında 5.000 TL 4. tertip hisse senedi; 0008651 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 2 hisse karşılığında 1.000 TL 5. tertip hisse senedi; 0017466 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 5 hisse karşılığında 2.500 TL 5. tertip hisse senedi; 0057522 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 20 hisse karşılığında 10.000 TL 5. tertip hisse senedi; 0057523 numaralı beheri 500 TL itibari değerde 20 hisse karşılığında 10.000 TL 5. tertip hisse senedi bulunduğunu, banka ile olan yazışmalarda kullanılmak ve olası taleplerine dayanak olmak üzere, günümüzdeki değerlerinin hesaplanarak müvekkilinin tam alacağının belirlenmesi ve alacağını tahsil edebilmesini isteme zorunluluğu doğduğunu, ... Bankası hisse senetleri kapsamında, hisselerin sağlamış olduğu haklardan olan kar payı ve yeni pay alma dahil tüm hakları ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmesini, ödenmesi gereken kar paylarının hesaplanmasını, verilmesi gereken bedelsiz payların hesaplanmasını, ve son olarak söz konusu hisselerin güncel değerlerinin hesaplanmasına ilişkin raporların aldırılması sureti ile müvekkilinin alacağının belirlenmesini ve tahsilini talep ettiklerini; arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını beyan ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, dava konusu taleplerin daha önce müvekkili bankaya iletildiğini ve defalarca davacıya detaylı şekilde cevap verildiğini, talebinin işleme alınabilmesi ve gereğinin yerine getirilebilmesi için izlenmesi gereken yolun kendilerine açıklandığını, davacının ise alacağına kavuşmak adına yasal düzenlemeler gereği yapması gereken başvuruları yapmayarak, husumeti haksız ve hukuka aykırı şekilde müvekkili bankaya yönelttiğini, davacının müvekkili banka nezdinde hisse senedi hesabı bulunduğunu, dava konusu fiziki hisse senetlerinin 13.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile değiştirilen Sermaye Piyasası Kanunu’nun geçici 6. maddesi gereği, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından kayden izlenmeye başlanmayan, başka bir deyişle henüz kaydileşmeyen hisse senetlerinin sahibi olan pay sahiplerinin, 31.12.2012 tarihine kadar kaydileştirme işlemlerini tamamlamaları gerektiği, aksi takdirde, pay sahipleri kendilerine ait olan kaydileşmemiş hisse senetlerinden doğan tüm haklarını kanun gereği kaybedecekleri, bu itibarla henüz kendi adlarına kaydileşmemiş hisse senetlerine sahip olan pay sahiplerinin haklarının kaybolmaması için, en kısa sürede hisselerini kaydileştirmek üzere müvekkili Banka'ya müracaat etmeleri mevzuata uygun şekilde ilan edildiğini, 30.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin, ilk kez 31.12.2012 tarihinde ve bunu izleyen muhtelif tarihlerde kendiliğinden Yatırım Tanzim Merkezi'ne (YTM) intikal ettiğini, 07.09.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun 13. maddesinin Dördüncü Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tanzim Merkezi tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in Sermaye Piyasası Araçlarının Teslimi ve İmhasına İlişkin esasları açıklayan 6’ncı maddesi uyarınca, ihraççı üyeler tarafından fiziki sermaye piyasası araçlarının Merkezi Kayıt Kuruluşu’na (MKK) tesliminin öngörüldüğünü, dava konusu hisse senetlerinin yatırım merkezine devredilen senetler olup tüm hak edişleri ile yapılacak ödemenin yatırım merkezi tarafından yapılacağını, davacının başvurusu üzerine hisse senetlerinin yaklaşık güncel nominal değeri hakkında kendisine bilgi verildiğini, davacıya bir çok kez bildirildiği üzere yapması gerekenin hisse senetlerini kayıt altına aldırması ve ardından YTM’ye başvurarak YTM tarafından yapılan değerleme ve ödemeye bir itirazları olacak ise, bu itirazlarını da YTM hakkında idare mahkemesine bir tam yargı davası açmak olduğunu, bu kapsamda müvekkili bankanın sorumluluğunun hisse senetlerini tutanak karşılığı teslim alıp Merkezi Kayıt Kuruluşu sistemine giriş yapmakla sınırlı olduğunu, müvekkilinin tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirerek dava konusu hisse senetlerinin MKK nezdinde kaydileştirilmesini sağladığını, davacının husumeti ve talebini YTM’ye yöneltmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (a) bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8. maddesinde de; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülüklerinin düzenlendiği; Finansal hizmetlerin tüketici işlemi kapsamına alındığının yasal düzenlemelerden anlaşılmakta olduğu; işin sadece finansal olmasının işlemin tüketici işlemi olmadığını göstermeyeceği; doktrinde de tasarruf sahibi bireysel yatırımcının bir aracı kurum ile çerçeve sözleşmesi imzalamasının tüketici işlemi olduğu ve tüketici mahkemelerinin görevli olduğunun belirtildiği; davacının gerçek kişi olduğu, tacir olmadığı, davalı bankada yatırım hesabı açtırdığı, açılan yatırım hesabının ticari bir hesap olmadığı, davalı bankanın hisse senetlerini aldığı ancak kendisine gerekli bilgilerin verilmediği, kar payı dağıtılmadığı gibi iddia ve taleplerde bulunduğu; taraflar arasındaki ilişkinin tüketici ilişkisi olduğu, davacının tacir olmadığı, uyuşmazlık konusunun hisse senedi olmasının başlı başına uyuşmazlığı ticari dava haline getirmeyeceği, dava konusu uyuşmazlığa bakma görevinin Tüketici mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, dava konusu fiziki hisse senetlerinin 13.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 6111 sayılı “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile değiştirilen Sermaye Piyasası Kanunu’nun geçici 6. maddesi gereği, Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından kayden izlenmeye başlanmayan, başka bir deyişle henüz kaydileşmeyen hisse senetlerinin sahibi olan pay sahiplerinin, 31.12.2012 tarihine kadar kaydileştirme işlemlerini tamamlamaları gerektiği, aksi takdirde pay sahiplerinin kendilerine ait olan kaydileşmemiş hisse senetlerinden doğan tüm haklarını kanun gereği kaybedecekleri, bu itibarla henüz kendi adlarına kaydileşmemiş hisse senetlerine sahip olan pay sahiplerinin haklarının kaybolmaması için, en kısa sürede hisselerini kaydileştirmek üzere müvekkili bankaya müracaat etmelerinin mevzuata uygun şekilde ilan edildiğini, 30.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 13. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kayden izlenmeye başladığı tarihi izleyen yedinci yılın sonuna kadar teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin, ilk kez 31.12.2012 tarihinde ve bunu izleyen muhtelif tarihlerde kendiliğinden Yatırım Tanzim Merkezi'ne (YTM) intikal ettiğini, dava konusu hisse senetlerinin de YTM’ye devredilen senetler içinde olduğunu, tüm hak edişleri ile yapılacak ödemenin YTM tarafından yapılması gerektiğini, ilk dereec mahkemesince verilen görevsizlik kararının hatalı olduğunu, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının iddiasına dayanak işlemde yatırım aracına sahip olma iradesinin bulunduğunu, 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesi kapsamında mutlak ticari dava olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, davacıya ait hisse senetlerinin kâr payı ve yeni pay alma dahil tüm hakları ile ilgili bilgi verilmesi, ödenmesi gereken kâr paylarının ve verilmesi gereken bedelsiz payların hesaplanması, söz konusu hisselerin güncel değerlerinin hesaplanmasına dair raporların aldırılması, davacının alacağının belirlenmesi ve davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemesi olduğu gerekçesiyle HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesinde tüketicinin; “ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi” ifade edeceği, 3/1-l maddesinde ise tüketici işleminin, “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi” ifade edeceği, 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği düzenlenmiştir. HMK'nın 1. maddesinde de görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin davalı nezdinde açılan yatırım hesabı kapsamında alınan banka hisse senetlerinin sağladığı kâr payı ve diğer hakları ile ilgili bilgi verilmesini, ödenmesi gereken kâr paylarının ve verilmesi gereken bedelsiz payların hesaplanmasını, hisselerin güncel değerlerinin hesaplanmasını ve davalıdan tahsilini talep etmiş olup, davacının ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dayandığı bankacılık işlemlerinin ise tüketici işlemi sayılmasına göre, davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılması gerektiğinden, ilk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 427,60 TL peşin alındığından, yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-c maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.25.12.2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2024/287, K. 2024/553, T. 25.12.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-287-e-2024-553-k-6f16b3bedd8c